2015/10/02

An'ı Yaşamak ya da Yakalamak?


Yaşadığımız bir olay, duyduğumuz bir söz ya da bir görüntü silinmez izler bırakır bazen. Hayatımızın sonuna kadar, sürekli hatırlayacağımız bir ders niteliğindedir.
Tıpkı birkaç gün önce Brookline'de, Coolidge Corner Theater'da çekilen ve dünyaya damgasını vuran bu fotoğraf gibi...

İçinde bulunduğumuz çağ ile ilgili şamar gibi bir ders veren, hayatı yeniden sorgulatan fotoğraf adeta viral bir reklam etkisi gösteriyor. Fotoğraf, insanların 'mor renkli güneş gözlükleri olan' bu tatlı yaşlı kadından büyük ders aldıkları ya da hayatları boyunca gördükleri en etkileyici fotoğraf olduğu cümleleri eşliğinde paylaşım rekorları kırmaya başladı.

''Farkındalığın yarattığı farkındalık'' bunun adı... Ve müthiş!


İsmi açıklanmayan yaşlı kadın görüldüğü üzere, başta Johnny Depp, Amber Heard ve Dakota Johnson olmak üzere Black Mass adlı filmin galasına davet edilen film yıldızlarını görmek üzere oraya gelen, ancak fotoğraflarını almayan tek kişi.

Onun tercihi, oradaki izdihamda diğerleri gibi harika bir görüntü yakalayıp cep telefonuna kaydetmekten değil, an’ı yaşamak, oradaki atmosfere odaklanmak, iliklerine kadar hissetmekten yana. Diğerleri, o heyecanlı saniyelere bile cep telefonu ardından bakma gayreti içindeyken, yaşlı kadın anın değerinin bilinmesi gerektiğini özümsemiş haliyle nasıl da belirgin...

Kadının suratındaki dinginlik ve huzur ile diğerlerinin panik hareketleri, kimi gördükleri, neye odaklandıkları, bir an önce sosyal medyada paylaşmak üzere check-in derdinde oldukları ne kadar da net yansımış.
Üzerine kocaman bir kitap yazılabilecek kadar manidar bir kare gerçekten de...

Amsterdam'a gidip Anne Frank House’ı ziyaret edenler girişte ''İçerideki duygusal yoğunluğu yaşayabilmeniz için fotoğraf çekmek yasaktır,'' şeklinde bir uyarı yazısı olduğundan bahsederler. Evin içindeki ambiyansa yoğunlaşıp tarifsiz duygular yaşadıklarını, iyi ki fotoğraf çekmenin yasaklanmış olduğunu ekleyerek tabii…

Konuyla ilgili bir de ünlü ''Ölü Ozanlar Derneği'' filminde geçen ve an’ın değerini bilmenin, yarına olabildiğince az güvenip bu bilinçle hareket etmenin önemini ve değerini vurgulayan;
"Sadece bir tane hayatınız var. Şimdi yapmayacaksınız da ölünce mi yapacaksınız?" sözleri düştü aklıma...


Her şeye canlı tanık olmak, özümsemek, gözünüzle gördüğünüz ne varsa kalbinizle ve ruhunuzla da duyumsamak üzere oradasınız! Gözlemlemek, keyif almak, akan her saniyeye tanık olmak üzere! Geçen tek saniye bile bir daha asla geri gelmeyecek, öyle değil mi? Yarın neler olacağının hiçbir şekilde garantisi yok...

An’ın kıymetini bilmek ve yaşamda ona göre yol almak dileğiyle…

(Kaynak: www.mirror.co.uk)

22 yorum:

  1. Çok önemli bir noktaya değinmişsiniz. Ben de böyle bir duruma denk gelmiştim. 2 fotoğraf vardı birinde 60 lardan bir konser herkes konseri takip ediyor, diğer fotoğraf ise günümüzden neredeyse herkes telefon ve diğer elektronik kayıt cihazlarını kaldırmış kayıt halindeler.
    Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, doğrudur. Hatta 60'lardan olmasına gerek yok. 90'lı yıllardaki konserler de öyleydi.
      En alta böyle bir fotoğraf ekleyeyim ki gerçeğin ayrımına daha iyi varabilelim.
      Yorumunuz ve anımsatma için ben teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Bu fotoğrafı çeken kişiye de aferin. Sahiden kelimelerden daha net ifadelere sahip. Sanırım gittikçe ruhumuzu kaybediyor, yüzeyselleşiyoruz. Her güzel şeyi "Ben de oradaydım." demek ve başkalarına göstermek için yaşar gibi bir halimiz var. Maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çeken kişiye benden de aferin. Bazen sessizlik bile ne çok şey anlatır ki bu fotoğraf üzerine kitap bile yazılır. ''Ben de gittim. Ben de gördüm. Ben de oradaydım.'' diyebilmek için birbiriyle yarışanlardan, ''Ben neden gidemedim?'' diye evde çıkarılan kavgalara kadar uzayan işler. Vahim...

      Sil
  3. http://emreebozkus.blogspot.com/2015/09/snr-tanmayan-cocuk-john-lennon.html
    bu arada yazımı tamamladım. Sizden alıntın yaptım.
    Kaynakça da verdim size de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. John Lennon hayranı bir takipçisi olmak güzel şey. Sanırım araştırma yaparken rastladınız bloguma ve Lennon hayranlığınız öyle böyle değil ;)
      Biyografiyi hazırlarken bana danışmanız ve önerilerimi dikkate almanız, artı ''Nutopia'' yazımı referans olarak kullanmanız beni fazlasıyla onore etti. Teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Kaleminiz çok sağlam bittabi bloğunuz da çok başarılı ve takdire şayan,
      Asıl bana tevazu gösterip yardımcı olduğunuz için ben teşekkür ederim :)

      Sil
    3. Rica ederim. Tevazu ne demek...
      Yapabileceğim bir şey olduğunda ve vaktim de varsa blog dostlarıma yardımcı olabilmek beni mutlu eder. Kaldı ki sizin için fazla bir şey yapmadım. Birkaç küçük öneri o kadar :)
      Büyük emek ve araştırma içeren çalışmanızı okumaya geliyorum birazdan.

      Blogum için sarfettiğiniz değerli sözler için çook teşekkürler :)

      Sil
  4. "An'ı yaşamak, an'ı değerlendirmek" derken özellikle bir şey vurgulanır: İnsan kendisini mutlu eden anıları bellekte depolar. Acı veren anıları bilinç altına atar. belki bir gün çok önemli bir olayda olumsuz anılar da su yüzüne çıkar.
    Alzheimer hastaları gün geliyor çok ilginç bir anıyı dile getirebiliyor.Şaşırıyorsunuz.
    İnsan gizemli bir varlık. Bazı genellemeler olmakla birlikte her birey ayrı özellikler sergiliyor.
    İlginç bir fotoğraf gerçekten, doğal oluşu en güzel yanı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin kitabınızın başlığı da ''An'lar mı Anılar mı? GERİYE KALAN'' idi.
      An'lar değerlidir. Nice anılar barındırır. Beynimiz bu anıları depolamak üzere vardır. İleride anımsayıp dostlarla paylaşmak üzere, belki gülümsemek üzere... Bir Alzheimer'lı yakını olarak anıların ne şekilde depolandığına, hangi sıralamayla unutulduğuna, acı verenlerin hangi etkiyle gün yüzüne çıktığına tanık oluşunuz yaşamı başkalarından daha iyi irdelemenize neden oluyor belki de.
      Sağlıklı, huzurlu, keyifli anlardan ve anılardan oluşan mutlu bir hayat sizinle olsun...

      Sil
  5. Aslında o kayıt cihazları o anları -duyguları- sonsuzluğa kilitleme duygusunu tetikleyerek satılıyor. Sonsuzlukla fena bozmuşuz. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimizden hiç düşürmemek üzere kullanalım diye mi satıyorlar acaba? Telefon demek karşı tarafla konuşmak üzere icat edilmiş cihaz demektir. Bu ne Allah aşkına?

