2014/05/09

Hiperrealist Ressamlar

Hiperrealizm, adından da anlaşılacağı üzere ''aşırı gerçekçilik'' anlamı taşıyan ve ilk kez 1960'lı yıllarda Amerika'da ortaya çıkmış olan ''fotogerçekçilik'' akımından kaynaklı bir sanattır. Çağdaş sanat dalları içinde yerini almış olan hiperrealizm, sanatçıların gerçekten ayırt edilemeyecek nitelikte, adeta bir fotoğrafmış gibi çizdikleri resimleri ve son dönem, bazı heykeltıraşların yapmakta olduğu ''canlıymış imajı veren'' heykelleri kapsamaktadır.

Bu ressamlar, bir insanı, bir nesneyi ya da bir mağazanın vitrinini birkaç saat içerisinde, her türlü gölge ve ışık yansıması dahilinde, gerçeğinden ayırt edilemeyecek biçimde çizmekte ya da boyamaktadırlar.

Hiperrealist (Fotorealist) ressamları aşağıda, isimleriyle birlikte ve eserlerinden ikişer örnek göstererek sıraladım. Eğer yaptıkları diğer resimleri de görmek isterseniz isimlerine tıklamanız ve websitelerine girmeniz yeterli:

Simon Hennessey, portre ve insan figüründe uzmanlaşmış bir hyperrealist. İnsan yüzlerindeki küçük ayrıntılara bakarak başladığınızda gerçekten müthiş. Gözler, saçlar ve kırışıklıklara özellikle dikkat edin.



Jacques Bodin Fransız hiperrealist ressam. Işık ve gölgeleri bir fotoğrafta görebileceğiniz netlikte yansıtıyor.
(Jacques Bodin Fransa'dan bu posta ulaşmış ve iki resminden bahsettiğimi belirterek Twitter hesabına bu yazının linkini kopyalamış. Kendisine bir de buradan teşekkürler.)


Richard Estes genellikle Denis Peterson, Audrey Flack ve Chuck Close tarzında çalışıyor. Eserleri şehir hayatı, vitrinler, dükkanlar ve binaları kapsayan şaşırtıcı tablolar. Estes, Chicago Sanat Enstitüsü'nde Güzel Sanatlar okuduktan ve bir grafik sanatçısı olarak 10 yıl çalıştıktan sonra resim onun için hobiye dönüşmüş.


Pedro Campos tuval üzerine yağlıboya, kristal netliğinde görüntüler oluşturan, kola kutularını, meyveleri, gündelik nesneleri ilginç sanat parçalarına dönüştüren bir hiperrealist ressam.



Denis Peterson, New York'ta ortaya çıkan ilk fotorealist. Hiperrealizmin öncüsü ve birincil mimarı olarak kabul ediliyor.


Robert Bechtle San Francisco doğumlu bir Amerikalı ressam. Tüm hayatını kentte geçirmiş.
Orta sınıfın sıradanlığını yakalayan usta, resimlerinde gündelik hayattan sahneler üzerine odaklanmış.


Jason de Graaf resimlerine bakmak fazlasıyla gerçek. Yaratıcı bir özgürlükle, fotoğraflarda bulunmayan, derinlemesine bir yanılsama eklemeyi seviyor.


Paul Cadden 1965 doğumlu, İskoç hiperrealist ressam. Resimlerini yalnızca grafit ve tebeşir kullanarak çiziyor.



Mutlu bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle.
Sevgiler...


14 yorum:

  1. Hayatta resim olduklarını anlayamazdım, gerçekten fotoğraf gibiler, inanılmaz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Richard Estles ve Robert Bechtle resimlerinde çok azıcık belli sanki.

      Ama diğerleri, dediğin gibi gerçekten :-)

      Sil
  2. Hiperrealist resim sanatının kendine özgün çizim-boyama tekniğini bilir ve sık sık face'imde paylaşırdım. Birbirinden güzel resimler içinde özellikle Simon Hennessey ve Paul Cadden'in sanatına hayran kalmamak mümkün değil.

