2019/07/30

Zeugma Mozaik Müzesi'ndeyim

''Tek bir cümle ile Zeugma Mozaik Müzesi'ni anlat,'' deselerdi bana, o cümle kesinlikle şöyle olurdu: Kendilerini bu bölgeye adamış Türk ve yabancı arkeologların zamana karşı yarışarak verdikleri mücadele sonucu ortaya çıkmış mucizevi bir sembol!
Evet, aynen böyle düşünüyorum. Çünkü, ortaya çıkış öyküsü de en az içindeki eserler kadar benzersiz ve hayret verici...

Müzeyi burada tek cümleyle özetlemeyeceğim tabii. Blogumun adından anlaşılacağı üzere; başta ''Çingene Kızı'' olmak üzere, görmeden hayranı olduğum olağanüstü betimlenmiş mozaik eserleriyle beni büyüleyen bu müzeyi olabildiğince detaylı anlatmaya çalışacağım. Ana sayfa için seçtiğim ilk görsel Zeugma Mozaik Müzesi kitapçığından. Mars Heykeli, Çingene Kızı ve en altta da mozaik taban ya da duvar döşemelerindeki mitolojik karakterlerden oluşmuş muhteşem bir karma!

Gaziantep'in Nizip ilçesinin 10 km uzaklıktaki Belkıs köyündeki Zeugma antik kentinin kalıntılarını keşfetmek üzere bölgeye gelen arkeologlar endişe içindeydiler. GAP kapsamında hayata geçecek bir proje olan Birecik Barajı'nın suları altında kalıp sonsuza dek kaybolma riskiyle karşı karşıya olan sıra dışı sanat eserlerini gün yüzüne çıkarmayı diliyorlardı. Tüm dünyayı ayağa kaldıran ve her biri ''şaheser'' diye nitelendirilen o eserler için zamana karşı yarışıp barajın suları yükselmeden ''kurtarabildikleri kadar kurtarma'' mücadelesi verdiler.

Evet, Belkıs köyü eteklerinde unutulmuş bu antik kent, birkaç ay içinde sular altında kalacaktı. Kazı izinlerinin dışına çıkıp 5-6 gün daha isteyen ekip, en sonuncu kazıyla birlikte mozaik eserlerin o güne dek bulunmuş olan, dünyayı şaşkına çevirecek en güzel örneklerini ortaya çıkardılar. Kurtarma kazılarıyla ortaya çıkarılan duvar ve taban mozaikleri bugün; kullanılan taşların (tessera) çok küçük olması, renklerin canlılığı, anatomik özelliklerin çok iyi vurgulanması ve her birinin birer yağlı boya tabloyu andırması nedeniyle mozaik sanatının bilinen en muhteşem eserleri olarak gösteriliyor.

Antik kent bir zamanlar Fırat'ın kıyılarında, Yunan ve Roma imparatorluklarının en gözde kentlerinden biriydi. Antakya'dan Çin'e uzanan tarihi İpek Yolu Zeugma'dan geçiyor, kent Fırat yoluyla oluşan bu geçitte önemli bir liman görevi üstleniyordu. Doğu ile Batı arasındaki büyük ticaret yollarının etkisiyle oldukça gelişmiş bir merkezdi. M.Ö. 300'de Büyük İskender tarafından Kommagene Krallığı'nın 4 büyük şehrinden biri olan kent M.Ö. 31'den itibaren tamamıyle Roma İmparatorluğu'na bağlandı ve ''köprü, geçiş '' anlamına gelen ''Zeugma'' adını aldı. GAP kapsamında inşa edilen Birecik Barajı'nda su tutulmaya başlamasıyla birlikte Türk ve yabancılardan oluşan ekipler tarafından antik kentin sular altında kalacak bölümlerinde yoğun kurtarma çalışmaları yapıldı. Kurtarma çalışmalarında gün ışığına çıkarılan ve her birinin birer şahaser olduğu ifade edilen mozaikler, duvar resimleri, Mars heykeli ve diğerleri Gaziantep Arkeoloji Müzesi'ne taşındı ve ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Eserler daha sonra 9 Eylül 2011 tarihinde Gaziantep'te açılan ve 1700 metrekarelik mozaik ile dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliği taşıyan Zeugma Mozaik Müzesi'ne taşındı.

