terör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terör etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17/02/2021

Gara Şehitlerimiz

Binbir çeşit iğrenç yüzü ile karşımıza çıkan terör herhangi bir zaman dilimi ve yer belirleme yoluyla uygulanan şiddet eylemlerinin adı. Kitleleri hain planlarla korkutup yıldırma biçimi.

Teröristler genel olarak sahipsiz ya da aç kalmış, psikolojik sorunları olan çocukların kaçırılması yahut uyuşturucuya alıştırılması yoluyla elde ediliyor. Sonrasında maşa olarak kullanılan bu sistematik köleler savaş stratejisi ve hukukuyla en ufak ilgisi olmayan son derece aşağılık saldırılar ve katliamlar gerçekleştiriyorlar. 

Ön kabullerle canlı bomba olma benzeri akla gelebilecek en ucuz yöntemlerin aktörü olan bu insanlar(!) çarşı iznine çıkan ''silahsız askerlere'' saldırı düzenleyecek kadar korkak ve acziyet içinde alçak pusular kuruyorlar. Bu seferki de hayli alçakça bir yöntemdi! 

2015 yılından itibaren altı yıl boyunca zaman içerisine yayarak tek tek ve her seferinde olduğu gibi ''kalleşçe'' kaçırarak bir mağarada biriktirdikleri asker, polis ve iki sivilden oluşan 13 vatandaşımızı Gara'daki bir mağarada katlettiler! Vatanımızdan çok uzakta gerçekleşen operasyonda Komando Yüzbaşı Burak Coşkun, Komando Yüzbaşı Ertuğ Güler ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Harun Turhan kahramanca vuruşup kahramanca şehit düştüler. 

Ülkemizin başı sağ olsun....

19/12/2016

Bu Ülkeyi Böldürmeyeceğiz!

Moraller yine bozuk malûm. Canımızı yaktılar yine.
Bir hafta önceki korkunç Beşiktaş saldırısından sonra Kayseri saldırısı geldi. 2016'da 20 saldırı gerçekleşmiş ülkemizde. ''Yeter!'' demekten bıktık, usandık, yorulduk.
Terör tüm dünyayı dehşete düşüren bir illet...
''Herhangi bir zaman dilimi ve yer'' belirleyerek uygulanan şiddet eylemleri ile kitleleri korkutma, yıldırma biçimi. Asıl yıkıcı etkisi ise nerede ve ne zaman gerçekleşeceği ile ilgili bu belirsizlik. Elbette ki seçilen kurbanlar gerçek hedefler değil.
En iğrenç yüzü ile, canlı bombalar yoluyla karşımıza çıkmaya başladı artık. Sahipsiz kalmış, psikolojik sorunlarla boğuşan, ezik aile çocuklarının uyuşturucuya alıştırılıp canlı bomba olarak kullanılması ne kadar etik? Bilindik hiçbir savaş stratejisi ve hukukuyla ilgisi olmayan, millet olarak tarih boyunca gördüğümüz en aşağılık saldırı yöntemi bu!

İnsanlıktan çıkmış, gözü dönmüş vahşi bir hayvandan daha acımasız biçimde kan döken teröristlerden kaçı neye hizmet ettiğini biliyor acaba? Aslen kandırılmış birer maşa olduklarının kaçı farkında?
 
Beyinleri yıkanıp cennete gitme vaadiyle kandırılan terörist sayısı yüzde olarak daha fazla. Din ile zerre kadar alâkası yoktur terörün, bunu bilin! Dinî sembollerle, din kisvesi altında masum insanların kellesini uçurmak, şehirlere bombalar yağdırmak, günahsız çocukların canını almak olsa olsa şeytanî bir histerinin dışa vurumudur. 
Cennete gideceği sanrısıyla terörün asıl aktörlerine aptalca hizmet eden birer meczupsunuz siz. Meczup sözü hafif! Aşağılık birer katilsiniz! Patlattığınız leş bedenleriniz cennet yüzü görür mü sanırsınız!

