Anneannemle çok iyi anlaşırdık ve ben onda kalmaya bayılırdım. Misafirliğe gelen arkadaşlarıyla yaptığımız sohbetlerin, muhabbetlerin tadına doyum olmazdı. Minciye Teyze vardı, karşı komşusu. Hiç unutmam onun bahçesinde koca bir kazan yakmış, içini su ve kekikle doldurmuştuk. Meğer kekik yağı çıkaracakmışız. Gerçekten de kazan kaynayıp kekikler fokurdadıkça yüzey yağla kaplanmaya başlamış ve bu unutulmaz bir anı olmuştu benim için. Bir de misafirliğe gelen diğer hanımların yöresel sözcükleri çok ilgimi çekiyordu. Bazı kelimeleri sorarak bazılarını ise cümle içindeki görevlerinden anlayarak çözüyordum. Zaman içinde alışkanlık yaptı bu bende. Daha doğrusu; özel bir ilgi alanı oluşturdu. İlçeleri dahil, Konya yöresi kent sözlüğü efendim.
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29/11/2025
Konya Yöresi Sözlüğü
Baba tarafım Karadenizli, ancak doğduğum günden üniversiteye başlayacağım yıla kadar Konya Bölgesi'nde yaşadım. Bahçesinde sebze - meyve yetiştirdiğimiz müstakil evimizde sürdüğüm keyifli yaşam artık kesintiye uğramıştı. Yalnızca sömestir ve yaz tatillerinde gelebiliyordum.
05/08/2013
Yollar, Yolculuklar, Molalar
Bayram tatiline çok az kaldı.
Yaz tatillerini bayram tatiliyle birleştirmek isteyenler için uzun yolculuklara çıkma zamanı. Bizim gibi gece yolculuğu sevmeyenler tercihini gündüz yola çıkmaktan yana yapmışsa ve sıcaklar da tıpkı şu an olduğu gibi mevsim normallerinin üstünde seyrediyorsa bu yolculuklar çekilmez hale geliyor.
Özellikle güneş tam karşınızdan vurmaya başlamışsa sormayın gitsin! Bilenler bilir, böyle zamanlarda aracınızın kliması bile bana mısın demiyor, sıcaktan ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.
Bu yüzden de sık sık mola vermek gerekiyor. Bir çeşme başında inip el-yüz yıkamak, çevrede biraz gezinip ayakların rahatlamasını sağlamak ve temiz hava almak epey iyi geliyor, ferahlıyorsunuz.
Bunlara küçük molalar diyelim. Bir de geçtiğiniz yollarda keşfettiğiniz mekânlar oluyor. Öyle memnun kalıyorsunuz ki artık mola vermek için oradan başka adres tanımaz, bir dahaki sefere uğramadan geçmez hale geliyorsunuz.
Ya da diyelim ki çok acıktınız. Ulaşacağınız ilk şehir merkezinde mola vermek ve yemek yemek istiyorsunuz.
İşte böyle durumlarda uyguladığım ve size de önereceğim bir yöntemden de bahsedeyim yeri gelmişken.
Arabanızı uygun bir yere parkediyorsunuz. Sonra şehrin içinde kısa bir tura çıkıyorsunuz.
Bu esnada yemek yiyecek yer aramaktan ziyade o şehirdeki esnafın iş yerlerine göz gezdiriyorsunuz. Hemen yanı başından geçtiğiniz bir eczane var örneğin. İçeriye girip eczacı beyefendiye: ''Afedersiniz, biz bu şehrin yabancısıyız. Burada güzel bir yemek yiyeceğimiz bir yer tavsiye edebilir misiniz?'' diyorsunuz. İnanın seferber oluyorlar ve hedefi tam oniki'den vuruyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ediyorum bu yöntemi...
Afyon Özdilek Tesisleri. İçersinde bulunan son derece büyük bir lokum imalathanesi dahil, her türlü ihtiyaca
cevap veriyor. Musluklarından dilerseniz kaplıca suyu akıyor.
Bu tesislerin bulunduğu yolun tam karşısına, ünlü markalara ait sayısız mağazanın yer aldığı adeta bir
Outlet Mahallesi kurulmuş. Hemen bitişiğindeki büyük tesis, her yerde bulamayacağınız cinsten
nefis Afyon kaymağı-bal eşliğinde şahane bir kahvaltı ile sucuk döner dahil,
yemek yeme ve dinlenme imkânı sunuyor.
İnegöl'den geçerken yol kenarları ünlü İnegöl köftecileriyle dolu. O güzergâhtan geçenler bilir, bunların içinde en ünlüsü ''Veysel'' idi bir zamanlar. Ama şimdi o kadar çoğalmış durumdalar ki. Hatta oradaki AVM'lerin içinde dahi bu köfteyi oldukça güzel yapan bistrolar mevcut. Yemeden geçmemeli...
Konya'nın güzel ilçesi Akşehir'den geçiyorsunuz. Üzerinde bulunduğunuz şehirler arası yola sadece 2 dakika mesafedeki Nasreddin Hoca Türbesi'ne mutlaka uğrayın. Ünlü hiciv ustasının anekdotlarından biri çıkışlı ''DÜNYANIN ORTASI BURASIDIR'' yazan levhaya göz atıp gülümseyin:) Ayrıca türbenin içinde kocaman bir asma kilit var. Bir bakın bakalım o kilit nerede? Çıkışta, tam karşıda bulunan Gülmece Parkı'nda oturup birer çay içmeden yolunuza devam etmeyin.
