2011/06/25

Doğru Yaz, Doğru Konuş, Dilini Koru!

İmlâ deyip de geçmeyin sakın.
Ne zaman elime bir kitap ya da gazete alsam, cümleleri okuyormuş gibi değil de duyuyormuş etkisi sağlayan, konuyu vurgulamalar dahilinde en üst seviyede algılamamıza neden o işaretler de aynı anda geçer gözümün önünden.

Tek bir virgülün bile bazen cümleyi tam tersinden algılamama neden olacağını bilerek özel bir dikkat gösterir, yazarın kullandığı anlatım dilinin yanı sıra editörün kalitesini de görerek, pozitif duygularla ve huzurla ilerlerim satırlar arasında. Totalde kitabın, okuduklarımın kalitesi demektir bu. Hiç düşündünüz mü, ülkedeki bütün gazeteler, dergiler ya da kitaplar imlâya hiç dikkat edilmeden fütursuzca basılsaydı, hangimizin hoşuna giderdi bu? Ve ciddiyetine inanıp kaçımız elimize alıp okumak isterdik? Dolayısıyla buna blog yazarken de azami ölçüde dikkat edilmesi gerektiğine inananlardanım.

Türkçemiz dünyadaki en zengin dillerden. Bizi biz yapan en önemli milli değerimiz. Adeta parmak izimiz gibi. Atatürk başkanlığında ve dönemin -aynı zamanda milletvekili olan- ünlü edebiyatçıları tarafından kurulan Türk Dil Kurumu, amacını "Türk dilinin öz güzelliğini ve varsıllığını ortaya çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak belirlemiş, ulu önderimiz çağdaş Türkçe ile ilgili dilbilgisi, sözlük, yazım, deyim ve terim çalışmalarını bizzat izlemiş ve demiştir ki:

''Türk dili, Türk milleti için mukaddes bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz hadiseler içinde ahlakının, ananelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, velhasıl bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.''

Bu sözlerden anlamaktayız ki milli gelenek, ahlak, örf ve ananelerimiz gibi varlığımızı borçlu olduğumuz tüm değerlerimiz için ihtiyacımız Türkçedir. Bunun haricinde hiçbir güç bunu sağlayamaz.

Son on yıldır, en çok da teknolojinin gelişmesi, iletişimin güçlenmesi gibi nedenlerle dilimize giren yabancı sözcüklerin oranı hızla artıp inanılmaz boyutlara ulaştı. Öyle ki; bu tür sözcüklerin yerine Türkçelerinin üretilmelerine yetişilemez oldu.
Hepimiz inanmalıyız ki, bu geçici bir yenilgidir. Duyarlı ve ortak bir bilinçle hareket edip savaştığımızda kesinlikle başarılı olacağımıza inanıyorum. Çünkü Türkçe işlenmeye açık güçlü ve yeterli bir dil. Bu istila karşısında düşülen zayıflık dilimizin yapısı ve imkansızlıklarından değil, bizlerin duyarsızlığından kaynaklı.
Önemli olan hepimizin dikkatini bu noktaya çekerek ortak bir bilinç yaratmak. Bu şekilde hareket ettiğimizde Türkçenin düze çıkması yolundaki çaba ve çalışmaların hızlanacağına eminim.

Dilimiz ve ona vermemiz gereken önemden bahsetmişken de hiç hazzetmediğim ve duyduğumda saçlarımı diken diken eden bir başka meseleyi buraya eklemeden bitiremeyeceğim:
''Kedi canını senin...''
!!!???!!!
Tanrım ne demektir ki bu? Herhangi bir anlamı var mı?
Neden herkesin ağzına sakız gibi yapışmış?
Küçük bir araştırmayla öğrendim kökenini ve şok oldum resmen!
Adnan Hoca denilen sosyetik şeyh vardı bir zamanlar. Müritlerini sosyetenin en güzel, en yakışıklı, en iyi ailelerine mensup zengin gençler arasından seçiyordu, hatta tutuklanmıştı.
Hatırladınız değil mi?
İşte bu söz o adam tarafından üretilmiş. Karşısında oturan dünya güzeli bir kıza hitaben konuşurken yağlarının eridiği esnada hem de...

