Hayatın her alanında fark etmeden büründüğümüz o rollerden; Kurban’dan, Zalim’den ve tabii ki o çok sevdiğimiz, vicdanımızı okşayan "Kurtarıcı" rolünden, yani bu üçgenden çıkmanın altın anahtarı neydi peki? Duygularımızı ve zihnimizi sürekli kontrol ederek kendimize sağlıklı sınırlar koymak.
Bugün mü? Karpman üçgeninin özünde en yakıcı köşesine odaklanıp o çok sevdiğimiz, vicdanımızı okşayan, hatta bir anlamda filmin jönü olan ''Kurtarıcı'' rolünün başlıbaşına bir cehenneme dönüşmesinden bahsetmek istiyorum. Çünkü geçen zaman, hayatın süzgeci ve insan ilişkileri bana o üçgenin suistimale açık en tekinsiz köşesinin "Kurtarıcı"lık olduğunu defalarca kanıtladı.
Bundan tam dokuz asır önce, yani 12. yüzyılda Clairvauxlu Aziz Bernard, o zamandan bugüne yankılanan meşhur deyişinde diyordu ki: "Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.'' Bence bu bir nokta atışı...

