Ve siz haince pusu kurup çarşı iznine çıkan ''silahsız askerlere'' saldırabilirsiniz ancak. Ucuz yöntemlerle, korkakça... Bu yıl Irak'ta 8 yaşındaki bir çocuğun da tıpkı sizin gibi canlı bomba olarak kullanıldığını duymuş muydunuz lağım fareleri?

Ne yaparsanız yapın, yıldıramayacak, korkutamayacak, ülkemize boyun eğdiremeyecek, bö-le-me-ye-cek-si-niz!
Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Sünnisi, Alevisiyle tek bayrak altında, tek millet, tek yüreğiz biz!

Bu ülkeyi size yedirmeyeceğiz!

Görsel: @sehr_i_kayseri (Instagram)

28/06/2016

Thomson' daki Sürpriz

Tatilciler için özellikle de deniz, kum ve güneş bakımından eşsiz bir cennet demek olan ülkemizde turizm sektörü bu yıl ağır bir darbe aldı. Tatil beldelerimiz adeta ölü kentler görünümünde. Esnaf kan ağlıyor...

İngiltere’de TNS tarafından yapılan ankete göre, yurt dışı seyahati planlayan tatilcilerin %35’i terör saldırısı olasılığı sebebiyle fikrini değiştiriyor. Terör ve güvenlik ile ilgili endişenin İngilizler üzerindeki etkisi özellikle Türkiye tatil planlarında görülüyor. Zira Türkiye’de tatil planlayan ailelerden en az yarısı terör endişesiyle planlarını değiştirdiğini ifade etmiş. Bu endişenin özellikle tek başına tatil planlayan kadınlarda ve çocuklu ailelerde öne çıktığı belirtilirken, kadınların yüzde 59’unun güvenlik nedeniyle Türkiye’ye olumsuz baktığı bildiriliyor.

İstatistikler Mart ayındaki yabancı turist girişlerinin geçen yılın Mart ayına göre yüzde 12,8 azaldığını işaret etmişti. Rezervasyonlar tek tek iptal edilirken başta Almanya ve Rusya gibi ülkeler seyahat yasağında hâlâ ısrarcı. Türkiye 2016 yılı itibariyle 6,5 milyon turist ve 7,5 milyar dolar kaybedecek. Öte yandan Der Spiegel'in haberine göre, Alman Dışişleri Bakanlığı Türkiye kökenli milletvekillerine güvenlikleri için garanti verilemeyeceğini beyan ederek bir süre Türkiye'ye gitmemelerini tavsiye etmişti. Durum dünya genelinde aynı: Yabancı turist, terör saldırılarından sonra rezervasyonlarını iptal etti. Biliyorsunuz, ülkemiz turist sayısı itibariyle 2006 yılından beri yaşanmış en hızlı düşüşü kaydetti.


Tüm bu olumsuzluklar içinde dün rastlamış olduğum bir güzelliği paylaşmak istiyorum...
Gülen yüzüyle göz kırpan THOMSON adlı turizm şirketinin camekânlarına bakar mısınız lütfen?
Ülkemizden binlerce kilometre uzaklıkta yapılmakta olan teşvikin (bana göre jestin) güzelliğine...
İnanın gözlerim dolu dolu oldu...

13/03/2016

Alçaklar Yine Ankara'daydı!

Olaydan yalnızca 10 dk kadar önce ABD Büyükelçiliği’nin kendi vatandaşlarını Ankara'da yapılması olası bir terör saldırısına karşı uyardığı haberini okumuştum.
Büyükelçilik uyarıyı kendi sitesinin İngilizce kısmında yayımladığı bir mesajla duyurmuş ve saldırının Anıtkabir’in de içinde yer aldığı Bahçelievler bölgesinde yapılabileceğini işaret etmişti. ''Olasılık nedir? Bizler için neden benzer bir uyarı yok?'' düşünceleriyle mücadele ediyordum tam da...

