karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karikatür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20/12/2020

Kısıtlamalı Hafta Sonu Gündemi

İki gün sokağa çıkma yasağı getirilmiş kısıtlamalı hafta sonlarının üçüncüsünden merhaba. Bu kez yağmur yok; ama tüm kasvetiyle ortalığı kaplayan, güneşten nasibini alamamış, koyu gri bir gökyüzü var. Sabahtan beri akşam olacakmış hissiyatının iç sıkıntısına eşlik ettiği garip bir gün. Bloga birkaç kelime yazmalı.

Dün İngiltere'de daha hızlı bulaştığı düşünülen, ancak daha ölümcül olup olmadığı bilinmeyen yeni bir Covid-19 mutasyonu tespit edilmiş. DSÖ'ye bildirilen mutasyonda aşıların etkili olup olmayacağı henüz bilinmiyor. Gönül istiyor ki, bu illet birkaç mutasyon daha geçirip iyice hafiflesin. Aşıya bile gerek kalmadan yok olup gitsin. Öylesine bir dilek değil bu. Hani derler ya ''Allahın bildiğini kuldan ne saklayayım.'' Aynen böyle istiyor benim gönlüm ve eminim ki olasılık sıfır değil. 

Öte yandan Covid-19'a "basit bir grip-ufak bir soğuk algınlığı" diyen, salgına karşı alınan önlemleri "histeri ve kuruntu" olarak nitelendirip duran koskoca Brezilya'nın Devlet Başkanı Bolsonaro, bu kez de ''Pfizer aşısını yaptıranların timsaha dönüşebileceğini'' söylemiş. Bu da şaka değil. Adamda inanç tam olarak böyle; ancak onun söylemindeki ihtimal sıfır. 

Girişteki görselin bu yazdıklarımla ilgisi peki? Sabahleyin kahvaltı sonrası gündem için Twitter'da biraz gezinirken ''Ankara Khaleesi'' adlı bir hesaba rastladım. Hesap, boynunda Hitit Güneşi olan bir kolye taşıyan ve Mansur Başkanın kedisi olarak bilinen, maviş gözlü, sevimli bir kediye aitti. ''Keşke 'Ankara Kedisi' olsaymış'' diye düşünürken uyandım birden. İsim ''Ankara Kraliçe'si'' anlamında. Çünkü Khaleesi, Game of Thrones (Taht Oyunları) dizisinde geçen ''kraliçe'' benzeri bir unvan. Emilia Clarke adlı İngiliz oyuncunun canlandırdığı, boynunda ejderha kolyeli 'Daenerys Targaryen' adlı kurgusal karakterden geliyor.

28/04/2014

Kürşat Zaman Sanal Karikatür Sergisi

Bilim dallarında nasıl ki normal insanlar arasından çok daha zeki olanlar, dahiler sıyrılarak çıkıp bilim adamı olmuşsa ve icatlarıyla yaşadığımız dünyayı her yönden çok daha kolay, çekilir ve çağdaş bir hale getirmişse, sanatın dallarında da aynı şey söz konusu.

İnsan ve dış dünya arasındaki sonsuz etkileşim sanatçılar üzerine bambaşka yansımaktadır çünkü. Onlar eserlerini; içgüdüleri, duyuları ve zekâlarıyla harmanlanarak tetiklenmiş ve özel yetenekleriyle birleşmiş bir etkileşim sonucu vermektedirler.

Sanatçıların yaşamı bizlerden çok daha yoğun ve derin biçimde duyumsadıkları kesindir. Ve onları bilim adamlarından ayıran tek bir fark vardır:
Yarattıkları eserleri manevi dünyamıza bir ''farkındalık sebebi'' olarak armağan etmeleri. Ruhumuza dokunmaları, duyularımızı harekete geçirmeleri, belki de eksiklerimizi kapatıp yepyeni ufuklara yelken açmamızı sağlamaları.


Bu bağlamda; karikatür dalında ülkemizin en yetenekli sanatçılarından birinin harika sergisini,
Kürşat Zaman Karikatür Sergisi'ni ziyaret edip farkındalıklarımızı biraz daha artırmaya ne dersiniz?



