kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09/01/2024

Yılın İlk Karı Geldi!

Geçen yıl ilk kar 5 Şubat'ta yağmış. Bloga ''2022'de hiç kar göremediğimizi, 2023 kışında da öyle olacağını neredeyse garantilemişken, yılın ilk kar tanelerinin saat 10.47 itibarıyla narin bir şekilde ve dans halinde kendini gösterip tek tük de olsa düşmeye başladığını'' not düşmüşüm ve epey sevinmişim. Bazen blog ne çok işe yarıyor.

Her şey mevsiminde güzel, mevsiminde gerekli elbette. Hiç kar yağmadan geçecek bir kış insanın aklına panik yapacak kadar olumsuz şeyler getiriyor artık. O narin ve dans edercesine düşen kar taneleri şaşırtıcı bir hızla çoğalıp yalnızca beş dakika içinde neredeyse tipiye dönüşmüş geçen yıl. Ancak, yarım saat sonra hava açmış, ''Kar bu yıl da böyle gelip geçti demek ki,'' şeklinde bir tahmin yürüttürmüş. Sabah uyandığımızda her yeri kar kapladığını görmüşüz ve bir daha da hiç yağmamış. 

Özetle, toplamda 1 gün kar yağışı olmuş geçen yıl. 2022'de ise hiç yağmamış. Bu yılın ilk kar taneleri de bu akşam saat 20.00'den itibaren düşmeye başladı. Araçların üzerini yavaş yavaş kar tutuyor. Bakalım sabaha kadar neler olacak? Mevsimlerin bu denli değişime uğraması, küresel ısınma derken pek çok alanda endişe verici değişimlere neden oluyor. Örneğin; tarımsal faaliyetlerin uyumsuzluğu çok bariz bir şekilde devrede. Zeytin ağaçlarında bu yıl çok az zeytin olduğunu yazmıştım. Olanlar da kilosu 100-200 TL arasında satılıyor halen. Zeytinlerini kendi yapan biri olarak 4 ayrı yerden deney amaçlı sadece 1'er kilo zeytin aldım. Emeğim boşa gitmesin diye en pahalılarını tercih ettim; ama hiçbirini beğenerek almadım. Sonuç mu? Yeşil zeytinin yarısı, siyahların hepsi daha kavanozdan çıkamadan içten içe çürüdüler. 

Böyle bir şey ömrümde ilk kez başıma geldi. Pazarcılardan biri bahçesinde bir sürü zeytin ağacı olduğunu, bu yıl hiçbirinden zeytin toplamayıp öylece bırakacağını söyledi. Demek ki onun zeytinlerinde de hayır yok. Tüm bunlar çok endişe verici aslında. Böyle giderse dünya için muazzam bir açlık tehlikesi kapıda :(
 

29/08/2023

Ağustosta Buzul Çağı Mı Başlıyor?

21 Ağustos'taki yazıda ''Haftaya kar-kış'' haberleri fos çıktı deyip, ağustosta buzul çağının geleceğinden bahseden meteorologlardan ve inanılması güç senaryolarından sinirlenerek söz etmiştim. E, ama inanılması güç olduğu için ben yine de haklıymışım. Kar-kış olacağı konusunda da onlar haklı çıktı. Buzul çağı belirtileri başladı bile. Hem de ağustosta. Özür dilemek bir erdemdir, ne diyeyim. 😔

Buraya hemen not düşelim. Kar görüntüsü geçen yıldan değil sayın okur. Daha birkaç gün önce 31-32 derece olan İsviçre, Zermatt'ten. İnanılmaz bir durum yaşanıyor. Bugün 32-33 derecelerde olan sıcaklık birden düşerek -1 dereceye inmiş! 😱

05/02/2023

Yılın İlk Kar Taneleri Düşüyor!

Geçen yıl kar görememiştik. Bu yıl da öyle olacağını neredeyse garantilemişken, yılın ilk kar taneleri saat 10.47 itibarıyla narin bir şekilde ve dans halinde kendini gösterip tek tük de olsa düşmeye başladı. 

Bu durum bariz biçimde sevinç vesilesi oldu benim için. Her şey mevsiminde güzel, mevsiminde gerekli gerçekten de. Derken, şaşırtıcı bir hızla çoğaldı kar taneleri. Çok değil, sadece beş dakika içinde neredeyse tipiye dönüştü. Balkondan anı olarak küçük bir kesitini videoya çektim. Bakalım devamı nasıl gelecek?

