hırsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hırsız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11/02/2017

Yemek Tarifleri, Reklamlar, Hırsızlar

''Yazmasam deli olacaktım'' demişti ya Sait Faik, işte tam da öyle. İnternette gördüğünüz her tarife atlayıp da saçınızı başınızı yolmamanız için bir uyarı yazısıdır bu. İsim vermeyeceğim şimdi. Araştırırsanız bulursunuz...

İnstagram'da gerçekleşen bir furyadan bahsediyorum. Takipçisi 1 milyonu aşan bazı hesaplar var. Ortalama 1 dk süren hızlandırılmış video çekimleriyle göz alıcı, şahane tarifler yayınlayan, arada TV programlarına çağrılıp boy gösteren ünlü mü ünlü yemek uzmanları(!) Ee, o kadar takipçiyle dikkat çekmemek mümkün değil tabii. Arkalarında devasa bir kitle var. Ancak, bu hesapların şöyle bir özelliği var ne yazık ki:

Milyonlarca takipçi yetmezmiş gibi her gün karşılıklı reklam yapıyor, sayfalarında birbirlerinin öve öve bitiremedikleri tariflerini yayınlıyorlar. Ama sıkı durun; sadece birkaç saatliğine yayınlıyor ve siliyorlar! Bir taraftan da profillerinde
DM ile marka ve ürün tanıtımına açık oldukları yazıyor, ürün reklamı da yapıyorlar. Ama aklınıza ne gelirse. Beli incecik yapan ne idüğü belirsiz sağlıksız korseler, ciltteki lekeleri yok eden ismi hiç duyulmamış kremler, daha neler neler...
Bu ürünleri de saat hesabıyla yayınlıyorlar. Kısacası, gözlerini o derece reklam hırsı bürümüş.
Peki yaptıkları hizmet ne?
Sadece ve sadece ''çoğunluğu kendi icatları'' olan tarifler vermek. Her güne ayrı tarif bulmak zor olsa gerek. Özgün tarifleriyle harikalar yaratacaklar ne de olsa! Uydur uydur yaz... Allah gözünüzü doyursun kardeşim. Bu nedir böyle?
İnsanları neden mağdur ediyorsunuz? Bi denetleyeniniz yok mu sizin?

Evet, anladınız. Bu tariflerden birini, hatta ikisini merak edip deneme gafletinde bulunanlardan biri olarak geçen gün yaşadıklarımı buraya aktarmaya karar verdim. Kullandığım görsel o gafletin hüsranla bitişinin, onca vakit harcadıktan sonra ortaya çıkan fiyaskonun fotoğrafıdır. Gördüğünüz üzere ocak üzerine katlanmış alüminyum folyo serip döküm tencerede kek yapma tarifi bu. 45 dakikada pişmesi gereken kek 1,5 saati geçti, altı yanmaya başladı üstü kaldı öyle. Asla pişmedi! Fotoğraftaki berbat görüntü, tencerenin ayrıca fırına atılıp üstünün kızartılmaya çalışılmış hali. 😨😠😠

Şimdi gelelim gözünü reklam hırsı bürümüş ikinci versiyon hesaplara...
Ancak, bunların yaptıkları bildiğiniz hırsızlık, arsızlık, ahlâksızlık, edepsizlik! Nasıl mı?
Her güne başka bir yerden çalıntı yaparak blog yazmak. Bakın, şurada yayınladığım kinoalı kısır tarifimin yanda görülen fotoğrafı bile nasibini almış bu hırsızlardan.
Alt kısma yazdığım blog linkimi kesip de kullanmışlar.
Hatta biri kesmekle de kalmamış fotoğrafı ters yöne döndürmüş. Zekaya, dehaya bakın...😳

İşte bunlardan; beyni olmadığı halde kendini akıllı zanneden gafillerden öyle çok var ki...

Aşağıda gördükleriniz sadece ikisi bunların. Madem böyle bir tarifiniz var ve uyguladınız, kendi yaptığınızın fotosu nerede? Ohh ne rahat! Her güne başka bir hırsızlıkla yayın yap, blogunun hitini artır. Peki, ne için tüm bunlar?
Tek amaç var elbette: Yayınladığı reklamları durmadan tıklatıp bedavadan para kazanmak! Hiç ama hiç utanmadan...

Direkt, ticari amaçla insan kandırmak bunun adı! Ya ilgi ve takipçi çekmek amacıyla
olmayacak tarifler uydurmak ya da oradan buradan çalma çırpma yoluyla, edepsizce yayın yapmak!

Bir sürü emek, zaman ve masraf heba olmuş, insanlar sinir harbi içinde kalmış, umurlarında mı?


* * *


Tıklayarak bakın lütfen. Rahatlığı gördünüz mü? Haklarında gereken yapıldı elbette.
Zehir zıkkım olsun... Kazandığı paranın kuruşunu haketmeyen soyguncular sizi!!

* * *

Yemek üzerine yayın yapan ve denenmiş tariflerini bizzat fotoğraflayıp aşama aşama anlatarak
tecrübelerini paylaşan bloggerlardan asla şaşmamak gerek arkadaşlar...

Kalın sağlıcakla...



23/11/2016

Thanks Google. I ❤️ You...

Değerli arkadaşlar, duyuru içerikli mini bir post olacak bu.
Aynı zamanda Google'a bir teşekkür iletisi olsun istedim...
İnsan haklı olduğu zaman susmamalı, sineye çekmemeli hiçbir şeyi. ''Böyle bir sorun var. Ne yaparsam yapayım kendi başıma çözemem. Benim etim budum ne?'' benzeri düşüncelere kapılmamalı. Avazı çıktığı kadar bağırmalı. Ses çıkarmayanın sesi duyulmaz çünkü. Toplum olarak birleşip sesimizi büyüttüğümüzde oluşan yaptırım gücünü daha dün hep birlikte görmedik mi? Yasa tasarıları bile geri çekilir, dünya yerinden oynar bir olup birlik olunduğunda...

Benim yaşadığım haksızlık her ne kadar bireyselmiş ve ufakmış gibi görünse de özünde çok yaygın. O nedenle, başına benzer durumlar gelip mağduriyet çekenlere örnek teşkil etsin, moral olsun diye yazıya dökme gereği duydum yine. Kısa bir süre önce yayınladığım Azimli Hırsıza Kilit Dayanmaz! başlıklı yazıyı okuyanlar bilir. Merak edenler ilgili siteye gidip sayfanın orijinalini de görmüştür belki. Kaç gün sonra aklıma geldi. Fotoyu kaldırıp kaldırmadıklarına gidip bir bakayım, dedim.

Karşıma çıkan manzaraya bakar mısınız?! Bırakın fotoyu, site askıya alınmış, yani tamamı kapatılmış.


Henüz rapor bile etmemiştim inanın. Bir süre bekleyip ondan sonra yapacaktım. Yazının içinde ve etiketlerde
''Google'' kelimesi geçmesi yetmiş sanırım bu kez. İki haftadan daha kısa bir sürede hırsız sitenin icabına bakılmış.

Kimse Google'ı kandırmaya kalkmasın. Hangi yazıyı ya da fotoyu ilk önce kimin için indekslediğini o biliyor.

Daha önce de çok mutlu olup ŞURADA teşekkür etmiştim.
Haklı olmanın gururunu bir kez daha yaşatan Googla'a yine yeniden ve de binlerce kez teşekkür ediyorum.

Thanks Google! I ❤️ you... So much... ❤️😊🙏




05/11/2016

Azimli Hırsıza Kilit Dayanmaz!

Bir yerden sahibinin haberi ya da izni olmadan bir şeyler alıp kullanan, başka bir deyişle ''çalan'' kimseye açık ve net ''hırsız'' denir.
Blogumda yıllardır kopyalama yasağı, yani sağ tuş engeli var. Buna rağmen hırsızlar, intihalciler gırla geziyor. Bu nasıl utanmazlıktır anlamadım bir türlü!

En son; yani 2014 Nisan ayında, com uzantılı bir site açıp 50 yazımı birden aynı gün, noktasından virgülüne, fotoğraflarına kadar birebir hortumlayan edepsizleri Google'a şikayet edip sitelerini kapattırmıştım.