Müzeye girmeden önce, hemen önünden geçen şehirler arası yolda özene bezene yapılmış deve kervanı heykelleri var. O çağlarda ticari açıdan oldukça aktif olan Zeugma'yı ve İpek Yolu’nu anımsatmak için yapılmış olmalılar.
Oldukça etkileyici...



Zeugma Mozaik Müzesi'nde içeriye hemen girişte bazalt taştan imal edilmiş bir stel yani bir anıt kabartma görüyoruz. Stelde iki insan figürü var (biri insan biri tanrı). Biri Kommagene kutsal krallığının lideri 1. Antiochos diğeri ise Yunanlı Tanrı Herakles. El sıkışıyorlar. Bu stelin aynısı Nemrut Dağı'nın üzerindeki 1. Antiochos'un kendi adına inşa ettirdiği tümülüsün hemen altında, yani oradaki tapınak alanında bulunmuş. Stelde el sıkışan iki kişinin tasviri yeryüzünde, uygarlık tarihinde görülen ilk tokalaşma sahnesi. Antiochos, Yunanlı Tanrı Herakles'e bu topraklara geldiği için teşekkür ediyor. Ve baba tarafından, baba soyundan Pers tanrılarıyla Herakles'i birleştiriyor. Sağdaki stelde ise Güneş Tanrısı Apollon ile el sıkışan ve Apollon'un gözlerine dikkatle bakan Antiochus var. Nemrut bölgesi Kommagene kralı I.Antiochus her yönüyle etkileyici bir lider doğrusu. Nemrut Dağı'ndaki devasa tanrı heykelleri de onun fikriydi...

M.S. 2.yüzyılda en görkemli günlerini yaşayan Zeugma, Roma İmparatorluğu'na ait 4 büyük kentten biri. 4.Lejyon bölgesi karargâhının bulunması nedeniyle yüksek rütbeli subayların ikamet ettiği, stratejik avantajları nedeniyle zengin tüccarların yaşadığı kent gerçekten de son derece görkemli imiş. Ancak, daha sonraları savaşlar ve doğal afetlerle (deprem, yangın, heyelan, vb.) bu görkemli kent yok olup kalıntıları da toprak altında kalıyor.

Şu anda Birecik Barajı'nın suları altında kalan Zeugma antik kenti A Bölgesi, çıkarılan buluntular açısından en zengin kazı bölgesiydi. Müzede bu bölgeden çıkarılan mozaikler sergilenmekte.

YAŞAYAN ZEUGMA İLLÜSTRASYONU
Zeugma Antik Kenti'nde kazılar başlayıncaya kadar bu gizemli kent gün ışığı görmedi, kimsenin haberi olmadı.Kazılarla ortaya çıkan muhteşem eserler ve mozaikler grafik sanatçılarına da ilham kaynağı oldu. Fransız Le Figaro Dergisi'nin grafikerleri A Bölgesi kazıları sırasında çektikleri fotoğrafa taban mozaiklerini foto montaj metoduyla ekleyince 1800 yıl öncesi Zeugma kenti bu şekilde ortaya çıkmış. Böylece bu muhteşem illüstrasyon Zeugma'nın ihtişamlı günlerini en güzel şekilde aktarmayı başarmış.

Şimdi o mozaiklere geçelim. Arkeologların inanılmaz kurtarma çalışmalarını anlatan BBC yapımı bir belgesel izlemiştim. O belgeselde anlatılanlar doğrultusunda ve de bulunan ilk mozaikle başlamalıyım. Pasiphae ve Daidalos Mozaiği ile...