İşte yine bombalı, alçakça bir saldırı! Akşam saatlerinde evine dönen masum vatandaşları hedef alan korkunç bir katliam daha! Kimin yaptığına dair resmi bir açıklama yok. Her seferinde olduğu gibi Twitter donduruldu ve RTÜK'ten olayla ilgili yayın yasağı geldi hemen...

Neden yine Ankara?
Elbette ki bilinçli bir seçim. Başkentte terör demek uluslararası bir mesaj demek. Öncelikli amaç ülkenin merkezindeki güvenliğin ne kadar yeterli olduğuna dikkat çekmek. Korku, panik, güvensizlik ortamı ve moral çöküntüsü yaratmak, ülke geneline yaymak...
İşin içine farklı aktörlerin dahil olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Biliyoruz ki terör bir toplum için en etkili yıldırma yöntemi. Şehitlere alıştırılmaya çalışılıyorduk. Katliamlara, bombalara da alışalım isteniyor.
Bombalar üzerinden olaylara bakış açımız değiştirilmek isteniyor.
Alışmayalım, alıştıramasınlar! Tam tersine mücadele kararlılığımız artsın!
Unutmayalım, hiçbir terör örgütü devlet ve millet kadar güçlü değildir...

Ve yine unutmayalım ki eyleme geçmiş başka bir şey daha var: Cehalet
Takım tutar gibi parti tutmak, önünü, ardını, geleceğini göremeyecek kadar kör ve sağır olmak, sebebimiz...
Terör karşısında örgütlenmekten başka çaremiz yok. Birlik, beraberlik ve kararlılık içinde dik durmayı öğrenmek, yoktan var edilmiş bir ülkenin yitip gitmesine seyirci kalmamak zorundayız.

Bu alçak saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum...

18/02/2016

Ankara Bir Ortadoğu Başkenti Değildir!

Şehit vermediğimiz tek gün yoktu...
Terör dağdan şehre ineli epey olmuştu da, elini kolunu sallayarak Başkent'e girdi artık, cirit atıyor!

Belli ki malum Ortadoğu başkentlerine benzesin isteniyor.

Ankara'da yaşayan ve Genelkurmay'ın servisini kullanan bir yakınımız vardı. Dünkü menfur olay sonrası durumunu öğrenmek için elim titreyerek gitti telefona.
Mesaisi geç bittiği için kurtulmuş. Ölenlerden çoğu arkadaşı ve tanınmayacak haldeymiş. Aile şokta şu an...

''Ölenler o sabah sevdikleriyle helalleşebilmişler miydi?'' diye düşündüm keder içinde...
''Biz de her gün vedalaşsak mı? Vedalaşmalı mıyız?!''

Asker, polis, sivil, yerli-yabancı turist, çoluk-çocuk hiç farketmiyor artık. Dağlıca ya da Suruç'ta, Ankara Garı'nda, Sultanahmet'te, bir seyahatte, gece uyurken, akşam üzeri bineceğiniz bir servis aracında, her an, her yerde bedenleriniz paramparça olabilir. Hatta katledildiğiniz yer ile sayılar özdeşleşebilir.
Parçalanmış bedeniniz ''Dağlıca 27, Suruç 34, Ankara Garı 103, Sultanahmet 11, Ankara 28...'' şeklinde bütünleşmiş benzer rakamlardan birini de oluşturabilir...

Ardından, birileri terörü ve gerçekleşen saldırıyı lanetler durmadan.
''Bıçak kemiğe dayandı'' nutukları ve tweetleri temcit pilavı gibidir, gırla gezer ortalıkta...

Üç beş güne kalmadan hepsi unutulur. Su uyur, düşman uyumaz. Bu korkunç döngü dur durak bilmez.
Terörizm, kim bilir hangi noktada, hangi bedenleri paramparça edeceği kapkara bir güne doğru yol alır yeniden.
Emperyallerin fitillediği ayrışmalara itibar eden bölücü teröristlerin kanlı ellerinde...

