2024/06/16

Kızıl Rahip Vivaldi ve Dört Mevsim (Yaz)

Kendinden önceki konçerto birikimini nicel ve nitel anlamda zirveye taşıyarak Barok konçertosunun temelini atan, ''Dört Mevsim'' konçertolarına bayıldığım ünlü İtalyan besteci Antonio Vivaldi'den bahsedeceğim biraz. 

4 Mart 1678'de İtalya'nın Venedik şehrinde doğdu. Başarılı bir kemancının oğluydu. Babası keman çalmayı öğretmesine rağmen rahiplik eğitimi alan Vivaldi'ye saçlarının kızıl olmasından dolayı ''kızıl rahip'' (il Prete Rosso) deniyordu... 

Vivaldi, dünyaca ünlü konçertosu “Dört Mevsim” ile o zaman için oldukça yenilikçi bir müzik türü ortaya koymuştu. ''Programlı müzik'' ile dinleyenlere aktardığı mevsime ait sözsüz olarak salt müzikle manzaralar betimlemek, öyküler hayal etmelerini sağlamak idi. 

Dolayısıyla Vivaldi'nin ''Dört Mevsim''i, genelde varsayıldığı gibi basit mevsimsel resimler değil. Sadece yılın mevsimleriyle ilgili de değil. İnsanoğlunun doğayla olan ilişkisi özünde. Doğanın ''Bahar''da bir tanrıça gibi kişileştirilmesi mesela. Yaz konçertosu son derece kasvetli, bu nedenle üzücü nitelikte. Çünkü teması, geçimini sağlamaktan korkan izole bir adamın (bir taşralı veya çiftçi) kaderi. Adamın en büyük korkusu gerçek oluyor: 
Storm -> Şiddetli yaz fırtınası (üçüncü hareket) mahsullerini yok ediyor. 

 Yaz bölümünü (Summer) dinlerken aşırı sıcak havanın verdiği boğucu hissi yaşayacak, aynı zamanda  keman sesleri ile aniden ortaya çıkan gök gürültülü bir fırtına zihninizde canlanıverecektir. Hatta pür dikkat kesilirseniz bir cırcırböceği korosu bile duyabilirsiniz! Sonrasında ise, keman sesleri yükselerek kopacak fırtınanın endişesini yansıtacak, uğultular, şimşekler, gök gürültüleri ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmur art arda gelecektir.

2024/06/09

Netflix: Kulüp Dizisi

Çekimleri için dönemin Yahudi kültürünü doğru aktarabilmek adına Türk Yahudi Toplumu üyelerinden danışmanlık alınması, oyuncularına Ladino ifadeler öğretilmesi ve sahnelerden birinde geleneklere uygun bir Şabat sofrası kurulması gibi detayları olan Kulüp dizisini adeta içinde kaybolarak, peş peşe izleyip 1 sezonunu iki günde bitirdim. 

Diziyi beğenerek izleyen çoğunluktan biri olarak ''Kulüp''ün insanları dini kimliklerine göre yargılayan ayrımcı kişilerin varlığına katlanmak zorunda olunan o acı gerçekle altını çizerek yüzleştirdiğine ben de tüm kalbimle inanıyorum...

Bu popüler dizide 6 - 7 Eylül olayları ve Varlık Vergisi'nin ele alınması, konuya dair kitapların hızla dolaşıma girmesini sağlamıştı. İstanbul-Galata civarında yaşayan Seferad Yahudilerinin merkezini oluşturduğu ve Türkiye'deki Yahudiler arasında heyecan yaratan Kulüp adlı dizi 1950'lerde yaşanan gerçek bir hayat hikâyesinden alınmış. İlk sahneler doğmamış çocuğunun babası olan Müslüman sevgilisini öldüren Matilda ile başlıyor.

Matilda, kızının babası Mümtaz'a âşık olmuş, ancak onu öldürmüştür. Sadakatsiz olduğu için değil, ailesini Varlık Vergisi'ni ödemedikleri için devlete ihbar ettiği ve tüm mal varlıklarını kaybetmelerine yol açtığı için. Bu vergi Matilda'nın ailesini mahveder. Babası ve erkek kardeşi, o dönemdeki pek çok azınlık grubu üyesi gibi, Türkiye'nin kuzeydoğusundaki bir çalışma kampına gönderilir. Cinayetten suçlu bulunan Matilda müebbet hapse mahkum olur. Yeni doğan kızı ise bir yetimhaneye yerleştirilir. 

