Abdülhamid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Abdülhamid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26/02/2016

Çanakkale Saat Kulesi ve Kitabesi

Çanakkale şehir merkezinin en önemli simgesi olarak bilinen saat kulesi Sultan II.Abdülhamid'in 1876'da tahta çıkışının 20.yıldönümünde açılmak üzere pek çok kentte inşa edilen saat kulelerinden biri.
Yapı, 1313 (Miladi 1895-96) yılında inşa edilmiş.
Kitabesine göre Sultan Abdülhamid'in özel emirleriyle Çanakkale Mutasarrıfı Cemil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında yaygın bir söylence olarak Çanakkale'de İtalyan Fahri Konsolosu ve tüccar olan Emilio Vitalis'in vasiyeti üzerine, kente su getirilmesi için bıraktığı paranın artan kısmı ile inşa edildiği bilinse de bununla ilgili herhangi bir belge bulunmamaktadır.
Yığma teknikle inşa edilen kulenin dış cephesi kırmızı kesme taş kaplıdır. Yapı yükseldikçe daralan kare planlı kule 5 kattan oluşmakta, yapının zaman içinde değişikliğe uğradığı kimi belgelerden ve yapıdaki izlerden anlaşılmaktadır. Servet-i Fünun Dergisinin Rumi 4 Kanun-ı Sani 1311 (Miladi 16 Ocak 1896) tarihli 253.sayısında yer alan saat kulesi resimlerinden yapının 4 katlı inşa edildiği ve saatin 3.katta yer aldığı görülmektedir. Daha sonra en üste ilave kat yapılmış ve saat bir üst kata çıkarılmıştır. Yapı dış cepheden incelendiğinde, üçüncü katta saatin eski yerinin izlerinin bulunduğu görülmektedir.

Bu değişikliklerin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Çanakkale'nin eski fotoğrafları incelendiğinde zaman içinde çan köşkünde de değişikliklerin meydana geldiği gözlenmektedir. Tarihi belli olmayan bir fotoğrafta çan köşkü ince uzun ayaklı ve kubbelidir. 1920'li yıllarda çekildiği düşünülen başka bir fotoğrafta çan köşkünün çokgen gövdeli günümüzdeki hali görülmektedir. Mehmet Sadi adlı araştırmacının 1912 depremiyle ilgili hazırladığı raporda, saat kulesinin 4 katlı olarak ve çan köşkünün bulunmadığı bir fotoğrafı yer almakta ve fotoğrafın altında 'Çanakkalesinde epeyce zadelenen saat kulesi' yazmaktadır. Bu fotoğraf kemerli çan köşkünün 1912'deki depremde yıkıldığını, yerine 1920'li yıllarda günümüzdeki çan kulesinin yapıldığını düşündürmektedir.
Saat kulesinin, İl Genel Meclisi'nin 07.01.2010 tarih ve 2010/5 sayılı kararıyla Çanakkale Belediyesi'ne devredildikten sonra, Kordonboyu düzenleme Projesi ile eşzamanlı olarak yürütülen Saat Kulesi Meydanı Cephe İyileştirme Çalışmaları kapsamında restore edilmesine karar verilmiştir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22.06.2010 tarih ve 4950 sayılı kararıyla restorasyonu ve konservasyonu yapılmıştır. Yapı günümüzde saat kulesi olarak işlevini sürdürmektedir. Kitabeyi Okuyan: Yard. Doç. Dr. Gülgün YAZICI / Araştırma: Doç. Dr. Ömer ÇAKIR

KİTABENİN METNİ

Bir şehen- şâhın zülâl-i himmeti
Eyledi reyyân mülk ü milleti
Bârek Allâh Hazret i Abdülhamid
Oldu her ferdin medar-ı rahati
Yâ ilâhî sen bağışla milleti
İştimâl etti cihâna ni'meti
Muhteşir envâr'ı şâdî ser-te-ser
Herkesin artmakta mes'udiyeti
O mekârî -pîşe hayr-endîşenin
Ola bir yıl ömrünün her saati
Bunda sâat var, rasat var nâzırâ
Çeşme var ayine var kıl dikkati
Bir de âfât-ı savâ'ikden masun
Eylemek üzere konuldu aketi
Bâ-husûs etdi Cemil Paşa gibi
Bende-i gayret-veri çok hizmeti

