fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15/11/2023

Doğa Bize Biz Doğaya Benzeriz

Şu fotoğrafı ve en alttaki videoları dün, yani salı günü çektim. İki gün önce yayımladığım dev dalgalarla birlikte fırtınaların koptuğu nokta. 

Masmavi gökyüzüne, denize ağ atmış balıkçı teknelerinin çokluğuna, azimli kürekçilere bir bakın. Her şey ne kadar da olması gerektiği gibi.

Tam bu noktada doğada gerçekleşen olguların insanoğlunun yaşam kıpırtılarına, ruh hallerine ne çok benzediğini düşündüm yine. Yaşananlar özümüzü, mevcut tüm evrensel değerlerle örtüştüğümüzü anlatır gibidir. Anlatmakla da kalmaz, devasa bir sahnede görsel olarak da yaşatır çoğu zaman. 

Ben hep böyle düşünürüm. Aniden kapanan, uçuk maviden griye, griden siyaha hızla geçiş yapıp karardıkça kararan gökyüzünün bir şeylere kafası atmış, fena halde halde kızmış bir insandan farkı yoktur. Hiddetinden şimşekler, yıldırımlar çıkarır önce. Ardından gümbürtüler gelir peş peşe. Öfkesini boşaltmaktır niyeti. 

Bir müddet bekler sonra. Sıra, yoğun biçimde gözyaşı dökmeye gelmiştir artık. Ağlar, ağlar, ağlar... Kendine gelinceye, iyi hissedinceye kadar kimi zaman birkaç saat, kimi zamansa günler, geceler boyu hiç durmadan ağlar. Sahi, var mıdır bu sıralamanın bir insanın yaşadıklarından farkı?

12/11/2023

Kasım Ayı Fırtınaları

Sonbaharın son ayıdır demeye kalmadı, kasımla birlikte günlük ya da günaşırı fırtınalar silsilesi içindeyiz. Sabah başlayıp şiddetini artıran rüzgâr gitgide fırtınaya dönüşüyor ve havanın kararmasıyla birlikte şiddetli yağmur başlıyor. Neyse ki yağmur bu kez yarım saat bile sürmedi. Yerini gecenin karanlığıyla birlikte ilerleyen sessizlik ve dinginliğe bıraktı yine. Bir sonraki ne zaman, meraktayım.

Adı fırtınaydı bir kere. Önceden haber verildi, ancak benim mutlaka alışveriş yapmam gerekiyordu. Şeker olup eriyecek ya da kanatlanıp rüzgârla birlikte uçacak halim yoktu. Sıkıca giyinip çıktım dışarı.

05/11/2023

Fırtına Sonrası Dinginlik

Her ne kadar ekim ayında görünmeye başlasa da kasım ayı kasımpatı demek bence.  O nedenle, kasım ayı yazılarımdan ilkine aydınlık, güzel bir sonbahar günü çektiğim kasımpatı fotoğrafıyla başlamak istedim. 

Yoksa ki tüm gün esen şiddetli rüzgârdan dışarı adımımızı atamadık bugün. Öyle lafın gelişi ''şiddetli'' diye nitelemiyorum ama. Hiç olmadığı kadar şiddetliydi. Bir ara balkondan bir şey almam gerekti. Kapıyı açar açmaz birlikte uçacaktık neredeyse. Elimde kapının kolu, hızla sürüklendik resmen. Tutmasam uçup gidecekti belki de. Bu arada, Halk Bahçesi'ndeki ağaçlardan devrilenler olduğu haberini aldık. Tehlike arz ettiğinden parkı girişe kapamışlar ki bunu ilk kez duyuyorduk. 

Tabii ki boğazdaki trafik de ''yoğun fırtına'' nedeniyle çift yönlü olarak transit gemi geçidine kapatılmıştı. Akşam karanlığına kadar durum böyle devam etti. Kısa bir dinginlikten sonra peş peşe şimşekler çakmaya, akabinde yine ''şiddetli'' gök gürültüsü eşliğinde yağmur yağmaya başladı. Yağmur da her zamankinden katbekat daha şiddetliydi. İki saat kadar devam ettikten sonra gecenin karanlığında aniden, sanki bıçakla kesilmiş gibi hepsi sona erdi. Şaşırtıcı bir sessizlik ve dinginlik kapladı her yanı. Gökyüzünün hiddeti sona ermişti. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi. O dinginlik halen devam ediyor.