Arkeologlar zengin bir ev bulduklarının farkındalar. İnanılmaz mozaiklerle dolu olduğuna inanıyorlar. Bu hazineleri kurtarma şansları varsa onları birkaç gün içinde bulmaları gerek. Ufaladıkları çamurun altından parlak renklere sahip resimler ortaya çıkıyor. Çünkü kayarak evi dolduran çamur o eşsiz duvar resimlerini koruyup saklamış. Böylesi bir korumanın sıra dışı olduğunu düşünüp aşırı derecede heyecanlanıyorlar. Yüzyıllardır karanlıkta gömülü olan, yaklaşık 2000 yıldır gün ışığı görmeyen resimler. Ancak, arkeologların neredeyse hiç vakitleri kalmadı. Kazıyı tamamlamaları için 5 günleri var. Ama Zeugma tarihinin son kalıntılarını ortaya çıkarmaya yakınlar. Ve ekip bir odanın köşesinde kazının başından beri hep umdukları şeyi keşfediyor. Mozaik bir zemin! Sade oluşu biraz düş kırıklığı yaratsa da sonrasında eski mitlerdeki karakter adlarıyla Yunanca yazılar ortaya çıkmaya başlıyor. Icarus, Pasiphae gibi Yunan mitolojik karakterlerin adları. Daedalus! İcaras'un babası! Aile toplantısı! Sonraki üç gün boyunca zengin renklere sahip, enfes tasarlanmış 63 metrekarelik mozaik ortaya çıkarılıyor. Hiç kuşku yok, bu villada bunun gibi pek çoğu hâlâ duruyor olmalı. İnsanı en çok çarpan şey; renklerin bu kadar canlı olması. Bu kadar yeşil ve mavi renkler, karakterler, ihtiyar adam, genç ve güzel kadınlar. Çok ama çok özenle işlenmiş. İzin sürelerinin dolmasına 2 gün kala paha biçilmez mozaik tümüyle ortaya çıkarılıyor. Bu olağanüstü mozaiğin keşfi tüm dünyayı ayağa kaldırıyor. Böylece arkeologlar bir dizi kısa kazıyla, daha fazlasını ortaya çıkarmak için yetkililere izin sürelerini uzattırmayı başarıyorlar. Jean-Pierre Darmon, Roma dönemi mozaik sanatının uluslararası bir uzmanı. Bulunan mozaiği duyar duymaz uçağa atlayıp Zeugma villasına geliyor. Hayretler içinde kalıyor. Eli kulağındaki su baskınından kurtarmak için mozaiği bu alandan sökmek zorundalar. Yapışkanla kaplıyorlar mozaiği. Binlerce ufak mozaik parçasını yerinde tutacak bir tabakayla kaplıyorlar. Yapışkan kuruyunca yerel müzeye taşınması için parçalara ayrılıyor. Mozaikler üste olmak üzere zemin dilimleri yerden sökülüyor ve beklemekte olan bir kamyona yükleniyor. Üç ay içinde Fırat'ın suları barajın ardında günbegün toplanacak, sular yükselerek büyük bir havza oluşturacak. Yalnızca bir ay içinde Belkıs Köyü sizlere ömür. Ondan iki hafta sonra da yeni keşfedilmiş olan villa sizlere ömür. Artık anlaşılıyor ki keşfedilen o mozaik yalnızca bir başlangıçmış. Sular çevrelerinde yükselirken Fransız ve Türk arkeologlar 14 odayı toprağın üstüne çıkarıyorlar. Her biri birer şaheser olan mozaikleri. Villanın her odasında farklı bir imgeyle karşılaşılıyor. İkinci, yedinci, dokuzuncu, onuncu... Olağanüstü bir koleksiyon! Ve sıkı durun! Bu paha biçilmez eserler topu topu tek bir villadan çıkıyor. ''Zeugma'nın alt kesimlerinde gömülü diğer villalarda da artık asla bulunamayacak hazineler olsa gerek'' diye inanılmaz üzülüyor oradaki ekip... İşte kurtarma çalışmaları başlangıcında arkeologları heyecana boğan ve hayranlık içinde bırakan o ilk mozaik;
Pasiphae ve Daidalos Mozaiği. 👇👇 Başlıyoruz!

Pasiphae ve Daidalos Mozaiği
Daidalos’un yaptığı işlerin resimlendiği taban mozaiği Belkıs (Zeugma) kentinde, ikinci yerleşim terasında Gaziantep Müzesi Başkanlığında Nantes Üniversitesi'yle yapılan katılımlı 1999 yılı kurtarma kazısında gün ışığına çıkarılmış. Bu mozaik Roma villasına ait yemek odasının taban mozaiği. Mozaikte altı figür mevcut. Soldan sağa: Oturan Pasiphae, ayakta duran kızı Ariadne, Daidalos’la sohbet eden Tropos, ahşap yontan İkaros. Sağ alt köşede Minos boğasının kesik başına ok tutan Eros, sağ üst köşede ise Labyrinthos sarayı yer alıyor.
Bu mozaikte dört mitolojik öykü anlatılmaktadır. 1-Minos boğasının öyküsü, 2- İlk uçan kişilerin öyküsü, 3-Testerenin icat edilme öyküsü, 4-Hırsız mimarın yakalanış öyküsü.