Hazret-i Mevlâ müyesser eylesin
Nice umrâna o âlî hasleti
Hâme-rân ol Zevkiyâ şükrânile
Eşdikânın işte budur zimmeti
Altı tenzil eyleyib tarihini
Söyle yâ hû geldi eşref saati

Sene 1313 / Ketebehu Receb Yesari

KİTABENİN SADELEŞTİRİLMİŞ METNİ

Şahlar şahının yardımının tatlı suyu
Suya doydurdu memleketi
Allah mübarek etsin Hazreti Abdülhamid
Oldu herkesin rahatlık sebebi
Ya ilahi sen bağışla milletle
Çevirdi dünyaya nimeti
Yayıldı sevinç ışığı baştan başa
Herkesin artmakta mesudiyesi
O cömertliği huy edinmiş iyilik düşünenin
Olsun bir yıl ömrünün her saati
Bunda saat var rasat var bakana
Çeşme var ayna var kıl dikkati
Bir de yıldırım afetinden
Korunmak üzere konuldu aleti
Özellikle etti Cemil Paşa gibi
Gayretli kul çok hizmeti
Hazret-i Mevlana nasip etsin
Nice saadeti o yüce ahlaklıya
Yaz Zevkiya şükran ile
Dostların işte budur mesuliyeti
Altı inirip tarihini
Söyle ya hu geldi eşref saati

(Sene 1313 / Yazan Receb Yesari)



BİLGİ KAYNAK: Çanakkale Saat Kulesi


03/04/2012

Katilleri Tanımak

Osmanlı padişahlarımızdan Sultan 2. Abdülhamid'e ait oldukça şaşırtıcı bir gerçekten bahsedeceğiz bugün.

Abdülhamid, yetiştiği çevre nedeniyle son derece şüpheci bir kişiliğe sahip. Kafes hayatı, kardeş katli gibi sorunların içinde bulunduğundan o da diğer padişahlar gibi sürekli ölüm korkusu yaşayan, huzursuz ve endişeli biri.
Dolayısıyla herkesten kuşkulanıyor ve her an tedbirli olmak zorunda.

Aynı zamanda fotoğrafa olan merakıyla tanınan Sultan Abdülhamid'in döneminde fotoğrafçılık bir hayli gelişmiş. Bugün "Yıldız Albümleri" olarak anılan toplam 911 albümde 36 bine yakın fotoğraf yer alıyor. ''Yıldız Albümleri Mekke-Medine'' adlı kitapta Abdülhamid'in fotoğraf merakına dair bilgi verilirken; kendisinin büyük bir fizyonomist (insan sarrafı) olduğundan, insanların simalarından, el-kol yapılarından ruh hallerini ve düşünce yapılarını anlamaya çalışan bakışı olduğundan bahsediliyor. Ayrıca tahta çıkışının 25. yılında hapishanelerdeki tüm mahkûmların fotoğraflarını çektirip altına mahkûmiyet nedenini yazdırdığı, fotoğraftan seçtiği mahkûmlara af çıkardığı, askeri okula kaydolacak çocukları da fotoğraflardan seçtiği belirtiliyor.

Şimdi asıl konuya girelim:
2. Abdülhamid ile ilgili olan ve doktoru Atıf Hüseyin Bey'in Türk Tarih Kurumu arşivinde 12 küçük defterde yer almış anılarıyla ortaya çıkan bir gerçek var.

Atıf Bey anılarında 2. Abdülhamid'in,
''başparmağının ucu işaret parmağının orta boğumundan uzun olan kişilerin'' cinayete eğilimli olduğuna inandığından bahsediyor.

Abdülhamid bu görüşünün doğruluğunu araştırmak üzere o dönem hapishanede bulunan cinayet mahkumlarının tek tek fotoğraflarını çektirmiş ve suçlu resimlerini inceledikten sonra parmak uzunluklarına göre kişilerin cinayet işlemeye eğilimli olup olmadıklarını bu fotoğraflarla kanıtlamış.