13/02/2021

Tulpar Soğuk Hava Dalgası

Bilir misiniz, Türk mitolojisinde Tulpar adında Pegasus benzeri uçan bir at figürü var. Manas Destanı'nda geçen, tehlike anında rüzgârdan hızlı koşan efsanevi at. 

Tulpar beyaz kanatlarını yalnızca karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açıyor. Benim bugün birdenbire düşen hava sıcaklıkları nedeniyle haberim oldu. Tulpar adı verilen bu atın adını taşıyan bir soğuk hava dalgası Türkiye'ye giriş yapmış bulunuyor.

Biz bahardan kalma günler yaşarken İngiltere'den Almanya'ya, Fransa'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'nın son yılların en şiddetli kışını yaşadığını aklımıza bile getirmiyorduk. Oysa başta Avrupa'nın kuzeyi olmak üzere, tüm Avrupa'da kar ve fırtına nedeniyle hava sıcaklıkları -20 derecelere düşmüş, Covid-19 test ve aşılama merkezleri bile sorunlar yaşıyor! 

Rusya’nın karasal bölgelerinden güney enlemlere doğru yola çıkan ve uzun zamandır takip edilen Tulpar Soğuk Hava Dalgasının muhtemel rotalarından söz ediliyor, ancak tahmin edilemiyordu. İki olasılık öne sürülmüştü. Birinci olasılık İtalya’da ve Balkanlarda asılı kalıp Türkiye’yi pas geçmesi, ikinci olasılık ise olanca gücüyle Türkiye’ye gelmesi. İkinci olasılık ülkemizdeki sayısız şehrin kar altında kalabileceği, kar kalınlığı ve eksi dereceye düşen soğuk hava rekorları kırılabileceği, güncel hayatta büyük çapta olumsuzluklar yaşanabileceği üzerineydi ve bu olasılık devreye girmiş durumda...

26/01/2017

Yağmur, Yolculuk, Bir de Martılar

Soğuk, kapalı ve yağışlı havanın birçok insanda moral ve enerji kaybına neden olduğu bilinse de yağmurlu bir havada yolculuk yapmak iç sıkıntısından ve kafanızdaki olumsuzluklardan kurtulup deşarj olmak için en iyi çarelerden biridir bana göre.

Hele bir de hafif müzik açmışsanız değmeyin keyfinize. Yağmurun huzuruna müzikteki huzur eklenir, alır götürür insanı.

Cama vuran damlalarla birleşen eşsiz manzaralara odaklanır, yolla beraber siz de akar gider, kartpostallarla yarışan olağanüstü kesitler içinde kendinizden geçersiniz.

Hayatın içinden ve olanca gerçekliğiyle önünüze açılmış 'hareketli' bir ekrandan yansıyor olsa da seyrettikleriniz, çoğu zaman yolun sonunda kapılar varmış ve bir masal dünyasına açılacakmış hissi uyandırır yağmurda yolculuk. Büyülüdür. Hayal dünyasını tetikler insanın ve de başka boyutlarda gezdirir...

Benim için kesinlikle bitmesini istemediğim doyumsuz bir mutluluk ve huzurla dolma halidir yağmurda yolculuk...

21/01/2017

Vakti Saati ve Kararı Olmak

Her şeyin bir vakti saati, bir de kararı olmalı.
Geçtiğimiz hafta günler boyu hiç ara vermeden yağan kar ciddi biçimde sıkıntı yarattı. Gerek güncel hayatta gerek sosyal medyada konuyla ilgili endişe dolu sözler yükselmeye başladı. ''Hayatımda böyle şey görmedim. İstanbul'a 5 gündür durmadan kar yağıyor. Sürekli yağıyor, hep yağıyor. 'Durdu artık tamam' diyoruz, gene yağıyor,'' diye bir tweete rastlamıştım o ara. Konuyla ilgili biraz bilgileneyim derken öğrendiğim şeye bakar mısınız?
İstanbul'a 1929 yılında hiç aralıksız, 55 gün boyunca kar yağmış!? Hem de çoğu zaman tipiye dönüşerek yağmış.
Kar kalınlığı mı?
Bazı semtlerde 4-5 metreye, yani en az 2 kat ev yüksekliğine kadar ulaşmış. Yağan kar hiç erimiyor, gece dışarı çıkmak tehlike arzediyormuş. Çünkü gece olunca aç kurtlar yiyecek aramak üzere şehre iniyor, mahalle aralarında dolaşıyormuş.
Bu arada İstanbul Boğazı büyük buz kütlelerinin istilasına uğramış. Liman tamamen buzlarla kaplanmış. Daha pek çok inanılmaz mağduriyet yaşanmış. Bilgilenmek isteyen Google'da aratıp resimleriyle birlikte görebilir.

