ayçiçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayçiçeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13/07/2024

Ayçiçekleri İle Gün Batımı

Yaz aylarının sağlıklı, hareketli ve renkli geçmesi amacıyla belediye tarafından düzenlenen zumba etkinliğini izlemeye, Özgürlük Parkı'na gittik bugün. Oh, ne güzel püfür püfür esiyordu, serin mi serindi oradaki hava. Bir daha hava sıcak diye eve kapanıp bunalmak yerine doğruca parka gitmeli. Sanki bambaşka bir kentin iklimi var orada. Onca zamandır neden gitmedim diye çok kızdım kendime. 

Neyse, ne diyordum, cumartesi günleri saat 19.00'da başlayan ve 15 Haziran-31 Ağustos tarihleri arasında devam edecek olan zumba etkinliği, zumba ve yoga eğitmeni bir hanım yönetiminde gerçekleşiyor. Ancak saat 19.30 olmasına rağmen 10 kişi kadar gelebildi ve hareketler henüz tam olarak oturmamıştı. Sonuna kadar beklemeyip kalktık ve aynı düzlem üzerinde sağ taraftaki arazilere doğru bir yürüyüş yapalım dedik. Denizden doğru gelen esintiler mis gibi devam ediyordu. Aaa? O da nesi? Ayçiçeklerinin devam ettiği bir okul mu var yoksa? Baksanıza, okulun bahçesinde tören için toplanmışlar, müdürlerini dinliyorlar. 🌻🌻😍

26/08/2021

Ayçiçekleri Güneşi Takip Eder Mi?

Her yıl olduğu gibi, bir dönem saplantılı bir şekilde ayçiçeği tabloları yapan Van Gogh misali, ayçiçeği ile haşır neşirdim bu aralar.

Van Gogh Vazoda On İki Ayçiçeği adlı eserinde ayçiçeklerinin farklı gelişim evrelerini çizmiştir hani. Vazonun sağ alt kısmında yeşil ve küçük bir ayçiçeği sarkarken yukarılara doğru sarı yapraklı erişkinler, kurumaya yüz tutanlar ve tohuma kaçmış türde kahverengimsi büyük başlı ayçiçeklerini betimlemiştir aynı vazoda. 

Böylece farklı renk ve görünümdeki çiçeklerle ahenk kazanmış olan resim, aynı zamanda insan yaşamındaki farklı evreleri; çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlılık dönemlerinin varlığını göstermektedir.

Ben de temmuz ayında çektiğim genç ayçiçeği fotoğrafıyla başlamış oldum. 
Bakın burası çok önemli:) 
Şöyle ki; bizler ayçiçeklerinin sabahtan başlayıp batıncaya kadar güneşi takip ettiğini, gün boyunca yüzlerini hep güneşe döndüğünü zannederken durum hiç de öyle değilmiş. Nitekim hemen alttaki resimlere bakacak olursanız ayçiçeklerinin her biri bir tarafa bakıyor:) Ayçiçeğinin güneşi takip anlamındaki hareketi sadece genç ayçiçeklerinde görülüyormuş. Çünkü bitki olgunlaştıkça ve özellikle de çekirdekler ağırlaştıkça daha az hareket etmeye başlıyor ve doğuya yönelik kalıyor.

21/07/2020

Ayçiçeği Özlemi

Yazın çıkılan şehirler arası yolculukların olmazsa olmazıdır, güneşe benzeyen harika çiçekleriyle görünmeye başladıklarında başlı başına bir sevinç kaynağıdır ayçiçeği tarlaları...
Güneş ne taraftaysa o yöne dönüp takip etmekten, güneşe bu derece âşık olmaktan güneşe benzemiştir sanki ayçiçeklerinin yüzleri.

Sergilediği bu özelliğe uygun olarak diğer dillerde ''güneş çiçeği'' diye adlandırılmasına rağmen bizdeki adı uyumsuz kalmış. Ay ile uzaktan yakından ilgisi yokken sırf kulağa hoş gelsin diye ''ayçiçeği'' denmiş olmalı. Oysa her biri güneşe âşık ''güneş çiçeği''dir onlar. Güneş kaybolduğunda hepsinin birden aynı anda başını öne eğip adeta üzülmelerini bu duruma defalarca şahit olmuş biri olarak son derece inanılmaz bulurum. Altın sarısı saçlarıyla katıldıkları o büyülü ritüelin eşsiz katılımcılarıdır muhteşem güneş çiçekleri...

