

Evden dışarı pek çıkamadığımız boğucu sıcaklardan geçiyoruz yine. Çarşı pazar hak getire. İyi ki sanal market marketler var. Ancak, pazardan taze sebze meyve alışverişi yapmanın yerini hiçbir şey tutmuyor. Cuma günü sabah 7.30 gibi yola düştük ki serinlikte hem yürüyüş olsun hem de işimizi çabucak bitirip sıcak basmadan eve dönelim. Fakat sıcaklık yükselmeye başlamıştı bile. İncecik kıyafetlerimize rağmen daha pazara varmadan su gibi terlemiştik. Bu demekti ki havadaki nem oranı aşırı yüksek.
Demek ki alışverişi çok da fazla dolanmadan hızlı çekim yapmak gerekiyordu. Zaten kaç gündür ne astığım çamaşırlar doğru dürüst kuruyordu ne de tepsiye yaydığım son parti taze naneler. Bunca sıcağa rağmen kurumak için üçüncü güne sarkan nane hiç görmemiştim. Şöyle bir ovuşturayım dediğimde doğru dürüst çıtırdamıyordu bile. "Onca ayıklayıp yıkadım, boşa gitmesin" diye düşük ısıda biraz fırında bekleteyim dedim. Kurumuştu ve çıtırdıyordu; ama nane kokusuna benzer bir şey kalmamıştı. Velhasıl onca emek boşa gitti. Sıcaklar naneyi bile nanelikten çıkarmıştı.













