2015/01/05

Mahsun Kırmızıgül'den Mucize

Türkücülükten dizi oyunculuğuna geçiş yapan, sonrasında kariyerine hem senaristliğini hem yönetmenliğini yaptığı filmlerle bir film yapımcısı olarak devam etmekte olan Mahsun Kırmızıgül’ün vizyona yeni girmiş olan dördüncü filmi MUCİZE.

Bu film, izlediğim ilk Mahsun Kırmızıgül filmi.
Doğrusunu söylemek gerekirse başlangıç için ön yargılar içindeydim.
O nedenle; hemen girişte şunu söylemek istiyorum:
Mahsun Kırmızıgül kendini aşmış. Türkü söyleyen bir sanatçıdan son derece başarılı ve de hayran olunası bir film yapımcısı çıkar mı, çıkarmış. Bence uzun metrajlı film alanında değme yapımcılarla yarışabilecek biri o artık!

Adım adım ilerlemek ve zirveye oturmak bunun adı. İşini ciddiye alıp kendini sürekli geliştirme yoluyla tıpkı filmin adı gibi bir MUCİZE’ye imza atmak...

2,5 saate yakın süren bu film hiç ama hiç sıkmadan akıp gidiyor. Komedi ve dramın bir arada işlendiği filmin güldürü amaçlı kesitlerindeki diyaloglar bana göre ülkenin en başarılı komedyenini bile (isim vermiyorum) geride bırakacak nitelikte. Keyif veren, güldüren, filmin tamamına yayılarak duru biçimde işlenmiş olan ve ikinci bölümde ağırlaşan dramın etkisiyle zaman zaman ağlatan bir film...

Mucize, Hollywood ve dünya sinemasının ünlü filmlerinin mikslerini yapan Dolby Laboratuvarları'nın sinema salonları için geliştirdiği son sistem ses teknolojisini uygulatmak üzere Londra’ya götürülmüş. Final miksi de orada tamamlanmış. Türk sinemasında bu ses sisteminin kullanıldığı ilk film aynı zamanda. Kullanılan teknikler ve yüksek kalite açısından da oldukça başarılı bir film. Filme ait pek çok karenin değme yağlıboya tablolara taş çıkartacak kadar göz alıcı olduğunu söylemeden geçmemeliyim bu arada...

İzmir Foça’da başlayan kısa süreli çekimlerden sonra kalanı Kağızman’ın bir köyünde gerçekleştirilen filmin senaryosu 1960’lı yıllara ait gerçek bir hikâyeden alınmış. Film, hikâyenin kahramanlarının şu an İstanbul’da üç torunlarıyla birlikte hayata devam ettikleri bilgisinin alt yazı yoluyla verilmesiyle sona eriyor.

Yılın sekiz ayı karlar altında kalıp, kendi insanlarının deyimiyle ''Allah’a teslim olan'', yalnızca dört ayında dış dünya ile zar zor bağlantı kurulabilen Doğu gerçeği ve oradaki insanların yaşam biçimi ilmek ilmek işlenirken, dört dağ aşılıp ulaşılabilen bu ücra köye tayinle gelen Egeli bir öğretmene köylüler tarafından sahip çıkılışı, birbirleriyle bütünleşmeleri, öğretmenin köylülerin tüm sıkıntılarına ''maddi'' ve manevi yönden nasıl merhem olduğu olabildiğince duygusal biçimde aktarılmış.
Oyuncu performansları çok başarılı. Özellikle de ''engelli oğul Aziz'' karakterini canlandıran Mert Turak harikalar yaratmış. Yok böyle bir performans! Bence bu başarısı ona kesinkez ödüllerle geri dönecek.

Bingöl doğumlu ve Zaza kökenli bir sanatçı olan Mahsun Kırmızıgül’ün bu filmle verdiği önemli mesajlara gelelim mi şimdi:
Halkların kardeşliği…
Öğretmenin fedakârlığı ve kutsallığı. Öğretmene duyulan saygı ve sevgi...
Köydeki okula öğretmenin ailesinden istediği para sayesinde kavuşulması. El birliği ve dayanışma ile bitirilen okul…
Ve... O okulun önüne dikilip sürekli dalgalandırılan Türk Bayrağı!


