2017/05/07

Gelincik Şerbeti ve Reçeli

Kırların özgür çiçeği deyince ilk akla gelen papatya ile gelinciktir. Özellikle de gelincik. İncecik dalı, kırmızı saten görünümlü narin yaprakları ve üç-beş günlük kısacık ömrüyle doğadaki en zarif, en hassas çiçek belki de...

Geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı renkte olması ve taç yapraklarının duvağa benzetilmesi nedeniyle ''gelincik'' ismi verilen bu çiçeğin barındırdığı pek çok özellik insan yaşamı ile bağdaştırılmış. Ufacık bir yelde bile savrulup hasar görmesi hassas kimselerin en ufak bir olaydan dahi anında etkilenip kırılganlık sergilemesine benzetilmiş.
Dalından koparıldığında beş dakikaya kalmadan solmaya başlaması, canlılığını yitirip yok oluş sürecine girmesi ise sevdiğinden ayrılanların tıpkı gelincik gibi sararıp solmasına...

Çok eski zamanlardan beri çeşit çeşit meyvelerden ve çiçeklerden yapılan şerbetler Osmanlı'da saray mutfağının vazgeçilmezi, padişahların, özellikle de Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdesiymiş. Yapım süreci daha zor ve hasat dönemi oldukça kısa olduğu için gelincik şerbeti ender bulunurmuş. Rivayet olunur ki Kanuni çok sıcak bir yaz günü Yeniçeri birliklerini teftiş ederken susayıp şerbet istemiş. Hemen bir tas soğuk şerbet getirmişler. Kanuni şerbeti içtikten sonra tasın içini altınla doldurup geri göndermiş.

O günden sonra bu durum bir gelenek haline gelmiş. Kanuni sonrasında da teftiş zamanı Yeniçeri ocağından padişaha bir tas şerbet sunulması ve içinin altınla doldurulup iade edilmesine devam edilmiş. Hatta Duraklama Dönemi'nde hazinede altın olmadığından taslar iade edilmeyince Yeniçeriler ayaklanıp savaşı bırakmış. Bunun üzerine sarayın altın kap kacakları acilen eritilip sikke yapılarak boş şerbet taslarının içine doldurulmuş ve cepheye gönderilmiş. Öte yandan, halk da hem serinlemek hem şifa bulmak adına, yaz aylarında sokaklarda dolaşan şerbet satıcılarını dört gözle beklermiş.

Şerbetler limon, vişne, kızılcık, kayısı, hurma gibi meyvelerin yanı sıra, menekşeden, gül yapraklarından,
demirhindi, meyankökü ve kısa bir dönem bulunduğu için çok değerli olan gelincikten yapılırmış.
Kim bilir, belki de insanların gelincikle daha uzun süre beraber olma isteğiydi bu.
Kavurucu bir yaz sıcağında yudumladıkları gelincik şerbetinin duyumsattıkları; bahar tazeliği, özgürlük,
kırılganlık ya da ''güzelliklerin gelip geçiciliği'' gibi duygulardı belki...

Üç gün önce topladığım gelinciklerle ben de kaybolmaya yüz tutmuş bu geleneksel şerbeti deneyimlemek istedim. Dallarından kopardığım için suçluluk duygusu var mı, var. Bugün yağan yağmur sonrası arkadaşlarının büyük hasar aldığını biliyor olmak bu duyguyu en aza indiriyor neyse ki. Hem onları tüm güzellikleriyle sayfamı süslemek üzere baki kıldım. Üstelik Osmanlı dönemine doğru, nostaljik bir yolculuğa çıkaracaklar beni.😊
Şimdi gelelim yapımına...
Yaklaşık iki avuç dolusu gelincik yaprağını bol suyla birkaç kez yıkadım. Suyunu iyice süzdükten sonra her bir yaprağı tek tek ikiye katlayıp dip kısımlarındaki siyah bölümü kopararak ayırdım (Sadece bu kısım biraz zor).