Kendisine ve bu sanal sergiyi düzenleyen değerli eşi Burcu Zaman'a teşekkürlerimizle...




26/06/2012

Karikatürist Kürşat Zaman İle Röportaj

Bugün, usta çizimlerini hayranlıkla izlediğim çok değerli bir konuğum var: Karikatürist Kürşat Zaman. Fazla vakit kaybetmeden, kendisiyle yaptığımız keyifli söyleşiye geçelim hemen.

Kürşat Bey hoşgeldiniz.
Merhabalar sevgili Zeugma.

Sizin için ''Ödüle Doymayan Karikatürist'' desek yanlış bir tanımlama yapmış olmayız sanırım. Sevgili eşiniz ve cici kızınızla birlikte Antalya'da yaşadığınızı biliyoruz. Sizi, sizin cümlelerinizle tanıyalım mı biraz?
Her şeyden önce ödüle doymayan değil de; ''karikatür çizmeyi çok çok seven bir karikatürist'' diyelim. Sanırım bu daha doğru bir tanımlama olur kendi adıma.
1974 yılında Antalya'da doğdum. O tarihten beri arada farklı kesitler olsa da, daimi olarak Antalya'da yaşamaktayım.
İlkokul, ortaokul ve liseyi burada tamamladım.
1997 'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık bölümünden mezun oldum.
Birkaç sene İstanbul'da çalıştıktan sonra, doğa aşığı birisi olduğum için, yoğun kent yaşamına daha fazla dayanamayıp kendimi tekrar Antalya'ya attım.
Sonra araya 1,5 yıl komandoluk girdi.
Askerlik dönüşü Antalya'da bir şirkette tasarımcı olarak çalışmaya başladım ve halen o şirkette iş hayatımı sürdürmekteyim. Bu yıl orada 10.yılım olacak.
Hafta içlerinde yoğun bir iş temposu yaşıyorum.
Hafta sonları ise genellikle küçük kızımla ve eşimle vakit geçiriyorum. Evcimen bir yapım var diyebilirim. Zorlanmadıkça evden kolay çıkmayanlardanım :)
Karikatür hayatımı işte bu evden çıkarılamadığım günlerde, evin bodrumundaki atölyemde sürdürüyorum.
Oturup çizmem gerekirken çıkıp gezmek beni rahatsız eder. Sağolsun eşim bu konuya daima özen göstermiş, bana destek olmuştur.
Bunun dışında; halı saha maçlarım, kamp ve zıpkın dalışları ekleniyor bu iki güne.
Ortalama bu düzende yaşıyorum.

Klasik bir soru olacak; ama bence gerekli. Çünkü en başta kendim merak ediyorum.
Karikatüre olan yeteneğinizin keşfedilmesi hangi yaş civarında ve nasıl gerçekleşti?
Bu müthiş yeteneği ilk farkeden kişi kimdi?
Kendimi bildim bileli resim çizerim. Karma resim sergilerinde çok yer almama rağmen, 2002 yılında İstanbul TEKEL Sanat Galerisi'nde ilk kişisel resim sergimi gerçekleştirdim.
O esnada sergiye gelen izleyicilerden, resimlerimin ''karikatür tadında'' olduğu görüşlerini aldım sık sık.
Tam da o günlerde oldukça yaşlı bir beyefendi gelmişti sergi salonuna. Hiçbir şey konuşmadan 1,5 saat tüm resimleri inceledi ve son resimden sonra ''Evladım, sen Kafkasyalı mısın?'' dedi.
Ben de ''Evet, köklerim oraya dayanıyor,'' dedim.
O beyefendi; ''Senin resimlerin tablolaştırılmış çok büyük karikatürler evladım! '' demişti bana.
Sanırım bu yönümü keşfeden ilk insan olarak Doğan Bey'i söyleyebilirim rahatlıkla.
Bahsi açılmışken belirteyim. Yaşlı, oldukça zayıf ve bir kung-fu ustası görünümlü Doğan Bey kemik bilimi uzmanıymış. Göz ve şakak kemiklerimden anladığını söyledi kökenleri. Keşke tekrar karşılaşabilsek.
O'nun da bu vesile ile kulaklarını çınlatmış olduk :)

Kasıtlı biçimde eciş bücüş çizilerek güldürmeyi amaçlayan türün dışındasınız.
Benimsediğiniz tarz; güldürmekten ziyade yaşama dair kalıcı mesajlar veriyor.
Bu türün bir adı var mı?

