2018/08/17

Fazıl Say - Troy Sonata (Dünya Prömiyeri)

Bugün, 9 Ağustos 2018 gecesi tanık olduğum kelimenin tam manasıyla ''büyüleyici'' bir geceden bahsedeceğim...
Gururumuz, dünyaca ünlü piyanist ve bestekârımız Fazıl Say’ın ''2018 Troia Yılı'' adına
altı aylık bir zaman diliminde bestelediği Truva Sonatı’nın dünya prömiyerinden...

Evet, Truva Sonatı dünyada ilk kez Çanakkale'de çalındı. Unutulmazlarım arasında tartışmasız en başa geçen bu özel gecede, Fazıl Say'ın eşsiz performansını baştan sona ''nefesini tutarak'' izleyen ve ayakta alkışlayan yaklaşık on bin kişiden biri olma şansını yakaladım.

55. Uluslararası Troia Festivali’nin ilk günü gerçekleşen ve tüm dünya sahnelerinde çalınacak olan eserin dünya prömiyeri sunumunu seslendirme sanatçısı ve yazar Yekta Kopan yaptı. Muhteşem destan Troia'ya ait tüm dramatik ögelerin müzik diline aktarıldığı, yaklaşık 40 dakika süren Truva Sonatı; I. Ozan Anlatıyor, Homeros, II. Ege Rüzgarları, III. Troya Kahramanları, IV. Sparta, V. Helen, Aşk, VI. Troya, VII. Aşil, VIII. Savaş, IX. Truva Atı, X. Sonsöz başlıklı on bölümden oluşuyor.

Fazıl Say

2018/07/01

Gündemden, Havadan, Sudan...

Bugün buraya bol fotoğraf eşliğinde pazar yazısı kıvamında bir şeyler karalamaya karar verdim. Seçim süreci boyunca yeteri kadar yıprandı bünye. Hava sıcaklığında da ciddi artış var.

Şöyle akşam serinliği balkona oturmuşken laptopun başına geçip biraz havadan sudan bahsedeyim. Malumunuz, bog yazmak iyi gelir..

Günlerdir bulduğum her boşlukta Twitter'ın başındaydım. Gündemi sıcağı sıcağına oradan takip ettim. Olanı biteni başka mecralardan, kırpılmış ya da çarpıtılmış haliyle değil, yetkili ağızlardan, sözü söyleyenlerin kendi kaleminden aynı saniyede öğrendim. Her türlü duyguyu bir arada yaşadım. Sevindim, heyecanlandım, umutla doldum. Kızdım kimi zaman. Coşku ya da öfkeyle dolduğum anlarda devreye ben de girip içimi döktüm. Hatta uykusuz kaldım.

Artık hepsi geride kaldı. Frida Kahlo'ya ait bir söz paylaşıyorum hemen. Bugün öğrendim: "Bir gün her şey yoluna girerse, umarım hâlâ hevesim ve isteğim kalmış olur!" İşte tamı tamına budur son halim. Başka da bir söz söylemeye gerek yok.

2018/06/29

Gerginlik...

Kaplumbağalar yavru iken çok sevimlidir, bilir misiniz?

Çocukken ailecek pikniğe gittiğimizde her seferinde kaplumbağa görürdüm. İnsan gördüklerinde kıpırdamazlardı. Minicik bir kaplumbağaya ise ilk kez Lise 1 öğrencisiyken, eve dönüş yolundaki ağaçlık bir alanda rastlamıştım.
Etrafta ne anne kaplumbağa vardı ne de kardeşleri. Ceviz büyüklüğünde, minicik bir şeydi. Ve çok çaresiz görünüyordu.

''Ölecek'' diye korkup eve götürmeye, evde beslemeye karar vermiştim o an. Evde, içini otla doldurduğum bir sandık ayarladım önce. Bir kenarına da küçük bir kap su...
Ne yer, ne içer hiç bilmiyorum ama. Belki su bile içmiyordu, halen bilmiyorum. Deneme yanılma yoluyla yiyecek veriyor, küçük küçük doğranmış sebze ya da meyveler koyuyordum önüne. En çok ot yemeyi seviyordu, bir de marul yaprağı, o aklımda. Hatırladığım en bariz özelliği ise; çok ama çok korkak ve ürkek olduğu, evcilleşmek istememesiydi. Birilerinin varlığını hissettiğinde ölü taklidi yaptığı. Sözün kısası, ne özene bezene hazırladığım yeni yuvasına alışmaya niyeti vardı ne de bana. 1 hafta kadar böyle devam etti. Bu süre içinde ara sıra başını ve ayaklarını çıkarmaya niyetlense de olmuyordu, olmayacaktı. Ürkmek ve saklanmaktı onun işi. Daha da önemlisi mutsuz ve huzursuzdu, üzülüyordum.

En kısa zamanda götürüp doğada, uygun bir ortama bırakmaktan başka çare kalmamıştı. Öyle de yapmıştım.
O minicik, şirin şeyden geriye kalansa yaşayarak öğrendiğim şaşılası özellikleriyle zihnimde yer alan resmiydi.
İster küçük ister büyük olsun kaplumbağaların hepsi türünün bu özelliklerini sergiliyorlardı.

2018/06/22

Zamanın Ruhu: Tarihi Merkez Hastanesi

Ülkemizde, inşa edildiği dönemi belgeler nitelikte tarihi hastane sayısı çok fazla değil.
Terkedilmiş bir harabe görünümündeki Osmanlı döneminden kalma bu bina onlardan biri. Günümüze kadar 'bir şekilde' ayakta kalmaya çabalamış, her haliyle gerçek, devasa bir belge özelliğindeki Çanakkale Tarihi Merkez Hastanesi.

