Pazartesi, Şubat 1

Sevgililer Günü'ne Dair

Ne çok özel gün var değil mi?
Şimdiden hazırlıklı olun ve sakın unutmayın o halde. Sevgililer Günü çok yakın. Gerçi unutmanız ne mümkün? Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız mağazalar ve vitrinler ışıklı neonlarla bas bas bağırmaya, beyninize kazımaya başlamıştır bile.

Özel günlerle hediye kavramı asla birbirinden ayrılmaz çünkü. İşin temelinde ''aşk'' varsa pasta çok daha büyük, sektör çok daha vurucudur üstelik...

Hepimizin bildiği gibi birilerinin birtakım olaylara göre belirlediği tarihlerden biridir 14 Şubat. Aziz Valentine'in ölümü anısına sevginin hediye olarak sunumu ve günümüze kadar korkunç bir alışveriş çılgınlığına dönüşerek gelmesi olayıdır.

Bana soracak olursanız kavgaların ve küskünlüklerin tavan yapabileceği riskler taşıyan bir gündür. Sevginizi gösterebilmeniz için ''ne kadar çok para o kadar büyük sevgi'' zihniyetiyle para harcamanızı şart koşan, kapitalizm gereği ortaya çıkmış bir pazarlama stratejisidir.

Read more...

Perşembe, Ocak 28

Doktor Hanımın Derdi Ne?

Yaklaşık bir buçuk yıl önce yazmış olduğum BÖYLE BİR YAZIMA az önce, yani gece yarısına yakın bir yorum geldi. Yorum Amerika'da yaşayan bir bayan doktor tarafından yazılmış.

Dr. Zeynep ŞAHİN. Tıpta uzmanlaştığı bir dal henüz yok...

Sözüm ona yazımı okumuş ve algılama seviyesinin düşüklüğüyle komik duruma düşeceğini hiç hesaba katmadan verip veriştirip giderken, yorum yapılamayan sitesinden link vermeyi de unutmamış.

Beethoven'ın sıra dışı hayatını anlattığım masumane bir yazıdan neler çıkarmış inanamazsınız. Kürtajın cinayet olmadığını düşündüğümüzü belirterek bu tarz düşünenleri ''katil'' olarak damgalayıp gitmiş resmen. ''O zaman Haiti'deki insanları da gaz odasına doldurup öldürelim, vb. '' şeklinde sıralayıp sitesindeki videoyu izlememizi ve onunla tekrar konuşmamızı eklemeyi ihmal etmemiş...

Read more...

Pazar, Ocak 24

Kar,Sömestir ve Biraz Keyif

Bugün birazcık yemek blogu oldum (Çünkü yazı yazmaya vaktim yok).
Akşam yemeğinde menüye ekleyeceğiniz böyle yaratıcı bir spagetti sonrasında,

kahvenin yanında elmalı ay kurabiyesine ne dersiniz?
Ben bayılırım...
(Tarifi yorumlarda)

Read more...

Cumartesi, Ocak 16

Bunu Biz Başardık

Kışın tam ortasındayız ve Ocak ayı yarılandı ama halen kar yok, farkındasınız değil mi?

Nerede yeni yılı simgeleyen o kar manzaraları, dışarıda kartopu oynayan çocuklar?

Bugün büyük bir özlemle, yağan karın aylarca ortadan kalkmadığı lise yıllarımdan kesitler geldi aklıma. Okula gitmek için sabah erkenden karların içinde gacırtılar çıkararak yollara düşüşüm...

Geceden yağmış bir kara uyanmak ve okula gitmek gibisi yoktu. Karın sabahın ilk ışıklarıyla o hiç bozulmamış halinin olağanüstü mavimsi görünümü eşliğinde tablo gibi olurdu okul yolu. Botlarımın içine mutlaka kar suyu kaçar, ayaklarım sırılsıklam olmuş ve donmuş vaziyette okula ulaşırdım.
Ya diğer kızlarla birlikte kaloriferin önünde ayaklarımızı kurutup ısınmaya çalışırken sıra bekleyen oğlanlardan işittiğimiz azarlar?