Bugün burada asıl söylemek istediğim; karla ilgili kuşların da bir sıkıntısı olması...
Çok değişik, anlaşılması güç bir sıkıntıydı bu. Açlıktan kuru ağaç dallarını gagalayan kuşlar, yanı başlarındaki evlerin pencere önlerine bırakılan yemleri görmüyor, görmek istemiyor, hatta bucak bucak kaçıyorlardı (1 adet karga hariç).

Geride kalan iki yazıda bu konuya epeyce değinmiş, kuşların neden bu kadar korkak ve ürkek olduğunu sorgulayıp durmuştum. Karların erimeye başlamasıyla sıkıntıları bitti, biliyor musunuz?
Başka nasıl izah edebiliriz bilmiyorum; ama kuşlar bir şekilde kardan korkuyorlardı. Serçe, güvercin, sığırcık... Hangi kuş olursa olsun artık hiç çekinmeden gelip bıraktığım yemleri yemeye başladı. Üstelik fotoğraf çekerken de kaçmıyorlardı. Yoğun kar yağışında insan objesinden ödleri patlayan kuşlar, demek ki kar'sız ortamı elverişli buluyorlardı. Şaşılasıydı...

Yaşama dairlerim arasında yerini alsın diye durumu buraya sabitlemek istedim.
Kalın sağlıcakla...

Kuşlar

[*] vakti saati olmak: Her şeyin (ya da bir şeyin) usulünce gerçekleşmesi için uygun bir zamanı olmak
[*] karar: Tam ölçüsünde, ne az ne çok "Yemeğin tuzu karar." [TDK]


08/01/2017

Doğanın Dengesi mi Bu?

European Robin
Onca kar yağdı, şehirleri esir aldı. Yetmezmiş gibi gündemde yine bir sürü can sıkıcı haber vardı. Orman yangını çıkmıştı memlekette.

Hem de bu kışta kıyamette...

Boğucu bir pazar günüydü. Yine sokak hayvanlarına yoğunlaşmak en iyisiydi. Kedi ve köpekler için sokağın başına plastik kovalarla yiyecek götüren komşuya takviye yetiştirildi.

Kuşlar bugün de takibimdeydi. Evde odalar arasında mekik dokundu. Pencerelerin önündeki yemlere gelen giden yoktu. Bir ara 'hiç kıpırdamadan' kitap okunan odanın camına bir karga geldi ve yemlerin başında 5-6 saniye geçirdi. Fotoğrafını çekeceğimi anlayınca uçup gitti. Bu işte bir tuhaflık vardı...
Sahi, kuşlar neden bu kadar ürkek ve korkaktı?

Tam pencereden etrafı gözetlerken, bakın neler oluyordu...
Bakmakla görmek arasındaki farkın ta kendisiydi. Belki hep oralardaydı; ama hayatımda ilk kez böyle bir kuş görüyordum. Turuncu renkli tüyleriyle tropikal iklim kuşlarına benziyor, bahçe giriş kapısının üzerindeki kurumuş hanımeli dallarının arasında geziniyordu. Pinpon topu kadar minicik bir şeydi.

07/01/2017

Karda Kışta Kuşlar

Yeni yılın ilk günü yağan kar için ''kar beyaz bir başlangıç'' demiş ve iyi niyetli benzetmeler yapıp güzel dileklerde bulunmuştuk; ancak yetersiz geldi sanırım.

An itibariyle 24 saati geçti, aralıksız kar yağıyor yine.
Zaman zaman yavaşlasa da ara vermeye hiç niyeti yok gibi. Gece boyu ve tüm gün yağdı. Hâlâ yağıyor. Nesnelerin ne olduğu, ağaçların türü belli olmayacak, arabalar karların içinde kaybolacak kadar çok yağdı bu kez.

