2013/12/24

Yazma İsteksizliği İle Mücadele

Blog yazmanın -kendimiz dahil- pek çok bloggerda zaman zaman isteksizlik yarattığını, bu durumun bazılarında geçici, bazılarında ise ne yazık ki kalıcı etki yaptığını görüyor ve tabii ki üzülüyoruz.

Yazar Margot Atwell'in pek çok yazarın yaşadığı, bir yazar-blogger ve kitap eleştirmeni olarak kendisinin de kimi zaman yaşadığını söylediği ''yazamama psikolojisi'' (Writer’s Block) ve nasıl yenilebileceğine dair bazı önerilerine rastladım. Ve yararlı olabileceği düşüncesiyle paylaşmaya karar verdim.
Çeviri için kusuruma rastlarsanız şimdiden affola...

Atwell yazmayı engelleyen iki sebep olduğunu söylüyor: İlham eksikliği ve korku.
İlham gelmeyen bir yazar olmanın korkunç bir duygu olduğunu, bilgisayarda boş bir Word sayfası açıp izlemenin, yarım satır yazıp silmenin birçok yazarın en büyük kâbusu olduğunu belirtiyor.
Yazar, bu durumla mücadele edebilmek için beş temel yöntem sıralamış:

Elle yazmak
Bazı insanlar bilgisayarda 2.000 kelime yazmayla ilgili bir sorun yaşamaz.
Fakat ilk müsveddemi klavyeyle yazmak benim yaratıcılığımı her zaman sekteye uğratır. Ama bana bir kağıt, bir de kalem verirseniz, kendimi o kağıdın üzerinde boş yer kalmayana kadar karalarken bulur, sonra da kağıdın diğer yüzüne geçerim. Herkes geleneksel yollarla ilham bulamayabilir, bu yüzden siz kendi yolunuzu bulmalısınız. Bazı insanlar, elle yazdıkları zaman kendilerini yazdıkları şeyle daha fazla bağlantılı hisseder. Elle yazmak işkence gibi görünüyor olsa bile bunu deneyin. Zaten yazamama psikolojisi yaşıyorsanız kaybedecek ne var?


Zihin dağıtmak
Yürümek, bisiklete binmek, koşu yapmak gibi fiziksel bir aktivite sayesinde zihninizi rahatlatabilirsiniz. Bu aktiviteler zihninizi dağıtarak yeni bağlantılar kurmanızı sağlayacak ve sizi daha yaratıcı yapacak. Bazen radyonun düğmesini çevirmem bile zihnimi rahatlatmama ve aklıma önemli fikirlerin gelmesine yardım eder. Ancak bu tür fiziksel aktiviteleri gerçekleştirdiğiniz sırada fikir bulmaya çalışırsanız hiçbir işinize yaramaz.
Kendinizi özgür bırakın, bekleyin fikirler sizi bulacak.

Farklı şeyler okumak
Bazı yazarlar, kitap yazarken başka şeyler okumaktan hoşlanmazlar. Bense okumadan geçecek bir ya da iki günü hayal bile edemem. Şayet okuyacağınız şeylerin sizi etkilemesinden korkuyorsanız farklı türde kitaplar okuyun. Eğer roman yazıyorsanız, tarih ya da şiir kitapları okumayı deneyin. Eğer bir kitabın nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir şeyler yazıyorsanız, klasik romanlar ya da bestseller gerilim romanları okuyun. Diğer insanların nasıl yazdığını görmek, size kendi yazma deneyiminizle ilgili fikirler verebilir ya da nelerden sakınmanız gerektiğini gösterebilir.

Seyahat etmek
Çok uzak olmasa dahi yeni bir yere gitmek çok büyük bir ilham kaynağı olabilir. Birçok insan günlük monoton yaşamına adapte olur, aynı marketten alışveriş yapar, aynı insanlarla görüşür, aynı ofiste çalışır. Eğer siz bir hafta sonunu ya da yalnızca bir gününüzü bir seyahate ayırıp yeni yerler görürseniz, bu çalıştığınız projeye hemen başlama azmi verebilir.

Yeni bulduğunuz fikirleri not almak
En iyi fikirleri genelde uykuya dalacağım zaman ya da uykuyla uyanıklık arasında, uyanıkken kuramadığım bağlantıları kurmaya başladığımda bulurum. Ayrıca duşta da çok iyi fikirler bulmuşumdur. Bir fikri bulmak için en uygunsuz zaman genelde en iyi fikri bulduğum zamandır. Yani yatağınızın yanında, cüzdanınızda, arabanızın torpido gözünde bir not defteri ya da zarf bulundurmaya çalışın. Çünkü böyle bir fikir aklınıza geldiğinde onu kağıda dökmek için büyük bir gayret gösterirsiniz.

Bu yöntemleri kullandığınızda, yazamama psikolojiniz şansını kaybedecek.



