2012/06/03

Kelimelerin Arkası

Semt pazarında, her zaman alışveriş yaptığım tezgâhın başında eteklerinde kendine hiç rahat vermeyen iki küçük çocuğuyla genç bir kadın vardı dün.
Büyük olan oğlandı, dört yaşlarında var ya da yok.
Diğeri taş çatlasa ondan bir yaş küçük, minik bir kız.
Kadın, istediği 1 kilo domatesle biberin tartılmasını beklerken,
tezgâhın önünde sıralı kasalardaki kayısıları karıştırıyordu çocukların ikisi birden...
Anne
''Yapma! Bırak onu! Şimdi döveceğim ama!'' gibi cümlelerle çocuklarını zaptetmeye çalışırken, pazarcı kadın:
''Alsınlar hadi. Birer tane yesinler,'' dedi.
Anne çıkarmadı sesini...
Elindeki kayısıyı iştahla yiyen oğlan, ''Muuzz!!!'' diye bağırdı sonra.
Anne duymazdan geldi... Oğlan kelimeyi yineledi.
Minik kızın sesi de eklendi... İkisi birden ''Muuzz!!'' deyip başka bir şey demiyor, anne duymadıkça yükseltiyorlardı seslerini.

Ardından, yerden yere atmaya başladılar kendilerini...
Anne elindeki iki küçük poşetin parasını ödedi.
Hiç değiştirmediği tepkisiz haliyle, ağlayan çocuklarını eve götürmek üzere çekiştirdi.
Ama bu mümkün değildi.
Gitmek istemeyen çocuklar çığlık çığlığa direnmekteydi.
Kafam kazana dönmüş, daha sıra bana gelmemişti...
Kadının giyim kuşamı iyiydi. Birer tişört ve pantalon giydirdiği çocuklarınki de fena değildi.
''Herhalde evde muz var ki duymazlıktan geliyor'' diye düşündürdü beni.
Ama, ''Birer tane muz al bari şunlara. Sussunlar,'' diyen pazarcıya,
''Alamam. Param yetmez,'' dedi !!!???

O an öyle derin bir sessizlik gerçekleşti ki...

''Şu arkadaki sapı kopmuş olanlar kaça?'' deyip bozdu genç kadın sessizliği.
Pazarcı ''Onların sapı kopmuş değil. Ayırdım öyle,'' dedi.
Daha fazla sabredemeyip ''Tartsana iki tane. Bir bakalım,'' dedim.
Tartıldı iki muz. ''1,5 TL tuttu,'' dedi pazarcı.
''Alamam. 1 TL tutsaydı belki,'' dedi kadın...
Gururunu incitirim korkusu ağır bastığından herhangi bir şekilde müdahale edilemiyordu...
Bütün bunlar yaşanırken insanın nasıl da canı yanıyordu...
''Tart şuradan iki kilo muz! Doya doya yesin çocuklar evde!'' deyip parasını ödemekti aslında aklımdan geçen. Lakin, çözüm müydü bu gerçekten?
Tartılan iki muzun 50 kuruşunu ödemek gururunu incitmezdi elbette.
1 lirayı uzattı anne, 50 kuruşu ise benden...
''Bunlar çok yaramaz. Sakın üçüncüsünü düşünme!'' dedim kadına giderken...
Dedi ki: ''Hayatta düşünmem zaten!''
Oysa bu kelimelerin ardında ne gizliydi, öyle iyi biliyorduk ki ikimiz birden...


(Görsel: superstock.com)

36 yorum:

  1. öylesi hazin ki... sonra insanlar düğünlerde savrular sahte dolarlardan şikayet edip gerçekleri savrulmalı diye dolanırlar...kimileri de gemiciklerinin boyutlarını artırlar.. 3 değil 5çocuk olsun çamaşır makinası var derler bilmezler çamaşır makinası elektrik-su- detarjan diye belki aylardır kullanılmaz..
    ama işini bi,lmeyen ölsün di mi? varsın çocuğu muz alamasın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her kelimesiyle, her anıyla yaşadım ben bu olayı.
      İnanamadım, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Ne yapacağımı şaşırdım.
      Düşünsene, 1,5 TL yok kadında. Resmen yok!
      Kim bilir daha nelerden mahrumlar :(

      Sil
  2. pazarda muz isteme hikayesi tanıdık geldi abimle benim çocukluk dönemimden, elbette daha farklı ve hüzünlü olmayan bir senaryoydu o, şımarıklıktı sadece...