Bırakın kınamak, lanetlemek bize kalsın. Siz engelleyin! TERÖRÜ ENGELLEYİN!!!

Terörü destekleyen, şahsi ve siyasi çıkarları için terörden medet uman, palazlanmasına göz yuman, hatta katliam sonrası zafer işareti yapacak kadar insanlıktan çıkan her kim varsa ''AMAsız FAKATsız'' kınıyor ve lanetliyor,
ölen canlara rahmet, yaralılara acil şifa, ailelere sabırlar diliyorum.
Tüm kalbimle...

10/09/2015

Bir Olmak, Birlik Olmak

Daha birkaç hafta önce bir asker uğurlama törenine tanık olmuş, arkadaşlarının omuzlarında ''En büyük asker bizim asker!'' nidaları eşliğinde otobüse bindirilen askerle gece boyu aynı istikamete yolculuk yapmıştım.

Askere uğurlamak nasıl bir şey bilirsiniz mutlaka. Bir ay öncesinden ziyaretler, hediyeler, yemek davetleriyle başlayan ve uğurlama töreniyle bitimlenen bir ritüeldir Anadolu’da. Önemlidir. Askere gitmemiş olan gence olgunlaşmış gözüyle bakılmaz, hatta evlendirilmez bile.

Uğurlama töreninde baba sessizdir genelde, yutkunur durur. Uzun süre ayrı kalacağı mis kokulu evladına durmadan sarılıp öpen annenin gözlerinde ise hem gurur vardır, hem de buğulu bir hüzün. Sonrasında dualar, gözyaşları ve gurur birbirine karışır. Oradaki duygusal anlar, o buruk coşku yüreğinizi titretir.

Hareket saatinden birkaç dakika önce, boynundaki ay yıldızlı yazmayla otobüsün ön kısmına gelmişti kınalı kuzu. Sevdiklerine son bir bakış atmaya. Çakı gibiydi. Vatan artık ona emanetti. Uğurlamaya gelenlerin açtığı Türk Bayrağına selam çakarken bu heyecanlı an’a ben de ortak olmuş, kalbim küt küt atarken, bir yandan da ''Acaba yine görebilecek mi onları?'' diye düşünmüştüm, istemsizce… Evet, zihnime adeta kazınmış olan bu resim o günden beri hiç çıkmıyor aklımdan: ''Acaba yine görebilecek mi onları?''

Haberleri izlemeye yürek dayanmıyor artık. Anaların gözyaşları hiç dinmiyor.
Şehit haberlerine gözyaşı döken anaların kendi oğulları da şehit oluyor.
Utanıyorum, o analar ağlarken yemekten, içmekten, tebessüm etmekten, hatta yaşamaktan bile utanıyorum gerçekten...
Şırnak’ta çekim yapan kameramana bir kınalı kuzu diyor ki:
''Çekme abi! Annem beni Erzurum’da sanıyor.''
Her yeni gün bir öncekinden daha kötü, daha acı bir haber.
Sonu nereye kadar, daha kaç can gidecek? Yeter artık yeter!!!
Olanlara akıl sır ermiyor. Herkesin eşit haklara sahip olduğu bir ülkede dağa çıkıp alçakça pusu kurmak, arkadan vurmak, ortalığı kan gölüne çevirmek neden, neden?
Binbir çeşit Ali Cengiz oyunu oynanıyor. İç savaş çıkarmaya çalışan birileri var ve onların amaçlarına hizmet ediyoruz. Bak, ülkenin dört bir yanı yangın yeri!
Orta Doğu gerçeğine, savaşın ne hale getirdiğini gördüğümüz Suriyelilere rağmen yaşıyoruz tüm bunları. Sağduyulu olalım lütfen! Tam olarak bunu isteyen, bundan nemalanan hainlere bu fırsatı vermeyelim. Yoksa bu günleri bile mumla ararız.
Büyük acılar toplumları ya büyük uyanışlara hazırlar ya da duygusal refleksler yaratıp büyük hatalara sürükler, unutma!