Bence ''Şehirler kar altında kalsın. Bütün kirler, pislikler, kötülükler beyaza boyansın. Tamamen karla kaplansın. Zamanı geldiğinde karla birlikte erisin, aksın gitsin, yok olsun. Her şey temizlensin,'' diyor evren. Ah keşke!..
Az önce TV haberlerinde Amerika'da su borusuna konan minik bir kuşun ayaklarının boruya yapışarak donduğu haberi vardı. Yaşlı bir çiftçinin avucunun içine aldığı ve nefesiyle ısıtarak buzdan kurtardığı kuşun can havliyle gökyüzüne süzülerek kayboluşunu gösteren duygusal sahneler izlenmeye değerdi.

Bizim kuşlarımız nerelerde, ne yapıyorlar peki? Görsel bugün öğlen saatlerine ait. Bakın, güvercinler çok katlı bir binanın en üst katında birikmişler, çaresiz biçimde bekliyorlar. Böyle bir tabloyu ilk kez görüyorum. Dikkatli bakmasam göremeyecektim belki de. Görüntü üzücüydü; ama başka nereye gidebilirlerdi sahi? Karın yağması bazıları için sevinç vesilesi olsa da, fakirler, evsizler, kurtlar, kuşlar için işte böyle üzücü ve düşündürücü ne yazık...

Ve gün boyu görünmeyen kuşlar, akşam üzeri gökyüzünde pike yapmaya başladılar. Bu da iyice aç kaldıklarının resmiydi sanırım. Dün gece pencerenin önüne koyduğum yemlerin üzerine de kar yağmış. Yine de gelir bulurlar zannetmiştim ama hiç dokunulmamış bu kez. Yılbaşında yağan karda aşurelik buğday ile bulgur koymuştum yem olarak. Sabah erkenden gelip yediklerine şahit oluyordum. Ürkütmemek için bakmıyordum, ancak perdenin alt kısmından ayakları görünüyordu. İnsanoğlunu mutlu eden ender sahnelerden biri bence bu. Gerçekten çok mutlu olunuyor...

31/12/2016

Kar Beyaz Bir Başlangıç

Yıllar var ki yeni yıldan önce kar yağdığını görmemiştik. Öyle güzel yağıyor ki...
Sokak lambalarının ışıkları altında, olması gerektiği zamanda, olması gerektiği gibi, ahenkle dans ediyor kar taneleri.
Tertemiz, bembeyaz bir örtüyle kaplanıyor şu an her yan. Gecenin karanlığı aydınlanıyor.
Bir değişim muştulanıyor sanki. Bir çark ediş, kar beyaz bir başlangıç...
ÇİÇEK BAHÇESİ gibi olsun dünya...

2017'nin güzellikler getireceğini umut ediyorum.
Şahsî ve küresel çıkarların idrak edilip enkaz haline getirilmiş tüm değerlerin yeniden yeşereceğini, kin ve nefret duygularının merhamete dönüşeceğini mesela. Katletmek eyleminin inşa etmek ile yer değiştireceğini,
vicdan duygusunun gelişeceğini...

27/01/2016

Karla Akla Düşenler

''Kar yağsa, her tarafı tertemiz, bembeyaz bir sükunet kaplasa,'' dedik durduk; ama yağıp yağacağı bu kadarmış. Yağmasıyla erimesi bir oldu yine...
Bir taraftan da Doğu bölgemizde insan boyunu aşmış ve bir türlü erimek bilmeyen karların kapladığı kasabalarda yöre halkının ve askerlerimizin mağduriyet haberleri var. Hayatın her alanında olduğu gibi karda kışta bile bir adaletsizlik söz konusu. Ve tüm dengesizlikler karla birlikte daha bir yoğunluk kazanıyor sanki.

Dün İstanbul'da barınacak yeri olmadığı için sokakta yaşayan 55 yaşındaki bir adam, soğuktan donmuş halde bulundu. Ölümlerin en acısı, en iç sızlatanı. Hiç mi kimse görmedi, hiç mi kimsenin aklına düşmedi bu zavallı adam? Sırada kimler var, hangi soğuk kuytularda daha nice can iliklerine kadar donuyor :(


Soğuklarda kimsesiz birini görünce hemen yandaki telefon numaralarını aramak ilk çözümlerimizden biri olsun lütfen.
Ve kuşlar...
Yiyecek bulamazlar hani kar yağınca...

Onlar için geçenlerde çok güzel bir çözüme rastladım.
Lütfen siz de elinizden geldiğince uygulamaya çalışın.

