çalakalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalakalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18/05/2025

Pazar Günü Fotoğraflarla Çalakalem

Bir makarna markasının indiriminden faydalanıp epeyce çeşit stoklamış, üç-beş paket de lazanya satın almıştım. En sona onlar kalmıştı. Bugüne kadar hiç hazır lazanya denemedim. O kocaman plakalar haşlanmadan fırınlandığında yumuşamaz diye çekiniyordum çünkü. Boşuna korkmuşum onca zaman. Parmaklarınızı bile yediren türden öyle güzel ve öyle özel bir sonuç çıktı ki ortaya. İlk denememde hem de. Dilimlerken biraz dikkat gerekiyor yalnız. Onu çok beceremedim. Bir dahaki sefere artık.

15/05/2024

Dondurmalı Ara Nağmeler

Bir sonrası için Kulüp adlı diziyle ilgili bir yazı geçiyordu aklımdan. Ancak, çektiğim son fotoğraflar eşliğinde çalakalem bir şeyler karalamak daha iyi olacak diye düşündüm. Sosyal medyada #fahişyemeğeBOYKOT hashtag'iyle 20-21 Nisan'da enflasyonun katbekat üzerinde fiyat artışı yapan, yiyecek-içecek miktarlarını, porsiyonları küçültüp, içeriklerini değiştiren hiçbir lokanta ve kafeye gitmeme kararı alınmıştı. ''Evde 50 liraya yiyeceğin yemeği dışarıda 300 liraya yiyip evde 10 TL'ye içeceğin kahveyi dışarıda 150 TL'ye içince zengin değil keriz oluyorsun,'' şeklinde bir de pankart gördüm ki durumu tam olarak özetlemişti. Özellikle yiyecek içecek sektörü inanılmaz bir hızla artış gösteriyordu. Zira 2022 Mayıs'ta bir topuna 7,5, üç topuna 20 TL ödenen dondurmanın bu yıl aldığım 2 topuna 50 TL. ödemek epey şaşırtınca beni, geçen gün rastladığım video sayesinde şahane bir keşif yapmış oldum. Onu da geciktirmeden paylaşmam gerek.

04/02/2024

Maceralı Hastane Günlüğüm

Yazıya giriş görseli olma hakkı cuma günü fotoğrafladığım ve şubat ayı başında açan çiçekleriyle beni mutlu eden alev çalısının. Yazı ise hiç plansız, çalakalem türden bir pazar yazısı olacak yine. Aralara da yazdığım konuyla ilgisi olmayan güncel fotoğraflar serpiştirebilirim.

Son haftalarımı özetleyerek başlayayım ki detaylar buraya da sabitlensin. Sonradan lazım olabiliyor. Yazacaklarım sağlıkla ve 5 hafta önce soğuk algınlığı nedeniyle ilaç yazdırma amaçlı Aile Sağlık Merkezi'ne gidişimle ilgili çünkü.

Doktorun odasından çıkarken karşı odadaki hemşire ''Tansiyonunuzu ölçeceğiz,'' dedi. Önce şaşırdım, hatta biraz panik oldum. Meğer muayene için gelen tüm hastaların tansiyonu ölçülüyormuş. Neyse kadın ölçtü: ''18'e 9. Yüksek!'' dedi (Evet yüksek; ama 18'e çıkması çok acayip). 

Hemşire sonucu gidip doktora söyledi. Doktor ''15 dk. dinlensin, tekrar ölçün,'' demiş. Peki o zaman. Bence de bir daha ölçün. Kendimi telkin edip rahatlatmaya çalıştım ve tekrar ölçtüler. 16'ya düşmüş; ama yine yüksek tabii. Ben kendimi biliyorum. Halk arasında ''asabi tansiyon'' denilen ''beyaz önlük hipertansiyonu'' bunun adı. Önlükle de ilgisi yok aslında. Hasta kendini o an sağlığıyla ilgili strese sokuyor ve hoop nabız yükseliyor. Hemşireye de, odasına girip doktora da bunu söyledim. Ne zamandır bir kardiyoloğa görünmek istediğimi de. Bunu onlar da onayladı ve önerdiler.

30/12/2023

2023'ün Son Günlerinden

Yeni yıla saatler kaldı. Buraya bir şeyler yazmak lazım azizim. Neredeyse on gün oldu. Son üç yıldır ilk kez bu kadar ara verdim ve yine o hiç sevmediğim döngünün içine girdim: Arayı ne kadar çok uzatırsan canın o kadar çok yazmayı istemez.  

Giriş için yeni yılı sembolize eden bir görsel koyup çektiğim son fotoğraflar eşliğinde çalakalem yazmaya devam edeyim. Çok da uzatmaya gerek yok bence. Ülkenin gündemi öyle sık değişiyor ki bazen hangi olay daha önce gerçekleşti karışıyor. Ancak, 23 Aralık hiç unutmamak üzere yüreğimize kazınan bir tarihti. Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde 12 şehidimiz vardı. Kelimelerimiz tükendi. 12 kahraman, 12 evlat, 12 ocak, 12 ana, 12 baba, 12 yâr, yüreğimize saplanan kor gibi 12 hançer...