Pandemi günlerindeyiz, malum. Tatille, seyahatlerle, gezilerle işimiz olmuyor. Dişimizi sıktık, o eski güzel günlerin geri dönmesini bekliyoruz. Fakat ''Ayçiçeklerini görmeden yaz bitecek'' diye üzerimde yeni bir stres başlamasın mı? Hemencecik çaresini buldum tabii. Arabanın aküsü şarj etsin diye şehir dışına doğru, AVM'ye gideli bir ayı geçmiş. Ne garip. Zaman bir taraftan geçmek bilmezken bir taraftan da hızla akıyor. Bu ne yaman çelişki? O zaman haftalardır kıpırdamayan ve de yıkanmayan arabayı yerinden oynatma zamanı gelmiş. Şehir dışına doğru bir tur bizi bekler. Benzin istasyonuna kadar olması yeterli. AVM'ye bir daha gitmeme kararım var. Hem yatmaktan toz içinde kalmış arabayı şöyle köpükler içinde, güzelce bir yıkatmalı. En önemlisi de yol kenarlarındaki ayçiçeği tarlalarıyla hasret gidermeli.

06/09/2014

Hasat Mevsimi

Doğa çok şükür ki fazla şaşırtmadan rutin düzenine devam ediyor. Sonbaharla birlikte hava sıcaklığının belirgin şekilde düşmesi, uzun süredir yaşanan sıcaklıkların veda etmekte olduğunu görmek mutluluk verici. Sizi bilmem ama benim aklıma bu konu ile ilgili istemeden de olsa kötü şeyler gelir.
Çok şikayet ettiğimiz aşırı sıcaklar (ya da dondurucu soğuklar) hiç ara vermeden aynı şekilde devam etseydi, ne yapardık?
Her şeye rağmen dört mevsimi yaşayabilmek ne güzel!

Bugün nispeten serin ve parçalı bulutlu olan havayı fırsat bilerek akşam yemeğini arkadaşlarla birlikte, şehrin dışında, deniz kenarında bir yerlerde yemeye karar verdik. Karar verdik ama yol benim yüzümden epeyce uzadı. Çünkü hem giderken hem dönerken arabayı en az 4-5 kez durdurup yanı başından geçtiğimiz tarlaların, bahçelerin fotoğrafını çekmemi beklediler. Kibarlıklarını korudular; ama bence içlerinden söylenmişlerdir.

Blog yazmak bir hastalık olarak insanın yakasına yapışacak derecelere gelebiliyor arkadaşlar. Sanırım bende doğaya karşı farklı bir sempati oluştu bu kez. O yüzden tüm bunlar. Yaz boyunca büyüyen tüm bitkilerin, sebzelerin, meyve ağaçlarının hasat zamanı gelmişti. Özellikle ayçiçeklerinin bu mevsimdeki görüntüleri başka türlü güzeldi. Artık başlarını güneşe doğru kaldıramıyorlardı (Sağ alttakine yüzü görünsün diye ben müdahale ettim). Mutlaka fotoğrafları çekilip bloga konulmalıydı. Fotoğraf makinamı da almamıştım. Keşke elimde telefon, tarla aralarında aceleyle nasıl koşturduğumu da bir görseydiniz☺️

Haydi o zaman. Şimdi de doğaya ''insan eliyle ekilip dikilen'' ve hasat zamanı gelenlerde sıra. Başlıyoruz:


O iki adet mısırı ben hallettim. Mısır oldukları iyice belli olsun değil mi? Sonra yine eski haline getirdim.
Kapya bibere bayılırım. Yolun hemen karşısında kapya bahçesi görünce koşa koşa bu kez o tarafa...
Büyüklerinin yanı başında vakitsiz boy vermiş minik ayçiçeği ne şirin. o_O

Sonbahar ağaçlarının hayran olduğum görüntüsü ve hava birdenbire kapanınca yüzünü buruşturan denizi de ekleyelim☺️

