2018/03/31

Kamelya ile Mor Çiçekli Manolya

''Kamelyalı Kadın'' deyince aklınıza ne gelir?
Benim aklıma annemin yıllar önce övgüyle bahsettiği bir film gelir. Filmini mi seyretti, kitabını mı okudu tam bilemiyorum aslında. Bildiğim bir şey varsa annemin Kamelyalı Kadın'dan çok etkilendiği ve bu yapıtın yıllar önce onun sayesinde aklıma kazındığı.

''Kamelyalı Kadın'' Alexander Dumas Fils'in yazdığı,
19. yüzyıl Paris'inde geçen, gerçekte yaşanmış tutkulu bir aşkı ''nefes kesen bir dille'' anlatan ve döneme damgasını vuran etkileyici bir roman.

Aşk klasikleri arasında sağlam bir yere oturan romandan uyarlanarak 1936'da çekilmiş ve Oscar'a aday gösterilmiş aynı adlı bir de film var.
Filmde kamelya çiçekleriyle ünlü bir fahişeyi canlandıran Greta Garbo'nun unutulmaz bir performans sergilediğini, romanın 1957 yılında bizde de filme alındığını, hatta Deniz Türkali'nin başrol oynadığı bir müzikal olarak uzun süre sahnelendiğini de öğrenince birkaç gün içinde filmini bulup seyretme isteğiyle doluyum şu an.

Kamelyalı Kadın'ın böyle birdenbire gündemime düşme nedeni ne olabilir? Bu aralar bahar çiçekleriyle fazlasıyla haşır neşir olmam tabii ki. Onca yıl sonra kamelya'nın ''kendiliğinden'' karşıma çıkıp beni şaşırtması, geçmişe sürüklemesi, farkındalık duygusunun önemi. Çocukluğumdan beri bir kez olsun merak edip de kamelyanın nasıl bir çiçek olduğunu öğrenmeyişimin şaşkınlığı. Neyse efendim. Mart ayının bitmesine saatler kala Doğa Ana'nın mart etkinliklerine üst sıradan girmesi gereken esaslı iki çiçek daha getirdim:)

2018/03/30

Doğa Ana'nın Mart Ayı Etkinliği

Hava sıcaklığının gitgide artacağı anlamına gelen ilkbahar ekinoksu bu yıl 21 Mart Çarşamba günü gerçekleşmişti.

Baharı müjdeleyen ilk çiçekler genellikle ekinokstan birkaç hafta önce açmaya başlar. Bunların başında ocak ayında filizlenmeye başlayan mimozalar ile parlak yapraklı kartopular gelir, akabinde papatyalar çıkardı. Sonrasında da her yıl en fazla bir-iki hafta değişimle badem, erik, kayısı gibi meyve ağacı dalları bahar çiçekleriyle donanmaya başlar, döngü çok da fazla sekteye uğramadan devam ederdi.

İçinde bulunduğumuz yıl eylül ayı hayli sıcak geçmişti. Ekim normallerin bir parça altını denese de kasım ortalamaların üzerinde seyretti. Aralık ayı cömertçe sergilediği güneşi ve ılımanlığıyla baharı yaşatmış, kardı, kıştı unutulup gitmişti. Üstelik bu sıralamayı benim diyen meteorologlar bile tahmin edememişti. İpler Doğa Ana'nın elindeydi. Havanın, suyun toprağın hakimi doğaydı tabii. Mis kokulu çiçek kızlarını canı ne zaman isterse o zaman uyandırmaya karar vermişti:)

Vee... Aylar süren bahar esintileri sonrası sürpriz bir faaliyet gösterisi başladı. Etkinlik zamanı olarak mart ayı seçilmişti. Rengârenk bir sunumla, mis kokulu, çok kapsamlı, kesintisiz bir şölen sergileniyordu. Martta boy gösteren birkaç çiçeğe eşlik etmek üzere otların içinde kaybolmuş, dallara sıralanmış, çalıların üzerinde peyzaj süslemesine renk katmış miniminnak, renk renk, boy boy ne çok çiçek vardı. Martın ortasında çıkan gelincikler bu yıl nasıl da erkenci? Erguvan ve leylakların martta uyandıklarına şahit olan var mı sahi? Morsalkımların çardaklardan hızla ve hevesle serpilişlerine?

2018/03/19

2018 Troia Yılı Etkinlikleri

Biliyorsunuz 2018 yılı, Troia'nın UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilişinin 20. yılı nedeniyle tüm dünyada ''Troia Yılı'' olarak ilan edildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çanakkale Valiliği tarafından dünya genelinde sürdürülen çok kapsamlı tanıtım çalışmalarının yanı sıra belediye tarafından gerçekleştirilen etkinlikler de Troia’ya olan ilgiyi bir hayli artırmış durumda.

