2017/03/27

Kediler - Market Arabaları

Kedilere olan sempatim gün geçtikçe artıyor. Sevimli halleriyle evlerin olduğu kadar sokakların da vazgeçilmezleri onlar. Görmüş olduğum şu manzara ne kadar hoşuma gitti anlatamam.
Park halindeki motosikletin üzerine çıkmış, sahibinin gelmesini bekliyor sanki. Hem de hiç kıpırdamadan. Adam gelince ''Abi beni bir tur gezdirsene!'' diyecekmiş gibi duruyor orada:)

Bu sevimli sahneyi anı olarak fotoğraflamak istedim tabii. Her zamanki gibi ''Pisi pisi'' diyerek bakmasını sağlayacağım önce. O da nesi? Kedicik gözlerini açıp bir türlü bakamıyor. Tam ''Herhalde gözleri rahatsız'' diye büyük bir üzüntüyle dolmuştum ki hemen imdadıma biri yetişti: ''Kediler güneşte bakamaz!'' Doğruydu galiba. Kedicik başını azıcık sağa çevirince güneşten kurtuldu ve normale dönüştü. Ben de böyle bir durumu yaşayarak öğrenmiş oldum: Kedileri güneşte asla zorlamamak gerek...

2017/03/26

Yunan Mitolojisinde Demeter Efsanesi - Mevsim Döngüsü

Eski Yunanlılar, yeryüzündeki mevsimsel değişikliklerin sebebini ararken tanrıça Demeter ile ilgili hikâyeler kurgulamış. Doğanın sergilediği değişiklikleri ona bağlamış.
Demeter'in kim olduğunu bilmeyenler için durum biraz karışık aslında. Çünkü tanrılar tanrısı Zeus'un hem kız kardeşi hem de ondan hamile kalıp Persephone'yi doğuran tanrıça!
Yunan mitolojisinde tarımın, bereketin, mevsimlerin ve anne sevgisinin tanrıçası. Homeros'un destanlarında geçiyor. Demeter, insanlara toprağı ekip biçmeyi öğreten, ekinleri, özellikle de buğdayı simgeleyen bir tanrıça.
Öyleyse, bugün çektiğim bahar fotoğrafları eşliğinde Demeter'e atfedilen ve mevsim döngüsünün nedenini anlatan mitolojik hikâyeye geçelim hemen.
Yeryüzünün ilk kurulduğu çağlarda yalnızca yaz vardı. Her taraf yeşillikler ve çiçekler içindeydi. Demeter'in güzel kızı Persephone bir gün kırlardan çiçek toplarken yeraltı dünyası tanrısı Hades tarafından kaçırılıp kendi ülkesine götürüldü..

Hades, Zeus'un erkek kardeşi. Zeus yeryüzü hâkimiyetini kardeşleriyle paylaşırken kendisine gökyüzü, Poseidon'a denizler ve Hades'e de yeraltı düşmüştü. Hades artık ölüler ülkesi tanrısıydı. "Hades" kelime olarak ''görünmez'' anlamında. Onu görünmez yapan bir miğferi ve iki uçlu bir asası vardı. Yeraltında bulunan madenler ve hazineler nedeniyle ''Zenginlik Tanrısı'' olarak da adlandırılıyordu. Yeraltının tüm hazineleri Hades'e ait olduğu için Romalılar tarafından adı ''varlıklı'' anlamında ''Pluton'' olarak değiştirildi.

2017/03/19

Bir Pazar Günü Gezintisi - Baharı Duyumsamak

Güneşli bir pazar günüydü bugün. Hava ne sıcak ne soğuk, tam istediğim gibiydi.
Keşke dört mevsim aynen bu şekilde devam etse, diye düşünmeden edemiyor insan.
Ardından da 'Kavurucu sıcaklar kapıda mı acaba yine?' benzeri sorular geliyor akla ve moraller bozuluyor. Biliyorsunuz, ülkemizde ilkbahar çok kısa sürüyor.
En iyisi yapılacak işleri bir-iki saat erteleyip kendini hemen dışarı atmak ve bu güzel havada baharı duyumsamaktı.

İyi ki çıkmışım. Mis gibi bahar çiçeği kokularının her yanı sarmalayıp zirve yaptığı bir günmüş aynı zamanda. Geçtiğim her sokaktan farklı bir parfüm kokusu geliyor gibiydi. Erik ağacı bile harika kokular çıkarıyormuş, onu öğrendim bugün. Doğanın terapi etkisi kendini gösterdi yine. Gözüm, gönlüm, ruhum şenlenmiş, bir miktar deşarj olmuş biçimde eve döndüm. Malum, ülkenin iç daraltmayı da aşıp boğmaya çalışan gündemi eşliğinde beden ve ruh sağlığını elden geldiğince korumak gerek.

