2012/03/04

Mete'nin Hikâyesi

Mete on yaşlarında, kimya mühendisi bir anne ve babanın üzerine titredikleri tek çocukları.

Maddi durumu son derece iyi olan ve İstanbul'un en lüks semtlerinden birinde yaşayan aile, özel bir okulda okuttukları oğullarına olabilecek, akla gelebilecek her türlü imkânı sağlıyor.

Ailenin Mete'nin gelişiyle neredeyse tamamen değişmiş olan yaşamı sadece ona endeksli. Gözlerinden bile sakındıkları oğullarının bir dediğini iki etmiyor, onu özenle, hatta modern pedagojiden ve uzmanlardan destek alarak, aynı zamanda huzurlu bir ortamda ve güven duygusu içinde yetiştiriyorlar. Sevgiyle ve şefkatle büyütülen Mete karşılığını fazlasıyla veriyor onlara. Daha o yaşında herkesin hayranlık duyduğu, kendiyle barışık, sevgi ve saygı dolu, ailesine çok fazla düşkün, harika bir çocuk oluyor. Derslerinde de son derece başarılı.
Ama tek bir sorun var:
Mete, henüz birkaç günlük bir bebekken Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan evlatlık olarak alınmıştır.
Bunu ona nasıl söyleyeceklerdir?

Psikologlarının yönlendirmeleri doğrultusunda artık bunun vakti gelmiştir.
Gerekli bilgiler ve talimatlar alınmış, hatta Mete yokken provalar bile yapılmıştır.
Ne kadar zor olursa olsun, önlerindeki birkaç hafta içinde bunun kesin uygulanması gerekmektedir.
Psikolog son olarak; Mete vakit geçirmekten çok hoşlandığı bir aktivite içindeyken (yani yarı meşgulken) konunun açılmasını istemiştir. Her şey hazırdır...

Ta ki birkaç gün sonra kapıları kılıksız ve nemrut bir adam tarafından peş peşe ve yumruklanırcasına çalınana dek...

Gelen adam Mete'nin babasıdır. Daha hamileliğinin başındayken boşayıp ortada bıraktığı eşinin izini sürmüş, çocuğun evlatlık verildiğini öğrenip, onu almaya gelmiştir.
Her şey kurallara uygun yapılmasına rağmen ''evlatlık verilme olayında babanın haberi ve imzası olmadığı'' şeklinde sonradan gündeme gelmiş bir gerekçe yüzünden kanunlar adamdan yanadır.

Başka bir kadınla evlenen, ilk karısı ve çocuğu yıllarca aklının ucundan bile geçmemiş olan bu adam, Afyon ilinde kasaplık yapmaktadır. Şimdiki eşinden yıllarca çocuğu olmayınca, aklına boşadığında hamile olan eski eşi gelmiş,
''Benim hazırda bir çocuğum olması lazım'' fikriyle yollara düşmüştür.

Bu terbiyesiz ve vicdansız insan müsveddesi, bırakın aileye teşekkür etmeyi, yapılan ricalara bile küfürlerle karşılık vererek, Mete'yi adeta söke söke alıp, yaşadığı şehre götürmüştür.

Şimdi ne oldu?
Özenle yetiştirilmekte olan nadide bir çiçek soldu. Evet, soldu...
Kaç kişinin hayalleri, emekleri ve umutları insanlıktan nasibini almamış, adına ''baba'' denilen iğrenç bir adamın ellerinde hoyratça paramparça edildi...

Kim bilir ne yapıyor şimdi Mete? O hassas kalbi kim bilir nasıl kan ağlıyor?
Ya İstanbul'daki ailesi? Psikolojik travmadan başka ne olabilir sonları?
Bir daha kendine gelebilecek mi hiçbiri?

(Hafta sonu görüştüğüm bir arkadaşımdan dinlediğim ve halen içimden atamadığım gerçek bir hikâyedir)

Görsel:Boy on the steps by perselus

31 yorum:

  1. Geçen hafta buna benzer bir olay dinlemiştim tv de.
    Aile 11. çocuğa bakamayacağını anlıyor ve anne hamileyken, internet üzerinden çocuğunu verebileceğinin duyurusunu yapıyor ve buluyorda!
    Aile çocuk doğduktan sonra alıyor, sözleşmeler yapılıyor.
    Çocuk 3 yaşına geliyor ve ailenin-olmayan- vicdanı sızlayıp(!)çocuğu almak istiyorlar.
    Biyolojik annenin gözünden tek bir damla yaş akmazken, bakan, büyüten anne feryat ediyordu.