Eros ve Psyche (Aşk ve Ruh) Mozaiği
Zeugma’da Poseidon Villası’nın dinlenme odasının tabanında bulunan mozaiğin ana sahnesinde, Eros ile sevgilisi Psykhe’nin kavuşmaları resmedilmiş. Eros “aşk”ı, Psykhe ise “ruh”u temsil ediyor. Psykhe, Miletos kralının kızıdır ve çok güzel olduğu için Tanrıça Aphrodite onu kıskanır, bir dağa bırakılmasını ve bir ejderle evlenmesini ister. Bu görevi de Eros’a verir. Ancak Psykhe’ye âşık olan Eros onu saklar ve geceleri gizlice sevgilisini görmeye gider. Kimliğini saklayan Eros, Psykhe’den merak etmemesini ister. Psykhe ise dayanamaz, bir gece uyurken yüzüne bakar ve sevgilisinin Eros olduğunu görünce heyecanlanır, uyanan Eros küser ve gider. Psykhe ayrılık ve aşk ateşiyle yanar, hem de kıskanç Aphrodite’nin eziyetiyle acı çeker. Eros ve Psykhe, Zeus’un araya girmesiyle kavuşur. Mozaik 2. yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başlarına ait.

Fırat Nehri Tanrısı Euphrates
Euphrates Zeugma’da sekizgen sığ bir havuzun taban mozaiğine işlenmiş. Bu mozaikte Euphrates bir divan üzerine hafif yatar vaziyette. Dirseğinin altındaki testiden Fırat akmakta ve suyla buluşan topraktan yeşillikler fışkırmaktadır. Sol elinde bir dal tutar. Gövdesinin üstü çıplak, ayak ucunda bir ağaç mevcuttur. Bu mozaik Belkıs/ Zeugma Mezarlıküstü mevkiinde 2000 yılında kurtarma kazısında Roma villasının havuzlu koridorunda Fırat Nehri tanrılarıyla birlikte gün ışığına çıkarılmış. Bu koridorda iki sığ havuz yer alıyor. Efsaneye göre Fırat Nehri’ne adını veren Euphrates’in Aksurtas adında bir oğlu vardı. Bu delikanlı bir gün annesinin yanında uyuyordu. Euphrates, karısının yanında uyuyan öz oğlunu yabancı bir erkek zannederek öldürür. Euphrates sonra bu acı hatasını farkeder ve kendisini Medos ırmağına atarak ölür. O günden beri Medos ırmağının adı Euphrates (Fırat) olarak söylenir.

Aphrodithe'in Doğuşu
Roma’da eski İtalya’nın tanrıçası Venüs’le özdeşleştirilen aşk tanrıçası. Doğuşu konusunda iki farklı tradisyon vardır. Bazen Zeus’la Dione’nin kızı sayılır, bazen de Ouranos’ un kızı olarak kabul edilir. Buna göre, Ouranos’un, Kronos tarafından kesilen cinsel organları denize düşmüş ve bu tanrıçayı (dalgalardan doğan kadın veya “Tanrının tohumlarından doğan kadın”) halk etmiştir. Aphrodite, denizden çıkar çıkmaz, Zephyroslar tarafından önce Kythira’ya, sonra da Kıbrıs kıyılarına götürüldü. Orada Mevsimler tarafından karşılandı, giydirildi, süslendi ve ölümsüzler alemine götürüldü.

Akratos
Gaziantep Müzesinin 1998 yılında Belkıs/Zeugma Kelekağzı mevkiinde yaptığı kurtarma kazısında gün ışığına çıkarılmıştır. Akratos ve Euphrosyne klineye oturmuş, Akratos geyik başlı içki kabından (Riton) Euphrosyne'nin kadehini doldurmaktadır. Solda iri içki kabı krater yer alır. Euphrosyne sevinç neşe anlamına gelir. ''Göze hoş olanı simgeleyen, parlaklık, ısıltı, güzellik'' anlamına gelen üç güzellerden biridir. Zeus ile Eurynome'nin kızıdır. Akratos ise kadınlar karşısında aciz erkeği betimleyen bir tanrıdır.

