denge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
denge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06/06/2025

Arife Gününden...

Havalar Afrika sıcaklarına doğru koşuyor. Alışveriş öncesi ya da sonrası Calvert Bahçesi'ne girip bol oksijen ve serinlik eşliğinde soluklanmadan olmuyor. Gözlere gönüllere şenlik bir taraftan. Ortancalar burada yeni yeni renklenmeye başlamışlar. Yaseminlerin kokusu mis...

Ağaçların tamamına yakını yüz yaşından fazla. Calvert ailesinin eseri her biri. Tıpkı Durham'da gördüğümüz şehrin ortasındaki harika orman (tık tık) gibi bir İngiliz geleneği.

27/01/2016

Karla Akla Düşenler

''Kar yağsa, her tarafı tertemiz, bembeyaz bir sükunet kaplasa,'' dedik durduk; ama yağıp yağacağı bu kadarmış. Yağmasıyla erimesi bir oldu yine...
Bir taraftan da Doğu bölgemizde insan boyunu aşmış ve bir türlü erimek bilmeyen karların kapladığı kasabalarda yöre halkının ve askerlerimizin mağduriyet haberleri var. Hayatın her alanında olduğu gibi karda kışta bile bir adaletsizlik söz konusu. Ve tüm dengesizlikler karla birlikte daha bir yoğunluk kazanıyor sanki.

Dün İstanbul'da barınacak yeri olmadığı için sokakta yaşayan 55 yaşındaki bir adam, soğuktan donmuş halde bulundu. Ölümlerin en acısı, en iç sızlatanı. Hiç mi kimse görmedi, hiç mi kimsenin aklına düşmedi bu zavallı adam? Sırada kimler var, hangi soğuk kuytularda daha nice can iliklerine kadar donuyor :(


Soğuklarda kimsesiz birini görünce hemen yandaki telefon numaralarını aramak ilk çözümlerimizden biri olsun lütfen.
Ve kuşlar...
Yiyecek bulamazlar hani kar yağınca...

Onlar için geçenlerde çok güzel bir çözüme rastladım.
Lütfen siz de elinizden geldiğince uygulamaya çalışın.

Bitmiş kağıt havlu ya da tuvalet kağıdı rulolarına bal ya da reçel sürüp taneli yemlere batırıyor ve etraftaki uygun yerlere ya da ağaçlara asıyorsunuz
Bunu yapın ve seyredin...
İnanın böyle bir insanlık borcunu yerine getirdiğiniz için, sevinç ve huzurla dolacaksınız.



Kardan kıştan bahsettik madem, yine dün çektiğim 1 dakikalık kısa videoyu koyayım buraya.
Sessizce yağsın bu sayfada. Yağsın, yağsın, yağsın...

Sessiz çığlıkları aklımızdan hiç çıkarmasın.
Sessizliğiyle o sessizliğin sesi olsun...

Kar



16/01/2010

Bunu Biz Başardık

Kışın tam ortasındayız ve Ocak ayı yarılandı ama halen kar yok, farkındasınız değil mi?

Nerede yeni yılı simgeleyen o kar manzaraları, dışarıda kartopu oynayan çocuklar?

Bugün büyük bir özlemle, yağan karın aylarca ortadan kalkmadığı lise yıllarımdan kesitler geldi aklıma. Okula gitmek için sabah erkenden karların içinde gacırtılar çıkararak yollara düşüşüm...

Geceden yağmış bir kara uyanmak ve okula gitmek gibisi yoktu. Karın sabahın ilk ışıklarıyla o hiç bozulmamış halinin olağanüstü mavimsi görünümü eşliğinde tablo gibi olurdu okul yolu.
Botlarımın içine mutlaka kar suyu kaçar, ayaklarım sırılsıklam olmuş ve donmuş vaziyette okula ulaşırdım. Ya diğer kızlarla birlikte kaloriferin önünde ayaklarımızı kurutup ısınmaya çalışırken sıra bekleyen oğlanlardan işittiğimiz azarlar?

Karın her türlü halini bilirdim.
Birkaç gün beklemiş ve kirlenmiş karı pek sevmezdim örneğin.

Öğlen eve dönerken kenarları ''dikenleri buzdanmış gibi duran'' kısa çalılıklarla kaplı bir ırmağın yakınından geçerdim. Karların arasından yol bulup akan ve kıyılarında buza dönüşmüş otlar ve uçları suya dalan sarkık dallar olan küçük bir ırmaktı bu. Güneş ışıkları o saatlerde insanın gözünü kamaştırarak bu incecik otların üzerindeki katılaşmış karları çözmeye başlardı.

Annelerinin evde zaptedemediği ağızları burunları atkıyla sarılmış küçük çocuklar olurdu orada. Ya kartopu oynar ya da yaptıkları kağıttan veya dallardan küçük gemileri bu karlı ırmağın akıntısına bırakırlardı.

Bir müddet orada bekleyip bu çocukları izlemeyi çok severdim.

Oyuncak gemilerin bazıları bir yerlere sıkışır kalır, bazıları ırmağın içindeki küçük karlı dalların arasından hızlı dönüşlerle ileri fırlar, sevinç çığlıkları attırırdı onlara.

Şimdi ne o karlar var, ne de çocuklar...

Elbirliğiyle başardık bu dengesizliği. Güneşi bile bozduk.

Doğal olan ne kaldı, bulabilir misiniz? Soluduğumuz hava, yediğimiz, içtiğimiz, genleriyle oynadıklarımız..?

Kısa bir süre sonra mevsimsiz çiçek açacak ağaçlar yine. Eminim...

Sizce yaşanacak halini bıraktık mı dünyanın?

* * * * * *



Yazıdan 1 hafta sonra yağmaya başlayan muhteşem kar (Şükürler olsun)

26/03/2009

Mutluluk Nerede ?

Arada sırada aklınıza gelip de kendinizi sorguladığınız olur mu ? Dürüst bir şekilde bunu yaptığınızda elde ettiğiniz veriler kişiliğinizle ilgili neler gösterir ? Ya da şöyle diyelim:
Çıkan sonuçlar doğrultusunda kendinizi sever miydiniz?
Ben bunu arada yapıyorum. Sonuç olarak dört dörtlük bir insan olarak mı çıkıyorum. Elbette ki değil. Zaten bunu söylesem inanır mıydınız ?

Sorgulama sırasında esas olan kendimizi güçlü olan yanlarımız ve gelişmesi gereken yanlarımız olarak ikiye bölerek bir listeleme yapmak.
Bu listeye olumlu yanlarımızı sıraladığımızda kendimize müthiş bir özgüven geldiğini göreceğiz. Bu güvenin bize verdiği geribildirim kendimizi sağlıklı bir şekilde yönetebileceğimizi gülümseterek gösterecek. Tabii bu, sıralamanın ne kadar uzadığına bağlı..
Örneğin ben çok sevdiğim bir eşyayı kaybettiğimde günlerce üzülüp içimden atamıyorsam duygusal becerimin zayıf olduğu sonucunu çıkarıyorum.

Yaşadığımız çağ itibariyle önerilen görüş genelde duygularımızı serbest bırakmamız yönünde. Fakat bunu tamamen uygularsak bencil, kendini beğenmiş, maddi ve manevi anlamda her yönden sınırsız bir tüketici olarak yer alırız yaşamda. Üstüne düşen her türlü sorumluluktan kaçan, zevklerini kutsallaştırmış ve bu konuda asla taviz vermeyen böylesine sevimsiz bir insan tipi olmak istemiyorsak duygularımızı denetlememiz gerekiyor. Bunu yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise ''DENGE''...

Öte yandan duygularımızı fazlaca bastırmaya kalkarsak depresif bir kişilik olacağımız sonucu da kaçınılmaz.
Fakat kesin olan bir şey varsa; denetlemediğimiz duygularımızın hem kendimizde hem çevreyle olan ilişkilerimizde hasar oluşturacağı..
Bu anlatılanları yapmak '' Her zaman mutlu oluruz'' şeklinde bir sonuca ulaşmak değil elbette. Çünkü bu da doğru değil..
Bu şu demek : Duygularını dengeleyip tepkilerini kontrol edebilen, kime, nerede, ne şekilde davranacağını iyi düşünen, bencillikten arınmış, kendinin ve insanların huzurunu kaçırmayan, sorunlara takılıp kalmayıp aksine çözüm üretmeye çabalayan, mutlu olduğu dışarıdan da belli olan insan kendiyle barışık olacaktır..