Atamızın naaşının 10 Kasım 1953 tarihinde Ankara Etnografya Müzesi’nden alınıp Anıtkabir’e nakledilişine ait renkli ve hareketli görüntüler
Yeni İstanbul Gazetesi tarafından bir İtalyan Film Şirketine yaptırılan filmin orijinal 35 mm film hali
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. İstemi Nalbantgil’in gayretleriyle Yeni İstanbul Gazetesi İzmir muhabiri Haluk Cansın’dan alınan bu orijinal film, Ege Üniversitesi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (BİTAM) Müdürü Prof. Dr. Fazıl Apaydın’ın direktifiyle Yiğit Açık, Halil Özduran ve Özcan Günüşentürk tarafından telesine tekniğiyle sayısal ortama aktarılmıştı.
Renkli ve sesli kaydı yapılan filmde dönemin devlet yöneticilerinin görüntülerinin yanı sıra dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Anıtkabir’de yaptığı konuşmanın bir bölümü de yer alıyor.
I. Dünya Savaşı başladığında Sofya’da ataşe olarak bulunan ve gelişmeleri bir süre oradan izleyen Mustafa Kemal, Harbiye Nezareti’ne başvurarak orduda aktif görev almak istemiş, ancak aldığı yanıt olumsuz olmuştur.
Mustafa Kemal’in tepkisi ve aktif görev almadaki ısrarları devam edince netice vermiş, 20 Ocak 1915'te Enver Paşa'nın isteği ve Talat Paşa’nın onayı ile 33 yaşındaki Mustafa Kemal'in yarbay rütbesiyle 3. Kolorduya bağlı 19. Tümen Komutanlığına ataması yapılmış, kendisine Çanakkale Cephesinde aktif görev verilmiştir.
20 Ocak 1915'ten 10 Aralık 1915'e yaklaşık 11 ay süre ile Çanakkale Cephesi’nde bulunan Mustafa Kemal, yarbay rütbesiyle katıldığı Çanakkale Savaşları’nda 1 Haziran 1915 tarihinde albaylığa terfi etmiştir.
Cephedeki 19’uncu Tümen Komutanlığından sonra Eceabat (Maydos) Mıntıka Komutanı, Arıburnu Kuvvetleri Komutanı ve Anafartalar Grup Komutanı olarak görevlerine devam etmiş, hizmetlerinden dolayı 30 Nisan’da Gümüş İmtiyaz Harp Madalyası’na, 17 Mayıs’ta ise Altın Liyakat Madalyası’na layık görülmüştür. Karargâh olarak Tekirdağ/Yarçeşme, Eceabat, Bigalı, Düztepe Güneyi, Tepe Güneyi ve Çamlıtekke’yi kullanmıştır.Mustafa Kemal'in Arıburnu, Anafarta ve Kireçtepe bölgelerinde gerçekleştirdiği önemli ve kritik üç askerî müdahale Çanakkale Savaşları’nın kaderini belirlemiştir.
Cumhuriyetin kuruluş sürecini ve Türk halkının destansı mücadelesini yansıtan özel bir sergide, Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi'ndeyim.
''Diriliş'ten Kurtuluş'a Cumhuriyete Giden Yol'' adlı sergi Cumhuriyetimizin 100. yıldönümü nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nın katkılarıyla hazırlanmış.
Özellikle gençlerin ve çocukların milli bilinçlerini güçlendirmeyi amaç edinen serginin küratörü Hisart Canlı Tarih Müzesi Kurucusu ve diorama* sanatçısı Nejat Çuhadaroğlu.
Hisart Canlı Tarih Müzesi koleksiyonları ile hazırlanan, Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı dönemine ait tamamen orijinal eserlerin yer aldığı sergide Atamızın Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal ve Gazi Mareşal Mustafa Kemal iken giydiği orijinal üniformalar da sergileniyor. Anlatılmaz yaşanır türden duygularla tekrar tekrar gelip bariz bir heyecan içinde baktım bu canlandırmalara...
Yine Miralay Mustafa Kemal’e ait subay kılıcı da 108 yıl sonra sergideydi. Nejat Çuhadaroğlu, sergiyi Çanakkale gibi kurtuluş mücadelesinin merkezlerinden birinde açmanın büyük bir onur olduğunu ifade ederken; ülke tarihinin eşsiz mirasını dünya çapında tanıtmayı amaçladıklarını, Selçuklu döneminden başlayarak Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan geniş bir döneme ait zengin bir envantere sahip olduklarını, dünya tarihine yön veren önemli savaşların dioramaları ile orijinal üniforma ve ekipmanlarla donatılmış yüzlerce manken ve canlandırma sergilediklerini de eklemiş.
Cumhuriyet, ulusumuzun binbir çeşit imkânsızlıkla vatan ve bayrak uğruna inanç içinde girdiği büyük bir varoluş mücadelesinin muazzam bir eseri, bağımsızlığımızdan vazgeçmeme kararlılığımızın benzersiz bir göstergesidir.
Dolayısıyla, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamanın verdiği büyük gurur, aynı zamanda büyük bir sorumluluk duygusudur. Gün, Büyük Önderimiz Atatürk'ün bizlere armağan ettiği bu cennet vatana her zamankinden daha büyük bir sorumlulukla sahip çıkma, onu çok daha ileri seviyelere taşıma kararlığında olma günüdür.
