Mutfaklarımızdan çıkan bereketli, içinde birçok hikâye barındıran asırlık ve de sıcacık bir gelenektir aşure. Her yıl Muharrem ayında evlerimizde kaynayan kocaman tencereler ya da bahçelerdeki dev kazanlar sadece içindeki buğdayı, nohutu veya kuru yemişleri değil; aynı zamanda komşuluğu, dostluğu ve paylaşmanın sıcacıklığı ile zarafetini de bir araya getirmez mi?
Dün ben de her yıl olduğu gibi mutfağımda bu güzel geleneği yaşatmak adına kolları sıvadım ve mis kokulu aşuremi hazırladım. Kaynayan tencereyi her karıştırdığımda bu lezzetin ardındaki o devasa kültürel mirasın muhteşemliğini, farklılıkların aynı kazanda uyum içinde eridiğini ve de paylaşıldıkça çoğalan en köklü kültürel miraslarımızdan olduğunu yine yeniden hissettim. Farklı inançların ve tarihi anlatıların ötesinde, her kasesinin toplumsal birlikteliği ve bereketi simgelediğini de.

