16/12/2023

Aralık Ayazla Yağmurla Geçiyor

Kesintisiz lodos eşliğinde başlayan sıkıntılı bir hava hiç hızını kesmeden saatlerce esti, savurdu bugün. Sıralama yine şaşmadı. Akşama bir iki saat kala aniden gelen kısa süreli bir dinginlik hali ve ardından gece boyunca yağacak olan şiddetli yağmur. Hızlı, aralıksız ve sesli yağmasına sağanak deniyor hani, işte ondan.

Yağmur yağarken klasik müzik eşliğinde kitap okumak müthiş bir keyiftir. Ancak, böyle bir keyif sağanakta gerçekleşemiyor bende. Radyoyu açtım o yüzden. Pal NOSTALJİ - Pal ALATURKA arası parçalar eşliğinde blogun başında bir şeyler karalamak hiç de fena değil şu an.

Hafta sonu geleneği olarak çalakalem bir şeyler yazayım yine havadan sudan, çarşıdan pazardan. Aralıkta çektiğim fotoğraflar eşliğinde elbet. Giriş için her mevsim açan ve Euryops Pectinatus adı verilen şu sarı papatyalar olsun. Mevsimin en canlı çiçekleri. Diğer adı ''Güneş Papatyası''. Çiçekleri uzun süre üzerinde kalan bu peyzaj bitkisi aralık ayının güneşi bence de.

Hava epeyce ayaz olsa da sonbahar görüntüleri henüz sona eremedi buralarda. İyi ki öyle. Bakmaya doyamıyor insan.

21/08/2023

Hafta Sonu Fotoğraflarla Çalakalem

Dalga dalga gelen aşırı sıcaklar canımıza yetiyor. Geçen hafta birkaç gün esinti oldu, iyi geldi. Ancak çok da serinlemedi ortalık. Zaten o kadarcıkmış. Evden dışarı çıkmadan önce iki kere düşünmeli artık. Bence ağustos ayı korona günleri ile yarışacak hale geldi. Çünkü adeta karintanada gibiyiz. Hatta daha beteri. 

Mutfakta işiniz olduğunda mesela, ocağın başında çay demlerken, yemek yaparken ya da fırınla işiniz olduğunda mutfağın katmerlenen sıcağıyla tırlatacak gibi oluyor insan. Ara ara gelip serinletilmiş odada kendine gelmeden devam edemiyor işine. 

''Haftaya kar-kış'' haberleri de fos çıktı. Demiştim, kendini meteorolog zanneden birileri ortaya çıkıp yazdığı inanılması zor senaryolarla ilgi çekmeye uğraşıyor. Daha doğrusu umut tacirliği yapıyor. Bir kendinize gelsenize artık Allah aşkına! 

Eğer başka işiniz yoksa bu aralar dışarıya 19.30'dan önce çıkmayın derim. Geçen gün işim vardı, 17.00 gibi çıktım, pişman oldum. Ağaç altı gölge yerler bile kaynıyordu. Fotoğraf bile çekemedim o saatlerde. Zaten nemli havada çekilen fotoğraf pek güzel çıkmıyor. Gün batımı sonrası nefes alabiliyor insan. Onu deneyimledim kordonda. Giriş için çalakalem yazdığım cümlelerden sonra sizi önce bir serinleteyim, sonra da haftanın fotoğraflarını sıralayayım o zaman.

05/06/2023

Hafta Sonu Çalakalem

Bugünlerde mutlu ve huzurlu olduğumuzu söylemek biraz zor sanki. Böyle zamanlarda blogun başına geçip iki kelime karalamak iyi geliyordu; ama Google Analytics sayfası düşmeye başladı hemen aklıma. Oradaki sayaç ''Bu mülk 1 Temmuz 2023'ten itibaren veri işlemeyecek. Bu mülkten birkaç temel ayar kopyalanarak sizin için yeni bir GA4 mülkü oluşturuldu veya mevcut bağlı GA4 mülkünüz, UA ayarlarınıza göre güncellendi'' uyarılarıyla kalan gün sayısını geriye doğru sayıyor. Neler olacak anlayamıyorum. Teknik bilgim bu verileri anlamak için yeterli değil. Bu mülk derken blogu kastediyor elbette. Ama neden veri işlemeyecek, blog böylece kalakalacak mı anlaşılmıyor. Analytics sayfamı inceleyip bir şeyleri ayarladım; ama ''GA4 kurulumunu tamamlayın'' uyarısı gitmiyor sağ üstten. Yok mu bizi bilgilendirecek yetkin bir arkadaş? Rica etsem bu konuyla ilgili bir yayın yapsa, hepimiz gereken neyse tam olarak uygulasak? Süre daralıyor çünkü.

