2014/05/11

Hiperrealist Heykeltıraşlar

''Aşırı Gerçekçilik'' anlamı taşıyan hiperrealizm'in çağdaş sanat dalları içinde yerini aldığını, bu sanatın içinde uğraş verenlerin gerçeğinden ayırt edilemeyecek nitelikte, adeta bir fotoğrafmış gibi çizdikleri resimleri ile bazı heykeltıraşların ''canlıymış imajı veren'' heykellerini kapsadığını söylemiştik bir önceki yazıda.
Gerçeklikle bu kadar örtüşmenin sanat olup olmadığı günümüzde halen tartışıladursun, şimdi de sıra hiperrealist heykeltıraşlarda.

Hiperrealist heykeltıraşlar içinde en ünlüleri olan ve ''yaşayan'' üç duayen. Hiperrealist ressamlardan sonra haydi şimdi de onları ve ''hiper gerçek'' eserlerini tanıyalım:

Carole A. Feuerman, 1945 doğumlu Amerikalı hiperrealist heykeltıraş.
Çalışmaları uluslararası sanat dünyasının beğenisinin yanı sıra Clinton, Japonya İmparatoru ve Henry Kissinger gibi önde gelen koleksiyonerlerin dikkatini çeken ödüllü bir sanatçı.

Eserleri Venedik Bienali dahil dünyanın pek çok yerinde sergilenmiş. Amerika'nın önemli realist heykeltıraşlarından biri olarak kabul ediliyor. 70'li yıllardan beri beri bronz, reçine ya da çelik kullandığı mükemmel insan formları üzerinde çalışıyor. Özellikle saunada ya da renkli plaj topları üzerinde uyuklayan güzel yüzücü kızlar serisi ile ünlü. "Ateşle boyama" olarak adlandırdığı, erimiş metal sprey üzerine kendi geliştirdiği bir teknik var. Eserleri olağanüstü. Aynı zamanda sevimli ve eğlenceli. ''Golden Mean'' adlı eserinde sadece bir çift bilek üzerine oturttuğu iki ton çelikteki mükemmel denge unsuru da şaşırtmaktadır.








* * *



Jamie Salmon Kanada'da yaşayan İngiliz asıllı hiperrealist heykeltıraş.
Film efekt sektöründeyken heykeltıraş olarak çalışmaya başladıktan sonra,
silikon kauçuk, reçine, saç ve kumaş gibi malzemeler kullanarak figüratif portre ve heykel alanında uzmanlaşmış.




* * *

Ron Mueck 1958 Avustralya, Melbourne doğumlu hiperrealist heykeltıraş.
İngiltere'de yaşıyor.
İnsanların üç beş kat büyük ya da küçük heykellerini yapan tam bir yetenek abidesi. Çocuk televizyon programlarında on beş yıl kukla ustası olarak çalıştıktan sonra babasının ölümü nedeniyle onun minyatür bir bebeğini yaparak başladığı balmumu çalışmaları, dev balmumu heykellerden oluşan yeni çalışmalarla devam ediyor.

Normalinden birkaç kat büyük yaptığı heykellerde genel kural şu: Heykelin pozunu belirlemek için fotoğraftan yararlanıyor. Kil kullanarak küçük modeller yapıyor. Devasa büyüklükte metal bir çerçeve hazırlayıp her tarafını telle örüyor. Alçı şeritlerle kapladıktan sonra bütün yüzeyi kille kapatıyor. Sonra da fiberglas ve silikonla dökümünü alıyor, boyuyor ve ince detaylarla ilgilenmeye başlıyor.

Renklendirmede de olağanüstü bir gerçekliğe sahip olan eserleri dünyadaki pek çok sanat müzesinde sergilenmiş.






Güzel bir pazar günü sizinle olsun.
Sevgiyle...

11 yorum:

  1. Müthiş, çok etkilendim.
    Paylaştığın için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etkilenmemek mümkün değil bence de...
      Ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. Jean Baudrillard'a göre, artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; herseyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir. Baudrillard'ın örneğine bakacak olursak: Birey televizyonda Suriye iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Suriye'deki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır. İşte nesnel gerçeğin görünümlerine en ufak noktasına dek sadık kalma koşulunu merkezi kılan ve 1970'lerin başında, özellikle plastik sanatlarda öne çıkan hareket olarak 'hiper realizm" yani foto gerçekçilik akımının çıkış noktası ve etkilenme alanı digital fotoğraf ve Jean Baudrillard' dır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar doğru bir tespit ama.
      Bu heykeltıraşlar da aynen bu doğrultuda hareket etmişler. Tek farklılık boyutlarla oynamış oldukları. Ve bu durum için de mantıklı bir açıklama bulunabilir kanımca.

      Çok teşekkür ediyorum bu değerli açıklama için...

      Sil
  3. Ne kadar etkileyici çalışmalar!! Ve nasıl bir yetenektir bu böyle? İnsanın gözü görse de aklı almıyor..:) Muhteşem!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir tesadüf eseri karşılaştım ve ben de müthiş etkilendim.
      Artı; Türkçe kaynaklarda yer almadıklarını farkederek yazı yapmaya karar verdim.

      O kadar canlı görünüyorlar ki, sadece ruh üflemek kalmış içlerine :)

      Sil
  4. A ha ha ,hâlâ resimlerden bahsediyorsun sanıyorum iyi mi, okuma yazma kursuna gitmem gerek:-)

    Yaşlı çifte bayıldım en çok:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu başlığı bir önceki posta çok benziyor. Bir de yayın saati problemimi; yani son yazdığımın saat atağı yaparak sürekli liste başına geçtiğini en iyi bilen kişisin. Bu ikisi haklı olarak yanıltmış seni.

      Yaşlı çift plajda gibi, çok gerçek duruyor, sorma..
      (Umbrella diye adı geçiyor o kompozisyonun.)

      Sil
    2. ''Couple Under An Umbrella'' imiş, pardon...

      Şemsiyenin Altındaki Çift

      Sil
  5. Mükemmel ve sanki biraz ürkütücü :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ister istemez tanrısal bir meslekmiş hissi uyandırıyor.
      ''Yaratma'' olayı... Haşa :-)

      Sil