2009/04/13

Değişim

Uzun süredir ne ruhen ne de bedenen hiç iyi hissetmiyordu kendini. Öyle yorgun ve bezgindi ki...

Varlığı bir yük gibi ağır gelmeye başlamıştı en başta kendine. Yorgun bir bedenin içinde sıkışmış kalmış ruhu sessiz çığlıklar atıyordu içinde.

Ayakları bile taşımak istemiyordu sanki gövdesini.


Daralıyordu...
O esnada yok olabilmenin nasıl bir duygu olduğunu düşündü.
Evet, yok olsa, sadece ruhu kalsa, incecik ve görünmeyen ipek bir şala dönüşüp hafifleyebilseydi...
Böyle bir şeyin gerçekleşmesini öyle çok isterdi ki...
Öz varlığından bu kadar rahatsız olduğunu hiç hatırlamıyor, beden yorgunluğunun ruhuna yansıdığını düşünüyor, bu durum bir bütün olarak daha da kötü hissetmesine neden oluyordu.
Tam o anda antredeki aynanın önüne gidip kendini inceleme ihtiyacı hissetti.
Epey bir süredir yapmamıştı bunu.
Gitti ve alıcı gözüyle baktı aynadaki görüntüsüne uzun uzun.
Tepeden tırnağa inceledi kendini...
Şaşırdı...
Hissettiği gibi görünmüyor, hep söyledikleri gibi yaşından çok genç duruyordu yine.
Ona mı öyle geliyordu yoksa?
''Aynaların yalan söylemediği'' deyişi geldi aklına hemen ve bu söz aniden rahatlatan bir kendine güven duygusu geliştirdi içinde.

Hava o gün güneşli fakat oldukça rüzgarlıydı.
Vakit akşam üzerine yakın olmasına rağmen bunu hiç önemsemeyip kendini hemen dışarıya atmaya karar verdi. Nedenini bilmiyordu.
En sevdiği blucin pantolonu ve lacivert rüzgarlığını giydi. Hafif bir makyaj yapıp saçlarını arkaya topladı ve daha evden çıkmadan güneş gözlüklerini taktı.
Bunu neden yaptığını düşündü bir an. Az önceki görünmez olma isteği ile ilgili olabilir miydi?
Bel çantasını da takıp, çıkarken aynaya son bir kez daha göz attı.
Hiç fena görünmüyordu. Çok beğenmişti kendini.
Bu pozitif duygular inanılmaz biçimde hız kazanan ve tüm vücuduna yayılan bir enerjiye dönüştü içinde .
Yarım saat mesafede bulunan şehir merkezine doğru bir yürüyüş yapmaya karar verdi. Hem de şehirlerarası yolu kullanarak.
Zamanı ters, yolu ters küçük bir macera içinde hissediyordu kendini. Şaşkındı...

Bir saat sonra döndüğünde alacakaranlık inmiş, az önceki moral ve yorgunluğundan eser kalmamıştı.

13 yorum:

  1. sanki beni anlatmışsın, ya da benim hayalimi. şal benzetmen çok hoşuma gitti. buaralar bende hafiflemek istiyorum ya:)

    YanıtlaSil
  2. Azıcık benide anlatmış

    YanıtlaSil
  3. beni de beni deee:) özledimmmmmm...

    YanıtlaSil
  4. Galiba herkes kendinden birşeyler bulmuş içinde Sevgili Zeugma..Yine çok çarpıcı bir konu bulmuşsun tebrik ederim.Ben de çoğu zaman hissederim bu duyguyu herkesten ve herşeyden kaçmak isterim hatta kendimden bile...

    Çok hoş ve sade bir anlatımla yazmışsın hiç sıkılmadan okudum.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  5. Demek ki, aynı his ve duyguları zaman zaman herkes yaşıyor. Bazen ben de hissederim bu duyguları.