Read more...

Perşembe, Ocak 14

13 Rakamı ve Uğur(suzluk)


Ne zaman ayın 13'ünde başıma ters bir durum gelse aklıma ister istemez 13 rakamının uğursuzluğu gelir.
Nitekim bugün Windows'u çöküp kararan ve sesini kesen bilgisayarım iki saatini tamirde geçirip eve geldiğinde birçok program yok olup gitmişti.

Bu tür rastlantılara inanmıyor, her seferinde kötü bir tesadüf olarak düşünmeye çalışıyordum. Artık eminim...

Bu inancın kökü mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara dayanıyor. İskandinavya'da Vikingler'in meşhur tanrısı Odin ile Frigga'nın oğulları Balder bir ziyafet verir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, Yalan ve Hile Tanrısı Loki, davetli olmadığı halde 13.kişi olarak ziyafete zorla katılmak isterken olay çıkar ve Loki diğer tanrılar tarafından çok sevilen Balder'ı öldürür.

Read more...

Pazartesi, Ocak 4

Başın Öne Eğilmesin

Hayatımızda iz bırakmış şarkılar vardır hani. Dinlerken içimizde tuhaf bir sızı başlar ve gitgide büyüyerek o izlerin yer aldığı günlere doğru sürükler bizi.
Benim de böyle bir şarkım var.
Sözlerini Sabahatttin Ali'nin ''Anadolu'nun Alcatraz'ı'' tabiriyle ünlenmiş Sinop Cezaevi'nde yatarken yazdığı ve beni kilometrelerce uzaklara, mesleğimin ilk günlerine alıp götüren...

Okula giderken hergün önünden geçerdim bu cezaevinin. Oradan her geçişimde bu şarkı tınılarıyla birlikte kulaklarımda yankılanır, Sabahattin Ali'yi sanki o an oradaymış gibi hisseder, bunu her seferinde yaşardım. Bu esnada onu izbe bir hücrede, orada yatmayı hiç haketmeyen, acılar içinde bir imge olarak gözümün önüne getirir, neler çektiğini, sevdiklerini kimbilir nasıl özlediğini düşünürdüm içim sızlayarak.
Onun da Almanca Öğretmeni oluşu aklımdan hiç çıkmaz, şarkının sözleri hem bu yüzden, hem sevdiklerimden çok uzakta olmam nedeniyle kendimle ilgili de hüzne sokardı beni.

Yaşadığım duygular ve kendiliğinden gelişen bu empati özellikle kışın, Karadeniz'in ürkütücü ''deli dalgaları'' cezaevinin duvarlarını ''yalarken'' kötü yapardı ruh halimi.

Read more...

Cuma, Aralık 25

Terapi


Ne zaman birileri ya da bir şeyler yaşama sevincime ket vursa, dünyanın ne kadar haksızlıklarla dolu ve çekilmez bir yer olduğunu, içinde ne kadar kendini bilmez, akıl almaz insanlar bulunduğunu düşünsem, aklıma ilk gelendir.

İlahi öğretilerinde kelimelerin arasına sakladığı o derin manalarla birlikte inanılmaz bir huzura, yani ''Mevlana ile Tasavvuf''a yolculuğum başlar. Onun verdiği telkinlerle güneşte, ayda, denizde, ağaçta, toprakta, küçücük bir böcekte bile ''hakikat''i görmem demektir bu.

Yüzyıllar öncesinden gelen bu telkinler terapi gibidir.

''Her şeye rağmen'' vazgeçmemeyi, ilahi ahlakla nasıl donanacağınızın yollarını bulursunuz onların içinde. Yaradan'ın varlığını, birliğini ve gücünü hiç aklınızdan çıkarmadan...

Mevlana'ya göre;
Dünya, insan, yerde ve gökteki her şey, kendi mahsulü olan bir ressamın eseridir (Eflaki II:125).
Tıpkı Platon'un Tanrı'nın bir ressam gibi dünyadaki cisimleri onların idelerine bakarak çizdiğini ve şekillendirdiğini söylemesi gibi.

Read more...
 
©2009 Z E U G M A | by TNB