Posseidon, Oceanus ve Tethys Mozaiği
Havuz zemini veya yemek odası tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte denizlerin en önemli tanrıları tasvir edilmiştir. En üstte Hippocam adı verilen ön tarafı at, arkası balık olan yaratığın üzerinde Posseidon görülmektedir. Posseidon'un elinde üç dişli dirgen bulunuyor. Mozaiğin alt kısmında ise yine bir deniz tanrısı olan Oceanos ve denizlerde dişiliği sembolize eden Tethys resmedilmiştir. Mozaiğin diğer alanları çeşitli deniz yaratıkları ile süslenmiştir.

Akhilleus Mozaiği
Akhilleus'un Troya savaşına katılmasını istemeyen annesi ve babası O'nu Skyros adasına, Kral Lykomedes'in sarayına gönderir. Akhilleus burada kadın kıyafetleri giyerek sarayda yaşayan Lykomedes'in diğer kızlarının arasına karışır. Ancak ilerleyen günlerde Akhilleus'un Troya seferine katılmaması halinde Troya'nın alınamayacağı kehanetleri üzerine Odysseus onu aramaya başlar. Akhilleus'un savaşçı ruhunu çok iyi bilen Odysseus Kral Lykomedes'in sarayına akıllıca bir plan yaparak gider. Gezgin bir satıcı kılığında Lykomedes'in haremine girer. Kızların önüne birbirinden albenili kumaş ve kadın eşyaları ile birlikte birkaç silah koyar. Haremdeki bütün kadınlar takı ve kumaşlarla ilgilenirken, kadın kıyafetleri içindeki Akhilleus dayanamayarak kılıç ve kalkanı eline alır ve kullanmaya başlar. Odysseus'un planı tutmuştur ve Akhilleus'un gerçek kimliği ortaya çıkmıştır. Zeugma'dan çıkarılan bu mozaikte işte tam bu an tasvir edilmektedir.

Bereket Tanrıçası Demeter
Fırat ile ilgili tanrıları batı bitişiğinde kare sığ bir havuz içinde buğday başakları ve çiçeklerle taçlandırılmış, sol omuzu üzerinde bereket boynuzu olan Toprak ve ürün tanrısı olan Demeter büstünün olduğu mozaik yer alır. Burada mozaik ustası önce suyu Fırat nehir tanrılarının olduğu havuzdan geçirip sonra bolluk ve bereket tanrıçası Demeter’in olduğu havuza ileterek Fırat’ın çevresine sunduğu bolluk ve bereketi tasvir edip, ürün ve üreten denklemini kurmuştur. Ayrıca, Demeter büstü sırasıyla sekizgen kuşak, sekizgen dalga kuşağı, doksan derece döndürülerek iç içe geçirilen iki eşkenar dörtgen ve bu dörtgenlerin sekiz köşesi aralarında sekiz balta betimi bulunan bezeklerin merkezindedir. Sekiz sayısının geometrik bezeklerle verildiği bu kompozisyon köşeleri ışkın süren bitkisel bezekli kare içine yerleştirilen dairevi bir kuşakla çevrilir. Bu panodaki sekiz sayısı Demeter’in kızı Persophone ile ilişkili olmalıdır. Çünkü Zeus Persophone’nin yılın üçte ikisini (sekiz ay) yani çiçek açma ve meyve zamanını, annesi Demeter’in geri kalan üçte birini yani kışı da kocası Hades’in yanında geçirmesi kararlaştırmıştır. Demeter tapımında da (efsanesinde) Persephone’den ayrılmaz. Bu anne kıza “ilk tanrıça” da denir. Bu sebeplerle anne kız Belkıs/ Zeugma mozaiklerinde de birbirinden ayrılmamış olup, burada Persophone sekiz sayısı kuralına göre yerleştirilen geometrik bezeklerle temsil edilmiştir.

PARTHENOPE (Parthenope & Metiochos)
Sirenlerden biridir. Aslen Phrygia'lı bir delikanlı olan Metiokhos ve kendisi gibi Phrygia'lı olan Parthenope ölümsüz aşkları ile ünlüdür. Mezarı Napoli’de gösteriliyordu. Kız kardeşleriyle birlikte kendini denize attı; dalgalar cesedini Napoli sahillerine sürükledi. Napoli sahillerinde onun için bir anıt dikildi. Efsanenin başka bir versiyonuna göre, Parthenope aslen Phrygia’lı bir genç kızdı. Metokhos’a aşık oldu, ama evvelce etmiş olduğu beraket yeminini O’nun uğruna bozmayı da içine sindiremiyordu. Parthenope tutkusundan dolayı kendini cezalandırdı. Saçlarını kesti, gönüllü olarak Campania’ya sürgüne gitti ve orada kendini Şarap Tanrısı Dionysos’a adadı (İtalya’nın Napoli kenti Grekçe Parthenope adını bu efsaneden almıştır). Ancak cismani aşka yüz çevirenleri Aphrodithe asla affetmezdi. Bu yüzden onu kuş vücutlu kadın başlı deniz ifriti olarak tanımlanan Siren’e çevirdi.

Oceanos ve Tethys Mozaiği
Antik çağlarda Akdeniz haricindeki dünyadaki bütün açık denizlerin tanrısı olan Oceanos, denizdeki dişi unsuru sembolize eden Tethys ile birlikte yaşar. Dünyadaki bütün ırmakların ve nehirlerin Oceanos ve Tethys'ten meydana geldiğine inanılır. Zeugma'dan çıkarılan ve villalardan birinin havuz tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte de Oceanos ve Tethys deniz canlılarıyla çevrelenmiş olarak betimlenmiştir. Mozaikte ayrıca yunuslara binen veya balık tutan eroslara da rastlanmaktadır.

Europa (Kidnapping of Europa)
Europa, Suriyeli çok güzel bir kızdı. Öyle ki parlak teni göz alıcı bakışı ile dillere destan olmuştu. Eğlenceyi ve gezmeyi çok severdi. Sabahtan akşama kadar tüm vaktini kırlarda deniz kıyısında arkadaşları ile birlikte gezerek geçirirdi. Gene böyle bir gün, deniz kenarındaki bahçelerden birinde arkadaşları ile çiçek toplarken Zeus, Europa'yı gördü. Onun güzelliği baş tanrının aklını başından almıştı. Karısı Hera'nın haberi olmadan güzel Suriyeliye yaklaşabilmek için altın rengi bir boğa şekline girdi ve kızların çiçek topladıkları bahçenin etrafında gezinmeye başladı. Kızlar boğadan korkmak bir yana onu çok sevimli bulmuşlardı. Ona yaklaşarak sevmeye başladılar. Güzel Europa ona yaklaştığı anda boğa yere yatarak kızın ayaklarına kapandı. Europa boğanın sırtını okşayarak yavaşça üzerine oturdu.Tam arkadaşları da ona katılacakken boğa birden ayaklandı ve sırtında Europa ile denize doğru koşmaya başladı. Deniz kenarına vardığında azgın dalgaların hepsi durulmuştu. Boğa dalgaları yararak, denizde kumlu bir ovada koşuyormuş gibi hızla oradan uzaklaştı.
Bir süre sonra kıyıya vardıklarında Zeus genç kızı bir çınarın gölgesine bıraktı ve boğa şeklinden sıyrılarak tekrar tanrı şekline döndü ve ona kendisini tanıttı. Horalar aceleyle Zeus ve Europa için bir yatak hazırladılar. Bu birleşmenin yapıldığı yere gölge saldığı için o günden beri çınar ağacı yapraklarını hiç dökmez. Kirid kralı Minos bu birlikteliğin sonucunda doğmuştur.

Zeugma antik kentinde 2000 yılında yapılan acil kurtarma kazısı sırasında bulunan Savaş Tanrısı Mars’ın heykeli. Sasaniler’in yaktığı bir villanın kilerinde bulunmuş. Ülkemizdeki hiçbir müzede örneği bulunmayan, ''tanrı'' kavramını ifade eden bakışlara sahip savaş tanrısının bu etkileyiciliğini heykele bütün unsurları ile veren Zeugmalı sanatçının eseri Mars’ın, dünyada da bu kadar güzelinin olmadığı öne sürülüyor. Bronzdan yapılan ve içi boş olan heykel 1,5 m boyunda ve onarımdan geçtikten sonra sergiye alınmış.

