2016/03/21

Çanakkale Deniz Müzesi

Buram buram tarih kokan Çanakkale'nin, deniz müzesi kuruluş tarihi sanılanın aksine, eski değil. Çanakkale il merkezinde Deniz ve Kara Savaşları'nın anlatımına ilişkin bir bilgilendirme kompleksine ihtiyaç duyulması nedeniyle 18 Mart 1915 Deniz Zaferinin 67.Yıl Kutlama Programı kapsamında 1982'de kurulmuş.

Çimenlik Kalesi'ndeki top koleksiyonunun dışında, gönüllülerden oluşmuş bir ekip tarafından savaş alanlarında yüzey taramaları ile komutanlık arşivleri - envanterleri taraması dışında, özel kişi ve kuruluşlarca bağışlanmış malzemelerle içeriği zenginleşmiş bir müze. Çimenlik Parkı içindeki 1927 yapımı bina müze binasına dönüştürülürken 1954 tarihli binanın birinci katı boşaltılıp Müze İdari Binası olarak düzenlenmiş.

18 Mart 1915 Deniz Zaferi kahramanı Nusrat Mayın Gemisi'nin İstanbul Tersane Komutanlığı 1/1 ölçekli tıpkı yapımı park içinde hazırlanmış özel platformuna yerleştirilerek müzenin mekansal yapılaşması tamamlanmış ve 18 Mart 1982'de Çanakkale Boğaz Komutanlığı Müzesi adı ile açılışı yapılmış.

Müzedeki sergileme 2000 yılında tekrar düzenlenerek çağdaş müzecilik kriterlerine göre kurgulanmış. Bu arada, doküman tedarikine devam ediliyor. Müzeye girişte hemen sol tarafta, 2005 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi(GSF), Seramik Bölümü Öğr.Gör. Ergun Arda ve ekibi tarafından yapılmış olan Çimenlik Kalesi Askeri Müzesi 90.Yıl Seramik Rölyef Panosu yer alıyor.


İlk görseldeki kürenin altında görülen ve kime ait olduğu yazılmayan ''Denizlere Hakim Olan Cihana Hakim Olur'' sözü
Barbaros Hayrettin Paşa menşeli. Bundan 500 yıl önce yaşamış Kaptan-ı Deryamız
sözü o zamanın şartlarına göre ''Akdeniz’e Hâkim Olan Cihana Hâkim Olur'' şeklinde sarfetmiş. Cihana hakim olmak??
Deniz Kuvvetlerinin günümüzden kaç asır geriye gidip bu sözü orada (Barışın kenti Çanakkale'de)
bir nevi slogan olarak sergilemesi şaşırttı beni açıkçası...

Alman UB-46 Denizaltısı

36,9 m. uzunluğunda, 4,4 m genişliğinde olan UB-46 denizaltısı, Almanya'nın Bremen şehrinde inşa edilmiş ve Aralık 1915 tarihinde denize indirilmiştir. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu'nun Almanya ile birlikte savaşa katılması nedeniyle UB-46 denizaltısı İstanbul bölgesinde görevlendirilmiştir. İstanbul'a intikal seyri esnasında 2 Ekim 1916 tarihinde Ege'de 2442 grosstonluk ''Huntaral'' isimli İngiliz vapurunu torpilleyerek batırmıştır. 7 Kasım 1916'da Kırım açıklarında ''Meleni'' isimli Rus yelkenlisini batırdıktan sonra İstanbul'a dönüş emri almış ve 7 Aralık 1916'da sahilden 300 m açıkta kıç tarafından mayına çarparak batmıştır.
Denizaltı enkazı, 1993 yılında İstanbul Kemerburgaz Bölgesi Akpınar Köyü sahilinde kömür çıkarma çalışmaları sırasında bulunmuştur. bulunan enkaz, denizaltının torpido dairesi akülerin bir kısmının yer aldığı baş bölümüne ait 16m'lik bir parçadır. Enkazın diğer yarısı tüm aramalara rağmen bulunamamıştır.
This UB-46 type submarine was construced in Bremen/Germany and was put in the sea in 1915. It is 36,9 meters long and 4,4 meters wide. Due to fact that Ottoman empire and Germany were on the same side during the first world war, UB-46 was assigned its task around Istanbul area. As it was passing to Istanbul area. On 2nd october 1916, it submerged an ''Huntaral'' called 3442 grosstons weight English steamship.Through a torpedo on aegean sea, on 7th of November 1916, on the outskirts of crimea, after it submerged ''Meleni'' called Russian sailboat, it was given to order to get back to Istanbul and on 7th of december 1916 it was hit by a mine 300 meter off the shore, which hit its stern and submerged this UB-46 type submarine.
Submarine wreckage was found in 1993 in Istanbul-Kemerburgaz district on the shores of Akpınar village. During a coal exraction operation. This extracted wreckage involves partly 16 meters long torpedo room batteries on its forepart. Despite efforts, the rest of the wreckage was not found.



