2019/01/14

Evde Şalgam Suyu Yapımı

TV kanallarına konuk edilen doktorların sağlıklı yaşam adına önerdikleri besinlerle yakından ilgilenir, genellikle uygular ve öğrendiklerimi zaman zaman yazı haline getiririm. Son dönem mor renkli sebze ve meyvelerin bağışıklık üzerindeki güçlü etkilerinden sıkça bahsedilir olunca, özellikle de mor gıdaların içeriklerindeki maddelerin kanser hücrelerini belirli oranda yok ettiğini, bu yiyecekleri tüketen kadınların kalp krizi riskinin çok düşük olduğunu, tüm bunların araştırmalarla kanıtlandığını öğrenince konuya yine kayıtsız kalamadım.
Öncelikle mor gıdaları bir hatırlayalım...
Mor havuç, mor lahana, mor karnabahar, patlıcan, mor incir, karadut, böğürtlen, vişne, anjelika eriği, mürdüm eriği, yaban mersini... Mevsim kış idi. Sağlık için sayısız yararları olan mor renkli sebze ve meyvelerin zirvesine oturtulan mor havuç (siyah havuç) ile doktorların antibiyotiksiz bir kış için etkili bir seçenek olarak da önerdiği şalgam suyu yapımına soyunmanın tam zamanıydı.
İtiraf etmeliyim ki, Güney illerimizde kebapların yanında yaygın olarak tüketilen geleneksel şalgam suyunu hayatında iki kez deneyimlemiş biri olarak pek beğendiğim söylenemezdi. İçtiğim ilk şalgam suyu marketlerde hazır şişe içinde satılanlardandı. Asla benim damak tadıma göre değildi. İki yudum aldıktan sonra devamını getirememiştim. İkincisini de bu yıl bir balık restoranında millet ayıla bayıla içiyor diye özenip zar zor bitirebilmiştim. Adana'ya henüz gidemedim; ama ev yapımı olanı kesinlikle bir şans daha vermeyi gerektirir diye düşündüm ve öğrendiğim onca bilgiden sonra evde şalgam suyu yapmaya karar verdim. 😊

2019/01/10

İNCİLİ GASTRONOMİ REHBERİ RAFLARDA


Türkiye’de benzeri olmayan bir değerlendirme ve derecelendirme yöntemi kullanarak gastronomi rehberi hazırlamaya karar verişimizin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti.

Artık dünya çapında restoranlarımız, şeflerimiz, tadı damaklarda yer eden lezzet duraklarımız olmasına karşın geçtiğimiz yıla kadar sektörü etik kurallar çerçevesinde değerlendirecek, işini iyi yapanları teşvik edecek, yeme-içme severlere yol gösterecek bir rehber yoktu.
Bu açık Hürriyet Gazetesi ve Karaca iş birliğiyle kapandı. Türkiye’nin en güçlü yeme- içme yazarları, kanaat önderleri ve gizli müfettişlerinin katkılarıyla İstanbul, Bodrum, Alaçatı ve Çeşme’deki restoranları değerlendiren ilk İncili Gastronomi Rehberi 2017 Kasım’ında yayımlandı.
İncili Gastronomi Rehberi’nin ikincisi ise 18 Aralık itibarı ile raflardaki yerini aldı. Ardında yoğun bir emek ve zorlu bir süreç olan rehberin bu yıl kapsamı da genişledi, İzmir ve Ankara’daki restoranlar da değerlendirmeye dahil edildi. 422 restoran ve 257 lezzet noktasının yer aldığı rehberimizin içeriği kadar tasarımında ve derecelendirme sisteminde de yenilikler var. İnci sayısı dörtten beşe çıktı. Ayrıca restoranlar kategorilerine ayrılarak aranan yerlerin daha kolay bulunacağı bir düzenleme de yapıldı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin websitesine https://inciligastronomirehberi.hurriyet.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İLKELER

  • Gastronomi Rehberi projesinde görev alacak gizli müfettiş seçimleri yapılırken restoranlarla özel ya da maddi ilişki olmamasına dikkat edildi.

  • Yeme-içme tutkunları arasından seçilen müfettişlerden 'görevlerini', çevrelerinden ve puan verdikleri yerlerden kesinlikle gizli tutmaları istendi.

  • Şefler, restoran sahipleri ve işletmeciler etik olmayacağı düşüncesiyle müfettiş olarak seçilmedi.

  • Gönüllülük esasına göre katkıda bulunan 200’ün üzerinde gizli müfettiş son bir yıl içinde gittikleri restoranları değerlendirdi.

  • Listemizde olan her işletme en az üç müfettiş ve proje ekibinden bir kişi tarafından ziyaret edildi. 

  • Kurgulanan sisteme göre restoranlar malzeme, lezzet, servis, kimlik, sunum ve dekorasyon özellikleriyle puanlandırıldı.