Nedir sahi bu saçma sapana olan ilgi, onu düşüncesizce ve çığ gibi büyütüp kullandığımız dile dahil etme merakı..?

Bu duyarsızlıkla ilerlersek, çok değil on yıl sonra kullanacağımız ve yarınlara aktaracağımız dilin gireceği şekli düşünmek bile istemiyorum...

25 yorum:

  1. İyi, bir konu, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Özellikle internet ve sms dilin katledilişinin en güzel örneklerinden. Eşim yaptığı işten kaynaklı eline aldığı her yayını inanılmaz inceler. İda'nın kitaplarını almadan önce mutlaka incelemiştir. Bambaşka bir dil konuşuluyor ne yazık ki şuan gençler arasında anlamakta uyum sağlamakta zorluk çektiğimiz.

    YanıtlaSil
  3. teknoloji icat oldu, dil elden gitti. ben yazım yanlışı yapan kişilerle konuşurken, onları okurken zevk almayan biri olarak artık ben de aralarına katıldım maalesef.
    10 yıl sonrasını düşününce beni tedirgin eden keşke sadece dil olsa... beni kızımın geleceği hepten korkutuyor ne yazık ki!

    YanıtlaSil
  4. Blogları geçtim, artık gazetelerde bile imla hataları o kadar fazla ki. Eskisi kadar dikkat edilmediğini düşünüyorum. Basit olmak, basit konuşmak özendiriliyor; hoş değil.

    YanıtlaSil
  5. Katılıyorum size... Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir elektronik posta hadisesinde siyasetçisinden ülkedeki en büyük gazete ve televizyonlara kadar hepsinin inatla "email" deyişine takılmıştım. Hatta bunlardan bir tanesi bu kelimeyi manşetine taşımıştı. Ne acı değil mi? Bir kelime deyip geçiyoruz! Oysa bizi biz yapan şeyi yavaş yavaş kaybediyoruz!

    YanıtlaSil
  6. Haklısın Zeugmacığım,çok haklısın. Hergün lügatımıza yeni yeni deyimler girmekte, hiç anlamı olmayan yada sadece çıkaran tarafından bilinebilen. Dönem dizilerinde kullanılan dile bakıyorum da ne kadar hoş geliyor kulağa,kelimeler ne kadar doğru ve yerinde kullanılıyor; özlem duymamak elde değil.Bu arada kelimeleri yerli yerinde kullanmak ile arapça-farsça kelmeleri anlamını tam bilmeden olmadık yerde cümleyi zenginleştirmek (!) adına yapılan kepazalik ile karıştırmamak gereğine dikkat çekmek istiyorum.

    Zeugmacığım ne kadar önemli konuları taşıyorsun bloğuna! Seni sevgiyle kucaklıyorum!

    YanıtlaSil
  7. Zeugmacığım,
    (dikkat ettim bu sefer Zeugmacım yazmadım;) dikkatine)

    güzel bir konuya parmak basmışsın.
    Özellikle ingilizce kelimelerin revaçta olduğu bozuk dille konuşuyoruz epeydir. Kulak, türkçesinden çok, ingilizcesini duymaya aşina olunca,bazen de farkında olmadan dil onu kullanıyor.Maalesef hep yabancılığa ve yabancı kültürlere özenen bir toplumuz.
    Sadece yabancı kelimeler değil,türkçe kelimeler de yanlış kullanılıyor. Mesela övünmek fiilinden türemiş övün yerine ne zamandır öğün kullanılıyor.Üstelik ''Türk; Övün, çalış, güven'' sözünde bile.
    Sonra eğer yerine eyer gibi. Bir de 'hane' li kelimeler. Pastahane, pastane ilk aklıma gelenler.