Evet, yazılı gülmece karikatürden ziyade bu tarzda çizmeyi tercih ediyorum.
Bu tür ''Yazısız Karikatür'' olarak geçiyor genel olarak.
Bu işin gülmece tarafını çok güzel şekilde çizen ustalarımız var zaten. Onlar bu sanatı en güzel şekilde sunuyorlar. Fakat ben biraz yapım gereği olsa gerek; daha üzüntülü olayları, daha hicvedici, daha iç burkan, görmezden geldiğimiz, hüzünlendiren, biraz daha karamsar karikatürler çizmeyi seviyorum. Yani aslında biraz yarayı deşmek de denilebilir buna.
Bu çizimlerde kendimi, akıp giden hayatın bir parçası olduğumu çok daha yoğun hissediyorum.
Karikatürlerimle yaşamın rotasına minimal katkılarda bulunarak, kendimi gezegenimize daha bir ortak hale getirmeyi amaçlıyorum.
İnsan-doğa, insan-hayvan ve insan-insan karşılaşmalarını sıkça işlerim çizimlerimde bu yüzden.

Kentleşme

Karikatür üslubunuzla ilgili dünyadan ya da Türkiye'den benimsediğiniz veya etkisinde kaldığınız isimler kimler?
Türkiye'de bir çok usta isim var çocukluğumdan beri ve halen eserlerini zevkle takip ettiğim, ilham aldığım! Biraz politik olacak, ancak isim verip adı o an aklıma gelmeyen diğer ustalarımın hakkını yemiş olmayayım. Bizler Nasreddin Hoca'nın torunlarıyız...
Yurt dışından kendime yakın bulup beğendiğim isimler olarak ise; Mikhail Zlatovski ve Vladimir Kazanevsky'yi gösterebilirim.

26/12/2011

Aşkın Gücü

Karikatür; hepimizin bildiği gibi, ele alınan her türden konunun komik ya da iğneleyici olması bakımından abartılarak ve hatta çarpıtılarak çizilmiş resim biçimidir. Ve bence hayatın gerçeklerini en güzel şekilde yansıtma yoludur.

Uzun bir süredir takipçisi olduğum KOMİKLİKLERİM adlı blogunda değme çizerlere taş çıkartan karikatürlerini keyifle izlediğim, Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Onur GÜRLEYEN, derslerinden ve sınavlarından vakit bulabildiği oranda usta çizimleriyle Zeugma'ya eşlik edecek.

Yoğun bir sınav döneminde olan Onur, başlangıç aşaması için, hazırda bekleyen son karikatürünü Zeugma'ya gönderdi. Dolayısıyla görsel ve konu Onur'dan, görüş ilave etmek bizden...
Ferhat'a Şirin için dağları deldirecek kadar abartı güçte bir duygu olmadığını bilsek de, aşkın eski çağlardan beri duyduğumuz o efsanevi şekline rastlayan var mı aramızda?

Sahi nedir ''aşkın gücü''?
Var mıdır böyle bir güç?
Karikatür çok mu abartılmış ya da çarpıtılmış sizce?
Bence kocaman bir HAYIR !

Aşk artık olsa olsa menfaatler uğruna; para, şöhret, ünvan ya da parlak bir gelecek adına sergilenen çabaların ortak adı oldu. Özellikle de medyatik isimler tarafından ortalık yerde ve ucuz bir şekilde çarçur edilen zavallı bir duygu!

Şimdilerde ''Osman'ın Gücü'' her türden...


* * * *

SEVGİ, BARIŞ VE HUZUR DOLU BİR YIL OLMASI DİLEĞİYLE, YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN!



BİLGİ: Onur,yukarıda bahsettiğim ''derslerinden ve sınavlarından vakit bulabildiği oranda'' sözcüklerindeki o kısıtlı vakti, kapılarını kendine ardına kadar açmış bulunan UYKUSUZ ve PENGUEN dergileri için hazırladığı çizimlere harcamaktadır. Yolu açık, başarıları daim olsun :)