erguvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erguvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01/05/2025

Erguvanlar - Gelincikler | Gelincikten Gelinler

Bu aralar hava ne yapacağına karar veremiyor. Güneş bir açıp bir kapıyor. İki gün geçmeden günde ortalama 1 saat kadar yağmur, genellikle de rüzgâr var. Mayıs sonrası için aşırı sıcaklar kapıda beklemiyordur umarım. Aklım sık sık bu konuya kayıyor ve bezginlik duymam için adı bile yetiyor. En sevmediğim. Sırf bu yüzden kış aylarındaki soğuk günlerin tadını çıkarmak gerektiğine inandırdım kendimi. Dedim ki hep: ''Mesela bakın, sağlık için oda sıcaklığının 18-20 derece olması gerekiyor. Fakat çoğu kişi 'Olmaz öyle, üşürüm ben' diyor. Afrika sıcaklıkları gelsin bak, 18 derecelik oda sıcaklığında olmak için neler vermezdin.'' Hak vermeyene rastlamadım:) O nedenle en çok da bu serin bahar havalarının keyfini çıkarmak gerek.

Erguvanlar nisan ayı bitene kadar açıyor genelde. Ömürleri en fazla 1 ay. Ah, sırf çiçekten oluşan bu ağacın başından ayrılamadım. Rüzgârda fotoğraf çekmek ne kadar zordur. Şans benden yanaymış ki zaman zaman anlık molalar veriyordu. Bu güzellik burada hatıra kalsın o zaman.

26/09/2019

Sonbaharda Açan Erguvanlar

Dünya üzerinde adına bayram yapılan tek çiçek olarak biliniyor erguvan. Üstelik, bir gelenek olarak asırlardır kutlanmakta olan bir bayram.

Yıldırım Bayezid’in damadı Emir Sultan’ın her yıl erguvan açma mevsiminde, Bursa'da ülkenin dört bir yanından gelen sevenleriyle buluşmasının adı olan Erguvan Bayramı, 14. yüzyıldan beridir erguvan çiçekleri eşliğinde her yıl kutlanıyor.

Erguvan yılda bir kez, sadece birkaç hafta çiçek açabilen bir ağaç. Açma zamanı ise genellikle ''nisan sonu mayıs başı'' diye biliniyor, ancak hava sıcaklığına göre bir ya da iki hafta önce ya da sonraya geçiş yapabiliyor. Fakat baharın müjdecisi sayılan morumsu pembe renkte harika çiçekleri açtıktan sonra bir ay bile sürmeden dökülmeye başlıyor, muhteşem güzelliklerini ''tadımlık'' yaşatıyorlar maalesef...
Ama ben bu çiçekleri bugün akşam üzeri çektim. Güneşin batışından 1 saat kadar önce. Bakar mısınız, eylül ayı sonundayız ve erguvan ağacı çiçekler içinde. 👏👏 Bu durum çok nadir gerçekleşiyor biliyor musunuz? Erguvanın senede iki kez açabilmesi uygun doğa koşullarına bağlı. Havalar uygun sıcaklıkta geçmişse ve ağacın konumu da uygunsa gerçekleşiyor bu. Parkta 20'den fazla erguvan ağacı vardı ve içlerinde sadece iki tanesi çiçeklenmişti zaten.

Bugünkü deprem nedeniyle moralim biraz bozuktu ve bu çiçekler bana da bayram yaşattı resmen. Keyfim yerine geldi;)

Erguvan sözcüğünü telaffuz ederken bile mutlu olurum nedense. Edebiyatımıza çok yakışan bir sözcüktür ayrıca. İstanbul, Costantinius tarafından kurulurken de, asırlar sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde aylardan mayıs olduğundan senede bir kez açan erguvanlar tarafından görkemli bir şekilde karşılanmış. Boğaz'ın her iki yanının tamamen eflatunla kaplanması ne hoştur kim bilir. Ah İstanbul! Doğumu mayıs, ağacı erguvan, rengi erguvan...

