2020/01/13

Rengârenk Merdiven Projesi - Kaydıraklar

Türkiye genelinde, özellikle de İstanbul'un yokuş yukarı giden upuzun sokaklarında gökkuşağı renklerine boyanmış epeyce merdiven olduğunu biliyoruz. Birkaç kutu boyayla gri renkli beton basamakların renkli görüntülere bürünmesi insanların içini açıyor çünkü. Belediyelerin destek verdiği ''Fırçanı al gel'' kampanyaları bile yapılmıştı bunun için. Mahallesindeki sekiz on basamaklı merdivenleri boyamaya soyunan gençler, baba-oğullar, damatlar çıkmıştı.

Doğa bile dört mevsim farklı renklere bürünüyor. Yeşilden turuncuya, sarıya, kahverengiye, sepyaya giden rengârenk bir döngü içinde. Gökyüzünün, kuşların, çiçeklerin, ağaçların, dağların, hatta kedilerin dahi rengi var da iç karartan gri betonların neden olmasın, değil mi? Öyleyse, insan eliyle yapılmış basamakları boyamak yine insana düşer.

Merdivenlerden çıkarken Ahmet Haşim'in kulaklarını çınlattım.
''Ağır ağır çıkacaksın bu rengârenk merdivenlerden / Eteklerinde edebiyat dünyasından bir yığın doyumsuz kitap''

Projede emeği geçen genç resim öğretmeni arkadaşları bir de buradan kutluyorum.
Hepsinin ellerine, emeğine, fikirlerine sağlık. Merdivenleri kullanan insanların büyük çoğunluğunun ilkokul ve ortaokul öğrencisi olduğu düşünüldüğünde, bir benzeri daha olmayan bu projenin çocuklardaki farkındalığı, merak duygusunu, kitap okuma alışkanlığını nasıl da tetikleyeceği daha iyi anlaşılır sanırım. Yaygınlaşması dileğiyle...

2020/01/11

''Uyuyan Güzel'' Temalı Evlilik Teklifi

Kayahan'ın ''Bizimkisi bir aşk hikâyesi'' diye başlayan bir şarkısı vardı hani. Efendim, Amerikalı yapımcı Lee Loechler ile kız arkadaşı Kardiyolog Dr. Sthuthi David'in hikâyesi de kelimesi kelimesine ''Bizimkisi bir aşk masalı'' denecek türden. Masalsı!

29 yaşındaki Lee Loechler'ın 28 yaşındaki kız arkadaşı Sthuthi David'e Brookline'de küçük bir sinema salonunda yapmış olduğu sürpriz evlilik teklifi bugüne kadar izlediğiniz tüm evlilik tekliflerini unutturacak kadar sıra dışı...
Yaratıcılık ve etkileyicilik mi? Sınır tanınmamış gerçekten!

9 Ocak'ta Loechler tarafından YouTube ve Instagram'da yayınlanan video, milyonlarca insanın o özel anları izlemesi ile iki günde 5 milyonu aşarak ''viral'' hale geldi.

Yapımcı Loechler, Instagram gönderisinde filmin içeriğini değiştirmek için işbirliği yaptığı İllüstratör Kayla Coombs'ı “tüm bu şeyin arkasındaki gerçek yetenek” olarak gösteriyor. Coombs, “Uyuyan Güzel” masalında Lee'yi Prens Phillip, sevgilisi Sthuthi'i de Prenses Aurora olarak mükemmel şekilde canlandırmış gerçekten. Dikkat edildiğinde ten rengi farkları bile yansıtılmış. Projeksiyonlar sırasında, prensin (Phillip) prensesini (Aurora) bir aşk öpücüğü ile uyandırması gereken an geldiğinde Sthuthi, filmdeki uyuyan güzelin kendisine, Lee'nin de prense çok benzediğini, hatta aynı yüz ve saç stiline sahip olduğunu fark ediyor. İşte tam da o anda orijinal hikâyede değiştirilen kısım devreye giriyor. Filmde prens, elinde klasik bir Disney filminde asla yer almayacak bir yüzükle ortaya çıktığı an, Lee yüzük kutusunu kapıp sevgilisinin önünde diz çöküyor: “Seni valve (kapakçık), ventrikül (karıncık), atriyumları (kulakçık) dahilinde, tüm kalbimle seviyorum,'' diyor ve ''O bir kardiyolog! 💕💕💕” diye ekliyor:)

Brookline Lisesi'ndeyken sevgili olan Lee ve Sthuthi'nin liseden sonra yolları ayrılmış. Lee, 2012 yılında New York Üniversitesi, Güzel Sanatlar/ Film ve Televizyon bölümüne girip derece ile mezun olmuş. 2013'te Rochester Üniversitesi Tıp Fakültesine girip eğitimini tamamlayan Dr. Sthuthi David ise kardiyoloji baş asistanı olarak Virginia Hastanesi'nde çalışıyor.

