yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14/02/2026
16/12/2023
Aralık Ayazla Yağmurla Geçiyor
Kesintisiz lodos eşliğinde başlayan sıkıntılı bir hava hiç hızını kesmeden saatlerce esti, savurdu bugün. Sıralama yine şaşmadı. Akşama bir iki saat kala aniden gelen kısa süreli bir dinginlik hali ve ardından gece boyunca yağacak olan şiddetli yağmur. Hızlı, aralıksız ve sesli yağmasına sağanak deniyor hani, işte ondan.
Yağmur yağarken klasik müzik eşliğinde kitap okumak müthiş bir keyiftir. Ancak, böyle bir keyif sağanakta gerçekleşemiyor bende. Radyoyu açtım o yüzden. Pal NOSTALJİ - Pal ALATURKA arası parçalar eşliğinde blogun başında bir şeyler karalamak hiç de fena değil şu an.
Hafta sonu geleneği olarak çalakalem bir şeyler yazayım yine havadan sudan, çarşıdan pazardan. Aralıkta çektiğim fotoğraflar eşliğinde elbet. Giriş için her mevsim açan ve Euryops Pectinatus adı verilen şu sarı papatyalar olsun. Mevsimin en canlı çiçekleri. Diğer adı ''Güneş Papatyası''. Çiçekleri uzun süre üzerinde kalan bu peyzaj bitkisi aralık ayının güneşi bence de.
05/11/2023
Fırtına Sonrası Dinginlik
Her ne kadar ekim ayında görünmeye başlasa da kasım ayı kasımpatı demek bence. O nedenle, kasım ayı yazılarımdan ilkine aydınlık, güzel bir sonbahar günü çektiğim kasımpatı fotoğrafıyla başlamak istedim.
Yoksa ki tüm gün esen şiddetli rüzgârdan dışarı adımımızı atamadık bugün. Öyle lafın gelişi ''şiddetli'' diye nitelemiyorum ama. Hiç olmadığı kadar şiddetliydi. Bir ara balkondan bir şey almam gerekti. Kapıyı açar açmaz birlikte uçacaktık neredeyse. Elimde kapının kolu, hızla sürüklendik resmen. Tutmasam uçup gidecekti belki de. Bu arada, Halk Bahçesi'ndeki ağaçlardan devrilenler olduğu haberini aldık. Tehlike arz ettiğinden parkı girişe kapamışlar ki bunu ilk kez duyuyorduk.
Tabii ki boğazdaki trafik de ''yoğun fırtına'' nedeniyle çift yönlü olarak transit gemi geçidine kapatılmıştı. Akşam karanlığına kadar durum böyle devam etti. Kısa bir dinginlikten sonra peş peşe şimşekler çakmaya, akabinde yine ''şiddetli'' gök gürültüsü eşliğinde yağmur yağmaya başladı. Yağmur da her zamankinden katbekat daha şiddetliydi. İki saat kadar devam ettikten sonra gecenin karanlığında aniden, sanki bıçakla kesilmiş gibi hepsi sona erdi. Şaşırtıcı bir sessizlik ve dinginlik kapladı her yanı. Gökyüzünün hiddeti sona ermişti. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi. O dinginlik halen devam ediyor.
17/01/2022
Gökkuşağı Yarımdı
Kavurucu sıcaklar biraz mola vermek istemişti o gün. Hava, bir koşu gidip bahar esintileri getirdi kucağında. Ama sonrasında ne yapacağını şaşırdı.
Emir komuta zincirinde bir arıza vardı.
Gök gürledi birazcık...
Açık pencereden hoş bir serinlik doldu içine odanın...
Ardından gelense; sihirli sesiydi yağmur damlalarının...
Balkona koştu hemen...
İkiye bölünmüştü gökyüzü! Yarısı günlük güneşlik; yarısı kapalı ve yağmurlu!
İkinci kez yaşıyordu bunu!
Öğrencilik yıllarındaydı ilki.
Şoförün, şehirler arası yolda otobüsü durduruşunu anımsadı...
-''Bakın bakın! Tam burası işte. Geliş yönümüz yağmurlu, buradan ilerisi güneşli,'' diyerek; tüm yolcuları ortasında durduğumuz o sihirli çizginin arkasını ve önünü seyretmeye çağırışını...
Emir komuta zincirinde bir arıza vardı.
Gök gürledi birazcık...
Açık pencereden hoş bir serinlik doldu içine odanın...
Ardından gelense; sihirli sesiydi yağmur damlalarının...
Balkona koştu hemen...
İkiye bölünmüştü gökyüzü! Yarısı günlük güneşlik; yarısı kapalı ve yağmurlu!
İkinci kez yaşıyordu bunu!
Öğrencilik yıllarındaydı ilki.
Şoförün, şehirler arası yolda otobüsü durduruşunu anımsadı...
-''Bakın bakın! Tam burası işte. Geliş yönümüz yağmurlu, buradan ilerisi güneşli,'' diyerek; tüm yolcuları ortasında durduğumuz o sihirli çizginin arkasını ve önünü seyretmeye çağırışını...
02/07/2020
Altı Renkli Bileklik - Kuş Kondurmak
Dr. Mehmet Öz'ün pandeminin başladığı haftalarda aklıma yerleşmiş bir açıklaması vardı. Çin'deki karantina gelişmeleri incelendiğinde oradaki insanların süreç boyunca depresyona girdiğini, bu yüzden bir hobi edinip kendimizi geliştirmemiz gerektiğini söylemişti.
Ne kadar da haklıydı. Sadece beden olarak değil, beyin olarak da bir duraksama dönemine girmiştik çünkü. Bedenimizdeki birtakım değişiklikleri, üzerimizdeki o anlaşılmaz yorgunluğu haftalar sonra dışarı ilk çıkışımızda, yaşayarak öğrenmiştik. İşte bu nedenle beyin kapasitemizi aktif tutmak ya da artırmak üzere düzenli zihin egzersizlerine ihtiyacımız vardı.
TV karşısında beyin öldürmek değil tabii bu. Hiçbir iş yapmadan oturanlar bildiklerini hızla unutup yeteneklerini yitiriyorlar. Sürekli köy kahvehanelerine gidip miskin miskin oturan ihtiyarları düşünün. O insanların bunama seviyesine hızla indiklerini herkes bilir ne yazık ki...
Zihinsel olarak aktif kalabilmek için neler yapmalı peki? Okumak var, en başta. Bulmacalar, oyunlar, zihni çalıştıran pek çok düşünsel hobi. Yeni bir dil öğrenmek olabilir. Yeni bir enstrüman çalmayı öğrenmek gibi yapabileceğinize inanmadığınız bir şeyi yapmayı denemek, mesleğinizle ilgili yeteneklerinizi geliştirmek, ünlü düşünürlerle ilgilenip -ki bu benim en sevdiklerimden- felsefe alanına girmek. Özetle; daha önce yapmaya fırsat bulamadığımız şeyleri yaparak beynimizi de çalıştırıp aktif tutmalıyız ki, yeri geldiğinde o da bedenimiz gibi kötü sürprizler yaşatmasın...
Ne kadar da haklıydı. Sadece beden olarak değil, beyin olarak da bir duraksama dönemine girmiştik çünkü. Bedenimizdeki birtakım değişiklikleri, üzerimizdeki o anlaşılmaz yorgunluğu haftalar sonra dışarı ilk çıkışımızda, yaşayarak öğrenmiştik. İşte bu nedenle beyin kapasitemizi aktif tutmak ya da artırmak üzere düzenli zihin egzersizlerine ihtiyacımız vardı.
TV karşısında beyin öldürmek değil tabii bu. Hiçbir iş yapmadan oturanlar bildiklerini hızla unutup yeteneklerini yitiriyorlar. Sürekli köy kahvehanelerine gidip miskin miskin oturan ihtiyarları düşünün. O insanların bunama seviyesine hızla indiklerini herkes bilir ne yazık ki...