Bitmiş kağıt havlu ya da tuvalet kağıdı rulolarına bal ya da reçel sürüp taneli yemlere batırıyor ve etraftaki uygun yerlere ya da ağaçlara asıyorsunuz
Bunu yapın ve seyredin...
İnanın böyle bir insanlık borcunu yerine getirdiğiniz için, sevinç ve huzurla dolacaksınız.



Kardan kıştan bahsettik madem, yine dün çektiğim 1 dakikalık kısa videoyu koyayım buraya.
Sessizce yağsın bu sayfada. Yağsın, yağsın, yağsın...

Sessiz çığlıkları aklımızdan hiç çıkarmasın.
Sessizliğiyle o sessizliğin sesi olsun...

Kar



06/01/2016

Karla Gelen Mucizevi Sessizlik

Sabah uyandığınızda daha perdeleri bile açmadan dışarıda yağmur yağdığını bilirsiniz, öyle değil mi?
Çünkü yağmurun sesi vardır. Hatta şiddeti artmış bir yağmur sesi uyanma nedeniniz bile olabilir. Cama vuran damlaların hızı arttıkça ses de büyümektedir.

Kar ise sessiz yağar. Buna rağmen tıpkı yağmur gibi, dışarıya hiç bakmadan kar yağdığını da anlayabilir miyiz sizce?
Bunun yanıtı ''Evet''tir.
Ortalığı muazzam bir sessizlik kaplamıştır çünkü. Alışılmış tüm sesler mucizevi biçimde susmuş, huzur veren, oldukça derin ve büyülü bir sessizlik sarmıştır her yanı.
Bunu çok yoğun biçimde hissedersiniz...
Nedeni nedir peki? Kar yağıyor diye etrafta kimseler kalmadığı için midir? Trafiğin azalması, ağaçların hışırdamaması ya da hayvanların bir yere saklanmasıyla da ilgili değildir.

Kar, yağarken şehri susturmaktadır...
Dışarıya çıktığınızda da karla birlikte ortamdaki her türlü gürültünün sesini kısılmış gibi hissetmez misiniz? Kentin en kalabalık caddesinde bile kornaların ve tekerleklerin çıkardığı sesler yağan kar tarafından yutuluyor gibidir. Dikkat kesildiğinizde daha önce olanca şiddetiyle duyduğumuz sesler bile nasıl da cılızlaşmıştır.

İşte tüm bunların nedeni kar tanelerinin yapısıyla ilgili...
Bildiğiniz gibi kar taneleri buz kristallerinin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu nedenle gözenekli bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla ses dalgalarını soğurmaktadır.
Havada basınç dalgaları oluşturarak ilerleyen ses ise, oluşan enerjinin çarpışmalar yoluyla molekülden moleküle aktarılması suretiyle oldukça uzak noktalara ulaşabilme özelliğine sahip. Ortamda kar taneleri gibi gözenekli yapılar mevcutsa söz konusu enerjinin bir kısmı yansımak yerine yapının katı bölümleriyle etkileşime girerek soğuruluyor (emiliyor).

Örneğin; kalın bir kar tabakasının üzerine yeniden kar yağdığında soğurma özellikli yapısıyla ses dalgalarını emen kar tanelerinin yarattığı sessizlik, başka bir gürültü kaynağı yoksa, insan kulağının duyduğu en düşük ses olan "0" desibele örnek gösteriliyor.

Ancak, bu özellik karın yapısına ve ne zaman yağdığına göre şekil değiştiriyor. Eğer ''zaman'' ve ''hava şartları'' yüzünden kar tanelerinin yüzeyindeki su kristalleri erimiş ve yeniden donma olayı gerçekleşmişse soğurma olayı bitiyor. Çünkü gözenekler kapanıyor ve kar sertleşip pürüzsüz bir hale geliyor. Böylece ses dalgaları yansımaya başladığından ortamdaki sesler normalden çok daha net duyulabiliyor.