    çocuk dediğin unutur, yarın başka bir şey ister yine... ama o anne, alamamasının yükünü taşır belki de bir ömür

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafiyeye uygun götürmüşsün yorumlarken nini.
      ''Ama o anne, Alamamasının yükünü taşır, bir ömür belki de'' deseydin tam oturacakmış.

      ''Şımarıklık'' diye nitelediğinden zannetti herkes önce, sorma...

      Sil
  3. Çocuk bakmak zordur Zegmacım. Müdahale etmek, kimi zaman sıkıntı verir. Yarın, ondan sonraki gün veya gelecek hafta, çocuklarıyla tekrar alışverişe çıkan anne, onlara nelerin alınmaması, nelerin alınamayacağını ya da nelerin alınabileceğini göstermesi gerekir. Bazen üzer bizi bu tip şeyler. Fakat; acısıyla, tatlısıyla hayat bu. Acınacak hallerimiz de var, imrendiren yönlerimizde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle sevgili Emre. Beş dakika dayanamadım ben o sahneye.
      Kadının kendi içinde neler yaşadığını tahmin bile edemeyiz.
      Yaş aralıkları çok az iki çocukla uğraşmak koşullar ne olursa olsun bir hayli zor ama.
      Hayat bu, karşımıza neler çıkıyor ve çıkacak daha, kim bilir.

      Sil
  4. gercektende hazin..mesele muz meselesıde değıl aslındada.neyse bı duzıneye kadar yolu var zaten şimdi oyle deılmı kuru ekmeğı verırız elıne salarız sokağa zıhnıyetı..
    mımledım bu arada yapmazsın ama belkıde yaparsın:)
    sevgıler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen bahsettiğin zihniyette çocuk yapanlar var biricit. Esas acı olan da bu. ''Biraz büyüyünce eve para getirecek'' deyip el kadar çocuğuna mendil sattıranlar, dilendirenler. Ohooo...

      Canım, çok teşekkür ederim; ama ben mimlere tamamen kapalıyım artık. Zaten yazmak için öyle çok vakti olan biri de değilim, biliyorsun. Mimine ŞU şekilde karşılık veriyor, sevgiler gönderiyorum :)

      Sil
  5. en büyük kaygım oğluma iyi bir anne olamamak, sonra da iyi bir gelecek bırakamamak... ne desek boş... elimden gelse o kadar çok insana yardım ederdim ki... :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuğu için bu kadar çabalayan senin gibi bir annenin böyle kaygıları olmamalı. Tibet'in iyi bir annesi var ve iyi de bir geleceği olacak, eminim.
      Özellikle de ''çocuk'' kavramı içindeyse yardım etmek için yüreği pır pır atıyor insanın...

      Sil
  6. Ertuğrul Özkök'ün kızıyla yapılan bir röportaj var. geçmişte sıkıntılı günler de geçirdiklerini, anne ve babasıyla bir muzu üçe bölüp yediklerini anlatmıştı orada. bu da benim aklımdan hiç çıkmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulup okudum o röportajı sevgili Tolga.
      Gülümsün Özkök Saatçi anlatmış bunu.
      İnsan, dünü, bugünü ve yarını olarak şartlarıyla bağlantılı değişik aşamalardan geçebiliyor. Belki de bir sınavdan geçiyor, kim bilir?

      Sil
  7. Birileri dediğiniz gibi bu ve benzeri, küçük ama mühim ayrıntıları hiç düşünmüyorlar işte.
    İnsan okurken bile kötü oluyor, o anne ne hallerde oluyor kimbilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ki sokakta gördüğün zaman kesinlikle aklına öyle şeyler gelmeyecek bir kadının hikâyesi bu.
      Çare olmayınca dayanma gücüne sığınıyor olmalılar. Ama nereye kadar?

