karahindiba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karahindiba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14/02/2020

Tohumlarını Rüzgâra Bırakan Zakkumlar

Sık sık kulağımıza çalınan ''Öğrenmenin yaşı yoktur'' klişesi vardır hani. Bu cümleyi akşama doğru, tam da güneş kaybolmaya hazırlanırken parkın içinde gördüğüm şu harika manzaradan sonra 'Öğrenmenin ne yaşı, ne zamanı, ne de yeri vardır' diye genişletmek istiyorum izninizle.

Aman Allahım, zakkum ağaçlarında sergilenen daha önce hiç görmediğim bu görsel şenlik, bu olağanüstü hareketlenme de neyin nesiydi?
Bu ne güzellikti böyle?

İnsan bir şeyi ilk kez görüyorsa aklına bin bir çeşit olasılık geliyor. Çiçek kapsüllerinin içinde gelişimini tamamlamış meyve falan mı gizliydi yoksa? İçeride kiviye falan benzeyen bir şeyler mi var? ''Yok artık!'' dedim, daha neler...

Yanlarına yaklaşıp incelemeye aldığımda tüm dengeler yerine oturdu. Gördüklerimin tohumları dört bir yana uçuşarak gökyüzünde savrulan karahindiba bitkisinin tohumlarıyla yapı olarak çok benzeştiğini farkettim. Nasıl yani? Karahindiba tamam da, boyu 2 metreyi aşmış zakkum ağaçları aynı şekilde uçuşarak mı çoğalıyorlardı şimdi?

08/04/2019

Karga ile Karahindiba

Bir sonbaharda bir de ilkbaharın başında doğa yürüyüşlerimden birini aktarırım ben bloga. Nisanın ilk haftasında baharın gelişini ve blogun yıldönümünü kutlama amaçlı, bol görselli yazılar yayınlarım.

Son birkaç yıldır da sakura fotoğraflarıyla gerçekleştiriyordum bunu. Sakurayı her şeyiyle ezberledim ve sanırım ezberlettim de:) Hatta en son, aynı ağaca yaptığım rutin ziyaretleri fotoğraflayarak ''after-before'' tarzı bir çiçeklenmeyle noktaladım Sakura Zensen'i. Bu kez tarzımı değiştirdim. Baharın gelişini kargalarla kutluyorum:) Baharda açmış çiçek olarak da yalnızca karahindiba var. Ünü antik dönemlerden beri süregelen iki imge aslında onlar. Ve ben hafta sonu yürüyüşüm esnasında gördüğüm şu manzara karşısında bir hayli etkilendim. Başlığı 'Karga ile Karahindiba' olan bir öykü yazabilseydim keşke.

Bu arada; karahindiba bitkisine bu adı hangi dilbilimcimiz koyduysa alenen kınıyorum onu. İlk çağlardan beri her derde deva denen, güneşe benzetilen, aydınlığın simgesi diye bilinen bir bitkiye ''kara'' ile özdeşik isim koymak her babayiğitin aklına gelmez.😒 Ne diyordum..? Kargayı karahindibanın başına geçip öğle yemeği olarak yerken görmek çok etkiledi beni. La Fontaine olup onları şöyle insan gibi konuşturarak ders verici kısa bir öykü yazmak isterdim; ama benim aklım ille de aptal olmak ile zeki olmak arasındaki farka kilitlenmiş, ikisi arasındaki farkın farkları arasında gidip geliyordu. Hafta sonuydu. 1 hafta önce bizden bir tercih yapmamız istenmişti. İçinde bulunduğumuz ve neredeyse her bilginin anında online aktarıldığı teknolojik çağa rağmen olanlar(!) olmuş, milyonlarca kişi halen sonuç bekliyordu.

İşte tam bu noktada gördüğüm tablo 'zeki bir canlı ve tercihi'ni sembolize ediyordu. Ona iyi gelecek, derdine şifa olacak, otun çöpün arasında bir güneş gibi parlayan doğru tercihini. Karga aptal, budala imiş, uğursuzmuş, geçiniz efendim bunları. Sırf kuş olduğu için mi kuşbeyinli? Asla değil! Tersine, insan beyniyle benzer özellikler gösteriyor beyni. Onlarda da tıpkı insanınkine benzeyen tarzda, beynin geniş bir alanını oluşturan ve üst zeka sağlayan ön beyin mevcut.