Hayatımda ilk kez böyle bir böcek gördüm. Dikkatlice bakın bakalım, siz gördünüz mü?
''Sanki uzaydan gelip bizim balkona inmiş,'' diyeceğim; ama iki seksen bir doksan yatıyordu mutfak balkonunun zemininde :)
Güldüğüme bakmayın, vallahi biraz ürperdim ilk gördüğümde. Nereden gelip de oraya düştü hiç bilmiyorum. Acaba karganın ya da kırlangıçın biri buldu da yavrularına götürürken ağzından mı düşürdü? Sanki canlı gibiydi. Baktım hiç kıpırdamıyor, elime alıp incelemek istedim.
Peki ama fosilleşmiş bir böcek bu. Kupkuru; fakat canlıymış gibi bakıyor. Neler oluyor?
Bir alttan bir üstten detaylı fotoğrafını çekip Google'a sormak ancak geldi aklıma: Ta taam!
''Ağustos böceği'' imiş meğer. Yahu bu ne cahillikmiş bende. Şu yaşa geldim ne kendisini görmüşüm ne fotoğrafını. Sadece sesini biliyorum, sesini. Hemcinsleriyle yaz aylarında görev aldığı o koroyu, koristliğini. Nasıl da severim o içimi her nedense huzur ve güven duygusuyla dolduran, sıcak yaz günlerinin neredeyse kesintisiz ve de benzersiz muhteşem korosunu.



