2024/06/05

''Çanakkale'de Yapılan İlk Ameliyat'' Tablosu

Çanakkale Savaşı'nın en zorlu dönemlerinde dahi cephe gerisinde yaşam mücadelesi veren askerler için aktif bir şekilde sağlık hizmetleri gerçekleştirilmiş, kurulan hastanelerde hayat kurtarıcı ameliyatlar yapılmıştı. 

Bu önemli döneme ait bir anının resmedilmesi ve günümüze taşınması, ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Vahid Novruzov'un elleriyle gerçekleşti. 

Çanakkale'nin savaş dönemlerindeki tıbbi pratiklerine ve insanlığa sağlanan hizmetlere bir saygı duruşu niteliği taşıyan ve Çanakkale'de yapılan ilk ameliyatın görüntüsünün yağlı boya ile tuvale aktarıldığı bu devasa eser, çok anlamlı bir biçimde hastane duvarlarını süslüyor. Bu eser, yalnızca bir tablo olarak değil, aynı zamanda o dönemin tıbbi uygulamaları ve insanlık hizmetlerine ışık tutan eşsiz bir belge niteliğinde. 

Birkaç ay önce hastaneye asılmış olan bu tabloyu geçen gün görme fırsatım oldu.

Azerbaycanlı Öğretim Görevlisi Dr. Novruzov tarafından hastaneye bağışlanan bu tarihi tablo aynı zamanda Çanakkale'nin geçmişine olan saygının ve bu mirası gelecek nesillere aktarma çabasının bir ifadesi. Bu çok ulvi bir olay. Kendisine sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. 🙏

2024/06/02

Napolyon Kirazının İsmi Nereden?

Bir iki haftadır ortalama 1 ay kadar sürecek olan kiraz mevsimi başlamış durumda. Saat 16.00 gibi uğradığım cuma pazarında kirazlara öyle yoğun talep olmuş ki tezgâhlarda pek bir şey kalmamış ne yazık ki... 

En pahalı fiyat etiketi her zamanki gibi yine Napolyon türü kiraza aitti. ''Eh, imparator soyundan geldiği için,'' dememiştim hiç. Yine demedim. Bundan sonrası için de demeyeceğim kesinleşti! Tezgâhta kalan üç beş kiraza bakarken birdenbire en kaliteli kiraz ile Fransa İmparatoru arasında nasıl bir bağlantı olduğu aklıma düşüverdi. Napolyon kirazlarının hikâyesi nerelere dayanıyordu sahi? 

Bu türün kökeni bilinmiyor. Ancak ilgi alanı meyve ağaçları olan Amerikalı botanikçi ve bahçıvan U.P. Hedrick'e göre Napolyon kirazının 1600'lü yıllarda var olduğu söylenmiş. Hedrick, 1915 yılında yazdığı The Cherry of New York adlı eserinde, Parmentier adında bir Belçikalının, kiraza 1820 yılında ünlü imparatorun adını verdiğini belirtmiş. 

Bizim bildiğimiz Napolyon kirazları Parmentier adlı Belçikalının isim babası olduğu o kirazlar mı acaba? Sorunun yanıtı: Hayır. Hiç mi hiç alâkası yokmuş sayın okurlar. Biraz komik; ama bizim bildiğimiz Napolyon kirazlarının ismi bir galat-ı meşhur* sonucu ortaya çıkmış.

görsel: bursa.com.tr
Şehirlerarası yolculuklar esnasında görmeyi dört gözle beklediğim o muhteşem Gölyazı (Apolyont) manzarası

Derin bir yarımadanın üzerinde kurulan ve Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olan Gölyazı'nın tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzanıyor. Yazılı kaynaklardaki bilgilere göre; Gölyazı'nın antik adı, günümüz Orhaneli Çayı (Kocaçay) olan antik Ryndacus ırmağından kaynaklanan “Apollonia ad Rhyndacum”. Apollonia eski çağların ışık tanrısı. Antik çağlarda Anadolu’da kurulmuş “Apollonia” adlı dokuz kent olduğu biliniyor. Kaynaklar bu adın diğer kentlerden ayrılabilmesi için Apolyont (Uluabat) gölünü besleyen Aizonai (Çavdarhisar) çevresinden çıkan Rhyndacus denilen ırmağa atfen konduğunu söylüyor.

