2017/04/25

Erguvan Vakti

Nisan ayı sonlarında başlayıp mayıs başına kadar çiçek açan ve çiçeklenmesi yalnızca iki hafta süren erguvanlarla ilgili planlarım vardı. Özellikle de şuradaki yazıyı hazırladıktan sonra...

O tarihlere rastlayan bir İstanbul gezisi ayarlayıp Boğaz'ı baştan başa kapladığı söylenen erguvanları dünya gözüyle bir görebilmek. Bunu gerçekten de çok istiyordum.

Okuduğum yazılar mayıs geldiğinde İstanbul'da yapılacak en güzel şeyin bir sandal kiralayıp Boğaz'ın maviliğinde süzülerek erguvan sefasına çıkmak olduğunu söylüyordu. En güzel seyrin bu şekilde gerçekleştiğini, erguvanların Boğaz'ın iki yakasındaki yemyeşil koruların arasından eflatun renkleriyle pamuk şekeri gibi etrafa gülümsediklerini anlatıyor, bu eşsiz manzarayı kaçıranların bir yıl beklemek zorunda olduklarını hatırlatıyorlardı. Erguvandan çok etkilenen ve onu yalnızca resimlerden tanıyan ben, bu öneriyi çok cazip bulup aklıma yerleştirmiştim. Bu isteğimi gerçekleştirip erguvanlara gidememedim henüz; ama onlar bana geldiler:)

Hafta sonu yürüyüşünde karşıma çıkan sürprize bakar mısınız?

Deutschland.de - İstikrar

Hayatımın bir parçası haline gelmiş bu dergiler benim için tek kelimeyle ''istikrar'' demek. Hem de en sağlamından.
''Alman disiplini'' kavramının gözle görülüp elle tutulabilen şeklidir adeta. Güven duygusudur, hayranlıktır...
Uzun yıllardan beridir asla sekteye uğramadan adresime gönderilen birer tanıdık yüzdür bu dergiler. Öğrenciliğimden beri her seferinde ilk kez geliyormuş etkisi yaratan bir sevinç vesilesi, mutluluktur...

Bir ülke düşünün ki 1.Dünya Savaşı'ndan işgal altında kalıp yenik çıkıyor. 1940'lı yıllarda ''mega güç'' olarak 2. Dünya Savaşı'na girip yine yeniliyor. İki büyük dünya yenilgisi ve ardından gelen savaş sorunları. Dev krizlerle boğuşan, ancak çok kısa bir sürede toparlanıp ayakta kalan bir ülke.

Şu an dünyada sözü geçen birkaç ülkeden biri olan Almanya'nın bu durumu, başındaki nitelikli devlet büyüklerinden çok, ''Alman Disiplini'' ile ilgilidir. Taviz vermenin, esnekliğin sıfır düzeyde olduğu bu disiplini benimsemiş ve özümsemiş Alman ulusunun bugünlere gelmesinin başka izahı olabilir mi sizce? Öyle bir disiplin ki bu, profesyonellikten çok daha ötesi. Başarıdan başarıya koşup zirve yapmak...

2017/04/07

Sakura Zensen

Yaşanarak öğrenilen her ne varsa son derece kalıcı oluyor ve bir daha unutulmuyor. Bu bağlamda bendeki ilk sırada sakuralar var...

Hava şartları ne olursa olsun çiçeklerinin dallarda taş çatlasa
10-12 gün kadar kaldığını yaşayarak öğrenmiştim. Çılgınca yağan bir yağmurdan bile etkilenmeyip o süreci sağlıklı bir şekilde geçirdiklerini, tüm güzellikleriyle açtıkları en olgun, en muhteşem hallerindeyken aniden dallardan yere düştüklerini de.

Mükemmel bir güzellik ve olgunluk, ani ve acısız bir yok oluş
Samuray ruhu taşıyan Japonlar için ölümle yaşamın birlikteliğidir sakura. Kutsaldır, göründüğü kadar uzun olmayan, çabucak biten yaşamın simgesidir. Sakura çiçeklerinin sunduğu güzellikte 'ani ölüm' olgusunu da gördüklerinden, çiçek açış zamanını yüzyıllardır bir gelenek olarak kutsuyorlar. Aynı zamanda bahara görkemli bir başlangıç yapmak adına oldukça önemli bir ağaç onlar için.

Geçen yıl bu tarihte ağaçlar tamamen çiçeklerle kaplıyken bu yıl henüz açamadılar. Yapraklardaki ilk tomurcuklanmanın başladığı günden bu yana neredeyse 20 gün geçti, halen tek çiçek yok üzerlerinde. Ortalama on gün olan çiçek ömürleri göz önüne alındığında oldukça şaşırtıcı bir durum.
Kış şartları ağır geçtiği için olabilir bu gecikme, kim bilir. Küresel ısınma nedeniyle her yıl farklı tarihlerde gerçekleştiği bilgisi de vardı çünkü. Sakura Zensen'i oldukça önemseyen ve kaçırmak istemeyen Japonlar için meteorolojinin sıkı bir şekilde takipte olduğunu biliyor muydunuz? Çiçek açma tarihleri tüm şehirlere göre bu şekilde(Tık Tık) önceden tespit edilip halka bildiriliyor. 1 yıl önceki tarihlere bakacak olursak onlarda da gecikme var.

Blogda Nisan ayının ilk haftasını bahar çiçeklerine ayırmak bir yıldönümü geleneği'dir bende.
Son üç yıldır sakuralar başrolde. Bu yıl kaçırmak şöyle dursun, en başından yakaladım.
O halde, sakuranın gelişim evrelerini merak edenler için gelsin #sakuratime 🌸🌸😊

2017/03/29

Gotik Edebiyat ve Bir Deha: Edgar Allan Poe

Edebiyatta fon olarak korku ve karanlığın hakim olduğu, mistik olayların yanı sıra derin kişilik çatışmalarını da kapsayan gotik türün en güçlü ismi hiç şüphesiz ki Amerikalı şair, yazar ve eleştirmen Edgar Allan Poe'dur.
Gotik türdeki edebi eserlerin kahramanları acı, keder, yalnızlık ve umutsuzluk benzeri duyguları çok derin yaşayan kimlikler.

Hastalık, yoksulluk, alkol bağımlılığıyla geçen ve 40 yıl süren kısacık hayatına sarsıcı şiirler, edebiyat dünyasında çığır açan hikâyeler ve kuramsal yazılar sığdırmış Poe. Ölümünün üzerinden 1 buçuk asır geçmesine rağmen eserleri halen güncelliğini koruyor. Üstelik yalnızca gotik türün sevenleri tarafından değil, tüm dünya tarafından sevilerek, benimsenerek okunuyor, en çok okunanlar arasında başı çekiyor...

Ölüm olgusu Poe'nun yaşamını tam üç kez sarsıcı biçimde bölmüş, daha 3 yaşındayken ikisi de birer tiyatro oyuncusu olan anne ve babasını art arda kaybedişi, eşinin çok genç yaşta vefatı ''ölüm'' imgesini yaşamı boyunca ayrılmaz bir bütün olarak beyninin kıvrımlarına yerleştirmiş. Yazgısına müdahale etmiş ölüm. Kimsesiz, yoksul, umutsuz bir birey olarak onu dış dünyadan nefret etmeye sürüklemiş. Bu yüzden şiirlerinde ve öykülerinde mistik bir dünya yaratıp gizemli olana yer vermiş.

2017/03/27

Kediler - Market Arabaları

Kedilere olan sempatim gün geçtikçe artıyor. Sevimli halleriyle evlerin olduğu kadar sokakların da vazgeçilmezleri onlar. Görmüş olduğum şu manzara ne kadar hoşuma gitti anlatamam.
Park halindeki motosikletin üzerine çıkmış, sahibinin gelmesini bekliyor sanki. Hem de hiç kıpırdamadan. Adam gelince ''Abi beni bir tur gezdirsene!'' diyecekmiş gibi duruyor orada:)

Bu sevimli sahneyi anı olarak fotoğraflamak istedim tabii. Her zamanki gibi ''Pisi pisi'' diyerek bakmasını sağlayacağım önce. O da nesi? Kedicik gözlerini açıp bir türlü bakamıyor. Tam ''Herhalde gözleri rahatsız'' diye büyük bir üzüntüyle dolmuştum ki hemen imdadıma biri yetişti: ''Kediler güneşte bakamaz!'' Doğruydu galiba. Kedicik başını azıcık sağa çevirince güneşten kurtuldu ve normale dönüştü. Ben de böyle bir durumu yaşayarak öğrenmiş oldum: Kedileri güneşte asla zorlamamak gerek...

2017/03/26

Yunan Mitolojisinde Demeter Efsanesi - Mevsim Döngüsü

Eski Yunanlılar, yeryüzündeki mevsimsel değişikliklerin sebebini ararken tanrıça Demeter ile ilgili hikâyeler kurgulamış. Doğanın sergilediği değişiklikleri ona bağlamış.
Demeter'in kim olduğunu bilmeyenler için durum biraz karışık aslında. Çünkü tanrılar tanrısı Zeus'un hem kız kardeşi hem de ondan hamile kalıp Persephone'yi doğuran tanrıça!
Yunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası. Homeros'un destanlarında geçiyor. Demeter, insanlara toprağı ekip biçmeyi öğreten, ekinleri, özellikle de buğdayı simgeleyen bir tanrıça.
Öyleyse, bugün çektiğim bahar fotoğrafları eşliğinde Demeter'e atfedilen ve mevsim döngüsünün nedenini anlatan mitolojik hikâyeye geçelim hemen.
Yeryüzünün ilk kurulduğu çağlarda yalnızca yaz vardı. Her taraf yeşillikler ve çiçekler içindeydi. Demeter'in güzel kızı Persephone bir gün kırlardan çiçek toplarken yeraltı dünyası tanrısı Hades tarafından kaçırılıp kendi ülkesine götürüldü..

Hades, Zeus'un erkek kardeşi. Zeus yeryüzü hâkimiyetini kardeşleriyle paylaşırken kendisine gökyüzü, Poseidon'a denizler ve Hades'e de yeraltı düşmüştü. Hades artık ölüler ülkesi tanrısıydı. "Hades" kelime olarak ''görünmez'' anlamında. Onu görünmez yapan bir miğferi ve iki uçlu bir asası vardı. Yeraltında bulunan madenler ve hazineler nedeniyle ''Zenginlik Tanrısı'' olarak da adlandırılıyordu. Yeraltının tüm hazineleri Hades'e ait olduğu için Romalılar tarafından adı ''varlıklı'' anlamında ''Pluton'' olarak değiştirildi.