Adı bir zamanlar Kale-i Sultaniye Hastahane-i Askeriyye olan hastane, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti dönemine tanıklık etmiş, yıkık duvarlarla da olsa bugüne ulaşabilmiş tam teşekküllü bir muharebe hastanesi.

Romalı düşünür M.T. Cicero'nun ünlü bir sözü vardır: "Tarih, geçen zamanların şahididir, onun gerçeklerini aydınlatır, anıları meydana çıkarır.''

Eğer bir gün bu hastaneyi ziyaret edecek olursanız, Cicero'nun bu sözünün ne denli doğru olduğunu, yıkık dökük duvarlardan zamanın ruhunun nasıl sızdığını, dört bir yandan adeta tarih fışkırdığını yaşayarak, hissederek öğreneceksiniz. Hayal gücünüz otomatik olarak devreye girecek çünkü. Duvarlardan sızan zamanın en acımasız gerçeklerine hayal gücünüz eşlik edecek, tarihin derinliklerinde içiniz titreyerek kaybolacaksınız.

Bakışlarınız taş duvarlar ve sütunlar arasında dolanırken beyniniz her saniye bir sinyal algılıyor. Gözünüzün önünde beliren imgeler birbirine eklenip senaryosunu önceden bildiğiniz fantastik bir film gibi seriliyor adeta önünüze.

2018/06/10

Baklava Yufkasıyla Peynirli Çıtır Börek

Börek sevmeyen insan yoktur herhalde.
En azından ben hiç rastlamadım. Özellikle de el açması, kat kat, çıtır çıtır bir börekse yemelere doyum olmaz, öyle değil mi?
Kıymalı, peynirli, patatesli ya da ıspanaklı mis gibi bir börek düşünün. Canınız hangisinden isterse. Böyle bir böreği kısa bir süre içinde evde hazırlayabiliyorsunuz. İnanın en az börekçilerde yedikleriniz kadar çıtır çıtır ve de lezzetli oluyor.

Bunun için öncelikle baklava yufkası kullanmanız gerekiyor. Ben ilk kez denedim ve sonuçtan çok memnun kaldım. Keşke ''Baklava yufkası baklava içindir'' şeklindeki ön yargımı yıkıp daha önceden deneseymişim. O denli güzel oldu ve beğenildi.
Yapımı son derece pratik olan bu lezzetli böreği denedikten sonra siz de benim gibi bir daha vazgeçemeyeceksiniz.

2018/06/07

Dünyanın En Küçük Elmaları (Malus Rudolph Apple)

Elma çok sevilen bir meyve olduğu kadar rekor sayıda çeşidiyle de zirveye oturmuş bir meyve. Elma çeşidi deyince benim aklıma öncelikle sert kabuklu, kırmızı renkli, hem tatlı, hem kütür ve de bol sulu Amasya elması geliyor.

Hem elma demek kırmızı demek sanki. Parlak kırmızı Red Delicious (Starking Delicious) var ki, dünyada en çok tüketilen elma olarak geçiyor.
Yine tatlı bir elma olan düz sarı renkli, yumuşak dokulu Golden (Starking) türü var çok bilinen.

Sarı ile kırmızı renk bu iki türün melezlenmesi sonucu ortaya çıkmış, sert ve leziz bir tür olan Galatasaray formalı ''Gala'' var:) Ancak, benim için öncelik yeşil elmada. Tarçın eşliğinde bayılarak yediğim harika bir atıştırmalık olan Granny Smith sert dokusu, ekşimsi tat ve aromasının yanı sıra tok tutucu özelliğiyle tercih sebebim.😋

Say say bitmiyor, öyle değil mi? Dünya üzerinde 8 bine yakın elma türü olduğunu biliyor muydunuz peki? Her bir türün sadece rengiyle değil, lezzet ve aroma olarak da farklılıklar taşıdığını bir düşünsenize. Büyüklük ve biçim olarak da...

2018/05/20

Bomba Sırtı Vakası Heykelleri

Opet Tarihe Saygı Projesi kapsamında 2008 yılında Eceabat'ta 2500 metrekarelik bir alanda hizmete giren ve Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret edenlerin ilk durağı olan Tarihe Saygı Parkı.

Tarihe Saygı Anıtı Eceabat arabalı vapur iskelesinin hemen yan tarafındaki bu parkta sergilenmekte olan ve Çanakkale Savaşları'nın çeşitli tasvirlerle anlatıldığı 12 metre yüksekliğinde, 2,5 metre genişliğinde bir anıt. En son 2013'te ziyaret ettiğim parkı bu yıl eylül ve nisan aylarında iki kez daha görme fırsatım oldu.

Bir açık hava müzesi özelliği taşıyan parkta insanı derinden etkileyen son çalışmaları bugün burada toparlamaya karar verdim.

Tarihimizin en önemli savaşlarının geçtiği bölgenin bütünsel bir simgesi olarak Çanakkale Savaşı’nın tüm detaylarını gösterecek şekilde donatılan parkta Atatürk’ün anılarında bahsettiği “Bomba Sırtı Vakası” kompozisyonu ağırlıkta yer alıyor.

Anzak ve Türk askerlerine ait birebir boyutlarda 40 heykel figürünün 22 metre uzunluğundaki temsili siperlere yerleştirilmesiyle oluşturulan bu etkileyici kompozisyonun yapımı yaklaşık olarak dokuz ay sürmüş.

Tarihe Saygı Anıtı'nın hemen yanı başında, gerçeğe uygun biçimde yapılmış iki siperde, Türk ve Anzak askerlerinin
gerçek boyutlardaki heykelleri ve kullandıkları savaş malzemeleri görülüyor.