2019/06/22

Nemrut Dağı'nda Tanrılarla Buluşmak

Adıyaman ili, Kahta ilçesi, Ankar dağları civarında bulunan 2150 metre yükseltideki Nemrut Dağı'na yolculuğumuz başlasın mı? Şöyle serin serin...
Toros dağ silsilesinin bir parçası olan ve 1987'de UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne giren Nemrut, dünyanın sekizinci harikası olarak da biliniyor.

Karasal iklim yapısına sahip Nemrut Dağı'nın yakınlardaki Atatürk Baraj Gölü nedeniyle önemli ölçüde değişikliğe uğrayıp Akdeniz iklimi özellikleri göstermeye başladığı bilgisi verilse de, yanımıza kalın giysiler ve botlar almamız gerektiği söylenmişti. Buradaki gün doğumunun yaz ortasında bile hayli soğuk olduğu, nisan ve mayıs ayları boyunca karlarla kaplı olabildiği de. Nitekim daha uzaklardan Nemrut'un yamaçları olduğu gibi karlarla kaplı görünüyordu. Üstelik araçlardan inip zirveye ulaşmak için yaklaşık 1 km boyunca bir tırmanış gerçekleştirecektik. Ekiptekilerin bir kısmı önce karlara sonra tırmanacağımız tepenin dik oluşuna bakıp anında vazgeçtiler ve oradaki kafede vakit geçirip manzara seyretmeyi tercih ettiklerini söylediler. İkna çabaları sonuç vermedi. Anlamak mümkün değildi doğrusu. ''Pek de haksız değilmişler'' mi desem acaba?

Çünkü yolun yarısında vazgeçip geriye dönen epey insan gördük. Rakım nedeniyle nefes nefese kalıp burnu kanayan gençler mi ararsınız, kenarlarda oturup dinlenenler mi. Tabii ki ben de zorlandım. Birincisi, spor ayakkabılarıma güvenip bot giymemiştim. Ne büyük hataymış! Terasa çıkılan basamakların büyük bölümü kar ve buzla kaplıydı. Adımlarımı karlı kısımları tercih ederek, öne doğru değil de yan yan basarak atıyor, ayağımı garantilemeden diğer adımımı atmıyordum. Adrenalin nirvana! Çünkü en küçük bir dikkatsizlikte aşağıya doğru, uçurum boyunca yuvarlanmak işten bile değildi! O yüzden de bundan daha heyecanlı bir anı yok hayatımda. Olması da mümkün değil!

Ayrıca bahsettiğim koşullarda, yani karda buzda Nemrut'un zirvesine ulaşabilen insan madalya falan hak etmiştir bence. Çok ciddiyim. Aksi mümkün değil bana göre. Oraya kadar gitmişken, bu dağların yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı, eşsiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından biri olan kral ve tanrıların o dev anıtsal heykellerini görmeden gelinmezdi. Pek çok kişinin ''ölmeden önce yapılacaklar listesi''ne girmiş bu büyülü yer mutlaka görülmeliydi.

Fotoğrafları inerken ve çıkarken bu şekilde karsız kısımlara rastladıkça çektim. Başka türlüsü imkânsızdı.
Toros Dağları'nın güneydoğu kesimleri. Zirveye giden bu uzun, dolambaçlı ve zorlu yolu sarp dağların muhteşem manzarası eşliğinde tırmanıyorsunuz. Zirveye daha ne çok var. Yavaş yavaş çıkanlar bile nefes nefese.
Buradan manzaraya dikkatlice bakıldığında Fırat Nehri de farkediliyor. Bu arada; UNESCO
Doğu Anadolu'da aktif bir fay hattına yakın olan Nemrut'un olası bir depremde zarar görmesinden
fazlasıyla endişe duyuyor ve bölgeyi gözetim altında tutuyormuş.

