bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25/08/2015

''Vatan Sağolsun''

Bir kadın olarak en nefret ettiğim cümle;
“Vatan sağolsun.”
Neden sağolsunmuş?
Ben dokuz ay karnımda taşıyayım, el bebek gül bebek büyüteyim...
Kokusuna, canına doyamayayım, gece gündüz başında bekleyeyim...
Saçının bir teline bile kıyamayayım...
Sonra tepedeki birtakım yol, insanlık bilmezlerin gaddarca yürüttükleri politikalara kurban edeyim!
Sebep?
Kişisel çıkarları, insanlıktan yakından uzaktan alâkalarının olmaması...
Yıllarca ezberlettiler, yıllarca canımızdan can aldılar…
Vatan sağolsunmuş, neden olsun?
Vatan da benim, toprak da…
Evladım olmadıktan sonra ben neden olayım?
Leş sürüsü medya yakın çekim verirdi, hep öyle vermeye devam ediyor...
Acıklı annenin göz yaşları ile sulanmış dudaklarından dökülen cümleyi…
“Vatan sağolsun” diyor anne…
Ezberletilmiş, beynine kazınmış...
“Vatan sağolsun” diyor bana…

19/09/2014

Ama O Daha Bebek!!!

Marketlerdeki alışveriş arabalarına oturtulan çocuklara kızarken, daha neler görecekmişiz. Meğer o hiçbir şey değilmiş! Zaten gıda mühendisi (!) bir hanım kızımız o yazımın altında, market arabalarına çocuk oturtmanın gayet normal bir davranış biçimi olduğunu kıran kırana tartışmıştı benimle. Umarım bunu da görüp çok normal olduğunu tartışan birileri çıkar yine.

Fotoğraf koymadan anlatmaya kalksam kaç kişi inanırdı merak ediyorum! Gözlerinize rahatlıkla inanabilirsiniz. Kadının bebeğin altını temizlediği yer içerisi tıklım tıklım dolu olan bir dönercinin girişteki servis masalarından biri. Adamın elindeki de değiştirilmiş olan kakalı bez! Etrafta görüp de uyaran tek kişi bile yok!
Evet, gerçekten merak ediyorum şimdi: Bebek ya da çocuk söz konusuysa akan sular hep duracak, her yer pisliğe ve mikroba mı gark olacak? Bu da mı gayet normal bir davranış biçimi?!

22/03/2012

Bebek

Ne kadar tatlı bir bebek, değil mi?












Bu masum bebeğin dünyanın gelmiş geçmiş en acımasız 
diktatörüne dönüşeceği kimin aklına gelirdi ki...




Nasıl yani? İnsan mıydı bu şimdi?


''Böylelerinin bebekliği falan olmaması gerekir'' diye
karman çorman duygularla doldum birden, iyi mi?



18/11/2009

Yazgı mı?

Pazar günü erkenden çalan zille uyanıp kapıyı açtığımda yaklaşık iki aydır görünmeyen vazgeçilmezimiz, rutin ziyaretçimiz yine huzurdaydı. Bu kadar erken saatte gelmemesini ne yaptıysak anlatamadığımız ve en son gördüğümde hamile olduğunu bildiğim genç dilenci kadındı gelen.
Her zamanki gibi yanında getirdiği beş altı yaşlarındaki küçük oğlu ile birlikteydi.

İlk dikkatimi çeken yeni doğmuş bebeğini bir bez parçasıyla sırtına bağlamış olduğuydu. Bebeğin oradaki varlığı beni değişik duygulara sürükledi birden. Heyecanlandım...
- Güle güle büyüt bebeğini. Kız mı erkek mi ?
- Sağol ablacığım. Kız...
- Görebilir miyim ?

Bana fırsat bırakmadan seri hareketlerle bebeği bir hamlede arkasından çekip kucağına aldı.

Öyle tatlıydı ki ! Minnacık, zeytin gözlü, gülümseyen harika bir bebek !
- Ayy, canım..! Ne kadar güzel !
Daha sözlerimi bitirmeden;
-Ablacığım inan evde bir lokma ekmek yok. Adam çalışmıyor. Soğuktan donuyoruz. Üstümüze giyecek bir şey yok, şeklinde sıralamaya başladı.

Bunları dinlerken gözüm ister istemez annesinin sarfettiği her kelimeyle suratı şekilden şekle giren küçük oğlana gitti. Çocuğun duyduğu derin üzüntü o kadar belli oluyordu ki ağlamak üzereydi. Gördüğüm bu tablo yüreğimi dağlamıştı. Hem de çok fazla...

Oğluna bakmakta olduğumu farkeden kadın,
-Ablacığım bak, pantolonu yırtık, bak istersen. Başka giyecek bir şeyi yok.

Çocuk zaten üzüntüden kahrolmuş durumdayken bir de bu sözler onu ne hale sokacaktı şimdi.
-Aaa..? Neden öyle diyorsun annesi. Yırtık pantalonlar moda. Hem çok pahalıya satılıyor. Çok güzel onun pantalonu. Değil mi canım ?

Çocuk sevinçle başını salladı. Bu sözler onu inanılmaz mutlu etmişti. Tıpkı kardeşininkine benzeyen simsiyah gözlerinden sevinç yansımaktaydı bu kez. Gülümsemeye başlamıştı.

Üzülmüştüm çok. Bir can dünyaya gelmişti ve daha ne olduğunu anlamadan annesiyle birlikte dilenmeye çıkmıştı.
Ya abisi ? Yaşıtları sıcacık evlerinde her türlü imkan içindeyken onun minicik yüreği hak ediyor muydu bu acıları ? Hepsinden öte anne yüreği nasıl dayanabiliyordu yaşadıklarına ?


Dünyaya onlardan biri olarak gelme ihtimalimiz vardı. Yüksek bir ihtimaldi bu üstelik.

Yazgı dedikleri bu muydu ?