Çanakkale Savaşlarında boğazı geçmek isteyen itilaf denizaltılarına karşı kullanılan çelik mania ağına ait ağ demiri
(Steel net anchor used to prevent the allied submarines from passing through the strait during the first world war)

Çanakkale Savaşlarında itilaf donanmasına ait gemiler tarafından, Uğurlu/Gökçeada limanında bulundukları süre zarfında yatak demiri olarak kullanılan admiralty tipi demir. İstanbul Üniversitesi Gökçeada Deniz Araştırma Birimi
tarafından komutanlık envanterine kazandırılmış.
(Admiralty anchor used in Ugurlu/Gökceada harbours by the allied fleet during Dardanelles Campaign
optained by İstanbul University Maritime research unit.)


Namlu ve taşıma arabası, 18.yüzyıl Avrupa yapımı ağızdan dolma demir kaval top,
1940 Amerikan yapımı denizaltı torpidosu (Çap 53 cm)


Çanakkale muharebelerinde kullanılan toplar, top kürsüleri ve mayınlar...
Büyük emekler sarfedilerek cephe gerilerinden tabyalara nakledilmişler.


Ve müzenin gözdesi; Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Boğazı'nı düşman gemilerine
geçilmez kılan Nusrat Mayın Gemisi

Restore edilmiş olan aslı Tarsus'ta. Çanakkale Deniz Müzesi'nde ziyarete açık olan; aslına uygun inşa edilen maketi...


14 yorum:

  1. Tekrar gezdim sayenizde. Tesekkur ederm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar gezmekten gurur duyuluyor.
      Ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. Teşekkürler müzeyi gezmiş gibi hiissettim kendimi.
    Şubat ayn da İzmir -İnciraltında ki denizaltı ve savaş gemisini gezmiştik yeğenim ve oğluyla ,o yılları hayal edip zihnini sorguluyorsun nasıl nasıl bu daracık alanlarda son derece seri hareket edebiliyorlar diye o kadar çok anı vardı i görmek dokunmak bile içini ürpertiyor insanın.İnsan barış ve huzur içinde yaşamanın hakkını vermek zorun da bu günlere kolay gelinmedi:(
    Diyoruz ama dinlemesi gereken kulaklar tıkalı maalesef , sevgiler ve tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çanakkale'yi daha önceden görmediyseniz mutlaka gitmeye çalışın. Çok farklı bir ruh haline giriliyor. O savaşı iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
      Ben de sizin bahsettiğiniz müzeyi görmedim. İlk fırsatta görmeyi umut ediyorum. Bu vatan bize piyangodan çıkmadı. Kıymeti bilinmeli dediğiniz gibi..
      Teşekkürler ve sevgiler benden..

      Sil
  3. Hiç gezmemiştim müzeyi lakin bir Panaroma gibi oldu. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Çanakkale her karış toprağıyla devasa bir açık hava müzesi konumunda. Şehitlikler, anıtlar, çarpışılan bölgeler.
      ''Şehit kanıyla sulanmış'' tabirinin can bulduğu topraklar...
      Dilerim en kısa zamanda görmen kısmet olur.

      Sil
  4. Gelibolu'da şehitlikleri ziyaret etmeden önce Çanakkale Deniz Müzesi, Nusret Mayın Gemisi ve Çimenlik Kalesi mutlaka gezilmeli. Verilen bu büyük mücadelenin, can siperane ölüme yürümenin başka bir örneği yok. Bu ülke böyle kazanıldı. Şimdi yaşadıklarımız, kafaları bulanmış insanlarımız bir kez daha iyi düşünsünler.. Cumhuriyet Türkiye'sini bize armağan eden Atamızı ve tüm şehitlerimizi... halkın o büyük gücünü!.. iyi düşünsünler!.. Ve görsünler oradan oraya savrulan Suriyeli mültecileri!..düştükleri durumları!.. vatansız olmanın ne demek olduğunu! bir kez daha, çok iyi düşünsünler... ama düşünmekle kalmayıp artık harekete geçmenin zamanı geldiğini de bilsinler!.. bu işin artık şakası yok!.

