Yazıyı bitirip başlığını koyduktan sonra okurların ilk anda polisiye türü bir deneme okuyacağını zannetmelerinin muhtemel olduğunu düşündüm birden...
''Gerilim içindeki genç adam odaya doğru kuşkuyla ilerlerken tül perdenin ardına saklanmış olan ve elindeki bıçağa kadar bariz biçimde görülebilen katili fark edip duraksadı,'' diye başlayan bir deneme mesela.
''Ben bu başlıkta bir deneme yazmadım hakim bey. Güneş yazmış. Şey, pardon! Diyecektim ki 'Tül perdedeki o bıçak izlerini güneş yapmış.'
''İzahı olmayan şeylerin mizahı olur'' demişler hani. Bu da ona benzedi. Malumunuz bu yılki sıcaklara ''aşırı'' demek hafif kaldı. Bunalmaktan, bezginlikten mahvolduk. Nerelere gideceğimizi, ne yapacağımızı şaşırdık.
Tül perde ile bıçak ilişkisi kurmak da yan binadaki komşumdan armağan. Her zaman yaptığımız gibi birgün yine balkondan balkona sıcakların dayanılmazlığını şikayet ediyorduk birbirimize. Dedim ki: ''Bizim tül perdeler bile bu yılki sıcaklara dayanamadı. Bazı yerleri kopuk kopuk olmuş. Değiştirmemiz lazım.'' Komşum birden çok şaşırdı: ''Aaa, bizim tüller de biri gelip bazı yerlerinden bıçaklamış gibi oldu bu yıl. Güneşten miymiş meğer?!''