2017/03/18

Avustralyalı Annenin Ata'ya Mektubu

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlığında yazılan ve yalnızca Anadolu için değil, dünya tarihinde de önemli bir dönüm noktası olan ''destansı'' Çanakkale Zaferimizin
102. yıldönümü bugün. Kutlu olsun.
''Yurtta sulh, cihanda sulh'' ilkesiyle hareket eden Atatürk, temeli Çanakkale'de atılmış barışa dayalı dış politika felsefesiyle yalnızca yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'ne saygınlık kazandırmakla kalmadı. Bütün dünyaya örnek teşkil etti.

Bu bağlamda Atamızın, Anadolu'yu işgale gelip topraklarımızda can veren Anzak askerleri ve annelerine hitaben söylediği göz yaşartan, iç titreten sözlerini anımsatmak istiyorum öncelikle:

''Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.''

Atatürk, 1934

2017/03/09

Mimozalar ve Kadınlar

Mimozanın bir çiçek adı olduğunu biliyordum da nasıl bir çiçek olduğunu öğrenmek bugüne kısmetmiş.
Bilirsiniz, bazı meyve ağaçlarının dışında mart ayı başında çiçek açmış fazla ağaç yoktur etrafta. Bugün geçtiğim yolda büyük salkımlar halinde açmış sarı çiçekleri olan ve tüm canlılığıyla parlayan ağaçlar dikkatimi çekti. Bu ağaçları daha önce de görmüşüm fakat hiç önemsememişim, ne garip! Fotoğrafını çekip Google Görseller'de aratınca sadece mimoza olduklarını değil, konuyla ilgili ne kadar cahil kaldığımı da öğrendim.

Mimoza; çiçekleri sarı, bazı türleri beyaz ya da menekşe rengi olabilen, yaprakları akasya yaprağına benzeyen baklagillerden bir süs bitkisi olarak geçiyor. İsmi hemen hemen tüm dünya dillerinde aynı. Örneğin, Arapça ve Rusçada ''mimoza'', Japonca ve İtalyancada ''mimosa''. Kökeni Latince ''taklit etmek'' anlamındaki ''mimus''tan geliyor. ''Mimosa''nın anlamı ise ''taklitçi''...

Peki ama bir bitkiye neden böyle bir isim verilsin?
Çünkü ona dokunulduğu zaman yapraklarını kapatıyor. Evet, böyle şaşırtıcı bir hareket sergiliyor. İşte bu yüzden hassas, alıngan ya da utangaç olduğunu onaylayıp ''mimoza'' adını vermiş ona pek çok ülke. Bizim dilimizdeki bir diğer adı ''küstüm çiçeği''. Dokunulduğu zaman yapraklarını katlayıp içeri çekmesi ve aşağı sarkıtması çiçek dilinde ''fazla alıngan'' anlamına geliyormuş.

2017/02/20

Picasaweb'ten Anlayan Arkadaşlar, Yardım Lütfen!

Picasaweb'de onca yıldır dünya kadar fotoğraf birikmiş. Aralarında blogda kullanmadığım fazlalık fotoğraflar da var. Kota epeyce dolmuş, ne olur ne olmaz bir temizlik yapayım, dedim. Demez olaydım. Tam gereksiz fotoğrafları sırayla siliyordum ki, bir de baktım ZEUGMA albümü kayboldu.

Bir anlık dalgınlık sonucu ''Fotoğrafı sil'' değil de ''Albümü sil'' seçeneğini tıklamışım demek ki. Panik içinde ''Allahım, ne olur korktuğum gerçekleşmesin!!'' dedim ama boşunaydı. Albümü her yerde aradım, yoktu! Blogda kullandığım fotoğrafların yüzde 90'a yakını 15 dakikaya kalmadan kayboldu...!!!😱
Picasaweb'de ''Otomatik Yedekleme'' diye bir bölüm var. Oraya yönlendim. Maalesef aktif değilmiş. Orada tek bir fotoğraf bile yedeklenmemiş. Şu an için hiçbir yerde fotoğraflarımın asıllarını bir daha bulmam mümkün değil. Google'daki ''önbellek''ten bile temizlenmişler.

Belki bir umut, konuyla ilgili bilgisi olan arkadaşlar vardır. Böyle bir durumda başka bir çare varsa ve bana yol gösterebilirlerse çok ama çok mutlu olacağım. Lütfen yardım edin arkadaşlar.🙏