29/11/2025

Konya Yöresi Sözlüğü

Baba tarafım Karadenizli olsa da doğumumdan üniversiteye başlayacağım yıla kadar Konya Bölgesi'nde yaşadım. Bahçesinde sebze - meyve yetiştirdiğimiz müstakil evimizde sürdüğüm keyifli yaşam artık kesintiye uğramıştı. Yalnızca sömestir ve yaz tatillerinde gelebiliyordum.

Anneannemle çok iyi anlaşırdık ve ben onda kalmaya bayılırdım. Misafirliğe gelen arkadaşlarıyla yaptığımız sohbetlerin, muhabbetlerin tadına doyum olmazdı. Minciye Teyze vardı, karşı komşusu. Hiç unutmam onun bahçesinde koca bir kazan yakmış, içini su ve kekikle doldurmuştuk. Meğer kekik yağı çıkaracakmışız. Gerçekten de kazan kaynayıp kekikler fokurdadıkça yüzey yağla kaplanmaya başlamış ve bu unutulmaz bir anı olmuştu benim için. Bir de misafirliğe gelen diğer hanımların yöresel sözcükleri çok ilgimi çekiyordu. Bazı kelimeleri sorarak bazılarını ise cümle içindeki görevlerinden anlayarak çözüyordum. Zaman içinde alışkanlık yaptı bu bende. Daha doğrusu; özel bir ilgi alanı oluşturdu. İlçeleri dahil, Konya yöresi kent sözlüğü efendim:

Biriktirdiklerimi gözden geçirirken epeyce kelime daha geldi aklıma. Her kelimeyi cümle içinde kullanmaya ve bu sıralamaya sonradan aklıma gelecek olan kelimeleleri de eklemeye çalışacağım. Başlıyorum: 😍😇

apabacık: Kar gibi, bembeyaz. (Çamaşırlar apabacık olmuş.)

akıtmak: Çişini yapmak.

bulada: Biraz büyümüş civciv.

bunarı: Baca.

buymak: Donmak. (Ellerim buydu.)

bülüç: Civciv

böğün: Bugün.

börtmek: Aşırı susamak. (Turşuyu fazla kaçırmışım, börttüm.)

cinge: Kıvılcım.

çelebi: Kadının kayın biraderi.

çelen: Bahçe duvarının üst kısmı. 

çövdürmek: İşemek (erkek çocuk için).

dalı: Sırt. (Bir battaniye versene. Dalım üşüdü.)

dastar: Baş örtüsü.

düğü: İnce bulgur.

elle(he)m: Galiba.

enim gunum: Eni konu.

esiran: Soba için küçük kürek.

fıçça: Topaç.

fıydırmak: Fırlatmak.

fişkelek: Salyangoz.

ığranmak: Kıpırdamak.

ilistir: Kevgir

gadın: Çok güzel.  (Yemek pek gadın olmuş.) 

ganere: Aç gözlü

gavut: Leblebi tozu

gırık: Kadının nikâh dışı ilişki kurduğu erkek.

gidişmek: Kaşınmak.

goma git: Durma git.

gökgörmedik: Görgüsüz.

guzilan: Sinsi 

günaşık: Ay çekirdeği.

güverçile: Rutubet.

hanay: İki katlı evin avlu kısmı.

haşgeş: Haşhaş.

hayat: Köylerdeki evlerin üstü yarı açık sofa kısmı

hazar: Herhalde.

hırlı: Doğru, dürüst.

hindi: Şimdi.

horota: Şaka.

horozavlı: Kertenkele tipli.

hökenekli: Asil görünümlü.

ığşalamak: Sallamak, sarsmak.

ığranmak: Kımıldamak.

kelikli: Derbeder.

keşik: Sıra.

kımçı: Kırbaç.

körsü: Köstebek.

kösülmek: Yorgunluktan bitap düşmek.

maççalı: Hastalıklı.

ocumak : Bıkkınlık duymak, bezmek.

pate(s): Patates.

salgara(ma)ya: Planlamadan.

sası: Tadı tuzu belirsiz.

singilli: Sünepe.

şip: İki parçadan oluşan parlak işlemeli, süslü kadın giysisi.

şo: Şu.

şorda: Şurada.

tetik: Hızlı. (Yeni gelen ırgat çok tetik.)

ülük: Çaydanlıkta su akan kısım.

üngül: Alt dudağı fazlaca kalın.

vilii: Aa-aa!

yanıgara (yanıkara) gelesi: Sığır hastalığının beddua olarak kullanımı.

yeregeçen: Havuç.

yoşuk: Aşırı eskimiş giysi.

zere: Zira.


ÖZ, HAKİKİ KONYA ŞİVESİ DEYİNCE
👇
DİN DİN DİMEDİM DİN. DİDİM DİDİĞİNİ DİMEDİM DİN.

Dersin dersin demedim dersin. Dedim dediğini demedim dersin. 😃


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder