Özellikle öğrenciyken ayrılmaz birer parçamız, ellerimizi, kollarımızı rahat kullanacağımız yegane yüzeylerdi onlar. Rahat etmesine ederdik de, hırka ya da kazaklarımızın dirsek kısımları kısa bir süre içinde incelmeye hatta delinmeye başlardı. Bir de bakardınız ki en sevdiğiniz hırkanız daha yepyeniyken dirseklerden gitmiş!
Neyse ki anneler motif örer gibi kalp, üçgen ya da kare şeklinde küçük parçalar örüp o kısma monte etmek gibi bir çözüm üretmişlerdi. Havalı da dururdu hani. Bazı anneler güderi ya da deri parçalarıyla gerçekleştirirdi bu asri yama işini. Öyle olağan hale geldi ki bu durum, mağazalara hırka ve kazakların dirsek kısımları kendiliğinden yamalı olanları gelmeye başladı. Moda olmuştu resmen. Halen revaçta.
Kazaklar bu derece aşındığına göre kollarımıza, masanın yüzeyine onca zaman aşırı şekilde sürtünen zavallı dirseklerimize neler oluyordu? Tabii ki derimizin tam da o bölgedeki hücreleri ölüyor, ölü hücreler çoğaldıkça dirseklerimiz can sıkıcı bir şekilde kalınlaşıyor, böylece renk değiştiriyordu.
Aslında bu durum deyimlerimizden birine çoktan malzeme olmuştu:
DİRSEK ÇÜRÜTMEK (TDK Sözlük)
1. okumak için çok emek sarf etmek
2. meslekte uzun yıllar geçirmek
Görülüyor ki dirsek çürütmek deyimi hem mecaz hem gerçek anlamıyla uygunluk göstermekte, genellikle öğrenciler için kullanılmaktadır. Aynı zamanda herhangi bir işi başarmak için gereğinden fazla çalışan insanlar için de kullanıma açıktır.


