Ve, ve, vee... Müzenin ikinci katında, karanlık, özel bir odada sergilenmekte olan "Çingene Kızı" mozaiği!! Onunla göz gözeyim. Kalbimin atışları hızlanmış durumda. Duygularımı kelimelere aktarmam imkânsız. Sanki canlıymış da bana bakıyor. Sanki 1800 yıl öncesine ışınlanmışım gibi. Bambaşkaydı o anlar. Etkisinden uzun süre kurtulamadım. Şurada anlatmıştım. Mozaik, Nizip ilçesinin 10 kilometre doğusunda, 1998-1999 kış dönemi Belkıs Harabelerinin kurtarılması sırasında bir villanın 300 metrekarelik taban parçası olarak, üzerine düşmüş sütunun kaldırılmasıyla bulunmuştu.
Müzede Çingene Kızı'yla ilgili panoda verilen bilgiler şöyle:
''Mozaiğin en ilgi çekici yanı kendisine bakanı her yönden takip etmesidir. Mozaikte Çingene Kızı'nın bakışlarını etkin kılmak için özel bir teknik kullanılmıştır. Yüzündeki sevinç ve hüznü aynı anda yansıtması da portre sanatında ulaşılan noktayı göstermektedir. Eser, Hellenistik Dönem resim sanatında ''üç çeyrek bakış'' olarak ifade edilen teknikle yapılmıştır. Bu teknik resim sanatında büyük sanatçılar tarafından kullanılmıştır. Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa resmi bu teknikle yapılan bir örnektir. Bu özellikleri nedeniyle eser Zeugma ve Gaziantep'in sembolü haline gelmiştir.''

Akratos, Mevsim tanrıçası ve Satir adlı eserlerle birlikte kurtarılan Çingene Kızı mozaiği, antik kent ile birlikte Gaziantep'in de simgesi halini almıştı. Mozaiğe konu olan kişinin cinsiyeti halen tartışma konusu sanırım. Figürün yer tanrıçası ve tanrıların anası Gaia veya Büyük İskender olduğuna dair farklı görüşler devam ediyor. Saç örgüleri nedeniyle halk arasında "Çingene Kızı" adı verilmişti. Çingene Kızı mozaiğinin bordüründen çalınan 12 mozaik parçasında, Satir, Pan maskesi, Hint tavus kuşu, Maenad maskesi gibi tasvirler bulunuyor.

Son olarak; müze çıkışındaki mağazada satılan anı niteliğindeki hediyelik eşyaları çok beğendiğimi ekleyeyim.


* * *




Kalın sağlıcakla...



Mozaiklerdeki mitolojik öyküler için kaynak: Mehmet ÖNAL (Gaziantep Müzesi Arkeoloğu)



14 yorum:

  1. Zeugma,buraya yansıyan heyecanın;bu eserleri bulanların heyecanı gibi...İç içe geçmiş anlatımlar,sanat eserlerinin bir araya getirdikleri eşsiz güzelliklerin önemini daha da öne çıkartmış.İnsanın içi yanıyor;bu kadar değerli medeniyetler,eserler ve mühendislik dediğimiz şeyin böyle zenginlikleri sular altında bırakma projeleri;tam bir doğu kültürü bilmecesi...Çok etkilendim;teşekkürler iyi emek,iyi tanıtım;gitmeli o diyarlara...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine nokta atışı olmuş Güven Bey. BBC belgeselinde kalbim ağzımda izledim o arkeologları gerçekten de. İnsanın içi nasıl yanmasın. Sadece tek bir villayı kurtarabildiler. Kim bilir diğer villalarda ne eserler vardı, 1800 yıl karanlıkta kaldıktan sonra bu kez suların altında kimseler görmeden sonsuza dek kayboldu o eserler. Ve sebebi Birecik Barajı. Biraz daha uzatılsaydı o kazılar olmaz mıydı sanki? Değmez miydi? Çok teşekkür ederim övgüleriniz için. Sizin de en kısa zamanda gidip görmenizi diliyorum, tüm kalbimle...

      Sil
  2. Muhteşem bir müze hayran olmamak elde değil, henüz kısmet olmadı ne çok böyle güzel yer var ülkemizde dilerim görmek nasip olur, arkadaşım gitmişti, çingene kızı sosyal medya ve diğer kaynaklarda gördüğümüz kadarı sanki kocaman bir mozaikmiş gibi bir izlenim yaratıyordu meğer oldukça küçükmüş demişti, bende öğrendiğim günden beri seviyorum bu mozaiği, farklı ve o kadar güzel yapılmışlar ki, bu yıl size özenmemek elde değildi, daha nice güzel müze ve örenyeri gezileriniz olsun sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan hayretler içinde kalıyor Derya. Neredeyse 2 bin yıl önce yapılan mozaiklerin güzelliğine akıl sır ermiyor. O minicik taşlarla nasıl başarmışlar o mozaikleri oluşturmayı? O renkler, gözlerdeki o ifadeler. Usta birer sanatçının elinden çıkma yağlı boya tablo gibiler. Onca mitolojik öyküyü nasıl da canlandırmışlar. Villanın odaları, duvarları, o ihtişam. Öğrendiğim günden beri hep heyecanlandırmış beni de Zeugma antik kenti ve mozaikleri. Çingene Kızı mozaiği oldukça küçük derken? Normal bir insan başından 3 misli daha büyüktü benim gördüğüm. Belki çok ünlü olduğu için daha büyük olmasını beklemiş olabilir o arkadaş. Beni yanıltan şu oldu ama. ''Çingene Kızı'nın eksik parçaları geri geliyor'' haberlerinde zannettim ki yüzü ve gövdesi falan tamamlanacak. Yok öyle değilmiş:)) Mozaiğin kenarlarındaki diğer figürlermiş onlar. Onlar geri dönmüş.
      Hep diyorum, Ankara Güneydoğu Anadolu'ya yakın sayılır. Ayarlarsınız o bölgeye 1 haftalık bir tur. Hepsini görür ve de çok mutlu olursunuz. Çünkü biz hep ''İyi ki gitmişiz'' deyip duruyoruz. Çok ama çok hoşumuza gitti Mezopotamya:)
      Güzel dilekler için çok teşekkür ediyorum. Benden de çok sevgiler...

      Sil
  3. Çok güzel bir yer. Gaziantep' e defalarca gitmeme rağmen bir türlü uğrayamadım. Ama gidersem mutlaka gezmek isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle gerçekten. Kazıların ve eserlerin ortaya çıkış öyküsüyle de son derece etkileyici. Zeugma, ''Dünyanın en büyük mozaik müzesi'' olan Tunus'taki Bardo Müzesi'nin unvanını elinden almıştı. Ancak, 2015 yılı başından beri artık dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi. Çünkü bu unvanını Hatay Mozaik Müzesi'ne kaptırmış. Orayı da gördük. Gerçekten hak ediyor. Giderseniz ikisini birden görmenizi öneririm. Araları 3 saat falan yakınlıkta.

      Sil
  4. şahane kısmet olsa da ziyaret edebilsek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dileğiniz gerçek olsun. GAP turları çok yaygınlaştı. Uygun bir boşlukta neden olmasın?

      Sil
  5. Nasıl güzel renkler.. İnsan kim bilir daha neler vardı orada diye düşünüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir de yüzyıllardır onca yangın ve doğal afet geçmiş üzerinden, bir şey olmamış da, insan eliyle yapılan bir baraj bile isteye yok etmiş, diye düşünüyor:(

      Sil
  6. Gezerken en çok etkilendiğim müzelerden biridir. Ayrıntılarıyla anlatmışsın, kalemine sağlık! Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele ben, görmeden vurulanlardanım:) Blog adından belli zaten. Hatay Müzesi'ndeki eserler de muhteşem yalnız. Oradaki karanlık odadaki özel parça bir lahit. Ama ne lahit, off diyorum.
      Mozaiklerdeki hikâyeleri ekleyince biraz uzunca oldu. Ama bulunsun istedim. Teşekkür ediyorum, sevgiyle...

      Sil
  7. Gezmek isterim doğrusu .özellikle çingene kızı nasıl yapılmış onu öğrenmek isterdim .
    Bloğunuzu takip ettim . sizi de bloğuma beklerim . Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Yazmayı unuttuğum oldukça önemli bir noktaya değinmişsiniz. Çingene Kızı'nın nasıl yapıldığı ile ilgili bilgileri fotoğrafını çektiğim panodan az önce yazıya ekledim (kırmızı harflerle). Çok teşekkürler. Ben de mozaik bir bütünken nasıldı, onu çok merak ediyorum. Eksik 12 parça iade edildi; ama onlar bordürdeki tasvirler.

      Sil