''Sonbaharda İstanbul'' adını verdiğimiz ve hafta sonuna sığdırılmış iki günlük kısacık gezimizin son bölümündeyiz. Yazının çok fazla uzamasını istemediğimden kısa notlar ve bol fotoğraf eşliğinde, gezinin Şile ve Ağva kesitini de bu bölüme eklemeye karar verdim.
Sabahleyin, "Boğaz turu" keyfi veren yaklaşık 2 saatlik bir deniz yolculuğu sonrası öğleye doğru ulaştığımız Heybeliada'da geçen dört saatlik sürenin sonunda adadan ayrılıyor ve 15 dakika süren kısa bir yolculuktan sonra Prens Adaları'nın en büyüğü olan Büyükada'ya ulaşıyoruz.
Aynı güne iki ada sığdırmaya kalktığımız için tam da bu noktada ''Hayatımızın hatasını yapıyoruz'' demem ve sizi uyarmam gerekiyor aslında.
Siz siz olun, ne yapın edin, adalara tam gün ayırın. Hatta bir gece kalmalı olsun ki ada havasını tam olarak duyumsayın. Aksi takdirde elinizde kalan yorgunluk ve pişmanlıktan fazla bir şey olmayacak, bunu bilin. Çünkü aynı gün, karasular inmiş ayaklarınızla indiğiniz ikinci adada kısa sürede bitap düşecek, çok istediğiniz halde görmek istediğiniz ziyaret noktalarına ulaşamayacaksınız. Çünkü sizi Büyükada'daki Aya Yorgi Kilisesi ve Rum Yetimhanesi'ne kadar götürecek araç yok. Oralara bisikletle çıkmanız da mümkün değil. Belli bir noktadan sonra 1,5 kilometreye yakın yürüyerek çıkmanız gerekiyor. Bunları yapamayınca da sık sık dinlenme molası vererek adanın içindeki sokakları dolaşmaktan, bir yerlerde oturup bir şeyler yiyip içmekten başka çare kalmıyor.
Sabahleyin, "Boğaz turu" keyfi veren yaklaşık 2 saatlik bir deniz yolculuğu sonrası öğleye doğru ulaştığımız Heybeliada'da geçen dört saatlik sürenin sonunda adadan ayrılıyor ve 15 dakika süren kısa bir yolculuktan sonra Prens Adaları'nın en büyüğü olan Büyükada'ya ulaşıyoruz.
Aynı güne iki ada sığdırmaya kalktığımız için tam da bu noktada ''Hayatımızın hatasını yapıyoruz'' demem ve sizi uyarmam gerekiyor aslında.
Siz siz olun, ne yapın edin, adalara tam gün ayırın. Hatta bir gece kalmalı olsun ki ada havasını tam olarak duyumsayın. Aksi takdirde elinizde kalan yorgunluk ve pişmanlıktan fazla bir şey olmayacak, bunu bilin. Çünkü aynı gün, karasular inmiş ayaklarınızla indiğiniz ikinci adada kısa sürede bitap düşecek, çok istediğiniz halde görmek istediğiniz ziyaret noktalarına ulaşamayacaksınız. Çünkü sizi Büyükada'daki Aya Yorgi Kilisesi ve Rum Yetimhanesi'ne kadar götürecek araç yok. Oralara bisikletle çıkmanız da mümkün değil. Belli bir noktadan sonra 1,5 kilometreye yakın yürüyerek çıkmanız gerekiyor. Bunları yapamayınca da sık sık dinlenme molası vererek adanın içindeki sokakları dolaşmaktan, bir yerlerde oturup bir şeyler yiyip içmekten başka çare kalmıyor.