* * *

Buradan itibaren yazacaklarım zirveye ulaştıktan sonra karşılaştığımız dev heykellerle ilgili olacak.
Öncelikle heykellerin bulunduğu alanda mevcut panolarda yer alan ve Doğu terasının konseptini
gösteren şu üstteki fotoğrafı dikkatle incelemenizi öneriyorum.

Sonrasındaki bilgiler de yine ''en güncel ve en doğru halleriyle'' terasta bulunan bilgi panolarından...

DOĞU TERASI
En geniş kısmı yaklaşık 45x50 olan doğu terası, tümülüsteki üç teras içinde en büyüğüdür ve tümülüsün kuzeydoğusunda yer alır. Terasın batı kenarına dizilen kolosal heykeller, soldan sağa doğru (güneyden kuzeye) Aslan, Kartal, Antiochus, Kommagene, Zeus, Apollon ve Herakles, Kartal, Aslan olmak üzere dizilmişlerdir. 2002 yılında doğu terastaki heykellerinin başları, heykel gövdelerinin önüne taşınarak tek sıra halinde dizilmiştir. Kolosal heykellerin gövdeleri genellikle 8-9 metre yükseklikte olup, başları ise tiaralarla (başlık) birlikte 2,5-3,5 metre kadar yüksekliğe erişmektedirler. Heykeller oturur durumda, ayakları bir taburenin üstünde yan yana dizilmiş şekilde tasarlanmışlardır. Dizinin iki yanında bulunan koruyucu hayvan çiftleri (aslan/kartal) dışında her heykel ayrı bir kaide üzerine oturtulmuştur. Masif, geometrik ve fazla ayrıntılı olmayan taş bloklardan oluşturulan heykeller, heykele göre yüksekliği değişen toplam 7 veya 8 taş sırasından oluşurlar. Heykeller büyük taş bloklarının üst üste konulmasıyla inşa edilmişlerdir.

Antiochos ve Kommagene

Antiochos
Kral I.Antiochos Kommagene topraklarının en yüksek yeri olan bu tepe üzerine tanrıların, tanrısal simgelerinin ve ölümünden sonra bu tanrıların ezeli saygınlığını çağdaş kıldığına inandığı kendi heykelini yaptırır. Heykel kaideleri dizisinin güney ucunda duran Antiochos, Zeus ve Apollon heykelleri gibi elinde ince bir dal demeti taşımaktadır. Heykellerin arkasındaki mıcırların altında kaldığı için daha önce tespit edilemeyen Antiochos'un başı 1953'te kaide tabanının arkasının, yazıtın okunması amacıyla temizlendiği sırada ortaya çıkmıştır. Kaideler dizisinin ilk heykelini oluşturan Antiochos heykelinin gövde kısmı omuz hizasına kadar 6 sıra blok taş şeklinde halen durmaktadır.

Kommagene
Heykel dizisindeki tek kadın heykel olan Bereket Tanrıçası Kommagene, Kral Antiochos ile Zeus'un arasında bulunmaktadır. Heykelin arkasındaki yazıtta tanrıçanın adı doğrudan zikredilmemekte, ancak ''bereketli anavatanım Kommagene'' ifadesi yer almaktadır. Tanrıçanın başında bulunan nar ve üzüm betimleri bereket ve
verimliliği temsil eder. Yine üretkenliği belirtir biçimde kucağında meyveler bulunmaktadır.
Heykelin başı, anıtın keşfedildiği tarihten 1963 yılına kadar heykel gövdesinin üzerinde, özgün yerinde durmaktadır. 1963 yılı sonunda, yıldırım düşmesi sonucu baş ve onun altındaki omuz blokları yere düşmüştür.

Zeus
Tanrılar arasında en yüksek mertebede olan Zeus, heykel dizisinin ortasında yer alır ve diğerlerinden daha büyük boyutlardadır. Babası Cronus'un hükümdarlığını yıkarak yerine geçen ve tüm tanrıların
yöneticisi olan Zeus göklerin ve yağmurun tanrısıdır.