O günden sonra yazılarımda kullandığım tüm fotoğraflara blog linkimi koymaya başladım. Epey bir yaptırım oldu. Ancak, arada kurnaz olduklarını zannedenler gözden kaçmış.
haberazim.com denen siteye bakın. Yerel gazete midir yine, nedir. Bloguma gelip 3 yıl önce Yalova'da çektiğim fotoğrafı üzerinde blog linkim bulunmasına rağmen çalmış ve kullanmışlar.

Yandaki fotoğrafa tıklayıp ağacın alt gövdesindeki linke bakın lütfen. Yazıyı fotoğraf bozulmasın diye yaprakların renginde yazmakla hata etmişim. Eee, azimli insanlarmış gerçekten. Fotoğrafı büyütülemez, linki bulanık hale getirmişler, iş tamam olmuş. Verdikleri haber başlığında bir de ahkâm kesmemişler mi? ''İki ay önce ne dedi. Kendi ne yaptı?'' Siz asıl kendinizin ne yaptığını düşünün. Bakın ayna gibi ortaya çıktı... Aklınız varsa hemen silersiniz o fotoğrafı oradan. Aksi takdirde bu yazının linkini Twitter hesabınıza mention'layabilirim ya da cezai yaptırımlara başvurabilirim!

24/10/2014

Hırsızlar ve Yetersiz Önlemler

Fotoğrafta gördüğünüz ve son kata kadar demir parmaklıklarla sıkı bir şekilde kapattırılmış binayı görünce bir hayli şaşırıp görüntüsünü almıştım.
Şaşırmakta haklıydım, çünkü demir parmaklık olayı en fazla ikinci kata kadar kullanılan bir güvenlik önlemi çeşididir.
En azından benim o ana kadar gördüğüm örneklerin hepsi o şekildeydi, öyle biliyordum.
Hatta siz de rastlamışsınızdır; birinci katların çoğu sadece balkonların bulunduğu odaların pencerelerine parmaklık taktırır. Ve bu durum, sözüm ona güvenlik önlemi alınmış o eve genel bir bakış atıldığında komik bir görüntü oluşturur. Nasrettin Hoca Türbesi'ndeki mizanseni hatırlatır çünkü. Hani her taraf açıktır da sadece ortada tek başına dikili demir kapıya kocaman bir kilit vurulmuştur, onun gibi.

İnsanın insana yaptığını kimse yapmaz, derler ya. Apartman sakinleri böyle bir kararı uygulamaya alırken, yani hırsızdan korunmayı öncelikli madde olarak belirlerken bir yangında ya da deprem anında o parmaklıkları aşıp nasıl kurtulacaklarını da düşündüler mi acaba? Demek ki ''insan'' denilen felaket hepsinden ağır basmış onlar için. Pencere ya da balkondan giremeyen hırsız kapıdan girer oysa. Yeter ki niyet etsin.
''Kapıdan giremeyen bacadan girer,'' atasözümüz boşuna söylenmedi. İşte bunları düşünememişler maalesef.
Onlar hırsızların sadece ''Spiderman'' olduğunu düşünmüşler sanırım.☺️

Yetkililer, hırsızlık olayları ilgili kulaktan dolma bilgilerle alınan ve çok güvenli olduğu zannedilen önlemlerin birçoğunun yetersiz olduğunu, hırsızlık kurbanı on binlerce ev ve iş yerindeki güvenlik önlemlerinin bu yetersizliği doğruladığını söylüyor. Bu yanlışlardan en yaygını daire kapıları ile ilgiliymiş örneğin.
"Kapının kalınlığının sağlamlığının bir göstergesi olduğuna inanılır. Ancak unutulmaması gerekir ki tüm kapılar açılmak üzere tasarlanmıştır. Nasıl ki kapıda kaldığınızda çağırdığınız çilingir birkaç dakika içinde kapıyı kolayca açabiliyorsa, kötü niyetli kişilerin de kapıyı açabilme ihtimali her zaman söz konusudur,'' diyorlar. Doğru söze ne denir!
Kolay erişilebilen pencere, balkon veya çekme kapıların bulunduğu mekanlarda ise, demir parmaklık ya da panjur benzeri mekanik yöntemlerin kesinlikle alarm sistemi ile desteklenmesi gerekiyormuş...