Loechler, fikri oluşturduktan sonra aralık ayı başında Reddit kullanmış bu arada: “Kız arkadaşım ve ben lisede sevgiliydik. Üniversite nedeniyle yollarımız ayrıldı; ama on yıl sonra yeniden bağlanıp bir araya geldik. Onun en sevdiği film için sürpriz hazırladığım küçük bir sinema salonunu 30 Aralık'ta doldurmak üzere izleyici arıyorum. Salonda izleyiciler arasına serpiştirilmiş gizli arkadaşlarımız ve ailemiz olacak. Onun bu tanıdık yüzleri fark etmemesi için 20 koltuk ayırdım. Daha sonra kutlama olacak,” şeklinde duyuru yapmış.

2020/01/05

Paris and The Bear İllüstrasyon Sergisi

Dün, tüketim çılgınlığı ve doğa talanına tepki olsun diye, mukavva tabakalara resmedilmiş çalışmalardan oluşmuş sıra dışı bir sergiyi ziyaret ettim. Öyle ki, sanatçı atık kâğıtlardan bizzat imal ettiği ''geri dönüşüm'' tabakalar üzerine yapmıştı çalışmalarını. Üstelik, illüstrasyonlar alışılagelmiş şekilde ne şövale üzerindeydi ne de duvarda asılıydı. Eserler, tepkinin devamı niteliğinde, budanmış çam ağaçlarının dalları üzerinde sergilenmekteydi.

''Dünyaya gelmesi bir yıkım ve yok oluşa neden olacağına inanılan bebek, bu bebeğin öldürmeye kıyamayan bir avcı veya çoban tarafından ormana bırakılması, bebeğin ölmeyip vahşi bir hayvan tarafından sahiplenilmesi, emzirilip büyütülmesi, bu şekilde büyüyen çocuğun zamanı gelip ailesine bir şekilde geri dönmesi, genellikle de bir kahramana dönüşmesi'' temasına mitolojik hikâyelerde sık rastlarız hani. Antik Yunan Edebiyatı'na konu olmuş ünlü Troya savaşının en bilindik karakterlerinden olan Paris'in hikâyesi de bu tema üzerine kurulu. Ziyaret ettiğim sergi ise adından anlaşılacağı üzere Paris ve onu büyüten dişi ayı ile ilgili hikâye üzerine bir illüstrasyon sergisi.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden 1997 yılında mezun olan 1972 doğumlu ressam Hüseyin Tarık Akkuş'un Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesindeki Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan “Paris and the Bear” isimli illüstrasyon sergisi gerçekten de ezber bozan cinsten. Troya’nın iflah olmaz prensi Paris’in varlığı ile ilgili bir kehanetin ortaya atılması üzerine şehrin felaket yaşamaması için bir çoban tarafından İda Dağı’na bırakılması, bir dişi

2019/12/28

Geciken Kış ve Yeni Bir Yıl

Bu yıl kadar sonbaharın uzadığı bir yıla daha rastlamamıştım. Aralık bitmek üzere. Yan görseldeki karahindibayı fotoğraflayalı bir hafta bile olmadı, düşünebiliyor musunuz? Pazara çıkıyorsunuz, köylü tezgâhlarında tarladan yeni toplanmış yeşilli kırmızılı taptaze kapya biberler, don görmemiş minik patlıcanlar!

Ne zaman böyle havalar iyi gitse, kış bir türlü gelmek bilmese, CNBC-e'de yayınlanan ''Tonight Show'' adlı programını dört gözle beklediğim Amerikalı stand-up komedyeni Jay Leno gelir aklıma. Program ekranlara veda edeli epey oldu; ama bu adamı izlemeyi çok seviyordum.

Yabancıların espri anlayışı bizimkiyle pek uyuşmaz genelde. Mizah zeka gerektirir hani. Leno gayet zekice espriler yapıyor, güldürürken düşündürüyordu da.
Neyse, sadete geleyim hemen. Birgün gece showlarından birinde seyirciye doğru dönüp dedi ki: ''Havalar da ne güzel gidiyor değil mi? Kış aylarındayız ama henüz kar yağmadı. Hiç kimse üşümüyor. Bahar gibi her taraf. Bu çok şahane, çok mutlusunuz, öyle değil mi??!''
Evet, öyleydiler. Başlarını sallayıp mutlulukla gülümsediler.

Leno birazcık bekleyip asıl soruyu devreye soktu:
''Peki şu an saat gece yarısını geçti. Dışarıya çıktınız, bir de baktınız ki gece falan yok! Güneş çoktan doğmuş, her yer aydınlık. O zaman da mutlu olacak mısınız?''
Seyircilerin allak bullak suratları halen gözümün önünde:)

2019/12/25

Heimlich Manevrası ile Hayat Kurtarmak

Yaklaşık 10 gündür aklımdan hiç çıkmayan bir konuyla haşır neşirim. Ve konuyla ilgili toplum olarak ne kadar zayıf kaldığımızın, belki kendimizin de içinde olduğu o inanılmaz vurdumduymazlığın şaşkınlığı içindeyim.
Denemesi bedava. Siz de benim gibi çevrenizdeki insanlara rastgele sorun bakalım. Nefes borusuna yabancı bir cisim kaçtığında ne yapılması gerektiğini kaç kişi biliyor?
Aldığınız sonucun vahametine inanamayacaksınız...