      Sil
  6. Konsere gitmeyi çok seviyorum. Eskiden de fotoğraf çekenler olurdu ama artık olduğu gibi kameraya alıp ya da sürekli bir yerlere mesaj çekmekten herkeste bir hareket. Şu telefonun küçük ekranından çıkıp hayatın kocaman sahnesinin keyfini çıkarın diye sarsmak istiyorum onları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Betimlediğin konser sahnesine ait bir görsel ekledim. Ne kadar içler acısı. Hayata sürekli kamera arkasından bakıyorlar....
      Artık sadece konserler değil, her yerde telefon. Sokakta ya da araç kullanırken telefonuna kulaklığını takmış, ''kendi kendine konuşan deli'' görüntüsü veren insanlar git gide çoğalmakta. Birileri onları sarssa iyi olacak hakikaten...

      Sil
    2. Görsel tam yakalamış dediğim konuyu..

      Sil
    3. Görselin üst kısmına yazılmış cümleler de...

      Sil
  7. Cok COOK sevdim fotografi. Nekadar güzel, nekadar anlamli...
    Benim gibi fotograf cekmeye pek önem vermeyen, en önemli yerlerde bile bazen cekmeyi unutan biri olarak o kadinin halini nasil da iyi anlayabiliyorum...ayni ben:)


    Nezamandir Anne Frank Huis'e gitmeyi arzuluyordum, iki hafta sonra gidecegim kismetse nihayet. Evet, sayfasini inceledigimde orada da okumustum, fotograf cekmenin yasak oldugunu...oh beee..nasil isime geldi, rahat rahat bakabilecegim resim cekme derdi olmadan:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oradakiler nasıl bir tablo sergilediklerini akıllarına bile getirmiyorlar tabii :) O telefonu elinden 24 saat düşürmeyenler var :)
      Böylece ne kadar isabetli davrandığını anlamış oldun. Ben ise çok kötü bir tecrübeyle öğrendim. Geçen yıl düğünümüz vardı. Biraz video çekimi yaptım. Düğünün en özel anlarını çektim güya. Tabii çekerken o anları doğru dürüst izleyemedim. Sonra ne oldu dersin? Ertesi gün bilgisayarı çökertmeyi başardım ve hepsi yok oldu. Hiçbir programla geri getiremediler :(

      Bu arada bir Flemenkçe kelime daha :))) ''Huis'' İngilizce karşılığı house ya da home :)
      Oh ne iyi gerçekten. Aslında o tür yerler kökten yasaklamalı fotoğraf olayını...

      Sil
  8. Harika bir yazı yazmışsınız. Şu anda günün bu erken saatlerinde böyle güzel bir yazıyı okumak ve resimdeki yaşlı kadın gibi olduğumu anlamak sanki bir anda hayata tekrar uyanma ve başka bir pencereden bakma hissiyatı verdi. Kendimi harika hissettim. Fotoğraf çekmektense seyretmeyi tercih eden birisi olarak gerçekten de sadece bir hayatım var ve ben o güzel anıları küçücük bir ekranın ardından bakarak kaçırmak istemiyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zarif yorumunuzla günün erken saatlerinde böyle güzel bir hissiyata neden olduğumu öğrenince inanılmaz mutlu oldum.Teşekkür ederim. Çok incesiniz gerçekten.
      Doğrusunu isterseniz fotoğrafı görünce diğer insanlar gibi ben de kendimi sorguladım. Abartanlardan olmadığım halde bundan sonra daha az çekim yapacağım kesin. Tercihim ''An'ı Yaşamak''tan yana olacak :)
      Sevgilerimle...