Geçen ay gazetelerden okuduk hepimiz.
Bir ülke düşünün ki Emniyet Genel Müdürü’nün evine bile hırsız giriyor. Niteliksiz hırsızlık ve asayiş sorunlarının hangi boyutlarda olduğunu gösteren hayli önemli bir örnekti bu.
Dikkatli olmak gerekiyor…


21/01/2014

İçerik Hırsızlarını Google'a Şikayet Etmek

Son birkaç gündür yaptığım araştırmalar sonunda bloglardan içerik çalma olayının sandığımdan çok daha korkunç boyutta olduğunu öğrendim ne yazık ki.
Özellikle de bazı fırsatçıların, yazar yazısını sitesine ekler eklemez çalmayı alışkanlık haline getirdiğini öğrenmem şok etkisi yaptı. Bu demek oluyor ki yazı index almadan çalınıyor, hırsız yazının indexini sahibinden önce alıyor.
İşin en kötü tarafı da hem siz hem siteniz Google'ın nazarında ''içerik hırsızı'' konumuna düşüyorsunuz. Ne yaparsanız yapın yazının size ait olduğunu kanıtlayamıyorsunuz artık. Siz bir hırsızsınız. Gel de saçını başını yolma!

Bu arada; arama motorlarında en başlarda görünebilme amacı güden içerik hırsızlarının ayrıca ''reyting hırsızı'' diye adlandırıldığını da öğrendim..

Hırsızlık korkunç bir şeydir. Kanunen suçtur. Haysiyetsizliktir, ahlâksızlıktır. Sahibinin haberi olmadan sinsice girip hiçbir yerden bir şey alınmaz. Akla hayale gelmeyen iğrenç amaçlarla kullanılmaz.
Söylenecek o kadar çok şey var ki daha...
Öyleyse ne yapıyoruz? Bu işlere olağan ve sıradanmış gözüyle bakıp elimiz kolumuz bağlı beklemiyoruz...
Öncelikle çok temkinli olmamız ve sık sık tarama yapmamız gerekiyor.
Bir önceki yazımda bazı arkadaşlar taramanın nasıl yapıldığını sordular, yazılarımın çalındığını nasıl farkettiğimi.
Arkadaşlar, bunun için programa bile gerek yok. Yazılarınızın sadece başlığını aratsanız yetiyor bazen.
Ama siz en iyisi içeriğinizde art arda geçen birkaç cümleyi kopyalayın ve Google'da aratın. Bu kadar basit...

Ve ne kadar çabuk farkederseniz o kadar iyi. Sakın ola ki girişte bahsettiğim o berbat duruma düşmeyin. İçeriğinizin indexini hırsızlara kaptırmayın. Bunu başardığınızda Google yardımınıza koşuyor, merak etmeyin.
Daha önceden bildiğim haliyle bu iş biraz uzun sürüyordu; ama şimdi öyle değilmiş artık.
Sadece içeriği çalan sitenin linkini vermeniz, şikayet etmeniz yeterli.

-Hırsız efendiler sayesinde öğrendiğim bilgileri aktarmaya devam ediyorum-
Biraz zaman alıyor; ama içerik hırsızları spam olarak nitelenip Google tarafından arama motorlarından kesin kaldırılıyor.
Eğer sitenizden toplu olarak içerik çalınmışsa (bu ben oluyorum) şanslısınız.
Çünkü şikayetiniz çok daha kısa sürede değerlendiriliyor.
Şimdi, Google'ın bahsettiğim webspam raporunu vereceğiniz Web Yöneticisi Araçları sayfasını tıklayın lütfen.
Orada söylenenleri uygulamadan önce Chrome Webspam Report Uzantısını eklemeyi unutmayın.

İşte bugün 50 yazımın birden hem bendeki hem hırsızdaki linkini tek tek girerek rapor verdiğim Google'ın muhteşem hizmeti.
Uygulama sırasında, yani formu doldururken herhangi bir sorunuz olursa yanıtlarım mutlaka.
Spamlardan, hırsızlardan uzak, iyi bloglamalar dileğiyle, sevgiler...

EK: Bir de burada yine Google Support'a ait çok kapsamlı bir yardım sayfası var.

Görsel:buradan
E, hadi hırsız efendi, ne bekliyorsun? Bunu da çalsana!

***************************************************************************
VE ARADAN 3 AY GEÇMEDEN ALINAN MUTLULUK VERİCİ SONUÇ (Tıklayın Lütfen):
Bu Bir Teşekkür Yazısıdır: THANKS GOOGLE SUPPORT!

