2017/05/03

Bahar Muhabbetleri

Bu ara tadı tuzu yok insanların. Yalnızca bloglarda değil, Twitter'da da bariz bir durgunluk var. En aktif kullanıcılar bile adeta kabuğuna çekilmiş, tek tük tweet atıyor. Bunu ilk kez gözlemliyorum. Kendi durumum da farklı olmadığına göre sebebin ne olduğu aşikâr.

Görselle ne alâka diyeceksiniz. Geçenlerde rastladığım Can Yücel'in bu şiirini daha önceden hiç duymamıştım.
Kasım sonunda çektiğim fotoğraf Trabzon hurması ağacını bilmeyenler için. Yaprakların tamamı sararıp dökülmesine rağmen meyveler kış günü enteresan biçimde ağaçta kalıyor. Eğer toplanmazsa ya da kuşlar yemezse Aralık ayında bile bu şekilde dallarda duruyorlar.
Gördükleri Can Baba'yı da şaşırtmış olmalı ki ''Son Gürlük'' adlı şiiriyle duyguları dizelere akıvermiş:

''Trabzon hurması ağacına döndüm./Tüyüm tüsüm döküldü, yapraksız kaldım / Yine de meyvaya duruyorum bu cıbıl halimle / Tepeden tırnağa / Turuncu turuncu / Kütür kütür / Bu benim sonbaharım / Bu benim son gürlüğümdür.''

Bahar başlayıp da erikler nohut büyüklüğüne ulaştı mı etrafında mutlaka çocuklar olur, öyle değil mi? Evde kiloyla erik olsa da o minnak eriklerin tadı başka oluyor demek ki.

Bu çocukları yürüyüş esnasında, yolun üst kısmından gördüm. Çocukluk hatırası, bir fotoğraflarını alayım derken korkup kaçışmaya, saklanmaya başlamasınlar mı?
''Korkmayın çocuklar,'' diye bağırdım mecburen. Rahatlayıp ortaya çıkmaya başladılar. Bir tanesi ''Abla neden resmimizi çektin, polise mi vereceksin?'' demez mi?

Ne kadar şaşırdım anlatamam. Birkaç cümleyle o ağacın sahipsiz olduğunu, göz hakkı diye bir şey olduğunu, başka bir yerde sahibinden izin almadan bunu yapmamalarını falan söyledim. O an tam da içimden geçtiği şekilde ''Memlekette yeterince azılı hırsız var. Çalıp çırpmadık şey bırakmadılar. Sizin yaptığınız ne ki bu kadar korktunuz!'' diye bağıracak halim yoktu tabii yolun orta yerinde...

Çeşit çeşit çiçek açıyor. Ömrü bitenler ve yeni açmaya başlayanlarla döngü devam ediyor.
Bahar çiçeklerinden kartopu yapmışlar, bakar mısınız?

Bu yıl gelincikler çok geç kaldılar. Bunlar geçen yıldan kalma fotolar. Tigris'e gelincik şerbeti yapma sözüm vardı.
Kaç kez gelincik toplamaya çıktım, bulamadım. Artık vazgeçtim.😠

Nişan-düğün sezonu da açılmış durumda. Haydi hayırlısı...
Arabadaki cümleyi çok beğendim. Gelinin adına mutlu oldum çünkü.
Umarım damat bey bu sözünü ömür boyu hatırlar ve eşine gereken değeri verir.


14 yorum:

  1. Gelincik serbeti mi?
    Burada bitti gelincik coktan.
    Once papatya, sonra gelincik, sonra mor cicekler, en son turuncu.
    Evim dogrudan kirsala bakiyor :)
    Su serbeti bileydim, yapardim. Tuh.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gelincik şerbeti. Çok ünlü. Bozcaada'da çok yaygın. Reçeli, kurabiyesi bile varmış. Geçen yıl yapımı bir blogda görmüş, tıpkı senin gibi geç kalmıştım. Yukarıdaki gelincikleri 15 Nisan'da çekmişim oysa. Çiçek açma tarihleri hiç belli olmuyor! Ama yeniden karar verdim. Bulup yapacağım ve blogda yayınlayacağım.
      Kırsala bakan ev ne güselmiş öyle:)

      Sil
  2. Bahar durgunluğu hepimizde var. Damat güzel bir mesaj vermiş bu arada. Umarım uygular.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En çok ülke gündemi etken. Mevsimsel geçiş de çarpıyor tabii. Çiçek, böcek olmasa işimiz zor. Damadın mesajına bütün şehir şahit oldu. Sözünü tutmazsa işi zor:)