    Bu arada ilk kez duydum ne manaya geliyor 'kedi canın senin' ?
    Cehaletimi mazur gör canım.
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  8. dilimizi doğru kullanmalıyız.
    adnan hoca gibi:)
    tolga

    YanıtlaSil
  9. Kesinlikle katılıyorum,çok dikkat etmemize rağmen zaman zaman bizde imla hataları yapıyoruz.
    Tekrar tekrar kontrol etmemize rağmen gözden kaça biliyor hatta devrik cümleler kurabiliyoruz.

    Benim için blogda küfür ve argo kelimeler olmasın yeter imla hatalarını mazur görebiliyorum
    ama bu "kedi canını" olayını hala anlayabilmiş değilim gerçekten çok saçma...

    YanıtlaSil
  10. geçenlerde bolca gormustum. anlamını merak etmiştim, demek buymuş. şaşırdım. bende bazı bazı günlük konuşma dilini kullanırım, özellikle Tibetli diyaloglarda ama kullandığın kelimenin, cümlenin anlamından bihaber olmamak gerekir. bu arada bu yorumun bir kısmını Tibet'le beraber yazdık ;)

    YanıtlaSil
  11. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Güneş Dil Teorisi'nin gelişimi ve uygulamaya geçişi için büyük mücadeleler vermiştir. Bunun doğrultusunda TTK ve TDK kurulmuş ve büyük hizmetlere imza atmıştır. Bu çok önemli konuyu gündeme tekrar taşıdığın için teşekkür ederim sevgili Zeugma.
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  12. Kesinlikle! Bir yaziyi okunur ve anlasilir kilan en onemli sey imladir. Bir yaziyi zevkle okuyabilmek icin oncelikle o yazinin acik ve duzgun yazilmasi, yerinde ve duzgun sekilde imla isaretlerinin kullanilmasi lazim. Kucucuk bir virgul bile yanlis yere konuldugunda anlami tamamen degistirebiliyor.
    Sanirim bir yazida ilk olarak imla, ikinci akicilik ve sade bir dille anlatim o yaziyi etkileyici kilar.

    not: Bunlari yazarken odum koptu imla hatasi yapicam diye:)

    YanıtlaSil
  13. Vous avez de bons points il, c'est pourquoi j'aime toujours verifier votre blog, Il semble que vous etes un expert dans ce domaine. maintenir le bon travail, Mon ami recommander votre site.

    Mon francais n'est pas tres bon, je suis de l'Allemagne.

    Mon blog:
    rachats credit et rachat de credit fonctionnaire

    YanıtlaSil
  14. Canım yazdıklarına canı gönülden katılıyorum. Günlük hayattaki kullanım kadar bloglarda da imla hatalarına dikkat edilmeli. Ben özellikle -de,da -ki yazımlarının defalarca katledildiğini üzülerek görüyorum :( Bugün azar azar yitirilen duyarlılık yarınlara dilin yozlaşması olarak geri dönecek bize :(


    http://betwinus.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  15. Kesinlikle! Bir yaziyi okunur kilan en onemli sey imladir, ondan sonra akiciligidir. Minicik bir virgul dahi yanlis yere kondugunda yazinin anlamini bozabiliyor cunku.
    Keyifle okumak icin yazarin hep isaretlemeyi duzgun kullanmasi hem de sade bir dille, fazla dolandirmadan yazmasi tercihimdir.

    not: ben bu yazina daha once yorum yazdim ama sana ulastimi emin olamadim, o yuzden bir daha yaziyorum:)

    YanıtlaSil
  16. Çok Değerli Blogdaşlarıma;
    Uzun bir süredir internetten ve bulunduğum kentten uzakta, ailemle birlikte (aynı zamanda eş-dost-akraba ziyareti amaçlı) bir İç Anadolu gezi programındaydım.
    Otomatik kayıt olarak ayarlayıp yayına verdiğim bu posta gösterdiğiniz ilgi, değerli yorumlarınız ve ziyaretleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim...

    Yorumları ancak bugün açabilme fırsatım olduğu için affınızı diliyor, en kısa zamanda görüşmek üzere sevgiler gönderiyorum..