18/01/2014

Blogta Hırsız Var!

Bir insan neden blog açar?
Blog yazarları olarak bunun nedenini hepimiz biliyoruz,
öyle değil mi?
Her şeyden önce bir ''terapi''dir yazmak. Günümüzde birçok psikolog tarafından önerilmekte olan bir terapi. İnsanı geliştiren, yeni yeni bilgiler edinmesine neden olan, paylaşma duygusunun güzelliğini tüm zerrelerinde hissettiren harika bir uğraştır.
Üniversitelerin bilgisayar ile ilgili bölümlerine 'Blog Yazma' adıyla ders olarak bile konmuştur.

Ancak... Böyle bir güzelliğin oldukça can sıkıcı yönleri de var. Çünkü, hayatın her kesiminde rastladığımız kendini bilmezlerin, ruh hastalarının, hırsızların, arsızların, sapıkların, hatta escortların bile kol gezdiği, tüm dünyaya açık bir ortamda yazmaktayız.
Ve bu saydıklarım yalnızca yazdıklarımızı okumakla yetinmiyorlar tabii... Hastalıklı birtakım amaçlarla çalıyorlar yazılarımızı!
Daha önce başıma gelmişti ve yazı yapmıştım hatırlarsanız.
Güneydoğu'daki illerden birinde yerel bir gazetede köşe yazarlığı yapmakta olan bir şahıs, yazılarımdan birini virgülüne kadar kopyalayıp kendi yazmış gibi yayınlatmıştı. Hatta yazının altına kendi adını yazmakla kalmamış, mesleği olan ''Yüksek İnşaat Mühendisliği''ni eklemeyi de unutmamıştı. Hatırlamak isteyen sağ taraftaki etiketlerde bulunan (ç)alıntı' yı tıklasın lütfen.

Daha fazla uzatmadan asıl meseleye girmek istiyorum. Çünkü bunu ''ilanen'' duyurmak zorundayım.

13 Ocak Pazartesi günü blogumdan tam 50 yazı çalınmış arkadaşlar!
Öyle ki; noktası, virgülü, yazı stili, görsellerine kadar hepsi birebir aynı!
Şahıs, yeni açtığı COM uzantılı websiteye ilk iş olarak benim 50 yazımı kopyalamakla başlamış!
Yazılardaki tek fark: 50'sinin altında da 13.1.2014 tarihinin olması
Sadece ''yazıları yazdığım tarihleri'' kopyalayamamış anlayacağınız. İşte onu başaramamış!!!

Sonra ne mi olmuş?
Sinemayla, müzikle ilgili birkaç yazı daha girmiş üzerine. Ancak belli ki onlar da çalıntı.
Ve artık daha fazla bekleyememiş bu yaratık! Asıl amacına ulaşmak için gerekeni yapmış.
''Kendini kültürel anlamda çok geliştirdiğini'' ekleyerek erkeklere alenen çağrıda bulunmuş!!!
Evet evet, tam olarak öyle. Anladınız siz onu...

Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi!
Olayı aktarma nedenim öncelikle sizlerin de başına gelebileceği.
Görün, bakın neler olabiliyor...

Şimdi buradan hırsıza sesleniyorum (Sadece hırsız demek yetersiz kalıyor; ama terbiyem müsait değil):
Başkalarının emekleri çalınarak, kendin yazmış gibi göstererek blog açılmaz!
Başkalarının kültürel birikimleriyle, yetenekleriyle kendini ''kaliteli'' gösterme sevdasından vazgeç ve sil o yazılarımı!
Çalıntı oldukları öyle belli ki! Daha fazla komik duruma düşmeden, kendiliğinden sil, tamam mı?
Beni yormadan, Google Support hizmetine başvurup uğraştırmadan, derhal sil!



Görsel:buradan

17/11/2011

İntihal Edepsizleri

Adam gazetede bir köşe kapmış. Makaleler yazıyor...
Adı, soyadı, fotoğrafı, mail adresi, her şeyi mevcut.
Yazılarının altına mesleği olan ''İnşaat Yüksek Mühendisliği''ni eklemeyi de ihmal etmiyor ve döktürdükçe döktürüyor. Öyle ki; sayesinde gazetenin arşivi bir hayli zenginleşmiş...