      Sil
  3. Çocukların lafına hem güldüm hem üzüldüm. Çocuk milleti politikayla, gündemle bu kadar haşır neşir olmamalı:( Umarım değişir, ne diyeyim?
    Çocukların lafına canım sıkıldı fakat devamında içimi açan, gülümseten bir yazı olmuş sevgili Zeugma. Tüm samimiyetimle söylüyorum. Özellikle beyaz çiçeklere bayıldım, ne yazık ki bizim civardaki yürüyüş yollarında böyle güzellikler yok.(Beylikdüzü) Çiçekleri, kuşları görmek için önce arabaya binip biraz mesafe kat etmemiz gerekiyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklara ben de üzüldüm önce, sorma. Ne polisi yahu? Gündemden isteseler de kaçamazlar bence. Siyasetten, gündemden mümkün olduğunca uzak tutulmalılar, haklısın. Ama nerde? Öğretmenleri tarafından idam ipiyle poz verdirilen çocuklar bile gördük.
      Gülümsetebildiysem ne mutlu bana Sezercim. O beyaz çiçekler bir harikaydı gerçekten. Siz de arada arabayla gidersiniz. Yeter ki gideceğiniz yerlerdeki çiçekleri de yok etmesinler:(

      Sil
  4. Düğün arabasında ki sözü sevdim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En çok gelinin annesi sevmiştir:)

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Üstat ağacı dile getirmiş:)

      Sil
  6. Annesinin bi tanesiydi onuda ben aldım 😀 bak buda cok güzel.Gelincik şerbetini hic duymadım.Nasil oluyo acaba.Meraba bu arada blogunuzu ilk defa gördm bayada eskilerdenmişsiniz.Darisi benim gibilere 💕😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoş geldiniz.
      Onu da mı yazmışlar?😁 Sinir bozucu aslında. Kızın annesi deli olmuştur😞
      Tam üstüne bastınız. Üç gün önce gelincik şerbetine başladım. Nasıl olduğu birazdan yayına girecek. Evet, ben eski ve yorgun bir blog yazarıyım :) Darısı başınıza. 🙋🌹

      Sil
  7. Genel bir sıkıntı hali hepimizin içindeydi o aralar. Ne bloglara ne twittlere bakmak içimden hiç gelmiyordu benim de!..kendi sayfam dahil..zar zor haftada bir post koyuyordum. Bir de bloğun değişen ara yüzü, takip ettiğimiz bloglar neler yazmış, girip bakmadıkça göremiyoruz artık. Can Yücel'in şiirini ilk kez duyuyorum, anlamlı gerçekten..hayatımız tıpkı çiçekler gibi!. bir döngü içinde devinip duruyoruz.. sonra çocukların o sözleri benim de irkilmeme sebep oldu! ne yazık ki çocuklar, çok şansız bir dönemin içinde büyümekteler. Biz ise iki arada bir derede kaldık!. 80'li yılları da gördük, bu günleri de!. ancak 80'li yılların siyasetini değil belki ama, çok daha doğal, herkesin kendi yağıyla kavrulduğu o samimi ve safiyane :) insan ilişkilerini de arar olduk!.hepsi bir günmüş meğer! anılarda kaldı ve birer nostalji oldular. Çok keyifli bir yazıydı..doğal bir hayatın içinde..yeşilliklerle, çiçeklerle bezenmiş içimize hoşluk katan bir yazı. Emeğine sağlık. Özlemişim sayfanda laflamayı Zeugmacığım. Demek ki üzerimizdeki rehavet hafiften kalkıyor artık :) bu iyiye işaret :)) Sevgilerimle güzel bir haftasonu dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel bir sıkıntı hali ''o aralar'' vardı da şimdi geçti sanıyoruz. Olan biten akıl alacak gibi değil!
      Leonard Cohen ''Everybody knows'' şarkısında ne diyordu? ''Herkes biliyor geminin su aldığını, herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini, herkes biliyor
      zarların hileli olduğunu...'' Başka söze gerek yok. Ve bu durumun çaresi de yok! Nokta!!!
      Eski siyasetçilerden en kızdıklarımız bile şimdikilerin yanında melek kaldılar bence. Allah bugünümüzü aratmasın derler ama aranıyor maalesef. Samimi ilişkiler de dar bir çerçeveye sıkışıp kaldı. İnsanların çoğu robotsu artık. Ellerindeki akıllı cihazlardan kopamayan, duygularını dahi ikonlarla ifade eden, ruhsuz, duyarsız birer canlı.
      Çok teşekkür ederim. Senin de muhabbetin ve samimiyetin çok keyifliydi Esinciğim. ''ordan-burdan-şurdan'' etiketli bu çalakalem yazımı beğendiğin için ayrıca teşekkürler. Rehavet kalkar inşallah. Muhabbetin devamı için en kısa zamanda sayfandayım:)) Görüşmek üzere, sevgilerimle...

      Sil