İlk kez 1863 yılında Frank Calvert, daha sonra Heinrich Schliemann tarafından ortaya çıkarılmış görkemli bir antik kent olan ve ''Bin pınarlı İda'' olarak da anılan Troia, Doğu ve Batı kültür hazinelerinin antik destanlarla harmanlanarak gerçekliğe ulaştığı bir ören yeri. Dünyanın en ünlü antik kentlerden biri. Kentte ortaya çıkarılan 9 katman, ucu Erken Tunç Çağı'na dayanan kesintisiz 3000 yıldan fazla bir zamana işaret ederken, üzerinde hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle olan önemli ticari ve kültürel bağlantıları da serilmiş ortaya.

2018 Uluslararası Troya Yılı önemli etkinliklerle sürüyor. Çanakkale Belediyesi bu kapsamda cadde ve sokakları ''2018 Troia Yılı'' tanıtım afişleri ile donatırken, yurt içi ve yurt dışı fuarlar dahil, pek çok alanda yıl boyu yapacağı tanıtım çalışmalarına ivme kazandırmış durumda. Bin pınarlı İda büyük bir heyecan ve de gururla sizleri bekliyor...

2018/03/18

Çanakkale Deniz Zaferi'ne Adım Adım

İlk Kapsamlı Harekat (The First Extensive Campaign)
19-25 Şubat 1915
İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan müttefik donanma, 19 Şubat'ta Boğaz girişinde bulunan Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaya başladı. 25 Şubat'ta ise giriş tabyaları kullanılmaz hale getirildi.
19-25 February, 1915/ On the 19th of February, the Allied Navy, which comprised British and French battleships started to bombard Sedd el Bahr, Kumkale and Orhaniye bastions located at the entrance of strait.


Nusret Mayın Gemisi (Nusret Minelayer Ship)
8 Mart 1915
8 Mart sabahı Nusret Mayın Gemisi saat 05.00'ten itibaren saat 08.00'e kadar Erenköyü Koyu'na 26 adet mayın bıraktı.
March 8, 1915/ At tha morning on March 8, the Nusret minelayer laid 26 mines in Eren Keui Bay from 5 am to 8 am.

2018/03/17

Çanakkale'nin Evlatları - Şehit Günlükleri

Çanakkale Savaşı bir milletin şahlanışı, var oluşu, tarih sahnesinden silinmek istense de yok olmayışının destansı öyküsü...

Ülkemizin ilk dijital savaş müzesi unvanını elinde bulunduran ve Çanakkale'nin odak noktası konumundaki İskele Meydanı üzerinde bulunan Çanakkale’nin Evlatları İnteraktif Deneyim Sergisi, Çanakkale Savaşı’nın tüm yönleriyle ele alındığı dijital bir sergi.

Kale Grubu tarafından iki yıl önce yaptırılan müze ziyaretçilerine gazilerin ses kayıtlarından oluşturulmuş özel yapımlardan hatıra defterlerine, arşiv belgelerine ve çok özel fotoğraflara kadar 1915 yılı Çanakkale Zaferi'ne dair tüm belge, bilgi ve görüntüleri dijital bir deneyimle ve İngilizce tercümeleriyle birlikte sunuyor.

Çanakkale'nin o altın neslinin günümüze taşındığı sergide bugünkü nesillerin daha aydınlık bir geleceğe kanat açmalarına hizmet etmek amaçlanmış. Dijital kategoride ''2016 Yılının En Yaratıcı Sosyal Sorumluluk Kampanyası Ödülü'''nün sahibi olan interaktif sergiye yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından gösterilen ilgi oldukça yoğun.

Cephede günlük tutan askerlerimizin öyküleri son derece etkileyici. Orijinal halleriyle sergilenen mektuplar okuyanın içini titretiyor. Henüz 21 yaşındayken şehit olan İbrahim Naci’nin mektubu 3 yıl önce gün ışığına çıkmış. Şehit teğmenin vatan aşkıyla atan kalbi, ziyaretçilerin yüreğinde 100 yıl sonra hayat buluyor.
Aldığımız her nefesin, onların bu topraklar için verdiği ''son nefes'' sayesinde olduğu bilinci içinde, rahmet ve minnetle...

2018/03/15

2018 İskeçe Karnavalı (Xanthi Carnival)

Selanik- İskeçe Karnavalı gezimize kaldığımız yerden devam.
Geceyi Selanik'te geçirdikten sonra sıra geldi otelin önünde bekleyen otobüsümüzle sabah erkenden İskeçe'ye doğru yol almaya.

