gün batımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gün batımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07/06/2025

Eskişehir'de Gün Batımı


Porsuk Çayı üzerindeki gün batımının güzelliği... 💫

"Balık Tutan Yaşlı Adam Heykeli" 
Porsuk Çayı kıyısında bulunan bu heykel suyun temiz tutulması gerekliliğine vurgu yapıyor. Verdiği mesaj ise "Porsuk Çayı'mızı temiz tutun ki, balığı kovadan avlamak zorunda kalmayalım."

08/09/2024

Biten Haftanın Ardından...

Günler ne kadar da kısaldı fark etmeyen var mı? Haziran-temmuz aylarında saat 21.00 de bile ortalık apaydınlık iken gün batımları artık 19.00'dan 18.00'e doğru gerileme halinde. Güneş bir an önce kaçmaya bakıyor gibi bugünlerde. Aydınlık ve karanlık gözle görülür bir ivme halinde yer değiştiriyor.

Şu kedicik güneşin altında balık tutan gençlerin önüne attığı balığı kaçıralı daha yarım saat bile olmamıştı oysa. Balığı öyle kaptığı gibi yemeye kalkmıyor kediler. Götürüp illa tenha bir yerde yiyecek. ''Diğer kediler'' gibi bir tehlike mevcut ne de olsa. Ortalıkta başka bir kedi görünmese dahi tecrübe her şeydir:) Sonra tekrar gelip aynı noktada yine yeniden kendine düşen payı beklemeye başlayacak kedicik. Her şey bir döngü halinde özünde...

13/07/2024

Ayçiçekleri İle Gün Batımı

Yaz aylarının sağlıklı, hareketli ve renkli geçmesi amacıyla belediye tarafından düzenlenen zumba etkinliğini izlemeye, Özgürlük Parkı'na gittik bugün. Oh, ne güzel püfür püfür esiyordu, serin mi serindi oradaki hava. Bir daha hava sıcak diye eve kapanıp bunalmak yerine doğruca parka gitmeli. Sanki bambaşka bir kentin iklimi var orada. Onca zamandır neden gitmedim diye çok kızdım kendime. 

Neyse, ne diyordum, cumartesi günleri saat 19.00'da başlayan ve 15 Haziran-31 Ağustos tarihleri arasında devam edecek olan zumba etkinliği, zumba ve yoga eğitmeni bir hanım yönetiminde gerçekleşiyor. Ancak saat 19.30 olmasına rağmen 10 kişi kadar gelebildi ve hareketler henüz tam olarak oturmamıştı. Sonuna kadar beklemeyip kalktık ve aynı düzlem üzerinde sağ taraftaki arazilere doğru bir yürüyüş yapalım dedik. Denizden doğru gelen esintiler mis gibi devam ediyordu. Aaa? O da nesi? Ayçiçeklerinin devam ettiği bir okul mu var yoksa? Baksanıza, okulun bahçesinde tören için toplanmışlar, müdürlerini dinliyorlar. 🌻🌻😍

01/06/2022

Güneş Gitti, Hilal Geldi


Gün batımlarının doyumsuz güzelliği başladı çoktan. Fotoğrafı 20.36 gibi çektim. Balkondan bu kadarını izleyebiliyorum. Bir saate kalmadan Ay göründü zaten aynı yerde. İlk hilal sanıp heyecanlandım; ama maalesef 3 günlük hilalmiş. İlk hilal 30 Mayıs akşamı görünmüş. Bu da ilk hilalin her defasında ve her koşulda benim bulunduğum konuma ters olduğunun ve asla göremeyeceğimin kanıtı. Bir gün başka bir coğrafyada görebilmeyi umut ediyorum.

07/07/2021

Doyumsuz Gün Batımları

Adım adım gün batımı takip etmek geçen yıldan beri neredeyse en büyük tutkum. 

Pandemi günleri zorunlu balkon hayatıyla gelen harikulade bir alışkanlık oldu bu bende ve özelikle de temmuz ayında zirve yapıyor. İşin garibi artık balkondan izlemek kesmiyor. Şehrin en yüksek tepelerinden birinde bulunan Özgürlük Parkı'nda geçirilecek bir akşam öncesi bu olağanüstü keyfi ikiye katlıyor çünkü. 

Gün batımı güzelliğinin zirve yaptığı günlerden geçiyoruz, evet. Gökyüzünde hafiften bir pembelik ve bulut kümelerinde dalgalar halinde kızıl çizgiler belirdiğinde başlayan  doyumsuz  gün batımları (gurub) üzerine öyle çok söz söylemiş ki şair ve yazarlar. Tam bu satırları yazdığım dakikalarda yeni bir gün batımıyla ömrümüzden bir gün daha sona erdi kızıl alevler arasında...

30/07/2020

Temmuz Gün Batımları

Temmuz da vaktini doldurdu, yola çıkmak üzere. Yarın el sallayacak uzaklardan. Sabah gazeteden öğrendiğime göre ''Eyyam-ı bahur'' sıcakları geliyormuş. Bu ifadeyi ilk kez duydum. Eskilerin yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verdiği admış. Bu yıl 31 Temmuz - 7 Ağustos tarihleri arasında yaşanacakmış. Bugünkünden daha sıcak günler nasıl olacak merak ediyorum. Bayramda kavrulacağız anlaşılan...

Gündüzleri gölge olan saatlerde ve geceleri balkonlar bizi bekler. Başka da hava alacak yer yok zaten. Hal böyle olunca, balkondan gökyüzü seyretmek bir gelenek oldu. Güneş, Ay, yıldızlar ise birer yoldaş. Daha önceden farketmediğim pek çok şey keşfettim bu süreçte...