1 litrelik cam kavanozun içine 4 su bardağı su koyup içine 1 çay kaşığı limon tuzu ve yarım limon suyu ekledim. Bu suyu biraz karıştırıp içine ayıklanmış gelincik yapraklarını atar atmaz yaprakların hepsi birleşip yukarıya akın ettiler.
Kavanozun ağzını kapayıp güneş gören bir yere koydum. Üç saat içinde yukarıdaki aşamayı kaydettiler. Yani ilk üç saatin sonunda kavanozun altında çok güzel ve berrak bir renk oluştu.

Üç gün güneşte beklettiğim kavanozdaki yapraklar beyaza yakın açık pembeye dönüşmüş, alttaki renk bir hayli koyulaşmıştı. Bir an önce tadına bakıp merakımı gidermek istiyordum. Kavanozdaki gelincik suyundan bir miktar alıp içine biraz şeker karıştırdım. Gelincik şerbetim hazırdı. Gayet leziz bir şerbet elde etmiştim.👏😊
Kavanoz iki gün daha güneşte bekledikten sonra süzülüp içine 2 bardak şeker katılacak.
Şerbetimiz bu şekilde, konsantre kıvamda buzdolabında bekleyecek. İçileceği zaman bardaklara bir miktar konulup üzerine su ve buz ilave edilecek... Tarifi epey bir araştırma yaptıktan sonra uyguladığımı belirtmek isterim.

Hazır bu işe soyunmuşken birazcık da gelincik reçeli yapıp onun da tadına bakmalıydı. 1 su bardağı şeker ve 1 su bardağı suyu kaynatıp biraz koyulaşmasını sağladım. İçine 1 avuç dolusu ayıklanmış gelincik yaprağı ve
bir fiske limon tuzu atıp kısık ateşte 10 dk daha kaynattım.
İşte sonuç... Harikulade renkte, leziz mi leziz bir reçel oldu. Çok ama çok beğendim.😋😋

Gelincik mevsiminin bitmek üzere olduğunu hatırlatıyor,
yapacak olanlara kolay gelsin diyorum.
Sevgiyle...


24 yorum:

  1. Rengi yeter :) Harika gözüküyor, ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, rengi çok güzel gerçekten. Teşekkür ederim:)

      Sil
  2. Dun mezarligin gelincik tarlasi oldugunu gormustum.
    Bu sefer kacirmayayim madem.
    Cok sagol :) <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüh dediğin için kararımı değiştirmiştim ben de.
      İkimiz de gelincik bulduk bak. O zaman dans 💃💃🙌
      ❤️

      Sil
  3. harika gözüküyori gelincik bulsam da yapsam dedim :)tadını inanılmaz merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler:)
      Biraz gayretle gelincik bulunuyor halen.
      Dilersen 10 adet gelincik kullanıp en küçük boy cam kavanoza aynı yöntemi uygulayabilir ve merakını geçirebilirsin :)

      Sil
    2. deneyeceğim bulur bulmaz :) çok teşekkürler

      Sil
    3. Rica ederim Büşra:)
      Yapmışken Ramazan ayı için de ayır bence;)

      Sil
  4. Çok güzel ya, ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde gelincik toplaması senden, yapması annenden :)

      Sil
  5. Muhteşem bir renk. Öksürüğe çok iyi geliyor. Küçük kızımın öksürüğüne çok iyi gelmişti.
    Ayrıca uykusuzlar içinde tavsiye ederim. Bizzat kendimden biliyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan önce rengine vuruluyor. Şerbetinden ziyade reçelin tadına bayıldım.

      Ah, evet. Nasıl yapıldığını araştırırken verdiğin bilgilere ben de rastladım. Zihin yorgunluğu ve öksürüğü geçirdiği, uykusuzluğa birebir olduğu söyleniyordu. İçtikten sonra benim de uykum gelmişti sahiden:)

      Sil
  6. Reçeli çok severim. Gelincik şurubunu duymuştum da reçelini bilmiyordum. Çok güzel görünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Reçeli, kurabiyesi, hatta muhallebisi var. Bozcaada'da çok yaygın.
      Reçelin aroması da çok güzel ve yapımı çok kolay. Bence siz de deneyin.