İki taş bloğundan oluşan Zeus'un başında bir Pers tiarası (başlık) vardır. Tiaranın üstünde ise diadem (tiara üstündeki işlemeli bant) bulunur. Heykelin çenesi, ortaya çıkarıldığından bu yana kırılmış durumdadır ve sakallı olduğu görülmektedir.

Zeus, omzunda bir pelerin ve sol elinde ise rulo biçiminde bir ferman tutmaktadır. Gövde kısmı omuz hizasına kadar toplamda 6 taş sırası ile bütün olarak yerinde durmaktadır

Apollon
Zeus'un oğlu Apollon aydın, durgun ve ölçülü gücü simgeler. Işık olup doğayı görme, varlığı akılla arama ve akıl yetisine dayanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve yeteneğine sahiptir. Bazı yerlerde Lykegenes (Lykialı) olarak adlandırılması Apollon'un Anadolulu bir tanrı olduğunu göstermektedir. Apollon çalgı, ezgi, şiir ve dans gibi sanatı esinleten tanrıdır. Işıkla karanlık arasında süregelen savaşı insan aklı ve sanatı ile kazanmıştır. Apollon heykeli, heykel dizininde Zeus'tan sonra, kuzeyde yer alır. Bu heykel de Zeus gibi gövdesinde bir tunik ve sol elinde ince bir dal demeti taşımaktadır. Zeus'un aksine sakalsız ve daha genç görünümlüdür. Diğer heykellere benzer şekilde beş sıra blok taştan oluşan Apollon'un gövdesi halen yerinde durmaktadır.

Herakles
Tanrı Zeus ve ölümlü Alkmene'nin oğludur. İnsanın doğaya karşı yenilmez saldırgan ve dayanma gücünü simgeler. Yaptığı işler hep iyilik için olup doğanın insanın başına saldığı afet ve musibetleri yok ederek insanlığa faydalı olur.
Doğu teras Herakles heykeli heykeller dizininin kuzey ucunda yer alır. Sol elinde Keule(sopa) taşıdığı görülür. Herakles de Zeus gibi sakallıdır. Diğer heykellerde olduğu gibi bu baş da 2002'den sonra gövdenin ön kısmındaki yerine taşınmıştır. Omuz hizasına kadar altı sıra blok taştan oluşan heykel gövdesi halen yerinde durmaktadır.

Koruyucu Hayvan Heykelleri
Doğu terastaki tanrılar dizisi iki yanda yer alan ikişer hayvan figürü ile son bulmaktadır. Bunlar diğerlerinden daha küçük boyutlarda olup, heykel dizisinin sol başında yer alan bir aslan ve yanında bir kartal heykeli ile heykel dizisinin sağında yine bir kartal ve aslandan oluşur. Kartal, Kommagene Krallığının gökyüzü hakimiyetini simgeler. Aynı zamanda Zeus'un buyruklarını insanlara ulaştırmada kartalı kullandığı bilinmektedir. Aslan ise Kommagene Krallığının yeryüzü hakimiyetini simgeler. Birer çift olarak iki kenarda ters simetrik biçimde yerleştirilmiş olan aslan ve kartal ikilisinden oluşan koruyucu hayvan heykelleri özgününde tanrı heykellerinden farklı olarak yaklaşık tek bir kaide üstüne yerleştirilmişlerdir.

Akşam karanlığı inmek üzere
Ne yazık ki hava şartları nedeniyle güneşin batışını izleyebilme gibi bir şansımız olmadı. Dönüş vakti...

Araştırmalara göre bu dev heykeller ay takvimine göre belli bir düzen içinde sıralanmış.
Ortamda teknolojiden eser yok. Nemrut'un zirvesi sadece olağanüstü heykelleri görmek için değil, o çağlara ışınlanmak, muhteşem bir manzara ve gün batımı izlemek için de gidilmesi gereken, olağanüstü duygular yaşanan bir yer.
Kim bilir, şansınız varsa eğer güneşin doğuşu ya da batışını yakalama fırsatınız olur.