    Haziran 29, 2011

    YanıtlaSil
  17. Hızla gelişen ve yenilenen teknoloji harikası araç gereçleri kullanırken, bir yandan da olanca hızıyla akıp giden hayatlarımıza yetişebilme telaşı içinde!.. artık ne dilimize, ne birbirimize ne de yaşantımıza gereken önemi veriyoruz!.. oysa 'dil' bizim ona yükleyeceğimiz anlamlarla aynı zamanda birbirimize karşı olan duygu ve düşüncelerimizi de bambaşka hale getirecek olan oldukça önemli bir araç!..

    Ulu Önder'in TDK'na yapmış olduğu o büyük hizmetin hakkını vererek Türkçemizi hepimizin daha doğru kullanmasını temenni ediyorum..

    Bu arada ufak tefek imla hatalarında birbirimizi yapıcı uyararak aydınlatmakta da fayda var..:)

    İyi tatiller dilerim..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  18. Bu yazıda imla hataları var:)

    YanıtlaSil
  19. @ T.he Pasifik ;
    İmla hataları her neredeyse not alıp buraya doğrularıyla birlikte yazsaydınız ve hepimiz öğrenseydik.
    Hani size bir yazınızda 'entelektüel' kelimesinin doğru yazılışını göstermiştim ve düzeltmiştiniz, onun gibi.
    Yok eğer şaka diyecekseniz yine -ki bu şakadan başka her şeye benziyor- şunları söylemek isterim:
    Ben blogunuza geldiğim zaman size bu türden yorum yapmıyorum. Konuyla ilgili fikrimi ''doğru dürüst'' yazıyor, saygı kuralları çerçevesi dışına asla çıkmıyor, üstelik size yorum yazmış bir yorumcu varsa hiçbir zaman ilgilenmiyorum. Belki öğrenirsiniz diye bu şekilde davranmaya devam ettim, ama nafile.

    Şimdi bu yorumuma açıklama bekliyorum...

    YanıtlaSil
  20. @ alizafersapci ;
    Bu konuyu çok önemsediğinizi biliyorum.Teşekkürler.

    @ Nehir İda ;
    Haklısın. Hızla ilerlemesine en büyük etken internet. Şakası yok, önlem alınmazsa aynen öyle aktarılacak gelecek nesillere...

    @ Namik'tan ilham alan kiz ;
    Teşekkür ederim.

    @ Küçük Mucizem ;
    İster istemez bir şekilde katılınılıyor. Yani en azından ne demek istediklerini çözerken.
    Gelecek ise birçok yönden korkutuyor.

    @ francesca mckennitt ;
    Yorumunu okuyunca aklıma geldi yine. Bir gazetenin yöneticisi (ya da sahibi miydi hatırlayamadım) bir açık oturumda demişti ki:
    ''Ben elemanımı seçerken lisesine (edebiyat dersine) bakarım. Diğer türlü inanamayacağınız kadar kötü.''
    Basite özendirmek moda oldu şimdi francesca. Sırf küfür yazan blog yazarlarının kitaplarını basmak örneğin :(
    Çok yazık gerçekten!

    YanıtlaSil
  21. @ Erkan Şen ;
    Teşekkür ederim bu pekiştirici örneğiniz için. Evet, bir kelime, bir kelime daha derken yok olmaya yüz tutmak bunun adı..

    @ ÇOBAN YILDIZI ;
    Zühreciğim o eski dizilerdeki dil abartılı gibi dursa da nezaket ve zarafet akıyor, benim de kulağıma çok hoş geliyor ve tıpkı senin gibi özlem duyuyorum.
    Tam bilmeden olmadık yerlerde kullanım konusunda ne kadar haklısın. Örnek ''birmukabele''..
    Bu arada hukuk dilinde ne kadar çoktur Arapça -Farsça kelime.
    Müdde-i umumi gibi :)

    Çok teşekkür ederim bu güzel yorumun için sevgili Zühreciğim.
    Ben de sevgiyle kucaklıyorum seni!

    @ nani ;
    Sevgili nanim, teşekkürler dikkat çektiğin için. Yorumlardaki konuşma dilinde kaçıyor o şekilde, haklısın. Bir daha yazmayalım öyle!
    övün/öğün ikilemi benim de hep dikkatimi çekmiştir ve genellikle de Atatürk büstünün altına ve ğ ile olan yazılır, ne korkunç!
    O deyim bütün gençlerin ağzında nanim.Cahillikle alakası yok, bence cahil olan kullanıyor. Ne manası olduğunu bilemedim hala. Kaynağını buldum sadece..
    sevgilerimle...

    @ TOLGA ;
    Peki Tolga..
    Güzel bir şakaydı :)

    @ içimden geldiği gibi ~~~ ;
    Maalesef kaçıyor Ebrucum. Yazıda bahsettim; bazılarının yerine üretilemiyor ya da tamamen girmiş dile. Bak girişte ben de kullanmışım, ''totalde'' demişim.
    Azami ölçüde dikkat göstermek gerekiyor gerçekten...
    ''Kedi canını'' çok sinir bozucu..Her yönüyle hem de...

    YanıtlaSil
  22. @ Tibet'in annesi ;
    Sibelim, bu konunun anne-çocuk bloglarında tamamen uygulanabilmesi mümkün değil. Tibet'in cümlelerini düşünsene o zaman, tadı tuzu kalır mı? :)
    Buraya yorum yazan canımın o minik parmaklarını çok öptüm :)

    @ JIVAGO ;
    En çok da Ulu Önderimiz'in verdiği bu mücadeleler ve dikkat çektiği amaç uğruna özen gösterilmesi gerektiğine inanıyorum sevgili Jivago.
    Ben teşekkür eder, iyi bir hafta sonu dilerim, dostlukla..

    @ didem ;
    O kadar güzel ifade etmiş ve sıralamışsın ki. Aynen öyledir.
    Aksi için ısrarcı olan yozlaşma meraklısıdır. Yazım yanlışları konusunda blogumda özellikle TDK linki vardır ki kelimeleri zaman zaman hem kendim hem okurlar kontrol edebilsin diyedir.

    Bir de herkes her şeyi bilmek zorunda değil, ama internet kullanırken Google'a gireceği iki kelimeyle rahatlıkla doğrusunu öğrenebilir, diye düşünüyorum.

    Not: Canımsın, neden ödün koptu ki?
    Bence yazılanlara hak verdiğin için, duyarlı olduğun için gelişti bu :)

    @ BeTwin Us ;
    Canım, bahsettiğin o katledilmeyi ben de üzülerek görüyorum, hatta gözlerime inanamıyorum. ''Keşke bir denetleme kurulundan geçip öyle yayınlansa'' diyecek kadar hem de.
    Sevgiler...

    @ ESMİR ;
    Aynen öyle..
    Fast food şeklinde ilerliyor her şey hayatımızda (Bak işte bir tane daha)... Teknolojiyle gelen bu hız konuşulan dile de girdi ve eciş bücüş bir şeyler çıktı ortaya. Ciddi konularda, kaynak niteliğinde yazılan yazılar bile imladan o kadar uzak ki. Bu şekilde devam etmek tüm değerlerimizin de hızla yok olması demek. Atamız'a ihanet her şeyden önce.
    Yapıcı uyarı konusuna katılıyorum. Hatta bloglararası kampanya bile başlatılabilir.
    Güzel bir hafta sonu dilerim..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  23. Türkçe imlasında "ve" bağlacı cümle başına getirilmez, getirilip de ilk harfi büyük yazılmaz. Sizin bu güzel ve de anlamlı yazınızda üçüncü paragrafta yer alan Ve ciddiyetine diye devam eden cümlede ve bağlacı büyük harfle başlamış.

    YanıtlaSil
  24. ''Ve'' bir bağlaçtır ve bu bağlaçla başlayan bağımsız bir soru olmaz, haklısınız.
    Bir cümle öncesi sorduğum soruyu önemli görüp tam bir bekleme süresi olması adına nokta koymuş ve ikinci soruyu büyük harfle bağlamışım.
    Yazım kuralları açısından yanlış, cümleyi algılama açısından değil.

    Teşekkür ederim...

    YanıtlaSil