  • Sistemin kapanmasının ardından çıkan sonuçlar proje ekibi ve danışma kurulunun kanaatlerinin de dikkate alınmasıyla nihai halini aldı.

  • İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme, Alaçatı ve Bodrum’daki restoranları kapsayan rehberde 5 İncili 3; 4 İncili 30; 3 incili 86, 2 incili 168 ve 1 incili 135 olmak üzere toplam 422 restoran ve 257 lezzet noktası bulunuyor.

  • Listeler hazırlanıp değerlendirmeler başladıktan sonra açılan mekanlara ‘Yeni Açılanlar’ bölümünde yer verdik.

  • Ayrıca yeni açılan ve kapanan restoranlar web sayfamızda güncellenecektir.

  • İnci Açılımları

  • 5 İnci: Olağanüstü deneyim

  • 4 İnci: Mükemmel

  • 3 İnci: Çok iyi 

  • 2 İnci: İyi 

  • 1 İnci: Gitmeye değer 

  • Restoranların fiyat aralığı;

  • ₺:        0-50 TL

  • ₺₺:     50 – 100 TL

  • ₺₺₺:  100 – 250 TL

  • ₺₺₺₺:            250 TL+


  • Bir boomads advertorial içeriğidir.


    2018/12/29

    48 Saat Etkili Doğal Deodorant

    Kimyasal ürünler sınıfında yer alan, yeni yıl hediye tercihleri arasında tartışmasız başı çeken kozmetikler hakkında, özellikle de ter kokusunu engellemek ve terlemeyi azaltmak üzere kullandığımız parfüm ve deodorantlar ile ilgili birkaç sözüm var bugün. Bu vesileyle yazdan beri kullandığım "mucizevi etkide" doğal bir çözüm yazacağım buraya.

    Hepimizin bildiği üzere roll on ve deodorantların içerisinde başta alüminyum, parafen, ftalat, triklosan vb. sayısız zararlı madde bulunuyor. Birçok deodorantın içeriğinde ise CFC adı verilen bir gaz. Bu maddelerin kanserojen olduğu konusunda bilim adamları sık sık uyarılarda bulunuyor. Özellikle alüminyum, meme kanseri vakalarında tetikleyici etkisi kanıtlanmış bir madde. Peki, deodorantlarda kullanılmış klor adlı maddenin ozon tabakasında birikerek delinmeye yol açtığını bilmeyen kaldı mı? Ancak, tüm bunları bilse bile deodorant (ya da roll on) kullanmaya devam edenlerin sayısı hiç de az değil ne yazık. Şu da bir gerçek ki; ürün içeriğini inceleyerek satın almak nereye kadar sağlıklı? "Doğal ürün" adı altında satılanlardan da yüzde yüz emin olamıyor insan. Sözü daha fazla uzatmadan hemen 48 saat etkili, yüzde yüz doğal deodorant tarifine geçiyorum. Malzemelerimiz yalnızca Hindistan cevizi yağı ve karbonat. Bir de minik cam kavanoza ihtiyaç var. Eski tarihli kremlerin cam kavanozlarını yıkayıp kullanmak çok pratik oluyor. Ben öyle yaptım. 😉

    2018/11/28

    Troya Müzesi'ndeki Büyüleyici Atmosfer!

    Çanakkale Tevfikiye Köyü sınırları içinde bulunan ve her yıl ortalama 500 bin kişinin ziyaret ettiği Troya Antik Kenti'ne 5 dk mesafedeki Troya Müzesi'ndeyiz. Dünya çapında ses getirecek ve turizmi son derece olumlu etkileyecek bir proje olan müzenin yapımına Kültür ve Turizm Bakanlığının açtığı bir yarışma sonucu birinci olan proje kapsamında 2014 yılında başlanmıştı. Bu yıl 10 Ekim itibariyle ziyarete açılan Troya Müzesi pek çok anlamda bir ilk.
    Müze kompleksinin dışarıdan bakıldığında peyzaj içerisine oturtulmuş bu görünümü, topraktaki bir yarıktan yükselen "dev bir arkeolojik bulgu" olarak algılanması için. ('Yeryüzündeki bir yarıktan toprak üstüne yükselen 32*32 m boyutlarında kare planlı robust obje' diye geçiyor).

    Yapının, paslanmış metal (corten) ile kaplı olmasının nedeni; topraktan çıkarılmış antik testi ya da çömlekler gibi biraz çizilmiş, bozulmuş görünüm versin, kendine özgü dokusuyla ardında bir geçmiş, bir yaşanmışlık olduğunu hissettirsin diye.

    Troya Milli Parkı'ndaki turizm potansiyelini harekete geçiren Troya Müzesi aynı zamanda Milli Park içindeki köylülerin turizm gelirinden pay almasını da sağlamaya başladı.

    2018/11/11

    Tak Sepeti Koluna, Haydi Bozcaada Bağbozumuna!