    Bu güzel paylaşım için teşekkür eder, mutlu bir hafta sonu dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de en çok Simon Hennesey'i beğendim ve o yüzden başa aldım hatta.
      Pedro Campos'un nesneleri ise gerçekten daha gerçek.
      Hepsi birbirinden güzel dediğiniz gibi.

      Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      Güzel bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle...

      Sil
  3. Resmin bire bir gerçeğine uygun olmaması gerektiğini, öyle olduğu takdirde fotoğraftan farkı kalmayacağını söylerim, düşünürüm her zaman ama bir yandan da hiperrealist sanatçıların saygıyı fazlasıyla hak ettiklerini kabul ederim:) Tamamen yetenek işi.
    Güzel bir paylaşım, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylediklerinizde çok haklısınız.
      Ben de farklı düşünmüyorum. Bu ressamların birçoğunun fotoğraftan çalıştığı bilgisi de var zaten. Çıkardıkları ''iş'' mükemmel. Üzerinde çalıştıkları; insan cisim, manzara her neyse birebir aynısı. Yani kopyası :)) Kendi duygusal dünyalarından kattıkları, farkındalık yarattıkları hiçbir şey yok dolayısıyla.Sadece yetenek olayı...

      Lakin, böyle bir sanat akımı var ve onlar bu akımın öncüleri olarak beğeni ve saygıyı fazlasıyla hak ediyorlar bence de...

      Ben teşekkür ediyorum.
      Sevgiyle...

      Sil
  4. Okumak için döneceğim.
    Anneler günün kutlu olsun
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Senin de anneler günün kutlu olsun :)

      (Ben de kimseyi okuyamadım bugün.
      Çok yoğundum..)

      Sil
  5. Az önce yorum yazdım ve elim yanlış bir tuşa dokundu pohh!! hepsi uçtu .(
    Yani tüm bu çalışmalar, emek ve sabır işi. Ve bir de ressamın tercihi elbette, böyle fotoğraf gibi tıpkısının aynısını yapmak.. İçinde yaratıcılık yok, kendinden katmış olduğu artı bir mesaj yok..vs.. Ama büyük bir emek var.. Saygıyı da, değeri de hak ediyorlar. Teşekkürler Zeugmacığım paylaşım için..

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaratıcılık hiç yok tabii ki.
      Birebir benzetme çabasından kaynaklı bir sanat dalı çıkmış sonunda.
      Büyük bir emek olduğu, artı bunun için de yeteneğe gerek olduğu çok açık ama.
      O nedenle; bize kalan bu eserlere keyifle bakmak ve şapka çıkarmak.
      Ben teşekkür ederim Esinciğim...

      Sil
  6. Türk ressamlarından RAFET ORAL 'da var yer vermemeniz uzucu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dikkat ederseniz sadece yabancı ressamlara yer vermiştim.
      Sanırım başlık ''Yabancı Hiperrealist Ressamlar '' olmalıydı.

      Teşekkür ederim. Bu yorumunuz sayesinde blogta en kısa zamanda Türk hiperrealist ressamlara yer vermem gerektiğine inandım. Rafet Oral bu işin duayenlerinden.
      Bir de genç bir ressam arkadaş var ki o da muhteşem:
      1978 Kütahya / Simav doğumlu yetenek Mustafa Yüce

      Sil
  7. bu resimler fotoğrafın projeksiyona yansıtılıp sonra üstünden çizilip boyanmasıyla yapılır ama isteseler yansıtmadanda yapabilirler ama bu onların işine gelmez cetvelle falan uğraşacak akdar küçük değiller :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teknik olarak ne kullandıklarını bilmiyorum. Bir ressam gibi bakarak da çalışıyor olabilirler.
      Nitekim Stephen Wiltshire koskoca metropolleri yalnızca 15 dakikalık bir helipkopter turuyla gözlemleyip + hafızasına kaydedip daha sonra tıpkısını çizebiliyor.

      Sil