    Bu değerli paylaşım adına çok teşekkür ederim Zeugmacığım.. Dünyanın bir ucuna gidip de, özgürce yaşamasında büyük payı olan Anavatanı'nın destan yazılan topraklarına gitmeyenler, lütfen bir zahmet gidip görsünler.. Bastıkları her karış toprakta insanın içine işleyen ve o alınları öpülesi şehitlerimizi.. Bir kez daha tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun..
    Sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel sözlerle özetledin yine durumumuzu... Bu zaferin dünya tarihinde bir benzeri daha yok. İnanılmaz bir destan gerçekten. İnsanları korkutup evlerinden çıkamaz hale getirdik, vatanı bölelim noktasına getirdiler işi. Ama şakası yok ki bu işin. Bir kıvılcıma bakıyor artık!....

      Şehitliklerden başlanırsa buraya zaman kalmayabiliyor, doğru söyledin Esinciğim. Örneğin ben Çimenlik Kalesi'ni halen gezemedim. Geçmiş yıllarda da Müzenin içinde sadece Nusret Mayın Gemisi'ni gezebilmiştim. Bu son ziyaret 2015 Haziranda gerçekleşti. Ve zamanımız yine kısıtlıydı. Nusret Mayın Gemisi'nde büyük değişimler gözlemledim. İçeride birkaç çeşit animasyon gösterisi var ve görevli askerler rehberlik ediyor. Ayrıca müzedeki parça sayısı her geçen yıl biraz daha artıyor. Geçen gün TV'de Yüzüklerin Efendisi filmi yönetmei Peter Jackson'ın Çanakkale Belgesi çekimlerini izledim. Adam toprağa el atıp bir sürü mermi buldu örneğin. Şair bile ''Düşün altında binlerce kefensiz yatanı'' demişti. ''Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı!'' :((( Ama incitiyoruz işte. Sözler tükeniyor.
      Bence de gitmeyen varsa mutlaka gidip görmeli. Oradaki ulvi havanın tüm zerrelerine nasıl işlediğini, neler hissedildiğini yaşamalı. Vatan sevgisini katmerlemeli... Bu bir görev aynı zamanda...

      Aziz şehitlerimizin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.
      Ruhları şad olsun...

      Sil
  5. Seneler evvel Gelibolu kampında müzeyi de görme şansını bulmuştum. Öyle derin hisler ki toplara dokunsam, ısıyı duyacakmışım gibi. Fotoğraflardan anladığım kadarıyla epey bir bakımdan geçirilmiş, gittiğimde bu denli düzenli değildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kez gitmek asla yetmiyor. En kısa zamanda yeniden görme isteğiyle dolu olduğunu hissettim. Gelibolu Yarımadası'nda 2012'de açılmış ''Çanakkale Zaferi Tanıtım Merkezi'' var örneğin. Günün belirli saatlerinde 3 boyutlu projektörlerle ve sırasıyla 11 farklı salona götürerek gösteri izletiyorlar. Savaşı yaşıyormuş gibi hissediyorsun.

      Sil
  6. Aslında bu toprkalra devlet büyüklerimiz her sene gidiyor 18 Martta ama eminim farkında değiller o muhteşem olayın. Yoksa biraz ders alırları, ona göre yönetirlerdi.Paylaşımın son kısmı siz de değinmişsiniz gerçekten düşündürücü. Teşekkürler bu güzel tanıtım için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylediniz, her yıl gidiyorlar; ama değişen bir şey yok. Öyle ki, bir ülkenin geçmişi >geleceği ile ilgili ders almak için oradakinden daha etkili bir ortam yoktur dünya üzerinde. Acaba protokol kuralları nedeniyle mi o ulvi havayı algılayamıyorlar, yoksa...?
      Bir de müzede sergilenen parçaların (tanklar, toplar, mayınlar, vb.) öyle fabrikadan yeni çıkmış gibi pırıl pırıl olmalarına şaşırdım doğrusu. Bakımı yapılabilir, ancak direkt boyamışlar sanırım. Geçmişi yansıtıyor olmalarına ket vurmuşlar bana göre.
      Ben de güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Esenlikler.

      Sil
  7. Çok güzel sizi tebrik ederim paylaşımlarınızdan dolayı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Motive edici bu güzel yorum için çok teşekkür ederim sevgili kuğu...

      Sil