Ses dalgalarının kar üzerinde nasıl ilerlediğine dair birtakım bilimsel deneyler yapılmış elbette. İçlerinde en bilineni silahla gerçekleştirilmiş olanı.
Silahın ateşlendiği noktadan 60 metre uzağa yerleştirilen bir sensörle ses dalgasının boyu ve şiddeti ölçüldüğünde karlı ve karsız havada yapılan ölçümlerin nasıl farklı sonuçlar verdiğini tablodan görebilirsiniz.
Grafiğin üst kısmı karsız havada sesin ne kadar yüksek olduğunu, alt kısım ise karlı havada sesin alçak olmakla kalmayıp sekteye uğrayarak ilerlediğini göstermekte. Bu durum ''kar akustiği'' diye de adlandırılıyor. Özellikle askeri mıntıkalarda önemli olduğu, ortamdaki sesleri algılayan bir cihazın kar varken ve yokken yaptığı ölçümlerin oldukça farklı sonuçlar verdiği söyleniyor.

Sahi, en kısa zamanda kar yağsa. Ortalık kirden pastan, sesten, gürültüden temizlense.
Her şey olması gerektiği zamanda, olması gerektiği gibi yaşansa...


BİLGİ İÇİN: (Bkz)


09/01/2015

Kar Motifli Krep

Uzunca bir süre kar yağışı bekledikten sonra karla yatıp karla kalkmaya başladık. Kar demek mucize demek benim için. Ve ilk aklıma düşen; kar tanelerindeki kristal motifler.
Kar kristallerinin hepsi altı köşelidir; ama bugüne kadar şekil olarak aynı ve eşit sayıda su molekülü içeren benzer iki kristale rastlanmamış. Bu da; mikroskopla büyütülmüş görüntülerine hayran kaldığımız o muhteşem altıgen motiflerin dünyanın ilk oluşumundan beri yağmış, yağan ve yağacak olan kar taneleri de dahil, hiçbirinin bir benzeri daha olmadığı, olmayacağı, aynen insanoğlunun parmak izi olayındaki gibi tıpatıp benzemeyeceği, bir eşinin daha bulunamayacağı demek oluyor ki ne kadar şaşırtıcı!

Katrilyonlarca kar tanesinin saniyeden daha kısa zaman içinde farklı motifler halinde şekillenmesi demek olan bu olağanüstü gerçek, 24 bin kar tanesi üzerinde uzun süren araştırmalar yapan İngiliz bilim adamları tarafından ortaya konmuş.
Ya kar tanelerinin gökyüzünden en fırtınalı havada bile birbirine değmeden, birleşmeden, eşit aralıklarla inmelerine ne demeli? Eğer birleşselerdi neler olabilirdi bir düşünsenize! Yeryüzüne düşünceye kadar geçen sürede devasa kütleler oluşturur, doğa ve insanoğlu için ciddi zararlara sebep olurlardı.

14/01/2012

Eşsiz Kristal Motifler

Kar, doğa olayları içinde beni en çok şaşırtanıdır.
Etrafı kaplayan o bembeyaz örtüye, ''Aaa!! Kar yağıyor!'' diye sevinmenin, bütün pislikleri kapatan, doğaya gelinlik giymişcesine yakışan bembeyaz, harika bir örtü olduğunu düşünmenin ötesinde inanılması güç bir mucizeye şahit olduğumuzu, bu mucizenin tam ortasında yer aldığımızı düşünürüm.

Gökyüzünden salına salına, adeta dans ederek inen bu bembeyaz, karbeyaz minik kristallerin her birinin değişik geometrik şekiller barındırdığını bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Peki, bu harikulade motiflerin, dünyanın oluşumundan itibaren yağmış, yağmakta olan ve yağacak kar taneleri dahil, her birinde farklı olduğunu, tıpkı insanoğlunun parmak izlerinde olduğu gibi hiç birinin diğerine tıpatıp benzemediğini ve benzemeyeceğini biliyor muydunuz?

Kar kristallerinin hepsi altı köşeli olmasına rağmen bugüne kadar aynı büyüklükte ya da şekilde ve eşit sayıda su molekülü ihtiva eden benzer iki kristale rastlanmamış olduğuna inanabiliyor musunuz?

İngiliz bilim adamları bu olağanüstü gerçeği 24.000 kar tanesi üzerinde uzun süren araştırmalar sonucu çıkarmışlar ortaya. Düşünsenize, katrilyonlarca kar tanesi saniyeden daha kısa zaman dilimleri içinde ve ''farklı motifler halinde'' şekilleniyor, fakat en hassas terazilerin bile zor ölçebileceği ''eşit ağırlıklarla'' yeryüzüne düşüyor. Nitekim; farklı ağırlıktaki maddeler düşerken, ağır olanı daha hızlı yol alıp önünde bulunana çarparak veya birleşerek ilerlemez mi?