      Sil
  8. Borsaya endekslenmiş hisse senetleri gibi artık hayatlarımız.Bir bakıyorsun tavan yapmışız.Bir elimiz bal da börekte ,bir bakıyorsun taban yapmışız muza 1,5 lira verecek paramız dahi yok cebimizde...Kimbilir uzun süredir işsiler mi,iflas mı ettiler?Kıyafet de yanıltıcı olabiliyor Zeugma'cım.Ama o kadar iç burkan detaylar var ki etrafımızda...Ama onları sadece güzel yürekler görüp farkedebiliyor.Diğerleriyse yaygara çıkaran çocuklar olarak görüp hikayesiyle ilgilenmiyo bile...Yüreğine sağlık.

    Sevgiler en kocamanından :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O iç burkan detaylardan birini, bir küçük kızı sen de yazı yapmıştın prenses.
      Kıyafet artık insanların maddi durumlarının göstergesi olmaktan çıktı, haklısın. On-on beş liraya bile gayet düzgün giyinilebiliyor.

      Burada yaşanan olay yine en iyilerinden biridir. hiç değilse onların bir şekilde yiyecek ekmekleri var görünüyor. Ya daha daha daha kötüleri? Onlar ne olacak?

      Senin de yüreğine sağlık...
      Sevgilerimle...

      Sil
  9. aaahh ah kendi çocuğuma dondurma alırken yiyemeyen çocuklar için vicdan azabı duymayacağım bir ülke diliyorum hep, bir de yasalaşmak üzere olan çirkinliğe engel olabilmek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç düşündün mü, o çocuklar sokaklarda ya da televizyonlarda daha neler neler görüp yutkunmaktan ileri gidemiyorlar. Yaşadıkları bu duyguyu hissetmek ve insanın elinden fazla bir şey gelememesi çok ama çok kötü ve acı...

      Yasalaşmak üzere olan çirkinlikler...
      ''Bakabileceğin kadar çocuk'' ya da ''doğum kontrolü'' benzeri uygulamaların, daha da önemlisi ''refah düzeyi yüksek bir ülke'' öncelikli konuya yoğunlaşıp önlemler alınmasının yerine ''kürtaj'' gibi mahrem bir konunun dillere dolanması hepsinden acı...

      Sil
  10. İçim parçalandı... Çok iyi bağlamışsın konuşmayı, ben asla beceremezdim. Bravo. Memleketle ilgili öyle doluyum ki bu ara, neresinden tutsam elimde kalıyor. "Şiştim" lafı tam olarak anlam buluyor bende. Sorular çok, cevaplar yok. Neyse..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha neler, ne örnekler var hepimiz çok iyi biliyoruz.
      İçimizin parçalandığı bu olay basit bile kalıyor...

      Memleketle ilgili ben de şiştim.. Çok fazla şiştim hem de :(

      Sil
  11. Çocuk çok güzel birşey ya. Bende bloğuma bekliyorum.

    Görüşmek üzere
    www.bakbuharika.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuk çok güzel bir şey tabii.
      Ama bakabileceğin sayıda çocuk.

      Onu dünyaya getirip yoksunluklar ve acılar içinde kıvrandırmak için değil..

      Sil
  12. belli ki anne alışmış duruma, çocukaların kendini yerden yere atmalarını umursamıyor. Allah yardımcıları olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı fikirdeyim. Başka ne yapabilir kadın?
      Allah yardımcıları olsun.....

      Sil
  13. Sorun 2 Muz'mu Kadının Parası Olmayışımı? Bence İki Durum'da Zor Paran Cok Olur Çocuklar Şımarıklık'dan Durmadan İsterler. Paran Olmaz Çocuklar 2 Muz İster Alamazsın İşte Bu Durum Çok Zor.

    YanıtlaSil
  14. Bakabileceğin sayıda çocuk denir ya, işte bu yüzden önemli...

    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Siteniz ne kadar güzel, tebrikler.
    TV ve radyo linklerinin hepsi sorunsuz izlenebiliyor.

