2014/07/19

Matbah-ı Şerif (Mutfak)

Bir önceki yazıda ''mutfak'' dedim, aklıma geldi.
Matbah, Arapçadan gelen ve ''mutfak'' anlamında kullanılan bir sözcük.

Mevlevihanelerde dervişlere yemek pişirilen dergah mutfağına da matbah deniyor. Ancak; matbah aynı zamanda ''Can'' adı verilen Mevlevi adaylarının 1001 gün süren çile esnasında en çok eğitim gördükleri, sabır, fedakârlık, çalışkanlık ve azim yeteneklerinin sınandığı yer.

O nedenle Mevlevi kültüründe matbah;
''insanın pişirildiği yer'' anlamıyla da bilinmekte. Ne kadar ilginç değil mi?

Buraya ilk giren mürit (dede adayı) patates soymak, yemek pişirmek, temizlik yapmak gibi mevlevihane hizmetleriyle işe başlarmış. Matbahlarda yüksek sesle konuşulmaz, gürültü edilmez, gülünmez ve hatta kapısının önünden geçerken bile ne kadar saygı duyulduğunun göstergesi olarak selama durulurmuş.


Mevlâna Müzesi'ni ziyaretim sırasında çektiğim Matbah-ı Şerif görüntülerinden hemen sonra müzeden edindiğim bilgiler:

MATBAH-I ŞERÎF (MUTFAK)
Sultan III. Murad tarafından 1584 yılında yaptırılmıştır. Bazı bölümleri iki katlı olan matbah 1867 yılında yapılan onarımlarda bugünkü halini almıştır.
Matbahın iç kısmında yeni derviş adayının sınandığı ''saka postu'', yemeklerin yapıldığı ocaklar ile dervişlerin semâ talimi yaptıkları ve yemek yedikleri yer bulunmaktadır. Mutfağın zemin katı kiler olarak kullanılmıştır. Ahşap merdivenle çıkılan girişin üstündeki ikinci kat Kazancı Dede'nin istirahat odası olarak kullanılmıştır.

Matbah, Mevlevîlerin yemeklerinin pişirildiği yer olmakla birlikte, Mevlevî dervişi olmak isteyen ve ''can'' diye tabir edilen kişilerin 1001 günlük eğitimlerinin yapıldığı mekândır. Mevlevî olmak isteyen kişi üç gün saka postunda oturarak matbahta yapılan işleri izler, bundan sonra derviş olup olmamaya karar verir. Bu üç günlük sürenin sonunda kararında durup durmadığı, dervişliğin zorlukları anlatılır; kararında durduğunu söylerse 1001 günlük hizmete alınır. Üçüncü günün sonunda Mevlevî olmak isteyen kişiyi Kazancı Dede uygun bulmaz ise ayakkabısı yola doğru çevrilerek kendisine derviş olamayacağı bildirilir.

Dergâha kabul edilen derviş yakacak taşıma, yerleri süpürme, tuvaletleri temizleme, çerağ uyandırma gibi işler yaptırıldığı 1001 günlük eğitimin sonunda gülbang duâsı ile Hücrenişîn yapılır.

Dergâhta vefat eden dervişlerin gasilleri matbahta yapılarak cenazeleri hâmûşâna (mezarlık) götürülür. Bu, dervîşin tarîkat hayatının matbahta başlayıp yine matbahta bittiğini gösteren manidar bir uygulamadır.

MATBAH-I SHARIF (KITCHEN)
It was build upon the order of Sultan Murad III in 1584. Matbah, some parts of witch are two-stored, has attained its current shape through the restorations realized in 1867.

Inside the matbah, there is the Saka rug on which the new dervish candidate was examined, ovens in which meals were cooked, and the place in which dervishes practiced semah and dined. The basement of the kitchen was used as a storeroom. The second store which was reached through wooden stairs, on the other hand, was used by Kazancı Dede as a presence chamber. Whereas the matbah used to be the place in which Mevlevi meals were cooked, it was also the place in which the training lasting 1001 days used bto be provided to those who would like to become a Mevlevi dervish, called djan (soul).

The person who would like to become a Mevlevi used to sit on the Saka rug in matbah and observed the works being carried out in there, and then decided whether he would like to become a dervish or not.
At the end of this three-days period, he is asked whether his chanced his mind or not, informed of the difficulties of being of dervish; and if he presented his consent, he underwent a training lasting 1001 days. If Kazancı Dede did not find a candidate suitable, his shoes used to be reversed so as to inform the candidate of his unsuitability.

The dervish who was admitted to the Lodge was rendered Hücrenishin with gülbang prayer after 1001 days of service performing different duties such as carrying fuel, cleaning the floor and toilets, cerag waking, etc.

The dervishes who died within the lodge were cleaned in matbah and their corpses were taken to the hamushan (cemetery). This is a symbolic practice signifying that for dervishes, life begins and ends inside matbah.

