Mim: ''Çocukluğumdaki Bayramlar''
Not: MİM limitim dolmuştur.Uzun bir süre,hatta sonsuza kadar mimlere kapalıyım.Duyurulur..Israr edenleri 1.Round için beklemekteyim :)
Allahım yine mim'lendim. Hem de üst üste yazdığım iki mim'den sonra..Üçüncü bu! Üstelik bayram günü.''MİMLİ BAYRAMLAR!''deyip kaçmışlar.Sevgili kardeşim serzeniş meraklısı mimlemeseydi çekilecek gibi değildi gerçekten. Ama ben onu şimdi kırmak istemiyorum. Bu MİM'i de yapıp noktayı koyuyurum bu işe :(
Efendim,malum gelen gidenler oluyor. Bayram ziyareti kısa olur derler. Öyle oldu ama koşuşturması yetiyor. Şu an itibariyle bize yapılan ziyaretler kesildi. Çünkü gecenin ilerleyen saatleri.. Artık kimsenin gelmeyeceği garantisine girip MİM'imin başına oturdum.Bir an önce yazıp bitireyim. Çünkü yine de ne olur ne olmaz,bir gelen olur.
Bayram dolayısıyla gerek evin içinde gerekse sokaklarda var bir değişiklik,bu yadsınamaz elbet.. Arada pencereden dışarıya göz attım. Klasik olacak belki ama ''Nerde o eski bayramlar?''demekten geri duramadım.Neden mi? Burası sitelerden oluşmuş koskoca bir mahalle. Üç bine yakın insan yaşıyor ve ne yazık ki görebildiğim sadece birkaç aile oldu dışarıda. Gayet şık ve özenerek giyinmişler,ziyaret edecekleri yöne doğru ilerliyorlardı.
Mim'i gönderen Serzenişciğim çok merak etmiş benim bayramla ilgili görüşlerimi. Öncelikle söyleyeyim. Biz bulunduğumuz şehirde görevli,çalışan bir aileyiz. Yani akrabalarımızdan uzaktayız. Yıllardır bu böyle.Bazı bayramlar gidebiliyoruz memleketimize,bazı bayramlar olmuyor ya da onlar geliyor. Dolayısıyla ben çocukluğumda bildiğim,yaşadığım bayramlardan çok uzaktayım. Zaten birdenbire küçülüp çocukluğuma dönsem bile eski bayramlar yok ki..
Biz küçükken sabah erkenden kalkar,bayram namazından dönen babamızı beklerdik. Sonra hemen kahvaltıya oturulur, ondan sonra anne ve babamızın elini öptükten ve herkes birbiriyle bayramlaştıktan sonra bayramlıklarımızı giyer, süslenir, öncelikle anneannemin ve diğer aile büyüklerinin elini öpmeye giderdik ailece. Biz küçüklerin aklı bir an önce paraları harcamakta olurdu tabii ki. .
Örneğin ben ve üç yaş küçük erkek kardeşim.. ''Bayram yeri'' denilen bir yer vardı, bayram harçlıklarımızı aldıktan sonra doğru oraya koşardık. Koskoca bir meydanda çocukların harçlıklarını harcayabilmeleri için kurulmuş bir panayır yerini andırıyordu. Balonlar,oyuncaklar,pamuk şekerler,şekerlemeler,renk renk ve bir çubuğa dolandırılarak satılan macunlar,çıtır-pıtır diye tabir edilen ve yere sürtülünce yanmaya başlayan kibritimsi ve küçük bir kağıt şerite yapıştırılmış patlayıcı vb.şeyler satılırdı her bir köşede. Erkek çocuklar için ''Mantar tabancası'' satılırdı bir de. Bütün oğlanların elinde gerçek tabancaya benzeyen bu tabancalardan olur,durmadan patlatırlar,ortalık biraz duman biraz da barut kokusuyla dolardı.Haa.! Bir de unutmadan; ayı oynatıcılar vardı. Kirli paslı bir adam def çalıp koskoca ayıyı oynatıyor,arada : ''Hadi hamamda kadınlar nasıl bayılır,bi göster!'' vs.deyip sanki ayı onun konuşmasını anlıyormuş gibi davranıyordu. Korkmamıza rağmen zavallı ayıya çok üzülürdük. Hem adamın elinde oyuncak oluyor,hem de pis ve bakımsız diye tabii..
Sonra lunapark türü küçük çaplı bir yer daha vardı. Dönme dolaplar,atlıkarıncalar,uçan salıncaklar.. Nedense onlara binmeyi hiç sevmez ama gidip binenleri izlemeye bayılır, korkanlara gülmeyi çok severdik. Orada epey bir vakit geçirir sanki bir komedi filmi izlemişcesine memnun ayrılırdık.. Ya dilek çeken tavşana ne demeli? Küçük bir kafesin ve kutunun önünde sigara izmaritini andıran biçimde sarılmış dilek yazan kağıtları senin adına tavşan ağzıyla çekiyordu. Çıkan kağıtta hangi numara varsa sahibi listeden bakıp hediyeni veriyordu. Yine bir bayram günü kardeşimle listedeki numaradaki hediyenin 27-''TIRMAK MAKASI''olarak yazmasını pek komik bulmuş eve kadar gülmekten yerlere yatarak gitmiştik. Bunu hiç unutmam :)
Aklıma gelenler bunlar oldu. Şimdi bunların hiçbiri yok tabii. Herkes bir yerlere kaçma derdinde. Birçok insan günlerce öncesinden lüks otellere, tatil köylerine rezervasyon yaptırıyor, tur şirketlerini yurtiçi veya yurtdışı geziler için bulunmaz fırsat olarak değerlendiriyor.
Sanırım zamanla birlikte teknoloji ve onunla da birlikte insanların yoğunluk ve yorgunlukları arttı. Çoğu insan evinde bayramla,ziyaretle misafirle uğraşmayı pek sevmiyor artık.
Belki de haklılar kimbilir..
Dipnot : Bu MİM'i kimseye paslamıyorum. Stop..stop..stop.

