Hafta sonunda şehirler arası bir ziyaret gerçekleştirmem gerekiyordu. Yolculuk esnasında 1915 Çanakkale Köprüsü'nün tamamen bitmiş halini ilk kez gördüm. Fakat nedense üzerinde tek araç göremedim.

Mevsimin zamanı gelip açan çiçeklerine sarılacağım yine. Tablo misali nar çiçekleri ve şaşırtan tomurcukları ile başlayayım.

09/10/2022

Cumartesiden Kalanlar

Can sıkıntısı ve yorgunluk atma amaçlı çalakalem bir pazar yazısı daha başlıyor. 

Dün havayı güneşli görüp flanözlük yaparken ayarı kaçırıp fazla gezmişim. Ayaklarıma karasular inmiş resmen. Oturduğum yerden kalkacak halim yok bugün. Neyse ki evde yapılacak fazla bir iş yok. Anlatılacak bir şeyler ve fotoğraflar var. Bundan sonraki konu başlıklarını da buraya not düşeyim ki bağlantı nedeni belli olsun. 

Musevi mezarlığından söz ettikten sonra peş peşe o kadar çok konu çıktı ki karşıma. Aynalı Çarşı mesela. Burada yaşayan ve halkın çok sevdiği Museviler, oturdukları evler, havraları, ekim ayı sonunda gerçekleşecek buluşmaları derken bir de baktım sokak sokak adres arıyorum. Evler, sokaklar, tabelalar derken Ermenilerin oturduğu mahalle girmiş devreye. Kendiliğinden. İki dakikaya kalmadan merak ettiğim bir kütüphanenin önündeyim. Alman arkeolog Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann'ın kurmuş olduğu o ünlü kütüphane! Sevinçten çıldırmak üzereyim. Lâkin kısa bir süre içinde sevincim yerini öfkeye bırakıyor. Hepsi bundan sonraki yazılarda yerini alacak. Şimdi gelsin dünden kalanlar:

08/08/2022

Parklar, Bahçeler, Piknikler

Parklarda, bahçelerde, şehir dışı açık alanlar için yollarda mekik dokumakla geçen haftanın fotoğraflarıyla başlıyorum efendim. Mekik dokumak derken; sürekli evde olup bunalmama, açık hava ortamında deniz ya da orman havası alma amaçlı. Negatif iyonlarla haşır neşir olup ruh ve beden sağlığını korumak istemek belki. Malum, tatile çıkmak hayal gibi görünüyor halen. Bir yanda vakalardaki artış, diğer yanda akıl almaz pahalılık birleşince olacak iş değil zaten.

Bu yüzden, ikindi kahvaltıları ya da termoslu beş çayları parklardaki bol gölgeli, çam kokulu, deniz havalı piknik alanlarında yapılıyor artık. Patili seyirciler de ortak olma sevdasında:) Öyle bakıyorlar ama. Verirsen yiyorlar. Hiç sırnaşmadan. Sarman kedi bizim ortakçımızdı. Sağdaki kedi ise 5 dakika önce kızların arasına girmiş, patilerini de öne alıp insan gibi oturmuş, bakıp duruyordu ikisine birden. Üç arkadaş gelip oturmuşlar sanki. Manzara öyle hoştu ki, yavaşca yanlarına gidip ''Kızlar yüzünüzü arkaya çevirin de bir fotoğrafınızı alayım,'' dedim. Hay demez olaydım. Bizimki fırsattan istifade cips paketine dalmaz mı? Bu kedi market ürünlerine göz koymuş resmen. Böyle komik bir anı çıktı ortaya:)

16/07/2022

Fotoğraflarla Haftaya Bakış

Akşam yemeği sonrası bilgisayar başına geçip Türk usulü bir kahve eşliğinde haftanın getirdikleri neymiş şuraya çalakalem yazmak istedim yine. Yanımdan hiç eksik etmediğim fotoğraf makinemin yakaladıkları da peşi sıra gelecek. 

Blog yazarken nasıl alıştırdıysan öyle gidiyor kesinlikle. Belirli bir rutin oluşturup sekteye uğratmadığı zaman yazmadan duramıyor insan. Bunun bir de -birkaç kez benim de yaşadığım- tam tersi var ki, arayı ne kadar çok açarsan yazmayı o kadar çok canın istemez oluyor. 

Bu türden yazıları yazmak bir yana; aylar, hatta yıllar sonra geriye dönüp de okumak, yanı sıra fotoğrafları incelemek tarif edilemez bir etki yaratıyor üzerimde. Blog etkisi :) Kendi hislerinle bütünleşen kelimelerin ve görsellerinle geçmişe iz bırakarak ilerlemek gerçekten harika bir duygu. Oturup da yalnızca albümdeki fotoğraflara bakarak ya da çekilen videoları izleyerek geçmişi yad etmekten o kadar farklı ki. 

Haydi o zaman haftanın getirdiklerine fotoğraflarla bir bakış. Önemli kararlar, değişiklikler ya da doğanın şaşılası biçimde sıraya girmiş mis kokulu güzelleri var sırada.