Adı gibi. ''Mucize'' gibi...
İzlenmesi gereken ve kesinlikle iz bırakacak muhteşem bir filme imza atılmış gerçekten.

Mahsun Kırmızıgül’ü tüm kalbimle kutluyorum.



12 yorum:

  1. Yılar önce Mahzun Kırmızıgül böyle filmler çekecek deseler dalga geçiyorsunuz derdim.

    Bu filmi muhakkak izleyeceğim, teşekkürler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir alanda olmasından kaynaklı o fikirler :)
      Filmi en az benim kadar beğeneceğine garanti veriyorum Handan.
      Gerçekten çok başarılı bir yapım...

      Sil
  2. Bende izleyecegim mutlaka, cok merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya'da vizyona girdi mi, merak ettim şimdi.

      Filmdeki mucizenin ne olduğundan hiç bahsetmedim bu arada.
      Çok şaşıracaksın ;)

      Sil
  3. Bende bu yorumdan sonra fırsat bulursam izleyebilirim. Teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden de teşekkürler :)

      Sil
  4. Mucizelere ihtiyacımız var. En azından hayalimizde yaşamaya... Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer isterse kişi kendi mucizesini yaratabiliyor. Azmetmek şartıyla...
      Sevgiyle...

      Sil
  5. Tüm filmlerini seyrettim Kırmızıgül'ün ama hiç birini sevemedim nedense, devamlı doğuyla ilgili film yapmasını da anlayamadım. Güzel anlatmışsın, ön yargılı olmadan seyretmeliyim. Ama ne zaman bilemem, ben artık ege köylerinden birinde yaşadığımdan :) sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğer filmleri konusunda yorum yapamayacağım. Çünkü hiçbirini seyretmedim. En kısa zamanda onları da izlemek istiyorum.
      Mahsun Kırmızıgül'ü okumayı zar zor sökmüş türkücülerden zannetmek gibi bir gaflete düşülüyor. Ön yargıların pek çoğu bu yüzden sanırım.Oysa İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda okumuş eğitimli biri. 22 çocuklu Doğulu (Bingöllü) bir ailenin çocuğu olması nedeniyle Doğu gerçeğini yansıtıyor, bunu bir misyon olarak kabul ediyor olmalı. Yansıtırken de asla ırkçılık yapmadan, yapıcı, gerçekçi ve özenli davranıyor.

      Ege köylerinden birinde yaşamak güzel bir tercih. Sağlık ve esenlikler dilerim.
      Sevgiyle...

      Sil
  6. Sanırım her filminde kendini yeniliyor. Daha iyiye gitme çabasında. Her filminde belli sorunları ve olabildiğince çözümleri işliyor. "Beyaz Melek" bir huzur evinde kalan yaşlı insanları işliyordu. "Güneşi Gördüm" toplumda dışlanan insanları işliyordu." Mucize" filmini izlemedim. Önce ben de yadırgamıştım film çekimini. Ancak her filminde kendini aştığı kesin.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahmin ve tespitlerinize ben de katılıyorum. Daha iyiye gitme çabası konusunda özellikle finans gereklidir ve ben filmlerinin tüm hasılatını yine filmleri için harcadığını okumuştum.
      Mucize, film eleştirmenleri tarafından da çok beğenildi.
      Mahsun, sürekli umudu, dostluğu, sevgiyi, barışı işliyor. Bunlara feci ihtiyacımız olduğunu biliyor. Özellikle de sevgiyle her zorluğun aşılabileceği mesajını veriyor. Doğu ile Batı'yı kardeşçe bir araya getirme çabası hissediliyor en çok. Umarım bu çabaları siyasetçilere de ayna tutar.
      Filmi öğretmenlere ve engellilere adadığını söyleyip ilave etmiş: ''Mucize filmini, kalbinden özürlü olmayan, dünyaya kalp gözü ile bakabilen tüm insanlara armağan ediyorum.''
      Sevgiler...

      Sil