      Sil
  7. Çok güzel de bu kadar gelinciği nereden bulacağız İstanbul'un göbeğinde. Ama sırf o muhteşem rengi bile yeter. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Siz de bir gün yapacaksınız bence.
      Bu gelincikler devlete ait:) Ciddiyim. Trafo merkezinin bulunduğu arazide çıkmışlar. Kapıdaki koruma görevlisi ''Sizin için tehlikeli olur'' deyip bizzat gidip kendisi topladı. Yoksa ben o kadar çok toplamazdım:) Bir gün siz de hiç ummadığınız bir yerde rastlar ve toplarsınız kim bilir.

      Sil
  8. Çok hoş görünüyorlar. Rengi yeter:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rengi inanılmaz cidden:)
      Bu deneyim yeter bana. Gelincik arayıp bulmak zor iş.
      Koruma görevlisine el vermiş oldum, benim yerime katilleri oldu üstelik 😞

      Sil
  9. Ne kadar kolaymış :) siyah kısımlarını neden ayıkladığınızı merak ettim, yenilmeyen bir kısım mı yoksa rengi bozmasın diye mi?
    Paylaştığınız için teşekkürler, denemek istiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir hayli kolay:)
      Siyah kısımları elde edilecek kırmızı rengi bozmasın diye alıyoruz. Ben de nette araştırırken öğrendim. Geçen seneden beri deneme isteğiyle doluydum.

      Hoş geldiniz bu arada. Selam-sevgiler..

      Sil
  10. Çok güzel görünüyor renkler muhteşem, çok merak etmeme rağmen henüz tadını bilmiyorum ama bol miktarda bulursam denemek isterim bir şerbet meraklısı olarak, ellerinize sağlık.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ara yol kenarları, bakla tarlaları, kırlar alabildiğince gelincikle dolu. Şerbet meraklısı olarak ''bol miktarda'' yapmanın tam zamanı:) Deneme amaçlı ise fazla gelinciğe ihtiyaç yok zaten. Her şekilde yapabilir ve benim gibi merak giderebilirsiniz. Çok teşekkürler :)

      Sil
  11. Çok güzel görünüyor..Ellerine sağlık. Yazını okurken yeni Bandırma'dan geldiğim Tatlısu'da gördüğüm gelincik tarlaları gözümün önüne geldi bir an!. Çok hoştular. Gelincik şebetin de, reçelin de fotoğraflarından belli ki çok güzel olmuşlar..Sayfana da bambaşka bir renk katmış. Yapmayı çok isterdm ama artık şeker hayatımızda sıfır noktasında!.Benim yerime de afiyetle tüketin Zeugmacığım..İyi haftasonları dilerim..Sevgilerle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Tam bu sıralar her taraf gelincik gerçekten. Bu yıl geç göründüler ama çok bol miktarda açıyorlar. Gözlerimiz bayram ediyor:)
      Yazıda belirttiğim üzere merakımı gidermek üzere deneyimledim ve rengine hayran kaldım. Şerbetten daha ziyade reçeli çok güzel oldu. Şerbet demek şeker demektir. Örneğin çay için ''Şerbet gibi olmuş'' deyimi ''Çok şekerli olmuş'' anlamındadır hani. O nedenle şerbeti ilk deneyimde mecburen şeker kullandım. Reçelden ise azıcık yedim. Tadına baktım sadece:) Afiyetle tüketemeyeceğim o yüzden. Kalan şerbete şekersiz devam edip bitirdik, reçel de olduğu gibi duruyor. Misafir geldiğinde sürpriz yaparım artık:)
      Sağolasın. Sana da iyi hafta sonları Esinciğim. Sevgiyle...

      Sil