Korku içerikli bir film izlediğinizi düşünün. Siz isteseniz de istemeseniz de beyniniz içerikteki korkunç objeleri ya da kişileri anlık ya da süreğen biçimde gerçekmiş gibi gösterebilir. İşte bu nedenle korkar, hatta çığlık bile atabilirsiniz. Hatta düşünün, izlediğiniz o filmin bir gün bir yerde adı geçse dahi, beyniniz derhal filmin sizi en etkileyen yerini devreye sokar.
Artık korkmuyor, çığlık da atmıyorsunuzdur.
Ama beyninizde oluşan algı halen oradadır...
Bu durum tıp dünyası tarafından rüya görmekle eşdeğer olduğu belirtilerek olağan ve normal bir sonuç olarak kabul ediliyor.
Ruhsal bir problem olan halüsinasyona gelelim şimdi:
Herhangi bir dış uyarıcı olmamasına rağmen, gerçekte olmayan bir durumu beş duyu organından herhangi biri ile algılama hali.
(Ben bu adından ziyade ''sanrı'' ya da ''varsanı'' ifadelerini kullanmayı yeğlerim. Çünkü adı üzerinde. Ancak tıp, terim olarak bunu kullanıyor.)
Halüsinasyon görenler genellikle yaşadıkları hayat bir hayli kötü ve binbir çeşit sıkıntı ile dolu olan insanlar. Zaten epeyce gelişmiş olan hayal dünyaları onları bu kez dış dünya ile ilgili kurgulamalar yapmaya yöneltiyor.
Öyle ki, başkalarının görmediği, gerçekte var olmayan şeyler görmeye başlıyorlar. Ve tabii ki iddia ettikleri hiçbir şeyi kanıtlayamıyorlar. Halüsinasyonun ruhsal problemler yaşayan, kendine güvensiz kişilerde ortaya çıkan bir sorun olduğu, halüsinasyon görmede son noktanın ise şizofreni olduğu söyleniyor...
Bunları ben söylemiyorum. Tıp söylüyor. Buyrun, önünüzde internet gibi bir derya var, yazın ve daha detaylı görün.
Tehlike saçan bu türden hasta insanların tedaviye ikna edilmeleri şart!
Bağlantı: ŞİZOFRENİ
şizofreni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şizofreni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
09/02/2016
28/10/2013
Şizofreni Nedir?
Ruh sağlığı; en kısa haliyle ''beynin istenilen işlevsellikte çalışması'' olarak tanımlanıyor tıpta. Ruhsal hastalık ise ''beynin işlevselliğinin bozulması''...
Psikiyatrinin en ünlü ve en kötü hastalığı olarak geçen, duygu, düşünce ve davranışlarda önemli bozuklukların ortaya çıktığı, hastanın kişisel ilişkilerden ve gerçeklerden kaçıp kendi iç dünyasında yaşadığı bir ruhsal hastalık olan şizofreni, ne yazık ki tüm dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma riski olan bir hastalık.
İstanbul’da 50-60 bin civarında, Türkiye genelinde ise; ortalama 300-350 bin şizofreni hastası olduğu kayda geçmiş.
Çok korkunç rakamlar bunlar. Dahası, yaşam boyunca sayısız şizofrenle karşılaştığımız ya da karşılaşacağımız gerçeğini barındırıyor içinde.
Hem genetik hem çevresel etkenlerin neden olduğu, oldukça karmaşık bir hastalık olan şizofreni, en çok çevresiyle ilişkileri eskiden beri zayıf olan, içe dönük kişilerde görülüyor. Bu özellikler ''öncelikli ve ayırıcı tanı'' olarak belirlenmiş.
Psikiyatrinin en ünlü ve en kötü hastalığı olarak geçen, duygu, düşünce ve davranışlarda önemli bozuklukların ortaya çıktığı, hastanın kişisel ilişkilerden ve gerçeklerden kaçıp kendi iç dünyasında yaşadığı bir ruhsal hastalık olan şizofreni, ne yazık ki tüm dünyada her 100 kişiden birinin yakalanma riski olan bir hastalık.
İstanbul’da 50-60 bin civarında, Türkiye genelinde ise; ortalama 300-350 bin şizofreni hastası olduğu kayda geçmiş.
Çok korkunç rakamlar bunlar. Dahası, yaşam boyunca sayısız şizofrenle karşılaştığımız ya da karşılaşacağımız gerçeğini barındırıyor içinde.
Hem genetik hem çevresel etkenlerin neden olduğu, oldukça karmaşık bir hastalık olan şizofreni, en çok çevresiyle ilişkileri eskiden beri zayıf olan, içe dönük kişilerde görülüyor. Bu özellikler ''öncelikli ve ayırıcı tanı'' olarak belirlenmiş.
Şizofrenler, hastalık öncesi sessiz, az arkadaşı olan, yalnızlığı seven, tuhaf, güvensiz kişiler. En bariz özellikleri; psikozun başlamasından önce cinsel ya da saldırgan dürtülere karşı 'denetim zayıflığı' içine girmeleri.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