Kardeşim! Urfa halkını uyutuyorsun, bu belli. Hatta yazdığın(!) yazının altına gelen kutlamaları da kabul ediyorsun utanmadan... Ancak, sana yazdığım uyarı mesajını neden görmezlikten geliyorsun kaç gündür?
Suratında ne derisi gerili?

Arkadaşlar kusura bakmayın...
Söz konusu olan şahıs ve gazetesi ''Şafak Pavey'in Öyküsü'' yazımı kelimesini bile değiştirmeden bu adamın köşesinde kendisi yazmış gibi yayınlamışlar. Kaç gündür yaptığım onca ikazı göz ardı edip, yanıt verme gereği bile duymadan aynen devam ediyorlar...

Oysaki en son Eskişehir'deki bir gazetenin genel yayın müdürü, uyarı mailimin üzerinden 1 saat bile geçmeden;
''Mahcubiyetimi size nasıl anlatacağımı bilemiyorum...
Uzun yıllar gazetecilik ve gazete yöneticiliği yapıyorum. Ne yazık ki zaman zaman dışardan yazan yazarlarımız böyle intihaller yapıyorlar. Ben gazetem adına sizlerden özür diliyorum.
Gereğinin kısa sürede yapılacağı konusunda da güvence veriyorum,''
demiş ve gereğini anında gerçekleştirmişti...

Bunlar bir de utanmadan gazetenin en altına;

YASAL UYARI :
Haber sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır.
Sitemizde yayınlanan haber ve videolar, sitemiz kaynak gösterilmek veya ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir.
Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır.


diye bir ek yapmışlar!
Şaka gibi gerçekten!
Bir insan göz göre göre nasıl olur da bu kadar aşağılık bir durumun içine girer anlamış değilim...

Not: Şahsın ve gazetenin adını şimdilik vermiyorum.
Her şey sırayla. Gerekirse yasal yollara da başvurulacak elbette...

* * *
EK: Bu yazıdan yaklaşık 10 gün sonra ilgili gazete bahsettiğim yazıyı sayfasından silmiştir.
Bu zaman sürecinde bu yazının altındaki 35 yorum dahilinde şahıs ve gazete yeterince (ismen) deşifre edilmiş, sadece şahsın adı Google'a yazıldığında bile işbu yazının linki ile 1. sayfada görünmüş, ne yaptığı uzun bir süre ifşa olmuş, bu nedenle yeterli bir ders olduğuna karar verilip (gerektiğinde yeniden açılmak üzere) yorumlar kapatılmıştır.
Ben üstüme düşeni yapmış bulunmaktayım.
Umarım izlediğim prosedür emsal durumlara örnek teşkil eder.
''İntihal'' gibi bu son derece çirkin durum karşısında özellikle de büyük gazetelerin basit bir taramayla gereğini yapması, meydanın bu türden fikir hırsızlarına bırakılmaması umut ve dileğiyle...
(1.12.2011)

Görsel: man-truckers-world.fr/

23/08/2009

Bloglardan Çalıntı Yapanlar

Geçen gün yaşadığım bir olay sonucu aklıma gelip ilk kez yapmış olduğum bir Google taramasında bloglarımda yayınladığım sayısız şiir ve yazımın birçok sitede kullanılmakta olduğunu hayretler içerisinde gördüm. Üstelik bırakın link ve kaynak göstermeyi bazıları ''alıntı'' demeye bile gerek görmemişti.
Ortak noktaları ; hepsi de yazıldıkları tarihten çok kısa bir süre sonra (ç)alınmıştı.
Yapılan bu saygısızlık, sorumsuzluk ve hırsızlığı şiddetle kınıyor, bu ülkede bu işlerin bu kadar ucuz olmaması gerektiği inancıyla bloglardan post çalan kişilerin ve buna çanak tutup yayınlayan sitelerin (isimlerini şu an vermiyorum) aşağıdaki paragrafı okumalarını öneriyorum :

Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği yazının tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitesindeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000 / 300.000 YTL ağır para cezasıdır.
Yine İnternet Yasası gereği herhangi bir sitede yazıların kullanılması halinde bundan site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır.

Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde kişinin kendi avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...