2024/05/26

Çimlenen Manolya Tohumuna Dair

Bir önceki yazıda manolyaların bugün yeryüzünde yaşayan kapalı çiçekli bitkilerin (kapalı tohumlular) en ilkel formlarından biri olduğundan; harika görüntüleri ve çiçeklenme yoğunlukları açısından başka hiçbir bitkinin yanlarından geçemeyeceğinden bahsetmiştim.

Güzelim manolyalar sadece göze hitap etmekten çok daha fazlasını barındırıyor. Yaklaşık 140 milyon yıl önce Mezozoik Çağ'da evrimleşen ve o zamandan bu yana sayısız buzul çağından sağ kurtularak tozlayıcı böcekleri çekmek için rengârenk, kokulu çiçekler geliştiren bu bitki için ''Bahçecilik Podyumunun Divası'' tanımlaması nasıl da uygun.

Ağacının 100 yıldan fazla yaşaması ve 4 katlı bir apartman boyunca uzayabilir olması yanında ağır killi topraklara ve atmosferik kirliliğe karşı da dayanıklı olması, ayrıca ''kireçe dayanıklı'' yaklaşık 125 çeşidinin bulunması da cabası. Zaten hangi bitki hem kentsel hem kırsal alanlarda yetişebilir ve size her baharda iki avucu dolduracak büyüklükte yüzlerce mis kokulu çiçek verebilir ki? Bembeyaz olanından frenk üzümü moruna, hatta sarıya kadar pek çok renkte çiçek.

2024/05/22

Hoş Geldin Şampiyon! 😍😎


2022 Ekim ayından beri sabırla beklemedeydim. Kimi zaman umudu kestiğim oldu, kimi zaman varlığını unutup gittiğim. Merak, heyecan, umut, sabır ve dahi umutsuzluk birbirine girse, periyodik olarak yer değiştirip dursa da o hep hayatımdaydı. Kaldırıp atamıyordum. Anlatılmaz, anlaşılmaz bir hâl idi...


100 milyon yıl öncesine dayanan antik bir masaldaki yeniden uyanışa şahit oldum sonunda. Biraz uzun sürse de zoru başarmıştım. Doğal yaşamda binlerce tohumdan yalnızca birkaç tanesi çimlenebilirken onun topraktan baş verişini ilk fark ettiğim an yaşadığım çok, ama çok büyük bir sevinç ve heyecandı.

2024/05/19

2024/05/15

Dondurmalı Ara Nağmeler

Bir sonrası için Kulüp adlı diziyle ilgili bir yazı geçiyordu aklımdan. Ancak, çektiğim son fotoğraflar eşliğinde çalakalem bir şeyler karalamak daha iyi olacak diye düşündüm. Sosyal medyada #fahişyemeğeBOYKOT hashtag'iyle 20-21 Nisan'da enflasyonun katbekat üzerinde fiyat artışı yapan, yiyecek-içecek miktarlarını, porsiyonları küçültüp, içeriklerini değiştiren hiçbir lokanta ve kafeye gitmeme kararı alınmıştı. ''Evde 50 liraya yiyeceğin yemeği dışarıda 300 liraya yiyip evde 10 TL'ye içeceğin kahveyi dışarıda 150 TL'ye içince zengin değil keriz oluyorsun,'' şeklinde bir de pankart gördüm ki durumu tam olarak özetlemişti. Özellikle yiyecek içecek sektörü inanılmaz bir hızla artış gösteriyordu. Zira 2022 Mayıs'ta bir topuna 7,5, üç topuna 20 TL ödenen dondurmanın bu yıl aldığım 2 topuna 50 TL. ödemek epey şaşırtınca beni, geçen gün rastladığım video sayesinde şahane bir keşif yapmış oldum. Onu da geciktirmeden paylaşmam gerek.