13 yorum:

  1. Benim de elimle yazmam gerekiyor. Sanırım bunun sebebi klavyede yazarken bir de yazı yazma işlemi için düşünmem gerekmesi. Oysa diğer türlü sadece yazıma odaklanıyorum yazma işini elim kendi yapıyor:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bak, demek ki gerçekten işe yarayan bir yöntemmiş ki sendeki sonuçlarını görüyoruz.
      Konu bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorsun :)

      Sil
  2. Evettt ya.. işte ben bu fikirleri uyguluyorum.) gerçekten :) bu yüzden şu birkaç haftadır kar-kış soğuk dinlemeden bolca yürüdüm.. ciğerlerime bol oksijen, zihnime ferahlık katmaya çalıştım.. farklı tür yayınları okuyup, hiç alışık olmadığım normalde izlemediğim kanalları açtım izledim.. traji- komedilere güldüm.. bazen de fantastik sinema filmleri izledim.. "Hobbit" i seyrettim mesela.. ilginç efektler ve görüntülerle beni bambaşka bir aleme sürükledi.. Neredeyse 10 gündür içimden gelmeyen yazamama eylemim nihayet son buldu.) böyle ruh hallerine girdiğimde ne bir blog yazısı okuyabiliyorum ne de yorumlara yanıt vermek geliyor içimden.) ama bak gördüğün gibi, enerjim yeniden geri geldi.))
    İnsanlık hali işte, her halimiz bir başka! ama böylede güzeliz biz:)
    bu bilgilendirici post için teşekkür ederim
    Zeugmacığım...Güzel bir gün dilerim..
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esinciğim, buraya sıraladıkların yazıya ilave yöntemler de içeriyor.
      Tabii İstanbul'da yaşamak gibi bir avantajın da var.
      Dolayısıyla hepsi birleşip bizlere harika izler ve yansımalar olarak geri dönüyor :)

      Yaşam içinde karşılaştığımız bazı olumsuzluklar engelleyebiliyor bizi dediğin gibi.
      Ama o enerjinin yeniden gelmesi ne güzel!
      Yazmak gerçek bir terapi diye düşünüyorum...
      Ayrıca yazdıklarımızın dünyanın herhangi bir yerinden paylaşılması çok heyecan verici :)

      Asıl ben teşekkür ederim Esinciğim..
      Sevgiyle...

      Sil
  3. Ben de telefonuma anahtar kelimeleri yazıyorum. Bazen de müzik dinlerim. Sergiye gitmek ve sohbet etmek de çok iyi geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Telefon güzel yöntemmiş.
      Müzik benim de vazgeçilmezim..
      Sonuçta her insan kendini neyin hareketlendirdiğini deneyimleme yoluyla buluyor.
      Yeter ki istesin. Ve o ilham gelsin...

      Sil
  4. İnanır mısın beni anlatıyor sanki.
    Bazen öyle duruma geliyorum ki , kelimeler zihnimin bir köşesinde birikiyor ama yok! Birbirlerini tamamlayıp bir türlü çıkamıyorlar. Böyle durumlardan kurtulmak için bende artık kısa kısa notlar tutuyorum aklıma gelen bir fikir ya da kurgu ile ilgili.
    Ve son olarak şiir kitabı okumak kesinlikle açıyor tüm çakraları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman zaman hepimizin düştüğü durum bu.
      Eğer çare arayışına girmezsek kalıp gidiyor öyle.
      Nitekim yazmayı tamamen bırakmış, hatta blogunu kapamış o kadar çok insan var ki...

      Senin çakraların hep açık olsun şair :)

      Sil
  5. ahhh sevgili Zeugma'm.
    mücadele ne kelime,bi savaş içindeyim ve kan kaybından ölüyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama öyle bir savaş verdiğin hiç hissedilmiyor prenses.
      Yazmak terapidir, tekrarlıyorum..
      Buradaki yöntemlerin biri olsun sana uymuyor mu?

      Sil
  6. Herkesin kendine göre kayıp zamanları vardır, bu yazıda bunu çok güzel vurgulayıp, analiz ediyor. Bu faydalı post için teşekkür eder, yeni yılda sağlık, huzur ve bereket dileklerimle sizin, ailenizin ve sevdiklerinizin yeni yılını kutlarım.

    Sevgi ve dostlukla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kayıp zamanların telafi edilmesi gerekir diye düşünüyorum. Mücadele gerekir. Yoksa olduğu gibi kalıyor, daha da köreliyor insan

      Nazik ziyaretiniz ve güzel yeni yıl dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Ben de sizin ve ailenizin yeni yılını en başta ''sağlık'', mutluluk ve huzur dileklerimle kutlar, her şeyin gönlünüzce olmasını dilerim.

      Sevgi ve dostlukla...

      Sil
  7. Son zamanlarda ben de bunu yaşıyorum, dün zorla oturdum bilgisayarın başına.
    Benim ki daha çok yazınca çevremden soyutlandığımı hissettiğim için oldu ve okunacak çok kitabım birikmişti. Onlara zaman ayırayım derken, aramıza epey mesafe girdi yazmakla. Bakalım ne olacak.
    Bu faydalı bilgiler için teşekkürler Zeugma :)

    YanıtlaSil