2. Abdülhamid, doktoru Atıf Hüseyin Bey'e diyor ki:

''Bir İngilizce kitabın tercümesini okumuş idim. Çünkü vaka-yı cinaiyeye (cinayet vakalarına) merakım vardır. O kitapta 'Canilerin ekserisinin başparmağının ucu şahadet parmağının ortadaki boğumunu geçiyor, çok uzun oluyor. Elleri yabani bir hayvan pençesi şeklini alıyor,' diye görmüş idim. Merak bu ya, o zaman emrettim. Hapishanelerde ne kadar kanlı katil varsa hepsinin fotoğraflarını aldırdım. Filhakika başparmak hemen hepsinde uzun idi. ''


-Hitler'in bebekliği ile gündeme gelen yorumlardan sonra-

05/09/2008

2.Abdülhamid, Katiller ve Parmakları

Bazı insanlar diğer insanlara göre bazı konularda daha yeteneklidirler.
Bu akla gelebilecek her türlü konuyla ilgili olabilir.
Söz gelimi kimilerinin el becerileri müthiş gelişmiştir.
El işlerine, el sanatlarına insanda hayranlık uyandıracak ölçüde yatkındırlar.
Kimileri ikna gücü yüksek, dışa dönük, insanlarla devamlı ilişki halinde olan, girişimci niteliklere sahip kişilerdir.
Her insanın beceremeyeceği siyaset, hukuk (avukatlık) ya da pazarlamacılık gibi işlerde müthiş başarılı olurlar.

Düzenli bir kişiliğe sahip, kurallara bağlı, sorumluluk duygusu gelişmiş, statüye önem veren bireylerin ise bankacılık, büro çalışanı, muhasebecilik gibi mesleklere yönelmeleri kaçınılmaz olacaktır. Tıpkı liderlik vasfı olmayan bir kişinin yöneticilik yapamayacağının herkes tarafından bilinmesi gerçeği gibi.

Ama şimdi size geçenlerde bir vesile ile okuduğum öyle bir özellik söyleyeceğim ki duyulmamış, görülmemiş bir şey olduğu kesin..
Bugüne kadar öğrenmemiş olduğuma da bir hayli şaşırdım.

Bu bir yetenek ve Osmanlı padişahlarımızdan birine ait.

Sultan 2. Abdülhamid'ten bahsediyorum.
Evet, bu padişah katilleri ''parmağından'' tanıyor.

Abdülhamid, fotoğrafçılığa olan merakıyla tanınan bir padişah.
Doktoru Atıf Hüseyin Bey'in Türk Tarih Kurumu arşivinde 12 küçük defterde yer alan anılarından sonra ortaya çıkan bir gerçek bu.

Abdülhamid yetiştiği çevre nedeniyle şüpheci bir kişiliğe sahip. Çünkü kafes hayatı, kardeş katli gibi sorunlar yaşamış. Sürekli ölüm korkusu içinde olduğundan tıpkı diğer padişahlar gibi şüpheci ve endişeli. O nedenle herkesten kuşkulanıyor ve devamlı tedbirli olmak durumunda.

Atıf Bey anılarında 2. Abdülhamid'in "başparmağının ucu işaret parmağının orta boğumundan uzun kişilerin cinayete eğilimli" olduğuna inandığını belirtiyor.

Ayrıca Abdülhamid’in bunun için hapishanedeki cinayet mahkumlarının fotoğraflarını çektirdiğini ve bu görüşün doğru olduğunu belirttiğini söylüyor ve padişahın suçlu resimlerini inceledikten sonra parmak uzunluklarına göre kişilerin cinayet işlemeye eğilimli olup olmadıkları görüşünü bu fotoğraflarla ispatladığını belirtiyor. Ve diyor ki:
''Sözü canilere getirdi: '
Bir İngilizce kitabın tercümesini okumuş idim. Çünkü vaka-yı cinaiyeye (cinayet vakalarına) merakım vardır. O kitapta canilerin ekserisinin başparmağının ucu şahadet parmağının ortadaki boğumunu geçiyor, çok uzun oluyor. Elleri yabani bir hayvan pençesi şeklini alıyor diye görmüş idim. Merak bu ya, o zaman emrettim. Hapishanelerde ne kadar kanlı katil varsa hepsinin fotoğraflarını aldırdım. Filhakika başparmak hemen hepsinde uzun idi.' ''


2. Abdülhamid döneminde çekilen ve
"Yıldız Albümleri" olarak anılan toplam 911 albümde 36 bine yakın fotoğraf yer alıyor. Fotoğrafçılık onun döneminde oldukça gelişmiş.

Ben bu ilginç haberi okudum ya, gözlerim ister istemez insanların el yapısını incelemeye almaya başladı. Öncelikle kendi elimi inceledim tabii.
Çok şükür herhangi bir problem yok :)