Zihinsel olarak aktif kalabilmek için neler yapmalı peki? Okumak var, en başta. Bulmacalar, oyunlar, zihni çalıştıran pek çok düşünsel hobi. Yeni bir dil öğrenmek olabilir. Yeni bir enstrüman çalmayı öğrenmek gibi yapabileceğinize inanmadığınız bir şeyi yapmayı denemek, mesleğinizle ilgili yeteneklerinizi geliştirmek, ünlü düşünürlerle ilgilenip -ki bu benim en sevdiklerimden- felsefe alanına girmek. Özetle; daha önce yapmaya fırsat bulamadığımız şeyleri yaparak beynimizi de çalıştırıp aktif tutmalıyız ki, yeri geldiğinde o da bedenimiz gibi kötü sürprizler yaşatmasın...
24/09/2015
Bayramla Gelen
Kara bulutlar dolanıp duruyordu hanidir...
Gökyüzü ne yapacağını şaşırmış, bir açılıp bir kapanıyordu.
Hava karardıkça karardı. Sıkıntı ağırdı! Ve...
Dört bir yandan şimşekler çakmaya, yıldırımlar boy göstermeye başladı...
Gecenin kör karanlığını yırtan ne kadar şimşek, o kadar gök gürültüsü!
Saatler boyu, durmaksızın. Gümbür gümbür! Kızılca kıyamet!
Ortalık mahşer yeri!
Ve... Ardından gelen sihirli damlalar...
Usul usul yağıyor şu an... Kutsal bir melodiye benzeyen sesiyle yağıyor. Arınıyor her yan, onca zamandır birikmiş her türlü pislikten arınıyor. Kutsanıyor…
Alabildiğince dinginlik ve huzur… Saatlerdir yağıyor.
Onca zaman süren sıkıntının patlaması görkemli olmalı, doğa yepyeni bir döngüye muhteşem başlamalıydı…
Ya bizler? Doğanın doğrudan birer parçası olan ve gitgide ağırlaşmış, hastalıklı bir gündemin etkisiyle ayakta durmaya çabalayan bizler? Bizim içinde bulunduğumuz sıkıntı? O ağır döngü?
Bayrama yağmurlarla giriyoruz…
Yepyeni bir döngüyle ülkemizin de tüm olumsuzluklardan, sıkıntılardan ve pisliklerden arınması, sevgi, huzur, barış kapılarının ardına kadar açılması dileklerimle, bayramınızı kutluyorum. Sevgiyle…
Gökyüzü ne yapacağını şaşırmış, bir açılıp bir kapanıyordu.
Hava karardıkça karardı. Sıkıntı ağırdı! Ve...
Dört bir yandan şimşekler çakmaya, yıldırımlar boy göstermeye başladı...
Gecenin kör karanlığını yırtan ne kadar şimşek, o kadar gök gürültüsü!
Saatler boyu, durmaksızın. Gümbür gümbür! Kızılca kıyamet!
Ortalık mahşer yeri!
Ve... Ardından gelen sihirli damlalar...
Usul usul yağıyor şu an... Kutsal bir melodiye benzeyen sesiyle yağıyor. Arınıyor her yan, onca zamandır birikmiş her türlü pislikten arınıyor. Kutsanıyor…
Alabildiğince dinginlik ve huzur… Saatlerdir yağıyor.
Onca zaman süren sıkıntının patlaması görkemli olmalı, doğa yepyeni bir döngüye muhteşem başlamalıydı…
Ya bizler? Doğanın doğrudan birer parçası olan ve gitgide ağırlaşmış, hastalıklı bir gündemin etkisiyle ayakta durmaya çabalayan bizler? Bizim içinde bulunduğumuz sıkıntı? O ağır döngü?
Bayrama yağmurlarla giriyoruz…
Yepyeni bir döngüyle ülkemizin de tüm olumsuzluklardan, sıkıntılardan ve pisliklerden arınması, sevgi, huzur, barış kapılarının ardına kadar açılması dileklerimle, bayramınızı kutluyorum. Sevgiyle…
18/10/2013
Yalova'da Yağmur ve Sonbahar
Doğanın o muhteşem döngüsünü ve renk cümbüşünü doyasıya yaşadığımız günlerden geçiyorken havalar iyiden iyiye serinledi ve kendini yağışlara teslim etti.
Bu mevsim, yağmurlarla bir başka güzel değil midir
sizce de? Sessiz, hüzünlü ve aynı zamanda alabildiğince romantik bir arınma ritüeline benzemez mi?