Ve bir sürpriz. Sonbahar gelini olmak başka güzelmiş. Gelin ve damattan izin alarak çektim bu fotoğrafı.
Damada ''Yüzü görünmesin, arkadan çekeyim,'' dedim.
''Hiç farketmez, hatta beraber çekebilirsiniz,'' dedi. Gülümsedim☺️

Yeşil zeytin ile siyah zeytinin farklı ağaçlarda yetiştiğini zanneden epeyce kişiyle karşılaştım.
Bu fotoğraf zeytin ve iğde ağacının ne kadar benzediğini bilmeyenler için :)

Küçükken pirincin çok sulak yerlerde, hatta göletlerde yetiştirildiğini zannederdim. Meğer çok fazla sulanması gerektiği içinmiş tarladaki görüntüsü. Bu yılki ürünün hasatına çok az kalmış.

Şimdilik bu kadar...
Doğayla zaman zaman buluşmaya devam!
Sonbaharın rengârenk serinliği ve keyfi üzerinizden eksilmesin...




04/07/2010

Ayçiçeği Ritüeli

Ayçiçeği...
Gören gözlerden ruhlara akan sımsıcak bir huzur, insanın içini mutlulukla dolduran doğanın gülen yüzü.
Günebakan, güneşe bakan...

Günün ilk ışıklarıyla arar bulur ve izlemeye başlar sevdiğini. Ona kavuştuğu an pırıl pırıl ve coşku dolu bir mutluluk yansır yüzüne. Bir başka salınır o incecik gövdesinin üzerinde altın saçlarıyla.
Dimdik ayaktadır...
Güneşe sevdalıdır o...
Sonsuza uzanmış bir seremoni gibidir ona olan göz kamaştıran aşkı, yüzünü hep ona dönmesi. Ve belki bu yüzdendir güneşe bu kadar benzemesi...

Tutkuyla bağlı olduğu Güneş' i arada göstermezse yüzünü ve gidip masmavi gökyüzündeki pamuk tarlalarına gizlenirse kimi zaman, başı o an hüzünle öne eğilir. Gün doğumuyla başlayan, dairesel, uzun soluklu tek bir figürden oluşan bir ritüeldir bu. İlahi bir sadakatin ve bağlılığın gözler önüne serilmesidir. Aynı zamanda aşk ve ayrılığa dair hüzünle dolu, sessiz bir senfoni...

Bugün önünden geçtiğimiz ''yüzünü güneşe adamış ayçiçeği tarlaları'' bende yine her zamanki bu çağrışımları yaptı. Hemen ardından da ayçiçeği ile sarmaşığın hikayesini getirdi aklıma:

Bir bahçede küçük bir sarmaşık güzeller güzeli bir ayçiçeğine aşık olmuş. İkisi yan yana büyürken, sarmaşık her gün biraz daha aşık olur ve biraz daha fazla dolanırmış ayçiçeğinin beline. Ayçiçeği ise sarmaşıktan habersiz, sabahın ilk saatlerinden akşam gün batıncaya kadar gözlerini hiç ayırmadan hayranlıkla Güneş'i izler, sarmaşığın yüzüne hiç bakmazmış.

Güneş batıp akşam olduğunda, kısa bir süre baş başa kaldıkları saatleri çok severmiş sarmaşık. Ama güneş her gün yine doğar, ayçiçeği yine tüm zarafetiyle kaldırırmış başını güneşe doğru. Sarmaşık daha sıkı sarıldıkça, ayçiçeği sanki ona inat daha fazla kaldırırmış başını gökyüzüne, hiç vazgeçmeden...
Kıskançlığından deliye dönmeye başlamış, daha çok dolanmış sevdiğinin beline sarmaşık, daha bir sıkmış intikam ateşiyle. Ve zevk almaya başladığı bu davranışına devam etmiş.

Bir sabah güneşten sonra uyanmış sarmaşık. Bir de bakmış ki; o muhteşem yüz ve yapraklar artık onu korumuyor, yakıcı güneş içine işliyor, ayçiçeği o güzelim gövdesiyle kollarının arasında can çekişiyor... Anlamış ki; ona olan tutku dolu aşkı ve kıskançlığı ayçiçeğini öldürmüş...


Yüzünüz güneşten hiç ayrılmasın...
Sevgiyle kalın...