    Bu yıl Bozcaada'dan gelen ve sloganı "Tak sepeti koluna, haydi bağ bozumuna!" olan, kayıtsız kalınamayacak bir davet vardı. Üstüne üstlük Ata Demirer; "Kargalar yimeden sen yi!" diye bas bas bağırıyordu:) Bir şenlik kapsamında dünyanın en lezzetli üzümlerini Bozcaada'daki bağlardan, dallarından toplamak harika olmalıydı. Adanın 19 yıldır süregelen ünlü Bozcaada Bağbozumu Festivali bu yıl 7-9 Eylül tarihleri arasındaydı. Adaya günübirlik de olsa gitmenin, bir günlüğüne olsa bile ada havası almanın, festival atmosferi içinde eğlenceli ve heyecanlı saatler geçirmenin tam zamanıydı.

    İşte bu nedenle Bozcaada'ya gidip adanın ünü dünyayı aşmış üzüm pazarını 'destekleme ve genişletme amaçlı' bağ bozumu turlarına katıldık.
    Ege’nin en güzel üzümlerinden elde edilen şarapların bağlarını gördük. Üzüm yemek üzere götürüldüğümüz bağda mis kokulu üzümleri yemekle kalmadık, kolumuza taktığımız sepetleri de tıka basa üzümle doldurup eve getirdik.
    Sözün özü; "Tak sepeti koluna, haydi bağ bozumuna!" diyenler kervanına katılıp gerçekten de unutulmaz bir gün geçirdik...

    Toplamda 3 gün süren festival kapsamında, eski bir geleneği unutturmayıp yaşatmak adına çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinliklerin başında sembolik olduğu kadar bir o kadar da eğlenceli olan bağ bozumu etkinliği var.

    2018/10/31

    Efsaneyle Gelen Terim: Aşil Tendonu

    Aşil tendonu, sporcu yaralanmaları haberlerinden kulağımızın aşina olduğu bir terim, öyle değil mi? En azından, David Beckham ve Sergen Yalçın gibi ünlü futbolcuların Aşil tendonu sakatlığı geçirdiğini ve aktif spor yaşamlarının bir daha eskisi gibi olamadığını mutlaka duymuşuzdur.

    Topuğumuzun hemen üzerinde bulunuyor Aşil tendonu.
    Baldır kaslarını topuk kemiğimize bağlayan, cildin altında hissedilen/görülebilen, kıkırdakımsı ve uzunca bir yapı.
    Koşma ve yürümemizdeki en önemli görev onun üzerinde.

    Bu tendon, bacağımızın arka kısmındaki kas grubunun ürettiği hareketi, topuk kemiği bağlantısıyla ayağa ve ayak bileğine iletiyor. Vücudumuzun beş yüz kg'lık gerilmelere bile direnç gösterebilen en güçlü tendonu...

    Aşil tendonu koptuğunda baldırdaki güçlü kaslar fonksiyon dışı kaldığı için tedavisi uzun süren, ciddi bir sakatlık çıkıyor ortaya. Bu kopmanın tıp dilindeki adı ''Aşil Tendon Rüptürü''. Günümüzde farklı teknikler geliştirilmeye çalışılsa da, ameliyatsız tedavisi oldukça zor bir sakatlık.
    Aşil tendonu rahatsızlıkları mitolojideki gibi ölümcül değil, ancak çok sancılı. Yaralandığı zaman yürüme esnasında ağrı ve acı duyulurken, kopması halinde yürümek imkânsız hale geliyor. Ödem oluşması durumunda ise sürekli tekrarlanan bir rahatsızlık haline giriyor.

    Peki, hangi durumlarda Aşil tendonu kopması tehlikesi yaşanıyor?
    Aşil tendon rüptürü en çok, düzenli bir spor aktivitesi olmayıp da, halı sahada futbol maçı gibi tercihleri olan hafta sonu sporcularında ''sıklıkla'' meydana geliyor. Bir de, aşırı şekilde yapılan antrenman ve fiziksel aktiviteler gerilen tendonun kopmasıyla sonuçlanabiliyor. Erkeklerde rastlama sıklığı kadınlara nazaran 5 kat daha fazla.
    Hasta, genellikle ''koşarken'' Aşil bölgesinde çok şiddetli bir ağrı ve ''Tak!'' diye bir kopma sesi duyuyor. Öyle ki, bu ses çoğunlukla çevredeki insanlar tarafından da duyuluyor. İnanılacak gibi değil!
    Risk faktörleri arasında, uygun olmayan ayakkabı, özellikle kadınların topuklu ayakkabı alışkanlığı, yeterince ısınılmadan yapılan aktiviteler, anlık performanslar, yaş faktörü gibi nedenler de var. Tedavisi mümkün olmakla birlikte iyileşme süreci uzun ve çok sancılı olduğundan, hastaların spor ya da normal yaşam aktivitelerine dönüşleri hayli zaman alıyor.