Yunanca ismi Xanthi olan İskeçe, Gümilcine ve Dedeağaç'la birlikte Türklerin en yoğun yaşadığı kentlerden biri. ''Binbir Rengin Şehri'' adıyla da anılan kentin tarihi M.Ö 800'lü yıllara dayanıyor.
İskeçe adı ''Eskice''den kaynaklı. Çünkü şehir Osmanlılar zamanında Eskice ve Yenice olarak iki yerleşim biriminden oluşuyormuş. Yenice, büyük bir yangın sonucu yok olunca, orada yaşayan halk İskeçe merkeze taşınmış. Günümüzde Kavala'ya uzaklığı 55 km olan 65 bin nüfuslu küçük bir kent İskeçe. Karnaval zamanı nüfus en az on katı.

Şehrin merkezindeki Plateia Kendriki adlı meydanda Saat Kulesi ve Ayasofya Kilisesi bulunuyor. 1870'de İskeçe’nin önde gelen isimlerinden Hacı Emin Ağa'nın yaptırdığı saat kulesi Osmanlı döneminden kalma. Belediye saat kulesinin 1972 yılında yıkılmasına karar vermiş ancak halktan büyük tepki gelince vazgeçilmiş.

Mağazalar ve kafelerle çevrilmiş olan İskeçe Meydanı'nın pazar günleri dışında günün her saati son derece hareketli olduğunu, saat kulesinin aralık ayı sonlarında Noel süslemeleriyle bezendiğini öğreniyoruz. Meydan bugün karnavalın son günü yapılan geçit törenlerinin merkez üssü konumunda.

Balkanlar’ın en gözde festivallerinden biri olan İskeçe Karnavalı 40’tan fazla dernek ve oluşumun katıldığı, renk renk kostümler ya da geleneksel giysilerle şehrin tüm sokaklarının karnaval havasına büründüğü bir dönemi kapsıyor.

2018/03/12

Selanik'ten İskeçe Karnavalı'na

Ve nihayet üç hafta sonra da olsa, hafta sonuna sıkıştırılmış Selanik - İskeçe Karnavalı gezimizi yazmaya başlıyorum.

Bu kadar kısa bir sürede gezebildiğimiz nokta elbette ki kısıtlıydı. Zaman hiç mi hiç yetmedi.
Gezi sonrası aklıma yerleşen ise özellikle Selanik'e en kısa zamanda bir kez daha gidilip doya doya gezilmesi gerektiği.

Makedonya kralı Cassander tarafından M.Ö. 315 yılında kurulan, Roma döneminde önemli bir metropol olan, Bizans İmparatorluğu'nun en büyük ve en zengin kenti Selanik ile başlıyorum. Aklım sende kaldı Selanik, duy beni...

"Thermaikos Körfezi'nin Gelini" diye tanımlanan Selanik (Thessaloniki), Yunanistan'ın ikinci büyük şehri. İsmini Büyük İskender'in üvey kız kardeşi Thessalonike'den almış.
''Thessalian Zaferi'' anlamındaki sözcük, Yunanca iki kelimeden oluşuyor: Thessalos ve Niki

Prensese bu isim babası tarafından Teselyalı kabileleri yenmesi şerefine verilmiş. Selanik'in tıpkı ismini aldığı Thessalonike gibi ''Ege'nin Prensesi'' diye geçmesi kim bilir belki de bu yüzden. 1,2 milyon nüfusuyla Balkanların en hareketli kenti. ''Yunanistan'ın Kültürel Başkenti'' diye de biliniyor.

İskeçe Karnavalı nedeniyle yaşanan yoğunluktan dolayı gümrükte en az üç saat süren sıkıcı bir bekleme sürecinden sonra, sabaha karşı komşuya geçiş yaptık. Kısa bir süre sonra ilk dikkatimi çeken yol kenarlarındaki maketten yapılmış rengarenk şapeller oldu. Bu şapellerden bazıları onlarcaydı ve tepeye kadar devam ediyordu. Rehberimiz Yunanistan'da bunlara çok sık rastlandığını, trafik kazalarında hayatını kaybeden kişileri temsilen kaza yapılan noktalara konmasının bir gelenek olduğunu söyledi. Şapeller bir ara o kadar sıklaştı ki trafik kazası sıklığı bakımından onların da bizden pek farkları olmadığını anladık. Tüm bunları sabaha karşı öğrenmemiz ise hayli ürpertici oldu diyebilirim.