    YanıtlaSil
  15. Sizi okunca içimde birşeyler koptu bazen üzerimizde düzgün kıyafetlerde olsa o tezgahların önünde hızla geçiyoruz.Ben işim gereği haftanın iki günü kurulan bir pazar yerinden gecerim yaya olarak, pazarın toplanmaya başladığı saatlerde kışın hava erken karardığı bir iş günü bitimi düzgün giyimli bir bey elinde bir cuvala yere dökülmüş meyve, sebze, patates ,soğanları hızla elindeki çuvala dolduruyordu yanında da 6 yaşlarında bir kız çocuğu vardı bir an gözgöze geldik 2 yıl oldu hala o acı ve telaş dolu gözleri unutamadım.Güzel yazılarınız sürekli okumak dileğiyle iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Pazar yerlerinin toplanma saatlerinde mutlaka oluyor dökülenleri toplayan. Ben de rastladım birkaç kez (Hatta bir de ''dökme üzüm'' soran kadın görmüştüm. İçimden ''O nasıl bir şey ki?'' diye düşünürken saplarından kopmuş defolu üzümlerin kiloyla satıldığını öğrenmiştim). Başka bir gün KİPA'dan çıkışta binanın arka tarafından gelen seslere dikkat ettiğimde oradaki atıkları da ''sevinç içinde'' toplayan kadınlar olduğuna şahit olmuştum.
      Oysaki çöpe atılanları hayvanlar karıştırmaz mı?
      Ne kadar acı değil mi?
      Sizin gördüğünüz adamın telaşını ve acı dolu gözlerini unutmak ne mümkün? Belli ki her zaman yapmıyor, mecbur kaldı. Açlar belki :(

      Ziyaretiniz ve duyarlı yorumunuz için ben teşekkür ederim, sevgiyle...

      Sil
    2. İçim burkuldu okurken. Zengin-fakir ayrımının dıştan farkedilebilirliği çoktan yitirildi. Altında son model arabayla gezenlerin borç batağında yaşaması, kaldırımda dilenenin tapu dairesinde bir düzine evinin ortaya çıkması, üstü başı düzgün kadın ve çocukların iki muz trajedisi yaşaması. Bu tezatlıklar cenneti bizim ülkeye mi nasip acaba diye düşünüyorum. Birbirleriyle her türlü yarışı standart ama huzurlu hayata tercih eden insanların sayısı gitgide artıyor.Tüketim cinneti toplumu kendi gerçekleriyle yaşamaktan uzaklaştırıyor ve bir kabusa sürüklüyor. Üçüncü sayfa haberleri ekonomik sebeplerle işlenen cinayet ve intihar haberleriyle dopdolu . Herşeye birden sahip olmayı isteyen insanoğlu bunu kolay sindiremeyeceğini de bilmeli değil mi?

      Çok güzel bir gözlem Zeugmam! Kocaman sevgilerle!

      Sil
    3. Diğer ülkelerde de vardır elbet tezatlıklar. Örneğin Amerika'da çöp toplayarak yaşayanlar var. Ama sayıları çok cüzi miktarda ve öyle bir yaşamı kendileri tercih etmiş durumlar.
      Bahsettiğin birbiriyle yarış halinde olma hali ise sanırım sadece biz Türklere mahsus.

      Senin de, tespitlerin çok güzeldi sevgili Zühreciğim...
      Benden de kocaman sevgiler!

      Sil
  16. Sukredecek oyle cok seyimiz var ki! Insan bu tip olaylara tanik olunca farkediyor. Turlu turlu hayatlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazgıları öyle yazılmış diyenler de olabiliyor bu duruma maalesef.

      Sil
  17. Allah yardımcıları olsun.İnsan ne diyeceğini bilemiyor böyle durumlarda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyeceğini, ne yapacağını bilemiyor, artı içi çok uzun süre önleyemediği bir kasvetin içine düşüyor insan...

      Sil
  18. Sorun 2 Muz'mu Kadının Parası Olmayışımı? Bence İki Durum'da Zor Paran Cok Olur Çocuklar Şımarıklık'dan Durmadan İsterler. Paran Olmaz Çocuklar 2 Muz İster Alamazsın İşte Bu Durum Çok Zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor olduğu kesin. Hayat işte...
      Ziyaretiniz için teşekkürler...

      Sil