Bu oyuna gelmemek için ne yapacağız peki? Koşullar ne kadar kötü olursa olsun, hatta sıkıyönetim ilan edilmiş olsa bile
1 Kasım’a kadar provokasyonlara kapılmadan, umutsuzluğa düşmeden direneceğiz ve oy kullanacağız. Bazı bölgelerde korku dağları oluşturup oy kullanma engeli yaratılmak istendiğini de mümkün olduğunca çevremize aktaracağız.

Yok eğer tahriklere kapılırsak, istisnasız hepimiz çok ağır bedeller öderiz.
Artık tek yumruk olmak, bir olmak, birleşmek vakti!

"Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz ya da aptallar gibi hep beraber yok olacağız."
-Martin Luther King-


İnanıyorum ki; yakın bir gelecekte bu ülkenin üzerine güneş doğacak ve herkes huzur içinde yaşayacak.

31/05/2010

Mekanik Seviyeye İnmek

Karıncaların çalışkanlığı, düzenliliği ve organizasyon başarısı ne kadar müthiştir bilirsiniz.

Bilim adamlarını bile şaşırtıp üzerlerinde deneyler yapmaya yönelten bu harika yaratıklar laboratuvar ortamında iki kapılı bir düzenekte gözlem altına alınıyorlar.
Amaç; bu iki kapıyı nasıl kullanacaklarını incelemek.
Çalışkan karıncalar deney ortamında da her zamanki gibi belirli bir düzen içerisine giriyor ve ''her iki kapıyı birden'' son derece akıllıca kullanmaya başlıyorlar.

Davranışların sorunsuz biçimde sergilendiği bu ortama daha sonra küçük bir miktar kimyasal madde püskürtülüyor. Ve işte o an düzenekte panik başlıyor!

Normal şartlar altında karıncaların böyle bir deney ortamında ne yapacağı, tek kapıyı mı yoksa her ikisini birden mi kullanacakları henüz bilinip hesaplanamazken ve deney yoluyla öğrenilebilirken, püskürtülen zehirle birlikte birdenbire tahmin edilen davranışlar sergilemeye başladıkları gözlemleniyor :
''Tam bir panik ortamı''
Yangın çıkmış bir odadan kaçışan insanlara benziyorlar tümüyle...

Birbirlerini panikle iterek ilerleyen kişiler, fizikte geçen parçacık hareketlerinin, sürtünme, etki–tepki, moment ve akışkanlar dinamiğinin gözlemlendiği davranışları sergilerler. Ve bu deney sonucunda karıncalarda da aynen bu garip durum ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla normal akıl geri plana çekilip korku başladığında insanda ''içgüdüsel'' diyebileceğimiz en alt seviyedeki ''hayvansal kurtulma mekanizması'' devreye giriyor. Bireysel kararlar alabilen ve başkaları tarafından önceden kestirilemeyen ''kişisel irade'' birdenbire mekanik seviyeye düşüyor.

İşte terör-korku-panik aktörlerinin kitleleri yönetirken uyguladıkları da farklı bir şey değil. İnsanları topluca yönetebilmek ve istedikleri şekilde yönlendirip oynatabilmek için gereken tek şey; onları sadece mekanik seviyeye indirmek ve ardından da ''hedef göstermek''.

Ülkemizde yaşanmakta olan birçok olayı bu bakış açısıyla incelersek yanılmadığımızı göreceğiz...


***********************************

Hatay'ın İskenderun ilçesinde dün gece 00.40 sıralarında,roketatar ve uzun namlulu silahlarla düzenlenen terörist saldırıda şehit olan 7 Mehmetçiğimize Allah'tan rahmet,acılı ailelerine başsağlığı diliyorum.....


Mekanları cennet olsun !!!