Dolunay'dan Hilal'e evrilen Ay'ı gözlemlemek, ortaya çıktığı ve kaybolduğu noktaların günbegün değiştiğini izlemek epeyce heyecanlı. Hele bu ara gün bitmeden ortaya çıkan kocaman bir yıldız var ki, yıldızdan ziyade altından yapılmış pırıltılı ve üçgen formda bir yaka iğnesine benziyor. Seyretmeye doyamıyorum. Kim bilir kaç bin yıl öncesinden gönderiyor bize o ışıklarını. Yaz akşamları geceleyin özellikle, büyülü bir atmosfer yansıyor bize gökyüzünden...

Temmuz ayı tatil ayı. Evlerde pek durulmaz, hiçbir yere gitmeyenler bile akşam saatleri yaklaştığında çay bahçelerini ya da kafelerin açık alanlarını doldurmaya başlardı. Gerçi şu an yine öyle yapan büyük bir çoğunluk mevcut. Neyse efendim. Ben halen akşamları evinde olan, çayını, kahvesini balkonunda temiz hava alırken içen gruptanım. Bunu yaparken karşılaştığım şahane bir sürpriz bana hep eşlik etti. Meğer bizim ön balkon temmuz ayı boyunca gün batımının en güzel hallerini sergiliyormuş. Saat 20.15 -20.30 sularında, masal dünyası gibi, inanılmaz güzellikte bir tablo sunarak kayboldu hep güneş. O anlara şahit olmak anlatılamayacak kadar güzeldi. Bugün itibarıyla güneş konum olarak birazcık daha sola kaydı ve artık oradaki binanın ardında batıyor. Bu görüntüler de bana bir sene sonrasına kadar anı olarak kaldı. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

17/09/2016

Huzurun Adresi Gökçeada

''Tatil ne kadar sade ve doğalsa o kadar güzeldir'' diyen bir çoğunluk var artık. Genellikle; beş yıldızlı otel ortamlarından bıkan, hatta çekilmez bulan, yapaylık, gürültü ve israf olarak niteleyenlerden oluşan ve hızla büyüyen bir çoğunluk...

Onlar, doğayla baş başa bir tatil yapıldığında otel ya da tatil köylerindeki keyfin on mislini aldıklarını, ruhen ve bedenen daha fazla dinlendiklerini, üstelik karşılığında neredeyse onda bir tutarında para harcamış olduklarını fark edenler...
Bu bağlamda Ege Denizi'nde bozulmamış doğasıyla kelimenin tam anlamıyla bir sessizlik ve dinginlik limanı olarak kucak açan Gökçeada dikkat çekiyor. 2002'den beri uyguladığı organik tarım faaliyetleri ve özellikle 2008'den bu yana gerçekleştirdiği tarım turizmi sayesinde ziyaretçilerine benzersiz bir doğal ortam sunan Gökçeada, dünyanın ilk ve tek sakin adası. Ve bu özellik, 2011'de aldığı Cittaslow unvanı ile tescilli. Evet, Gökçeada; organik bir tarım merkezi olması, farklı kültürler barındıran yapısı, bozulmamış doğası ve eko-gastronomik uygulamaları nedeniyle dünyanın ilk Cittaslow Adası.

Nedir Cittaslow? 25 farklı ülkede 166 üyesi olan yerel bir kalkınma modelidir. Hedefleriyle uyum içinde, insana odaklı, vatandaşa duyarlı, saygılı ve konuksever kentlerdir. Seçili şehirlerin temel özellikleri ise; 50.000’den az nüfus, korunmuş geleneksel mimari ve restore edilmiş eserler, azaltılmış taşıt trafiği ve yayalaştırmaya verilen önem, fast food yerine yerel ürünlerin öne çıkarılması, organik tarımın desteklenmesi, gürültü ve hava kirliliğine karşı önlem, geri dönüşüm, farkındalık, konukseverlik ve benzeri 59 kriterin değerlendirilmesiyle belirleniyor.
Kısacası; Sakin Şehirler özellikle iç daraltan metropollerde yaşayan insanlar için adeta birer dinginlik merkezi.
Gökçeada’nın ''Yavaşlayın, Gökçeada’dasınız!'' diye belirlenmiş bir sloganı var. Yavaşlık; basit ve mutlu yaşamak anlamında. Yavaş, sakin, fakat seri. Ekolojik dengeyi önemseyen, insana odaklı, sakin bir adada olduğunuz vurgulanıyor.

21/07/2010

Boşuna

Aynı rengin tonlarında masalsı ve buğulu bir belirsizlikle birleşmişken gökyüzüyle deniz...
Birbirine karışmışken...

Hiç kıpırdamadan sürmekte olan rutin düzen mucizevi bir değişimle gün batımını yaşıyor.

İşte yine her şey gözle görülür bir hareketlenmeyle hız kazandı.

Kıpkızıl görkemiyle vedaya hazırlanan güneş büyüyor, büyüyor...
Denize akseden göz alıcı pırıltılar birer birer yok oluyor...
Şimdi akşamın doyumsuz renkleri sıraya girecek art arda...
Gri, gülkurusu, bordo... Hemen ardından çıkıp gelecek o kopkoyu, lacivert karanlık...

İncecik sandalların ve uzaktan geçen ürkek şileplerin siluetleri arasından son martı da çığlık çığlığa yok olacak.
Ve o meçhul yalnızlık saracak her yanı...

Ay devralsa da nöbeti ve karanlığın kollarındaki deniz yakamozlarla donanıp yeniden ışıldasa bile...

Boşuna!

Peş peşe dalgalar var daha,
Gecenin sızlayan kanadından
Kopup gelecek...
Üstüne üstlük;
Türkü Bar'lardan yükselecek
Ezgiler var bir de,
Yüreğini delecek...