İşte bu yüzden, bugün Yalova'da hiç ara vermeden yağan yağmurun altında dolaşmak o kadar güzeldi belki de!
Gördüğüm ne varsa fotoğraflamak da bir o kadar güzel ve heyecan verici...
08/02/2009
Yağmur

Sabah çok erken uyandım bugün. Oysaki her zamanki gibi oldukça geç yatmıştım. Uyanma nedenim yağmurdu. Balkondaki çanak antene inen yağmurun trampete benzer sesler çıkarmasına bir türlü çare bulamamıştım ve kaçınılmaz son yine gerçekleşmişti...
Öylesine uykum vardı ki. Ama tekrar uyumak ne mümkün. Çıkan sesler yağmurla beraber hız kazanmıştı üstelik. Kalktım istemeye istemeye..
Tam bu esnada aklıma kalıcı olacağına inandığım bir çözüm geldi. Evet, bu durumu bir daha yaşamamak için sanırım çare bulmuştum. Yağmur durur durmaz anteni folyo ile kaplamaya karar verdim. Daha sonra bunun iyi bir çözüm olduğunu düşünüp kaç zamandır neden aklıma gelmemiş olduğuna kızdım epey. Ve yağmuru izlemek için pencerenin önüne oturdum.
Uykumun yarım kaldığını falan unuttum tabii bu arada. Ve hep yaptığım şekilde perdeleri sonuna kadar çekip doya doya izlemeye başladım yağmuru.
Öylesine güzel yağıyordu ki. ''Bardaktan boşanırcasına'' tabiri söz konusuydu. Hatta daha da fazlasına doğru ilerledi durum. Her taraf yağmurdu, sadece yağmur. Ufacık bir boşluk yok gibiydi gökyüzünde. Kovalarla iniyordu sanki hiç durmadan.
Bu esnada biraz korku geldi içime. Ya hiç durmasa, hep ama hep böyle devam etse neler olurdu ki? Ürperdim ve devamını düşünmek bile istemedim.
El birliği ile ne kadar bozmaya çalışmış olsak da ''doğanın dengesi'' diye bir durum söz konusuydu. O yüzden de yeteri kadar yağıp duracağından emin oldum anında. Olmak zorundaydım.
Ne garipti. Daha dün yazdan kalma bir gün vardı. Her zamanki gibi yürüyüşe çıkmıştım büyük bir istekle. Her taraf yemyeşildi. Ağaçlar, çimler,güneş eşliğinde ve uyum içinde bu küçük şehre çok güzel bir bahar havası sunmuştu.
Sanırım ruhsal durumu etkileyen en büyük sebeplerin başında geliyor hava durumu. Ve sırf havanın güzelliği sayesinde dün inanılmaz mutluydum.
Bu bir gerçekti...
Ama ya şimdi? Dünkü sunumdan eser yoktu. Gökyüzü kapkaraydı,bir şeylere bozulmuş, içi kararmış gibiydi, durmadan indiriyordu yağmuru.. Hiç durmadan..
Böyle zamanlarda doğayı canlı bir varlık gibi düşünürüm ben.
Bir şeylere kızdığını, ruhsal durumunun çok bozuk olduğunu, birilerinden intikam almakta olduğunu falan. Hatta böyle düşünürken o kadar kaptırdım ki onunla birlikte sinirlenmeye başladığımı hissettim bir an..
İşte böyle pencere önünde senaryolar üretip durmaktayken hafifleyen yağmurla birlikte insanlar geçmeye başladılar sokaktan..
Hazır senaristliğe soyunmuşken gördüğüm her insan üzerinde kurgular denemeye başladım bu kez. Biraz devam ettim bu kurgulara. Öylesine zevkli oluyor ve hayal gücüm öylesine yaratıcı bir şekilde çalışıyordu ki, şaşırdım.
Sanırım en kısa zamanda bu tarz kurgular üreterek küçük öyküler yazmak istiyorum. Ya da bana öyle geliyor.
Ve işte böyle yağmurlu bir günün ardından sevgili günlüğüme de bunlar döküldü klavyeden...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