30/03/2018

Doğa Ana'nın Mart Ayı Etkinliği

Hava sıcaklığının gitgide artacağı anlamına gelen ilkbahar ekinoksu bu yıl 21 Mart Çarşamba günü gerçekleşmişti.

Baharı müjdeleyen ilk çiçekler genellikle ekinokstan birkaç hafta önce açmaya başlar. Bunların başında ocak ayında filizlenmeye başlayan mimozalar ile parlak yapraklı kartopular gelir, akabinde papatyalar çıkardı. Sonrasında da her yıl en fazla bir-iki hafta değişimle badem, erik, kayısı gibi meyve ağacı dalları bahar çiçekleriyle donanmaya başlar, döngü çok da fazla sekteye uğramadan devam ederdi.

İçinde bulunduğumuz yıl eylül ayı hayli sıcak geçmişti. Ekim normallerin bir parça altını denese de kasım ortalamaların üzerinde seyretti. Aralık ayı cömertçe sergilediği güneşi ve ılımanlığıyla baharı yaşatmış, kardı, kıştı unutulup gitmişti. Üstelik bu sıralamayı benim diyen meteorologlar bile tahmin edememişti. İpler Doğa Ana'nın elindeydi. Havanın, suyun toprağın hakimi doğaydı tabii. Mis kokulu çiçek kızlarını canı ne zaman isterse o zaman uyandırmaya karar vermişti:)

Vee... Aylar süren bahar esintileri sonrası sürpriz bir faaliyet gösterisi başladı. Etkinlik zamanı olarak mart ayı seçilmişti. Rengârenk bir sunumla, mis kokulu, çok kapsamlı, kesintisiz bir şölen sergileniyordu. Martta boy gösteren birkaç çiçeğe eşlik etmek üzere otların içinde kaybolmuş, dallara sıralanmış, çalıların üzerinde peyzaj süslemesine renk katmış miniminnak, renk renk, boy boy ne çok çiçek vardı. Martın ortasında çıkan gelincikler bu yıl nasıl da erkenci? Erguvan ve leylakların martta uyandıklarına şahit olan var mı sahi? Morsalkımların çardaklardan hızla ve hevesle serpilişlerine?

25/04/2017

Erguvan Vakti

Nisan ayı sonlarında başlayıp mayıs başına kadar çiçek açan ve çiçeklenmesi yalnızca iki hafta süren erguvanlarla ilgili planlarım vardı. Özellikle de şuradaki yazıyı hazırladıktan sonra...

O tarihlere rastlayan bir İstanbul gezisi ayarlayıp Boğaz'ı baştan başa kapladığı söylenen erguvanları dünya gözüyle bir görebilmek. Bunu gerçekten de çok istiyordum. Okuduğum yazılar mayıs geldiğinde İstanbul'da yapılacak en güzel şeyin bir sandal kiralayıp Boğaz'ın maviliğinde süzülerek erguvan sefasına çıkmak olduğunu söylüyordu.

En güzel seyrin bu şekilde gerçekleştiğini, erguvanların Boğaz'ın iki yakasındaki yemyeşil koruların arasından eflatun renkleriyle pamuk şekeri gibi etrafa gülümsediklerini anlatıyor, bu eşsiz manzarayı kaçıranların bir yıl beklemek zorunda olduklarını hatırlatıyorlardı.

Erguvandan çok etkilenen ve onu yalnızca resimlerden tanıyan ben, öneriyi çok cazip bulup aklıma yerleştirmiştim. Bu isteğimi gerçekleştirip erguvanlara gidememedim henüz; ama onlar bana geldiler:)

Hafta sonu yürüyüşünde karşıma çıkan sürprize bakar mısınız?

07/04/2014

Erguvan Ağacı (Judas Tree)

Erguvan benim için; telaffuz ederken bile insana mutluluk veren ve pembe salkımlar halinde harikulade çiçekler açan o güzeller güzeli ağacını gözümün önüne getiren, hoş bir sözcüktür.