Konuyla ilgili sosyal medyada, özellikle doktorlardan gelen yoğun bir istek vardı: Bilgiyi elimizden geldiğince paylaşıp farkındalık yaratmak, merak uyandırmak. İnsanların durumun ciddiyetini anlamasını, en azından internetten video aratıp izlemelerini sağlamak. Unutmayın; hiçbirimizin garantisi yok. Hayatı tehlikeye giren çocuğunuz veya siz de olabilirsiniz.

Ankara'da okul kantininden satın aldığı şırınga şeklindeki sıvı çikolatayı yerken kapağı nefes borusuna kaçıp yaşamını yitiren 7 yaşındaki Mert'in hikâyesini aklından silebilen var mı?
Peki, çocuğun ölümünden önce güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerini izlerken dayanabilen? Yüreğimiz adeta yandı kavruldu. Koridorlarda boğazını tutarak can havliyle koşturuşu, temizlik görevlisinin önlüğünü çekerek boğazını gösterişi... Yardım dilerken o an yere düşmesi özellikle. Ah çocuk! Kimse bilmedi, anlayamadı derdini. Bilinci kapalı, nefesi durma noktasında ambulansa konup acil servise yetiştirildiğinde ''Epilepsi nöbeti geçiriyor'' dendiğini öğrendik ardından. Doktorun bu yüzden yanlış tedavi uyguladığını.
Çocuğun boğulurken birileri yardım etsin diye çırpınışına dikkat ettiniz mi? Derdini sese, söze, diline döküp anlatamıyor oluşuna? Ölüme adım adım giderken ortamdaki o insanı kahreden cehalete? Baştan aşağı yanlışlarla dolu bir sistem! O okulda bırakın doktoru neden bir hemşire bile yok? İlk yardımdan anlayan herhangi biri yok! O güzel çocuk boğazına kaçan cisimden basit bir müdahaleyle daha okuldayken kurtarılabilecekken, bedelini çok acı bir biçimde canıyla ödedi.
Söyleyin bunların hangi birine yanalım? 😢😢

Kişi yalnızsa kendine Heimlich Manevrası uygulayabilir (Alt videoda)
Boğulma, yani nefes borusuna herhangi bir şey kaçma riskini artıran ve özel dikkat gerektiren faktörlere geçiyorum hemen.
Yaş: Ağzına boğulmaya neden olan nesneler koyma eğiliminde olan küçük yaşta çocuklar (bebekler) ile solunum yollarındaki kasları zayıflayan yaşlı insanlar risk grubunda.
Alkol: Alkol almanın öksürük refleksini azalttığı, bunun da solunum yolunu temizlemeyi zorlaştırması risk faktörü.
İlaç: Uyku getiren ilaçlar risk artırıyor.
Hastalıklar: Parkinson ve Alzheimer hastalıklarında nefes borusuna bir şey kaçma riski biraz daha yüksek.

2019/12/13

Ağaç İnsan İda Yürüyüşte

İlk bakışta bir karnavaldaki geçit törenindeymiş gibi görünen ve ağacı betimleyen bu figürü geçtiğimiz pazar günü Çanakkale'de çektim.

Oysa doğa severler tarafından Kazdağları’nda gece gündüz demeden sürdürülen çadırlı nöbetin 136. günü düzenlenen yürüyüşten bir kare bu.

Kordon boyunca süren ve İskele Meydanı'nda sona eren yürüyüş ve akabinde yapılan basın açıklaması dahil, her aşamada kukla ağaç ‘İda’ da vardı. Yürüyüş boyunca doğa severleri yalnız bırakmayan bu ilginç ağaç adam ilgi odağıydı.

Altın madeni projesi ve ağaç kesimleriyle tepki çeken Alamos Gold ve ona eşlik eden yerli şirketin ruhsat yenileme süresi 13 Aralık’ta, yani bugün doluyor. İşte bu nedenle bir uyarı niteliğinde olan yürüyüş HeryerKazdağları ve Kazdağları İstanbul Dayanışması tarafından Kirazlı/Balaban mevkiindeki maden alanında başlatılmıştı ve Çanakkale merkezde ''Ruhsatsız Alamos Gold, Kirazlı’yı acilen terk et!'', ''Ormanlar, nehirler sermaye değiller'', ''Her yer Kazdağı, her yer direniş'' sloganlarıyla gerçekleşti. Yaşam savunucuları, altıncı şirketler gidene kadar Kazdağları’nı terk etmeyeceklerini, ekoloji mücadelesinin birlik olarak kazanılacağını ilan etti.

Kirazlı/Balaban’dan zincirlerinden kurtulup doğa severlerle birlikte İskele Meydanı'na kadar yürüyen “İda” yı insanın bir mıh gibi aklına kazımaması, Kazdağları’nın çığlığını haykırdığı şu cümlelerden etkilenmemesi mümkün mü?