Fotoğraf: Zeugma
Kaynak: Mevlâna Müzesi



8 yorum:

  1. Sevgili Zeugma Hacı Bektaş-i Veli Dergahi'nda da benzer şeylerle karşılaşırsın. Hem Mevlevilik hem de Bektaşilik Allah aşkı ile şekillenen dergahlar olduğu için dergaha katılanların aşk ile pişmesi beklenir. Bu uzun bir süreçtir ve katılımcı gerçekten istiyorsa olabilir. Hacı Bektaş-ı Veli türbesine gittiğimde mutfakta yer alan kocaman kazanlar, kepçeler beni çok etkilemişti. Yüzlerce kişiye yemek pişirilen bu mutfak beni çok etkilemişti. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevlevihanelerin hepsinde kapasitesine göre mutlaka matbah da var sevgili Nermin. Tasavvufta mutfağın
      hem yemek hem insanın pişirmek için kullanılıyor olması gerçekten çok etkileyici.
      Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı matbahını da görmüştüm. Oradaki matbah sanki, Mevlâna Müzesi'ndekinden bile daha geniş çaptaydı. Hatırladığıma göre, kesilmiş hayvanın asılacağı küçük bir odacık bile vardı.
      İnsanları iyi bir ahlakla ve güzel huylarla donatmak, olgunlaştırmak, en çok da sabrı öğretmek amacıyla kurulmuş ne kutsal yerlermiş dergâhlar. Keşke günümüzde de ''amacından hiç sapmadan'' devam edebilselerdi. Sevgiyle...

      Sil
    2. Evet doğru söylüyorsun amacından hiç sapmadan devam etselerdi. Sevgiler.

      Sil
  2. Konya'ya gitmişsin. Mevleviliğin başkentine. Aslında, Mevlevi dergahının Selçuklu ve İlk Osmanlı hükümdarlarına kılıç giyme töreni yaptığını biliyor muydun? Mevlevihanenin şeyhi giydirirmiş. Aynı, papanın krala taç giydirmesi gibi.
    Odayı bulursan bence fotoğraflarını paylaş. İkinci mevlevihane Manisa'da olduğunu yazılarımdan hatırlarsın.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Bahçe Perim Osmanlı zamanında Yeniçeri Ocağı'nın piri Hacı Bektaş-ı Veli imiş. İlk defe Orhan Gazi tarafından kurulan ve devşirme çocuklardan oluşan ordu için Hacı Bektaş-i Veli'nin duası alınmış. Bu andan itibaren Yeniçeri Ocağı'nın piri kabul edilmiş ve askere güç vermiştir.

      Sil
    2. Kılıç giyme töreninden haberim yoktu. Öyle bir odaya da hiç rast gelmedim nedense. Üzüldüm şimdi.
      Evet, Manisa Mevlevihanesi'nin detaylarından sayende haberim olmuştu. Mevlevihane, hepimizin bildiği gibi Mevlevi tarikatına özgü tekkelere verilen ad. Konya'daki bu tarikatın merkezi ve en büyükleri. Galata Mevlevihanesi'nden tut da, Urfa, Afyonkarahisar, Kilis, Kütahya, Kayseri, Gelibolu'da, hatta Şam ve Lefkoşa' da toplam 45 adet Mevlevihane var...
      Sevgiyle...

      Sil
  3. Hacı Bektaşi Veli'nin türbesini ve çilehaneyi görmüştüm 7 yıl önce. Özellikle küçücük çilehane bölümünden çok etkilenmiştim. Ve Matbah-ı Şerifin misyonu çok ilginçmiş! pişmek; insanı, güzel ve iyi ahlaklı, erdemli bir varlığa dönüştürmek dergahların en önemli özelliği olsa gerek. Mevlana boşuna dememiş; 'hamdım piştim yandım elhamdülillah' !
    ben de diyorum ki; "sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak! nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa"...

    Yine yeni bir bilgi daha öğrendim sayfanda sevgili Zeugmacığım..
    Teşekkür ediyor güzel bir hafta diliyorum sana..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o çilehane bölümü beni de çok etkilemişti.
      Sadece bir post var. Uyumak için yatak bile yok. Bomboş ve loş bir oda. Ölmeyecek kadar yemek. Hatta sadece zeytin yiyorlarmış bir müddet. Önce 40 zeytin, ertesi gün 39, daha ertesi 38..37...1 zeytine düşünceye kadar. Hepsi her şey nefsi körletmek ve olgunlaşmak adına... dünya nimetleri dünyaya mahsus felsefesinden hareket...

      Olay, günümüzde sıklıkla kullandığımız ''çile çekmek'' deyiminin kaynağı aslında...
      Ben de sayende pek çok bilgi edinmekteyim Esinciğim..
      Çok çok teşekkürler, sevgiler...

      Sil