2018/01/12

Yeni Yılın Ardından

Yeni yılın ilk günü. Geçen yılbaşı yağmaya başlayan ve günlerce süren kar nedeniyle yaşanan dondurucu günlere inat, dışarıda bahardan kalma, ılıman bir hava var. Kentin sokakları tatilin son gününü değerlendirmek, yorgunluk atmak isteyenlerle dopdolu.
Alışveriş merkezleri, kafeler tıklım tıklım...
Bir yerde bir şeyler atıştırdıktan sonra kordon boyunda yürüyüşe çıkıyor ve sağlı sollu akan insan selinin arasına karışıyoruz.

Üzerinde bulunduğumuz kaldırımda neredeyse adım atacak yer yok. Yakın kentlerde oturanlar hava durumunu fırsat bilip akrabalarını ziyarete gelmiş ve yeni yıla birlikte girmişler belli ki.
Hemen hemen herkesin yüzünde mutlu, huzurlu bir ifade. Hava şartları ve insan psikolojisinin birbiriyle doğru orantılı olduğu kesin.
Yeni bir yıla böyle başlangıç yapmak ne güzel!
Geçen yıl tam da bu zamanlar kar tatiliydi. Hem kar, hem endişe diz boyuydu. Sokaklarda ise nerede böyle insan trafiği?
Zaman zaman duraksayıp sağ yanımızda pürüzsüz, masmavi bir çarşaf gibi arzı endam eden denizin kokusunu içimize çekiyoruz. Nasıl da iyi geliyor. O esnada banklardan biri boşalıyor ve oturuyoruz. Üzerimizde bariz bir rehavet...

Evet işte, deniz havasının insana neden iyi geldiğinin bilimsel bir sebebi olduğunu öğrendiğimden beri çok daha yoğun hissedilen o huzur. Çünkü ev, okul, çok katlı AVM ya da ofis benzeri kapalı ortamlarda uzun süre soluduğumuz pozitif iyonlar her yönden olumsuz etkiliyor bizleri. Yorgun, uykusuz, huzursuz, sinirli ve hatta alerjik yapıyor.

Pozitif iyonlar nerede peki? Modern inşaatlarda kullanılan yapı malzemelerinden tutun da içlerindeki yapay havalandırma ve ısınma sistemlerine, aşırı toza, elektromanyetik cihazlara, sentetik döşemelere kadar her yerde, her şeyde...

Oysa beynimizin içindeki serotonin üretimini dengeleyecek negatif iyon gerekiyor bize. Negatif iyonlar nerede ne kadar mevcutmuş, mini bir kıyaslama geçelim mi şimdi:
Evinizde 20, otomobilinizde 14, şehrin içinde 200 (-) iyon cm3 iken;
Ormanlarda 3000, deniz kenarında 4000, dağlarda 8000 (-) iyon cm3

Aradaki farka bakar mısınız? Yüz mislinden çok daha fazlası. Ömrü ofis - ev - otomobil üçgeni içinde geçen zavallı insan modeline yazık gerçekten. İşte bu nedenle hava soğuk ya da sıcak demeden insan fırsat buldukça açık havaya, dağlara, ormanlara, deniz kenarlarına atmalı kendini. Tatillerini ona göre ayarlamalı. Yorgunluk, uykusuzluk, başağrısı ve stres benzeri olumsuzluklardan negatif iyonlar sayesinde arınıp ruhen ve bedenen iyi hissetmeli...

Başka türlü olumsuzluklar yok mu hayatımızda peki? Var tabii, olmaz mı? Dünyanın her yanından olumsuzluk akıyor!

Bankta oturduğumuz, ruhen ve bedenen iyi hissettiğimiz, önümüzden geçen tüm insanların da mutlu ve huzurlu göründüğü yeni yılın o ilk günü var ya. İşte o gün negatif iyonlar bile kurtaramadı kimseyi gerilmekten ve huzursuz olmaktan. 10 dakikaya kalmadan kalabalığın içinde iki kadın birbiriyle meydan kavgası çıkardı çünkü.

Ben böyle bir şey ne duydum ne de gördüm.
Son derece iyi giyimli, saçları bellerine kadar uzun, biri sarışın diğeri esmer iki genç kadındı bunlar. Kalabalığın içinde birdenbire birlerine dönüp öyle yüksek sesle ve de nefretle bağırmaya başladılar ki 1 saate yakın sürdü. Görmeyen, duymayan kalmadı kendilerini. Hatta etraflarında geniş çaplı bir çember oluştu.
Bitirmeye hiç niyetleri yoktu. Her ikisi de yabancı uyrukluydu. Kullandıkları dili bilen çıkmadı. O nedenle sorun neymiş, kim haklı kim haksızmış kimse bilemedi. Etraftan tahmin yürütenler çıkmaya başladı:
''Esmer olan çok cadı!'',
''Yav çok feci bağırıyorlar; ama yine de birbirlerine saygılılar. Biri bitirmeden diğeri başlamıyor.'',
''Az bir şey kaldı. Sarışın, esmeri denize fırlatacak şimdi, görün bak!'',
''Hangi ülkeden bunlar?''
İnsanlar konuya vakıf da olamadılar ya, tahmin üzerine tahmin. En sonunda biri dedi ki:
''Bunlar otelin yılbaşı programının dansçıları!''

Neyin nesiymiş, hangi ülkedenmişler, kullandıkları dil neymiş, kim haklı kim haksızmış, meseleleri neymiş?
Tüm bunlar çok mu önemliydi?
Şiddet vardı ortada. Şiddetin rengi aynıydı. Kadının kadına saygısızlığı, acımasızlığı, sözel şiddeti...
Yabancı bir ülkede çıkardıkları rezalet, binlerce insanın beynine kazıdıkları utanç verici o resim vardı...


Illustration: Pinterest

2 yorum:

  1. Herşey dönüp dolaşıp betonlaşma, sağlıklsız yapılar,katledilen doğa ve yeşil alanlara geliyor, toptan çıldıracak bir gün insanlık, vakit varken kaçıp kurtarabilsek kendimizi bu keşmekeşten :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönüp dolaşıp gelinen nokta hep aynı gerçekten. Her şey bir bütünlük ve uyum içindeyken doğada, birtakım hırslar uğruna katledildikçe kötüye gitti dünya ve insanlık... Ruhlar ve bedenler...

      Sil