Gidiş

Sizin de olmuştur mutlaka. Çünkü sanki dünyanın bir kuralıymışcasına gelişen, senaristi aynıymışcasına ilerleyen bir filmmiş gibi değişmez bir durumdur bu.
Konu ne mi?
Hani hayatımızda değişik pozisyonlarda yer almış insanlar vardır.
Bunlardan bazılarına öylesine çok değer veririz ki canımızdan bile kıymetlidirler bizim için. Ama belirli bir müddet sonra anlarız ki, o size sizin ona verdiğiniz kadar değer vermemektedir. Farketmişsinizdir ki siz ona değer verdikçe gözünde küçülmektesinizdir adeta. Sanki bir kaçış başlatmış gibidir size karşı.
Ve bu durum aynen bu şekilde ve periyodik olarak ilerleyen bir süreç haline girmiştir.
Üzülür, kızar, sebebini bulamazsınız. O ise anlamaz. Döndüğünde hep ''aynı sen'' i bulacağından emin gibidir. Belki de kendisinin bile kavrayamadığı bir nedenle yüklenmekte, sizi kırmaya devam etmektedir garip bir biçimde.
Kırgınlık ve kızgınlığınızı belli edemezsiniz onun kadar. Bunu siz yapamazsınız, içiniz elvermez.
Geçen günlerle birlikte bu şaşırtmaca artarak devam eder. Farkedersiniz ki her geçen gün hayatınızda can sıkıcı bir şeyler yer almaya başlamıştır bu yüzden. İsyanlara doğru sürüklenmektesinizdir artık.
Neden değerlidir gözünüzde ? Vazgeçilmez biri midir yoksa?
Ne değerli olması, ne vazgeçilmezliği, ne de ona mahkum olduğunuzdur gerçek.. Sadece ve sadece sevginin, arkadaşlığın değerini bildiğiniz için, onu özünde asla kırmak istemediğiniz için, sözün kısası ''onu sevdiğiniz için'' kalmışsınızdır yanında.
O ise bunu ona pek çok kereler ifade ve ispat etmenize rağmen tam tersi bir algılama başlatmıştır adeta. Size verdiği zarar onarılmaz biçimlere girmeye başlamıştır. Rencide olmuşsunuzdur bir kere. Gitme vakti gelmiştir. Öfkenin o kaçınılmaz yüzü kendini göstermiştir sonunda.
Çareler aramaya başlarsınız. Kendinizi ondan engelleyeceğiniz somut çareler.
Bulunur çare...
Toplanıp gitme vakti gelmiştir artık.. Dönüşü olmayan yola girilmiştir.
Giderken bile onu düşünürsünüz içiniz yanarak ve sızlayarak. ''Varsın sevmiyor zannetsin beni'' dersiniz. Ama ok yaydan çıkmıştır bir kere.
Son bir hatırlatma, belki sizin ondan sırf kalbi incinmesin diye yoktan yere defalarca dilediğinize benzeyen küçücük bir özür..Ufacık bir ses...
Ne yazık ki yoktur..
Boğazınızda kocaman bir düğüm ve ''zaman'' ın unutmak için en güzel çare olduğunu akla getirmekten başka bir şey kalmamıştır elde..
Bu çok ama çok zor olsa da..