    Şimdi...
    Gel de küfretme bunlara!
    Gel de küfretme bu sisteme!
    Gel de küfretme o çocuğu bırakıp, atan, istemeyen aileye, tekrar "al bu çocuk senin" diyen kuruma!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir şey olamaz Can..
      Dün geceden beri içimden çıkmıyor bir türlü...
      Bu olayda biyolojik anne halen ortada yok bile!

      Sisteme bak gerçekten.Adamın eline çocuğu verip göndermişler
      Yok böyle bir şey !!!

      Sil
    2. Vermişler!
      sistem, sosyal paylaşım siteleri üzerinden yapılan sözleşmeleri kabul etmiyormuş!
      Aile çocuğu tekrar satmazsa, bana da serpil demesinler...

      Sil
    3. İçimin kirişleri titredi.

      Sil
    4. Aynen öyle oluyor, haklısın.

      Sil
  2. Zeeeeee....
    sende de kelime doğrulama şeysi var ya!
    2. kez doğrulamak zorunda kaldım.
    Neden gerek duyuyorsunuz ki bu doğrulamaya?Amacı nedir?
    Biri bana söylesin de, anlayım artık...

    YanıtlaSil
  3. Aaa?? Ben de sevmem o kelime doğrulama olayını.
    Bu sabah o ayara getirip bir bakmıştım.
    Nedeni de ''kendi bloguma kendim yorum yazacakken de doğrulama gerekecek mi?'' diye.
    Gerekmiyormuş.Yani blog sahibinin haberi olmuyor bu işten.
    Anladın mı şimdi Can?

    Benim sorunum: Ayarlarım o onayı kullanan bloglardaki harfleri göstermediğinden, yorum yazamamam. Devam etsinler!

    YanıtlaSil
  4. Hüzünlü, bir o kadar da sert bir yaşam gerçeği. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam da söylediğiniz gibi gerçekten.
      Teşekkürler benden Alizafer Bey...

      Sil
  5. Teşekkür ederim zee...
    İnan zıvanadan çıkıyorum o doğrulama şeysini görünce!!!
    Adminler göremiyor;dün anladım, ama sayfa ayarlarına hiç mi bakılmaz ya da uyarılmaz ki?
    neyse ki düzeldi:)

    YanıtlaSil
  6. Sen söylemesen kalacaktı ama.
    Kendim göremediğim için unutmuşum o ayarda bıraktığımı.Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Benimde içime kor parçası düştü, zaten çocuk kavramı beni her ne durumda olursa olsun yakar Zeugmacım.
    Sistem!! ne sistemi ki sistem dediğin vicdana dayalı olmalı.Bir çiçek gibi yetiştirilen bir çocuğu bataklığa atmaya sistem deniliyor. Sövsem sövemiyorum, yazsam yazamıyorum.
    Canım benim ne haldedir kimbilir:(((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mete için gerçekten çok derin bir sızı duyuluyor ve insanın aklı hep onda kalıyor Nur Hanım :((
      Değişmesi gereken ne çok kanun var. Çok mu zor sanki çocuğun iyiliği için nerede kalmasına karar verecek bir bilirkişi heyeti vb oluşturmak..

      Sil
  8. Dünyaya getirmekle anne/baba olunmuyor ki..
    Bakıp büyütmek,her anını izlemek,emek vermekle
    ortaya çıkıyor bir evlat.Her geçen gün, büyüyen sevgisiyle..
    Bu çocuğun baba sevgisi denince kim aklına gelecek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani nerede ama bunları düşünen,hissedebilen?
      Doğacak çocuğunu para getirecek diye bekleyen azımsanmayacak sayıda insan var.

      Sil
  9. kelimenin bittiğiyer denir ya.. bir kere birisinin yazdığını hatırlıyorum ama kim olduğunu hatırlayamadım.. anne- baba olmak için ehliyet alınmasını şart koşmalı diye.doğurmak ve doğurtmakla olunmadığını tartışmasız biliyoruz ama çözemiyoruz.. sonuç da bu acılar işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvanlar da doğuruyor değil mi?
      Bazı hayvanlar insanlardan daha iyi bakıyor yavrusuna...