Türkçeye ''ergavan'' ya da ''ürcuvan'' olarak da kullanıldığı Fars dilinden geçmiş olan ''erguvan'' sözcüğü, rengiyle ilgili anlam taşımaktadır.
Bu sözcük nerede ne zaman geçse, hatta herhangi bir yerde erguvan ağacına rastladığımda bile, pek çok kişi gibi edebiyatımıza çok yakışan bir ağaç ve de sözcük olduğunu düşündürür bana (Bu en azından benim için öyle).

Ardından, eski zaman baharlarında kendine özgü pembe-mor rengiyle İstanbul Boğazı'nı olduğu gibi kapladığı, şair ve yazarlarımıza nasıl da esin kaynağı olduğu gelir aklıma ve gülümsetir. İster istemez Ömer Hayyam'ın rubailerine, Sadi'nin, Nedim'in beyitlerine esrik anlamlar yüklemiş özel bir çiçek olduğunu da düşünmeden edemem tabii.

Erguvanla ilgili yaşadığım(ız) bu hoş duygular Batı dilleri için geçerli değil maalesef.
Nedeni de bu ağaca verdikleri adla alâkalı. Onlar bu ağacın adını duyunca bizim gibi mutluluk veren, naif duygularla değil, tam tersine, yansıttığı kötü çağrışımlarla doluyor, belki de sırf bu yüzden kötü hissediyorlar.
İngilizcede ''Judas tree'', Fransızcada ''arbre de Judée'', Almancada ise ''Judasbaum'' olarak adı geçiyor çünkü.
Hepsinin anlamı da ''Judas'ın Ağacı''...

Peki kimmiş bu Judas bir hatırlayalım:
İsa'yı ele veren, kötü ruhlu havarilerinden biri olan Yahuda (Judas).
Böyle bir hainlik yaptığı için pişmanlıktan ölecek hale gelmiş ve kendini asarak cezalandırmış.
İşte erguvan ağacı tam da bu noktada devreye giriyor ki;
Judas kendini bir erguvan ağacına asmış.
Ve rivayete göre böyle alçak bir adamın dallarından sallanmasını içine sindiremeyen erguvanın o zamana kadar beyaz olan çiçekleri ''utancından renk değiştirip'' o günden sonra (kırmızı-mor arası) pembe renkte açmaya başlamış.
Ne kadar ilginç değil mi?
''Judas'' kelimesi kullandığın dilde bugün bile ''hain ve kötü adam'' anlamında iken, sen kalk bu ağaca ''Judas'ın Ağacı'' de!
Kötü ruhluluktan, hainlikten, alçaklıktan başka akla bir şey getirmediği kesin!
İnsan bu adı ağzına aldığında hem insanlıktan hem erguvandan soğur gerçekten de.

İyi ki bizde öyle değilmiş, iyi ki Farsçadan girmiş dilimize...
Onlarda utancın, bizde ise aşkın, coşkunun, neşenin rengi olmuş.

Şimdilerde erguvan mevsimi başlamak üzere.
Nisan ayı sonları ile mayıs başlarında yalnızca birkaç haftalığına çiçekler açacak olan muhteşem erguvanların biraz olsun tadını çıkarma vakti. Tabii büyük şehirlerde rastlayabilmek artık ne kadar mümkün, orası ayrı...

Hayyam'ın, Sabahattin Eyüboğlu tarafından Türkçeye çevrilen dörtlüklerinden birinde erguvan

Bu kadeh bir bedendir, cana gebe!
Bir yasemindir, erguvana gebe!
Hayır; yanlış; ne odur şarap ne bu:
Bir sudur, bir su ki yangına gebe!
Ömer Hayyam

Bâkî'nin erguvanı, yağmur damlalarıyla ıslanıp inci ve yakutla bezeli bir ağaca dönüşmüş

Dür ü yâkût ile bir nahl-i murassa sandum
Ergûvan üzre dökülmüş katerât-î emtâr
Bâkî

Nef'î'nin erguvanı yasemenlerle kucaklaşıyor

Yine çıktı beyaza nakş-ı her serv-i gül endâmın
Sarıldı yâsemen şâh-ı nihâl-i erguvân üzre
Nef’î


Görseller http://tr.wikipedia.org/wiki/Erguvan ve http://my.telegraph.co.uk