(Videoyu büyüterek izleyin lütfen)



Kalın sağlıcakla




14 yorum:

  1. Ne muhteşem...
    Sana da şükür bir şey olmamış.
    Unutulmaz olmuş ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şükür gerçekten. Çünkü an meselesiydi.
      Oradaki o dev tanrılar tırmananları hissedip koruma zırhıyla çevirmiş olabilirler:) Zirveye ulaşınca her şeye değdi zaten. İyi ki vazgeçenlerden olmamışım.
      Liste başı oldu, hiç unutululur mu?:)

      Sil
  2. Muhteşem, bu heykeller çok etkileyici gerçekten, karlı bir havada tırmanış da tam bir macera olmuş. Görülecekler listesi çoook kalabalık çok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başta Adıyaman resmi sitesi olmak üzere pek çok yerde ''Burada güneşin doğuşu ve batışı dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar görkemlidir. İzleyenler üzerinde derin etkiler bırakmaktadır.'' bilgisi var. Keşke izleme şansımız olabilseydi. İşte asıl o zaman rüya gibi bir şey olacaktı Derya:)
      Görülecekler listesi genellikle aynı güzergâh üzerinde sıralı. Yeter ki niyetine girilsin. Uygun bir boşlukta siz de düşünün bence. Hiç ama hiç pişman olmazsınız. Maddi yönden de uygun.

      Sil
  3. Sınırları zorlayan bir yer;insanın insanlık yolundaki düşleri,masalımsı bir gerçek,tabiatın eşsiz çok boyutluluğuyla sarmalanmak...Teşekkürler Zeugma...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam da bu işte. Tam olarak bu!
      Zihninize, kelimelerinize sağlık Güven Bey. 🙏

      Sil
  4. En çok gitmek istediğim yerlerden biri! Dağlar her zaman güzeldir, zirveye çıkmanın gururu, aldığımız nefes paha biçilmez.... Nemrut çok daha özel tabii.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dağlar özgürlük demektir, çok severim. Çocukluğumda pencereden sıradağlara bakar, en üst noktaya çıkıp arka tarafta ne olduğuna bakmayı hayal ederdim:) Belki de başka bir şehir vardı:) Dağlarda nefes almak bambaşka. Suyun kaynama derecesi bile değişiyordu galiba. Ama Nemrut çok çok özel. Herkes gidip görmeli diyorum...

      Sil
  5. Bu kadar zor varıldığını bilmiyordum, ama eminim yukarıda olmak harika bir duygudur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanır mısın bize de önceden söylenmedi. Apar topar araçlara bindiğimizde anladık:) Bir de aktarma yaptık. 2150 m yüksekliğin yarısına kadar araçla gelip -ki o kısımda büyükçe bir kafe + alışveriş yeri var- oradan sonrası işte tabana kuvvet. Yukarıda olmak harikadan da öte gerçekten Handan:)

      Sil
  6. Okurken nefes nefese kaldım :) O kadar yol gelip aşağıda oturmak da hiç olmamış. Çok görmek istediğim yerlerden biri. Güzel bir paylaşım. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki oradaki duyguyu geçirmeyi başarmışım:) Şöyle de bir gerçek vardı ki; genci/yaşlısı, yavaş ya da hızlı çıkanı hiç farketmeden herkes nefes nefeseydi gerçekten. Aşağıda kafede kalanların çoğu baya üzüldüler sonra. Fotoğraflara baktıkça bin pişman oldular. Büyük hata tabi:))) Seneye bir planlama yapıp siz de gidin, ama çok karlı zamana rastlamasın. Mayıs sonu haziran başı iyi.
      Teşekkürler benden..

      Sil
  7. Harika bir tanıtım.Bilgilendirme için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil