2022/07/01

Haftaya Bakış | Birikenler

Manolya kadar farkındalık gerektiren bir ağaca rastlamadım kesinlikle. Haziran sonlarında kim bilir kaç kez geçtiğim bu yolda kaldırım kenarlarında sıralı onca ağacın manolya olduğunu, üstelik yaprakların arasında tamamen açmış, eşsiz güzellikteki çiçeklerinin bulunduğunu ilk kez bu yıl fark ettiğime inanamıyorum. Kendime öyle şaşırdım ki. Birkaç kare fotoğraf çekip, daha doğrusu gayet iyi tanıdığım bu ağaçla ilgili başıma gelen garipliği kayda geçip an'ı ölümsüzleştirmek isterken daha garip şeyler olmaz mı?

Kordonda turlayan insanlardan bazıları yanıma gelip ağacı dikkatle incelemeye aldı. Hepsi de ağacı ve çiçekleri ilk kez o an fark ettiklerini söyledi. İçlerinden biri epeyce uzaktan tekrar geri dönüp isminin ne olduğunu sordu. Öğrenince bu ismi çok kez duyduğunu fakat hayatında ilk kez manolya gördüğünü söyleyip hayıflandı. Yaşlı bir çift heyecanla kocaman bir tomurcuğu gösterip onu da çekmemi istedi. Yaşadıklarım normal miydi bilemedim. Ancak, her birinin ayrı birer şaşkınlık (ve tebessüm) nedeni olduğu kesindi:)

2022/06/26

Pahalılıktan, Zamlardan, Oradan, Buradan

Güne pahalılık ve zam haberleri ile başlamanın ardı arkası kesilmiyor ne yazık. Temel ihtiyaç maddelerine sık aralıklarla yapılan zamlar dışında ''büyük zam'' adıyla devreye girenler vardı bugün yine. ''Şekere büyük zam!'' 

Oysa şeker daha yeni zamlanmış, ağız uçuklatmıştı fiyatı. Çay, ayçiçek yağı, ekmek, benzin ve daha nicesinin nerelere dayandığını bilmeyen yok. ''Fiyatların 7 ay öncesinin 3 katı olduğunu, vatandaşın alım gücünün hiç olmadığı kadar düştüğünü'' buraya da not edeyim ki gelecekte kıyas imkânı olsun. 
Alabilecekken almamayı tercih etmek, alternatif çözüm üretme çabasına girmek de kaçış yolu değil. Bir şekilde etkileniyor insan. Gerisini söylemeye gerek yok zaten. Pandemiden sonra rahat bir nefes alabileceğimizi düşünürken çakıldık kaldık.

Şunu da not edeyim o zaman: Enseyi karartmak yok.
Hal böyle iken, iki kez dünya savaşı kaybeden ve darmadağın olup yapayalnız kalmışken, el ele verip büyük bir kuvvet ve tam bir birliktelik oluşturan ve kısa bir sürede şahlanarak ayağa kalkan Almanya geliyor aklıma. Ekonomisini beş yılda toparlayıp dünya devlerinden biri olmanın en net örneği. Toprağı, suyu ve güneşiyle tam bir cennet olan, dört bir yanından bereket fışkıran ülkemiz ve fedakâr insanımızı düşündüğümde bizim de ayağa kalkacağımıza inancım tam.

Zamlar ve pahalılık demişken; 1 lt kola eşliğinde 2'li büyük pizza 258 TL şu an. Sanırım ucuz tarife olarak geçiyor. Haftada 1 kez pizza yeme tercihinde bulunacak 2 kişilik bir ailenin 2 de çocuğu varsa, dışarıda sadece pizza yemek için ayıracağı aylık bütçenin ederini varın siz düşünün. 

Evde güzel bir pizza yapmak mutluluk nedeni bence. Gerçek bir pizza hamuru oluşturduğunuzda aşağıdaki gibi 40 cm çapında, 3-4 kişilik kocaman bir pizza ortalama 50 TL'ye mal oluyor.

2022/06/23

Kargalar, Törenler, Laleler

Bir haftayı aşkındır karşı evin çatısında bir şeyler oluyor. Belirli saatlerde gerçekleşen sayısız karga ziyaretinden, gaklamalardan viyaklamalardan anladığım kadarıyla bacalardan birinin içine bir şekilde yuva yapılmış, karga yavrusu büyütülüyor. 

Anlamadığım tarafı ise neden bu kadar çok karga geldiği. Hadi olsun da anne baba kargalar girip çıksın o bacanın içine. Ama öyle değil ki. Gelen topluluktaki diğer kargalar da sırayla bacaya konup bildiğiniz başlarını bacanın içine doğru, öne eğerek yavrulara dikkatle bakıyor, bazıları bacanın içinde kaybolup sonradan çıkıyor :) 

Bir kısmı da sanki nöbet tutuyormuş gibi bacanın etrafında badi badi yürüyor ya da seksek sekerek turlayıp duruyor :) En az yirmi kargadan oluşan bir topluluk çatıdaki kiremitlerin dört bir yanını tiyatro sahnesi gibi kullanarak bir gelenek yerine getiriyor belli ki. En sonunda hepsi birden, tüm sürü uçup gidiyor. Şaşırtıcı gerçekten. Bu bir bebek ziyareti olabilir mi? 


Giderken bebek kargayı da alıp uçuş talimine götürüyor olabilirler mi? Hayranı olduğum bu sevimli zeka küplerini bir araştırayım, var mı böyle özellikleri dedim; ama bilimsel bir veriye henüz ulaşamadım.

2022/06/18

Haftanın Getirdikleri

Sardunya güzelliği sardı bu ara her yanı. Dışarıdayken gözüm hep evlerin balkonlarında. Balkon keyfi diye bir kavram var kesinlikle. Bazı evler var ki, nasıl da özene bezene dizayn etmiş saksılarındaki rengârenk çiçekleri, demir parmaklıklardan sarkan sardunyaları.
 Sıcak yaz günlerinde evin en gözde alanı balkon ya da bahçe oluyor haliyle. Konforlu bir oturma seçeneği, minik ve şık bir kilim, yer minderleri ya da puflarla şık bir yazlık oda havasına bürünüveriyor. Gece boyunca, serin serin keyfini çıkarmak üzere güneşin batması dört gözle bekleniyor. 

Sardunya deyince Bozcaada'nın Rum mahallesi geliyor bir de aklıma. Pencerelerinde el örgüsü dantel perdeler asılı olan, dar sokaklara karşılıklı sıralanmış tek katlı ve küçük müstakil evler. 
Pencere önlerinde sıra sıra saksılar, üzerlerinde sihirli bir el değmişçesine pırıl pırıl parlayan pembeli kırmızılı sardunyalar, küpe çiçekleri, renk renk menekşeler. Giriş kapısı kenarlarına ve bahçeye sıralanmış onlarca teneke saksıda genç begonviller, çardaklara sarılmış vaziyette gece boyunca mis gibi kokan yaseminler ve elbette sarmaşık güller...

2022/06/17

Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek

Ayfer Tunç'un 2001 yılında basılan, ilk dört ayda 23 baskı yapan ve 2003 yılında Balkan ülkeleri arasında düzenlenen Balkanika Ödülü'nü kazanarak altı Balkan ülkesinin diline çevrilmesine karar verilen kitabını ne yazık ki ancak bu yıl okuyabildim. 

Yazar, o dönemin fazlaca dolaşımda olan cümlesi "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" adını verdiği altıncı kitabında, alt başlığından anlaşıldığı üzere, 70'li yıllarda sıradan ve önemsizmiş gibi görünen, ancak adeta geleneksel hale gelmiş ''gündelik'' toplumsal yaşamımızı akıcı bir şekilde, detaylarıyla anlatıyor.

''70’lerde kabul günleri kadınlar arasında herhangi bir özel amaç taşımadan yapılan ziyaretlerdi. Ancak zamanla dehşetli değişimlere uğradı, ticari bir nitelik kazandı, klasik misafirlik ve ev sahipliği anlayışını yıkarak önce altın gününe, sonra dövizin daha kârlı bir yatırım aracı olmasıyla birlikte dolar ve mark gününe dönüştü.

Gündelik oturmalar kabul günlerinden farklı bir misafirlik türüydü. Teklifsiz gidilmeyen bir komşuya ve uzun zamandır ziyaret edilmemiş bir ahbaba gitmek üzere birkaç kadın sözleşirler, ev sahibine haber vermek üzere bir çocuk gönderirlerdi. 
Çocuğa ne diyeceği iyice belletilirdi. Çocuk annesinin ve diğer teyzelerin gitmek istedikleri kadının kapısını çalar, tam öğretildiği şekilde 'Bir maniniz yoksa annemler size gelecek' derdi. Böyle durumlarda aslolan ev sahibinin çocuğa  'Buyursunlar!' demesiydi...''

Tunç, kendi çocukluğunun da geçtiği bu dönemi anlatırken anılarından bol bol yararlanmış. Kapaktaki sevimli küçük kız yazarın bizzat kendisi. O dönemki yaşlarındayken. Kitabın içinde de döneme ait siyah-beyaz fotoğraflar var. Yazdığı dönemle ilgili ''geleceğe bırakılan gündelik bir hayat tarihi çalışması'' nitelemesini yapan, olaylara bir tarihçi gözüyle değil de hikâyeci gözüyle yaklaştığını, edebi bir kurgusu olmadığını söyleyen yazar, kitabını ''bir kuşağın tarihi'' şeklinde adlandırıyor.

2022/06/15

Günler Gelip Geçerken

Pandemiyle birlikte Göğe Bakalım serisi için Ay'ın fotoğraflarını çekerken o kadar çok zum yaptım ki sonunda fotoğraf makinemin zum ayarı eskisi gibi çalışmamaya başladı. Ya da ben ayar esnasında bir şeyleri karıştırdım ve eski ayara dönemiyorum.

Ayarları sıfırlasam bile durum değişmiyor. Keşke bir kursa falan gitmiş olsaydım. İki gündür boşluklarda makine hep elimde. Sorun nedir halen çözemedim. Fotoğraf eskitme vb. birkaç tercih için de aynı sonucu veriyor neyse ki. Yani tüm ayarları sıfırlasam dahi ekran eskitilmiş fotoğraf çekmeye devam ediyor. Kendi elinle bir önceki ayara getirdiğinde düzeliyor. Demek ki zum için de durum aynı. Kendi tercihimle değiştirip eskiye dönmeyi becerebilsem düzelecek. Zum yaparak gayet net video çekmeye devam edebiliyorum  bir taraftan. Zaten görsel zumlayarak çektiğim Kanada eriği videosundan alıntı ekran resmi. Bir önceki yazıdaki Dolunay resmi de öyleydi. Sözün özü; video çekmeden zumlanmış yakın plan fotoğraf elde edemez oldum. Anlayan birini bulabilirsem düzeleceğini umuyorum.

Aşağıdaki dergiyi şurada anlatıp öğrenciliğimden beri bir kez bile sekteye uğramadan adresime gönderildiğini, her seferinde ilk kez geliyormuş etkisi yaratan bir sevinç ve mutluluk vesilesi olduğunu yazmıştım. Onca yıldır ismi ve gönderilme periyodu birkaç kez değişime uğrasa da bu dergi benim için öyle kıymetli ki. En başında iki ayda bir basılıyordu. Dijital dünyayla birlikte yılda 1 keze indi. İnteraktif linkten tüm sayfalarını tek tek açıp okuyabilsem de postacının getirdiği zarflı gönderinin, anıların yerini tutabilir mi hiç?

2022/06/13

Olsun da Gör

''O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör/ Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör/ Seyreyle gülü bülbülü/ Çifter çifter aylar gökyüzünde/ Her gece ayın on dördü…'' demiş Melih Cevdet Anday. 
İnsanın ruhu nasıl da tazeleniyor...

''Ay'ın on dördü'' Dolunay demek sözlüklerde. Arapçası da ''Bedir''. Ülkemizde kullanılan Arapça kökenli isimler Bedriye ve Bedrettin'in anlamı ''Dolunay'' mı peki? 

Dolunay diye de isim var; ama Bedriye ve Bedrettin ondan ziyade ''Ay'ın on dördü gibi güzel'' demek. Çünkü eskilerin kullandığı böyle bir deyim var. Rahmetli anneannem masal anlatırken kullanırdı. Bir de güzel bir genç kızı betimleyeceği zaman ''Kız aynı Ay'ın on dördü gibi''  derdi ve anlardık ki o kız çok güzel. Yakışıklı erkekler için de geçerli. Pek çok şair ve yazarın kullandığı bir deyim aynı zamanda.


Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte oluşturduğu GARİP AKIMI ile Türk şiirinde yenilenmeyi başlatan Melih Cevdet Anday'ın sesinden...

Haziran ayının on dördüne girmek üzereyken gökyüzündeki Ay, tıpkı bu deyimlerde anlatıldığı gibi. Tam bir Dolunay. Gündüz yağmur çiselemesine rağmen az önce sisler içerisinde belirdi ve gitgide aydınlanıp parlayarak güzel yüzünü gösterdi.

2022/06/11

Yazdan Kıştan, Oradan Buradan

Kış mı geliyor yoksa? Durduk yerde bu soğuklar da neyin nesi? ''Daha karpuz kesecektik'' dememiz mi bekleniyor yoksa? İki akşamdır balkona hırkasız çıkılmıyor. 

Dün telefona Google'ın ''Yarın bugünden 7° daha soğuk'' bildirimi düşmüştü. Az önce ise ''Yarın 24°. Bugünden 4° daha soğuk'' bildirimi geldi. Sağanak yağış varmış. 

Düşe düşe bir hal olan sıcaklık umarım daha fazla düşmez de 3 gün önce yağan dolu sonrası beyaza bürünüp kış görünümü sergileyen Konya'ya dönüşmeyiz haziranda. O değil de, komşunun bahçesinde adeta ışık hızıyla büyüyen şu mandalina ağacı, önünden geçerken ''Kış geliyor, kışş!'' diye fısıltılar çıkarıp yeterince korkutuyor zaten:)
Öyleyse yaz mevsiminin muhteşem yaseminleriyle sarmaş dolaş şu masalsı yolda ağır ağır ilerleyip gözümüzü gönlümüzü bayram ettirelim biraz. Mis kokularla mest olup tüm benliğimizle yazı duyumsayalım.

2022/06/07

Küçük Kumrularla Bir Arada

İki hafta önce hayatımda ilk kez gördüğüm kumruya benzeyen bir kuştan söz etmiştim. Baş-gaga kısımları, gözleri, güleç yüzleri ve çift olarak gezmeleri kumruya benzese de, tüylerinin rengi ve ötüşleri değişikti. İsmi de ''Küçük Kumru'' (Spilopelia senegalensis) olan bu sevimli kuş Afrika kökenliydi.

''Küçük Kumru''yu ilk anda yavru kumru diye algılamıştım. Türün adı tabii ki. Erkekleri daha parlak tüylü ve uzun kuyruklu olan, boynunun alt tarafları kızıl - siyah renkte kare desenlerden oluşan farklı bir tür.

Hemen sadete geleyim. Aradan geçen iki hafta sonunda artık her yerdeler. İnanır mısınız, nereye giderseniz gidin onlar var artık. Ötüşleri adeta günün, gündüzlerin fon müziği. Kendileri de çoğunlukla çiftler halinde tellerde ya da yerde. Hiç abartısız; adım attığınız her yerde sesleri ya da kendileri...