    Aynen, tarif ettiğin şu duyguları; "Varlığı bir yük gibi ağır gelmeye başlamıştı en başta kendine. Yorgun bir bedenin içinde sıkışmış kalmış ruhu sessiz çığlıklar atıyordu içinde.
    Ayakları bile taşımak istemiyordu sanki gövdesini. Daralıyordu.."


    Canımın içi, çok harika tanımlar, mükemmel betimlemeler, velhasıl çok hoş bir yazı olmuş.

    Tebrikler, hayatım... :) Öpüyorum...

    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
  6. herkesden biraz herkese biraz :)

    YanıtlaSil
  7. banada azıcık yer...

    YanıtlaSil
  8. @ Gugukcuğum,blogundaki telkinlerin çok iyi geliyor bana zaten.
    Seninle kırlara koşalım,ceviz ağacının altında oturup biraz dinlenelim sonra..
    Birlikte hafifleyelim..
    Ama kilo da vereceğiz beraber:) Tamam?

    @ Kumsal,azıcık olduğundan emin misin? ;)

    @ Yesarim..Seni de ne??
    Anlamadım ki :))
    Seni de mi götürseydim yanımda o gün :DDDD

    @ Cosmos, kendini bulduğun için sıkılmadan okumuşsundur,teşekkür ederim.
    İnsanın bedeni ağır geliyor bazen kendine.. Ama yok edemiyorsun o bedeni.Sadece RUH olmak istiyorsun bazen..Bu bir gerçek..
    Sevgiyle kal..

    @ Sevgili Arzucuğum; yorumunun içine tırnak işaret içine aldığın kısmı o kadar çok hissediyorum ki.Zaman zaman herkesin yaşadığını bilmek biraz hafifletse de ,o gün aynaya bakmak bana iyi gelmişti işte..Ne ilginç değil mi? :)))
    Övgülerin için sonsuz teşekkürler ediyorum bir tanem.
    Ben de seni öpüyor,sevgiler gönderiyorum..

    @ Meltem,hoşgeldin:)
    Kısa ve öz ..Ne güzel dedin..Aynen öyle :)
    Sevgilerimle..

    @ Sevgili Sade, azıcık yerin lafı mı olur ? Bütün sayfalar senin :))
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  9. hehehee...bir üst yorum "azıcık beni de anlatmışşş"...benim yorumum "beni de beni de"
    evet yaa, keşke beni de götürseydiin ,ruhuna hiiiiç ağır gelmezdim...vallaa bakkk:)

    YanıtlaSil
  10. Canım benim..
    ''Valla bak''demene hiç gerek yok..
    Seni de götürürdüm bilseydim :))
    Ne ağır gelmesi,ikimiz kuş olup uçardık.Hatta yazının başında bahsettiğim o görünmeyen ipek şal gibi olurduk :))

    Ama ben de senin geçen gün Yalova'ya gittiğin otobüste yanında olsaydım tam 2 dk sonra Yalova'daydın :)))

    YanıtlaSil
  11. İlk paragraf tamamen benim 1 haftadır ki halimi anlatıyor. Ama ben beceremdim yok olup gtmeyi şu kahrolası dünyadan.. Aynaya her baktığımda dahada umutsuzlaşıyorum. Ruhdan farkım kalmadığını görüyorum..ve keşke bu kadar çabuk kendimi toparlayabilseydim..

    YanıtlaSil
  12. Mixx,güzelim nedir bu halin yine? :((

    Bu yaşta bu kadar karamsar olma lütfen. Hani kitap falan okuyacaktın. Beni o kadar üzüyorsun ki anlatamam sana. Lütfen çareler bul kendine.
    Örneğin hergün 1 saat yürüyüş yap..
    Bul bir şeyler :(
    Sevgiler gönderiyorum sana..

    YanıtlaSil
  13. bazı öyle olur

    "çok yorgun iken bir karar ile çok enerjik, çok enerjik iken bir münasebetsizlik sonucu yorgun olma" durumu...insan dengesi,değişim.
    değişim yazıya tam oturmuş,tebrikler

    YanıtlaSil