      Sil
  9. Çok önemli bir ayrıntıya değinmişsin Zeugmacığım. Fotoğraf, yaşadığımız güzellikleri ölümsüz kılmak adına ve bazen de (tıpkı en üstteki fotoğrafta olduğu gibi) sayfalar dolusu anlatılmak istenen şeyleri tek bir karede anlatabilmesi açısından önemlidir. Demem o ki fotoğrafın gücü ve etkisi oldukça büyüktür. Hem sanatsal gücü, hem an'a, tarihe, hayata not düşmek adına. Ama bugün gelinen şu içler acısı durum, gerçekten artık düşündürücü boyutlarda. Hemen herkes selfie manyağı oldu. Elde mobil tf.lar. inanılmaz bir yarış halinde. Müthiş bir görgüsüzlük, sonradan-görmenin bir şaşkınlığı mıdır bu!..Genellikle az gelişmiş ülkelerde böyle davranışlar oluyor derdik. Ama Brookline'de de yaşandığına göre!.. düşündürücü bir durum gerçekten. Ben de özellikle gezi, doğa ve tematik fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Resime ilgi duyduğum gibi fotoğraf da ilgi alanlarım arasında. Hatta bazen en iyi görüntüyü yakalamak adına biraz da dijital kameraların rahatlığı içinde, sayısız fotoğraf çektiğimiz de çok oluyor. Bu hobimiz, hem bir spor hem de bir terapi gibi oluyor bizim için. Ama burada ince bir çizgi var. Nerede, nasıl ve hangi durumlarda ne yapıp, ne yapılmamalı!. Kesinlikle an'ın keyfi çıkarılmalı. çünkü bir dahası yok bunun..'Bir daha ki sefere!' dersin, ama bir daha gelemeyebilirsin, ya da geldiğinde, göremeye bilirsin.. Eğer bilinçli ise insan, yerine ve duruma göre an'ı da yaşayabilir, o anı fotoğraf karesine taşıyarak ölümsüz de kılabilir. Hayattaki her şeyde ölçü ve denge önemlidir. Çıldırasıya tüketim, hayatları esir aldı. İnsan, mekanikleşmeye, duygusuzluğa doğru itildi. Maneviyat azaldı. Derinlik kalmadı. Bu anlamlı ve düşündüren paylaşımın için teşekkür ederim Zeugmacığım. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bir gün böyle bir fotoğraf çıkar ve bu söylediklerimizi tek kelime bile kullanmadan bize kanıtlar Esinciğim. Olayın Brookline'de gerçekleşmesi oradaki insanların elinden hiç telefon düşürmediğini değil de önemli bir anı (Oscar törenindeki yıldızları yakından görecekleri o anı) nasıl kaçırdıklarını anlatıyor aslında. Onlarda bizdeki kadar asla değildir yoksa. Bizim ülkemizde son dönem iş iyice çığırından çıktı.Nereye gidersek gidelim elindeki telefonla sürekli meşgul halde olmayan insana rastlamak neredeyse mümkün değil. Telefonlarından sosyal medyayı takip edebilmeleri en büyük etken. Facebook, Instagram ve Whatsapp'ı özellikle. Bu durum iyice hastalıklı bir hal aldı. Dikkatlerini sürekli ellerindeki telefona yoğunlaştırdıklarından aslında çok da tehlikeli... Özellikle araç kullanırken. Geçende dolmuşta bir genç kız gördüm. Elinden hiç düşmediği belli olan telefonunu ayna olarak da kullanıp saçını başını düzeltti ya, pess dedim... Bir de kısa süre kullanıp en son teknolojide olanı satın alma merakı var. Dediğin gibi tam bir görgüsüzlük. Çılgınlık ve israf aynı zamanda...
      Telefon benim çantamda durur. Önemli bir durumda ulaşılmak-arama yapmak içindir. Normal olan budur. Ya da çok güzel bir manzara vb gördüm ve fotoğraf makinam yanımda yok, ancak o zaman kullanırım. Olayın diğer yanlarını öyle güzel özetlemişsin ki. Fotoğraf makinalarımızı zamana, yere ve duruma göre, an'ı ölümsüzleştirmek üzere elbette ki kullanacağız. Sen bunu harika bir şekilde gerçekleştiriyorsun. Biliyorsun ki o muhteşem fotoğraflarının hayranıyım.
      Bu anlamlı yorumun için asıl ben teşekkür ederim Esinciğim...
      Değerli paylaşımlarında buluşmak üzere, sevgilerimle...

      (Not: Bu yorumu nasıl oldu da farketmemişim bir türlü anlamadım. Lütfen kusuruma bakma.)

      Sil