İşte tam bu noktada; kar kristallerinin en fırtınalı havada bile gökyüzünde birbirleriyle çarpışmadığı gerçeği aklımıza düşüyor.

Eğer çarpışsalardı neler olabilirdi hiç düşündünüz mü?
Yeryüzüne ininceye kadar geçen sürede birleşerek devasa kütleler oluşturur, insanoğluna zarar verirlerdi.
Hem de birleşme özellikleri bu kadar yoğunken.

Hepsini bir yana bırakalım; bu mükemmel kristallerin tek bir tanesini bile en yetenekli ressam ya da mimar dakikalarca uğraşıp çizebilir mi?

Bu bir mucize değildir de nedir?


(Görseller: Wikipedia)



24/01/2010

Kar,Sömestir ve Biraz Keyif


Bugün birazcık yemek blogu oldum (Çünkü yazı yazmaya vaktim yok).
Akşam yemeğinde menüye ekleyeceğiniz böyle yaratıcı bir spagetti sonrasında,

kahvenin yanında elmalı ay kurabiyesine ne dersiniz?
Ben bayılırım...
(Tarifi yorumlarda)

Ve üstüne de BETÜL'ü izlemek sizi keyiflendirebilir.
Bu minik kız ''The Exorcist'' filminden fırlamış gibi :)


16/01/2010

Bunu Biz Başardık

Kışın tam ortasındayız ve Ocak ayı yarılandı ama halen kar yok, farkındasınız değil mi?

Nerede yeni yılı simgeleyen o kar manzaraları, dışarıda kartopu oynayan çocuklar?

Bugün büyük bir özlemle, yağan karın aylarca ortadan kalkmadığı lise yıllarımdan kesitler geldi aklıma. Okula gitmek için sabah erkenden karların içinde gacırtılar çıkararak yollara düşüşüm...

Geceden yağmış bir kara uyanmak ve okula gitmek gibisi yoktu. Karın sabahın ilk ışıklarıyla o hiç bozulmamış halinin olağanüstü mavimsi görünümü eşliğinde tablo gibi olurdu okul yolu.
Botlarımın içine mutlaka kar suyu kaçar, ayaklarım sırılsıklam olmuş ve donmuş vaziyette okula ulaşırdım. Ya diğer kızlarla birlikte kaloriferin önünde ayaklarımızı kurutup ısınmaya çalışırken sıra bekleyen oğlanlardan işittiğimiz azarlar?

Karın her türlü halini bilirdim.
Birkaç gün beklemiş ve kirlenmiş karı pek sevmezdim örneğin.

Öğlen eve dönerken kenarları ''dikenleri buzdanmış gibi duran'' kısa çalılıklarla kaplı bir ırmağın yakınından geçerdim. Karların arasından yol bulup akan ve kıyılarında buza dönüşmüş otlar ve uçları suya dalan sarkık dallar olan küçük bir ırmaktı bu. Güneş ışıkları o saatlerde insanın gözünü kamaştırarak bu incecik otların üzerindeki katılaşmış karları çözmeye başlardı.

Annelerinin evde zaptedemediği ağızları burunları atkıyla sarılmış küçük çocuklar olurdu orada. Ya kartopu oynar ya da yaptıkları kağıttan veya dallardan küçük gemileri bu karlı ırmağın akıntısına bırakırlardı.

Bir müddet orada bekleyip bu çocukları izlemeyi çok severdim.

Oyuncak gemilerin bazıları bir yerlere sıkışır kalır, bazıları ırmağın içindeki küçük karlı dalların arasından hızlı dönüşlerle ileri fırlar, sevinç çığlıkları attırırdı onlara.

Şimdi ne o karlar var, ne de çocuklar...

Elbirliğiyle başardık bu dengesizliği. Güneşi bile bozduk.

Doğal olan ne kaldı, bulabilir misiniz? Soluduğumuz hava, yediğimiz, içtiğimiz, genleriyle oynadıklarımız..?

Kısa bir süre sonra mevsimsiz çiçek açacak ağaçlar yine. Eminim...

Sizce yaşanacak halini bıraktık mı dünyanın?

* * * * * *



Yazıdan 1 hafta sonra yağmaya başlayan muhteşem kar (Şükürler olsun)