      Sil
  10. koşullar ne olursa olsun olan hep çocuklara oluyor.çok üzücü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki öyle. O küçücük omuzlarıyla taşıması isteniyor.

      Sil
  11. Tek taraftan dinlemişsiniz. Bence bir de baba tarafından dinlemekte fayda var hikayeyi...

    Evet, evlatlık alan kişiler iyi insanlar olabilirler. Hatta çok iyi imkanlar da sunabilirler. Ama yine de tek taraftan dinlemişsiniz hikayeyi. Gerçekler insanların gördüklerinden ve anladıklarından farklı olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babanın hangi tarafından dinlesek hak verirdik sizce?
      -10 yıldır neredeymiş?
      -Şu anki karısından çocuk sahibi olamadığı için yollara düşmüş.
      -Evlat edinen ailenin hiçbir ricasına kulak asmamış. Hatta çocuğun okulunda dönemi bile bitirmesine izin vermeden söküp almış...

      Geriye ne kalıyor?

      Sil
  12. Sevgili Zeugmacığım;
    Yazıyı okurken başka bir son bekliyordum. Mutlu bir son düşünmüştüm. Hüsrana uğradım. Yavru perişan olmuştur. Anne ve baba zaten dediğin gibi paramparçadır. Nasıl bir kafa karmaşası yaşamıştır. Böyle durumlarda hep sorulur, şimdi bu çocuğun biyolojik ailesi mi yoksa büyüten ailesi mi onun gerçek ailesidir? Yazık ki yasalar bunun cevabını vermiş.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Aslıcığım;
      İnsanın içi üzüntüden büzüşüyor resmen. Çocuğun geleceği ne kadar güzel ve aydınlıkken öz babası tarafından karartılıyor.

      Yasaları düzenleyenlerin emsal durumlar karşısında yeniden düzenleme yapmaları, ne bileyim hiç olmazsa şerh falan düşmeleri gerekmiyor mu sence de? Yasalar kimi koruyor hiç belli değil. Ama bedelini ödeyenler çok belli :(

      Sevgilerimle...

      Sil
  13. Bu işe yaramaz kanunların ben var ya!!!.............

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişmesi gereken o kadar çok kanun var ki...

      Sil
  14. Yaşanılan yer Türkiye olunca böyle hikayelere şaşmak da saflık oluyor malesef.Safız , hala inanmak istiyoruz Türkiye'nin en köklü kurumlarından biri olan Ç.E.K nun böyle basit kuralları es geçmeyeceğine,çocuğa ve ona sevgi,emek harcayan insanların hayatlarını mahvetmeyeceğine, hala....Hesabı sorulmalı,mutlaka sorulmalı.Derseniz sonuç tatmin eder mi, mahvolan hayatları düze çıkarır mı? Hukuk Türkiye'de nasıl işliyor, usta olmaya gerek yok...Burası Türkiye!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Zühreciğim. Bu saatten sonra hesabı sorulsa bile ne önemi var artık. Burası Türkiye ve sen bir avukat olarak kim bilir daha nicelerine rastlıyorsun. Peki ama nasıl düzelecek bu düzen, onca çarpıklık? :((

      Değerli yorumun için çok teşekkür ediyor, sevgiler gönderiyorum..

      (Bu arada; çocuğun adı Mete değil. Değiştirdiğim yer sadece çocuğun adı. Ama babasının mesleğinden şu anda bulundukları ile kadar her şey kelimesi kelimesine gerçek.)

      Sil
  15. bende evlatlığım ve face sayfamda evlatlık adı altında sayfa actım oraya evlatlık olankişilerin hikayelerini yazarak bana destek vermelerini rica ediyorum

    YanıtlaSil
  16. bende evlatlığım ve face sayfamda evlatlık adı altında sayfa actım oraya evlatlık olankişilerin hikayelerini yazarak bana destek vermelerini rica ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayfanızı buldum Dilek Hanım.
      Ben de buraya alayım Facebook/EVLATLIK adresinizi. İlgenenler için kolaylık olsun.
      Dilerseniz bu sayfanın linkini de orada kullanabilirsiniz.
      Sevgiler...

      Sil