Aşkın ve inancın kenti Konya'dasınız. Mevlâna Türbesi'ni ziyaret ettiniz. Karnınız da epeyce bir acıkmış.
Ne yapıyorsunuz? Etraftaki süslü püslü tabelalara pek de itibar etmeyin bence. Bizim bu konuyla ilgili epey bir ağzımızın yanmışlığı vardır çünkü. Girdiğimiz yerlerden dışı seni, içi beni yakar misali hiç memnun kalmadan çıkmışlığımız vardır. İşte bu yüzden de direkt çevredeki esnafa nerede ''güzel bir etliekmek ve fırın kebabı'' yiyebileceğinizi soruyorsunuz. Ve, sizi ağız birliğiyle yönlendirdikleri adresten memnun, mutlu şekilde ayrılıyor, çayınızı az ilerideki
Alaaddin Tepesi'nde keyifle yudumlayabiliyorsunuz.
Yaz yaz bitmez... Dahası bir başka sefere yazılır belki. Belli mi olur?
İyi tatiller, iyi bayramlar, yola çıkacaklara iyi yolculuklar diliyorum şimdiden.
Sevgiyle...
Yaz tatillerini bayram tatiliyle birleştirmek isteyenler için uzun yolculuklara çıkma zamanı. Bizim gibi gece yolculuğu sevmeyenler tercihini gündüz yola çıkmaktan yana yapmışsa ve sıcaklar da tıpkı şu an olduğu gibi mevsim normallerinin üstünde seyrediyorsa bu yolculuklar çekilmez hale geliyor.
Özellikle güneş tam karşınızdan vurmaya başlamışsa sormayın gitsin! Bilenler bilir, böyle zamanlarda aracınızın kliması bile bana mısın demiyor, sıcaktan ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.
Bu yüzden de sık sık mola vermek gerekiyor. Bir çeşme başında inip el-yüz yıkamak, çevrede biraz gezinip ayakların rahatlamasını sağlamak ve temiz hava almak epey iyi geliyor, ferahlıyorsunuz.
Bunlara küçük molalar diyelim. Bir de geçtiğiniz yollarda keşfettiğiniz mekânlar oluyor. Öyle memnun kalıyorsunuz ki artık mola vermek için oradan başka adres tanımaz, bir dahaki sefere uğramadan geçmez hale geliyorsunuz.
Ya da diyelim ki çok acıktınız. Ulaşacağınız ilk şehir merkezinde mola vermek ve yemek yemek istiyorsunuz.
İşte böyle durumlarda uyguladığım ve size de önereceğim bir yöntemden de bahsedeyim yeri gelmişken.
Arabanızı uygun bir yere parkediyorsunuz. Sonra şehrin içinde kısa bir tura çıkıyorsunuz.
Bu esnada yemek yiyecek yer aramaktan ziyade o şehirdeki esnafın iş yerlerine göz gezdiriyorsunuz. Hemen yanı başından geçtiğiniz bir eczane var örneğin. İçeriye girip eczacı beyefendiye: ''Afedersiniz, biz bu şehrin yabancısıyız. Burada güzel bir yemek yiyeceğimiz bir yer tavsiye edebilir misiniz?'' diyorsunuz. İnanın seferber oluyorlar ve hedefi tam oniki'den vuruyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ediyorum bu yöntemi...
cevap veriyor. Musluklarından dilerseniz kaplıca suyu akıyor.
Outlet Mahallesi kurulmuş. Hemen bitişiğindeki büyük tesis, her yerde bulamayacağınız cinsten
nefis Afyon kaymağı-bal eşliğinde şahane bir kahvaltı ile sucuk döner dahil,
yemek yeme ve dinlenme imkânı sunuyor.
Ne yapıyorsunuz? Etraftaki süslü püslü tabelalara pek de itibar etmeyin bence. Bizim bu konuyla ilgili epey bir ağzımızın yanmışlığı vardır çünkü. Girdiğimiz yerlerden dışı seni, içi beni yakar misali hiç memnun kalmadan çıkmışlığımız vardır. İşte bu yüzden de direkt çevredeki esnafa nerede ''güzel bir etliekmek ve fırın kebabı'' yiyebileceğinizi soruyorsunuz. Ve, sizi ağız birliğiyle yönlendirdikleri adresten memnun, mutlu şekilde ayrılıyor, çayınızı az ilerideki
Alaaddin Tepesi'nde keyifle yudumlayabiliyorsunuz.
Yaz yaz bitmez... Dahası bir başka sefere yazılır belki. Belli mi olur?
İyi tatiller, iyi bayramlar, yola çıkacaklara iyi yolculuklar diliyorum şimdiden.
Sevgiyle...
14/08/2012
Mevlâna Müzesi'ndeyiz
O, elbette ki Mesnevi'siyle, yüzyıllar sonra keşfedilen topraklara, Amerika'ya kadar ulaşan, oradaki insanların dahi iç dünyasına ayna tutan, ''kendini tanıma - manevî sorunları çözme ve insan sevgisine dair en önemli kişi ve eserler'' arasında kabul edilen ve de doğumunun 800.yılı Unesco tarafından Dünya Mevlâna Yılı ilan edilmiş olan yüce bir insan.
Sizleri müzeden edindiğim bilgiler ve çektiğim görüntülerle baş başa bırakıyor, Ramazan Bayramı'nızı şimdiden ve içten sevgilerimle kutluyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