Bugün kutladığımız Cumhuriyet Bayramımızın 99. Yılı törenlerinden görüntüler
Şehrin kadrolu mehter takımı tarafından çalınan ''Hoş gelişler ola, Mustafa Kemal Paşa'' adlı marşı Azerbaycanlı besteci Mehmet Türkel Bey besteleyip Azerbaycan halkı adına Atamıza ithaf etmiş. Bu marş 6 Ekim 1924 tarihinde Atatürk'ün Kars'a ilk kez gelişi şerefine Kars tren garında düzenlenen karşılama töreninde Kafkas oyunu eşliğinde okunmuş.
Dün seyircilerden bir hanımın milli duyguları coşunca kendini daha fazla tutamayıp aynı marşa Kafkas oyunu figürleri ile eşlik etmesi hoş bir mizansen yarattı ve alkış aldı.
Kentimiz dün gece ülkenin en doğusundan en batısına yola çıkan bir misafiri ağırladı.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında, Ardahan'ın İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü mezunu Belediye Başkanı Faruk Demir ile buluştuk, kilometrelerce öteden estirdiği Cumhuriyet rüzgârları eşliğinde Atamızı andık.
1987'de TRT'nin açtığı sınavda başarılı olunca Türk Halk Müziği ses sanatçısı olarak TRT'de on iki yıl çalışan Demir, TRT ekranlarındaki çeşitli Türk Halk Müziği programlarında sunuculuk ve danışmanlık yapmış, aynı zamanda iki albüm çıkarmış olan başarılı bir sanatçı. Daha sonra 1999'da 21. Dönem Ardahan Milletvekili olarak parlamentoya giren Faruk Demir, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde de Ardahan Belediye Başkanı oldu. Yanı sıra MESAM (Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı olan Demir gerek söz yazarlığı ve beste çalışmalarına gerekse Anadolu'dan derlediği türküleri kültürümüze kazandırmaya devam ediyor.
Başkan'ın derlediği bu türkülerden biri olan ve sözleri Âşık Mahzuni Şerif tarafından Mustafa Kemal Atatürk'e ithafen yazılan "Sarı Saçlım Mavi Gözlüm" adlı parça. 💫💫
Ebedi Başkumandanımız Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak basarak kurtuluş ve bağımsızlık meşalesini yaktığı gün bugün. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
Pandemi nedeniyle gerçekleşen karantinalar, tam kapanmalar, evde bunalmalar derken aradan tam iki yıl geçti.
Bugün 17.30 civarı rastladığım şu görüntüler beni de en az çocuklar kadar mutlu etti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı arifesinde kent Türk Bayrakları ve Atatürk posterleriyle donatılmış, etkinlikler yeniden başlamıştı. Tahta At Çocuk Şenliği kapsamında yarın 11.00 - 19.00 saatleri arası söyleşiler, sokak oyunları, sergiler, animasyonlar, sanat ve spor aktiviteleri benzeri birbirinden renkli etkinlikler çocuklarla buluşmayı bekliyor.
Bulgaristan'dan da konuk çocuklar vardı. Durup biraz izlemek istedim. Hüzünlüydü biraz. Her iki ülkenin çocuklarında da adaptasyon sorunu var gibiydi ya da bana öyle geldi, bilmiyorum. Oyunlarda senkronizasyon sıkıntısı vardı en azından; ama o kadar normaldi ki bu. Bırakın küçük çocukları, biz büyüklerden bile hangimiz eski normale şıp diye geçiş yapabildik, öyle değil mi?
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kazandığımız şanlı zaferlerle kurulan Cumhuriyetimizin 97. yılı kutlu olsun. Ne mutlu Türküm diyene!
Bugün, atalarımızın uğrunda oluk oluk kan döktüğü, binlercesinin şehit olduğu vatanımızın yeniden kazanılması için başlatılan Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin başlangıç tarihi...
Bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir asır önce, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak bir güneş gibi memleketimizin geleceğini aydınlattığı günün 101 yıl dönümü...
Mustafa Kemal ve karargâh subaylarının 16 Mayıs 1919 Cuma günü İstanbul Galata Rıhtımı'ndan hareket eden Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü sabah saatlerinde Samsun'a ayak bastığı gün bugün. Aydınlığa uzanacak kutlu bir yolun başlangıcı olarak atılmış, güçlüklerle dolu o kararlı adımın tarihi...
Son derece önemli bir dönüm noktası olan bu tarihte milletimiz tüm olumsuzluklara rağmen ATATÜRK'ün önderliği ile; yerli ve yabancı işbirlikçileri dahilinde emperyalizmi yenerek muhteşem bir zafer kazandı. Ulusal egemenlik merkezli ''Tam Bağımsız Yeni Türk Devleti''ni kurma idealinin yaşama geçirildiği gündür bugün...
Bu yıl pandemi nedeniyle sokağa çıkamadığımız, resmi ve dini bayramlarımızın kutlanamadığı bir yıl. Öyleyse tam bir yıl öncesi gerçekleştirilen Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ve Millî Mücadele Başlangıcının 100. Yılı nedeniyle; 81 ilimiz ve 19 ülkede, 19 Mayıs 2019 günü saat 19.19’da eş zamanlı oynanan, bizzat katıldığım ''Dünya Atabarı Oynuyor'' adlı projeyi bırakayım buraya.
Atabarı, Artvin halk oyunlarından, eskiden “Artvin barı” adıyla bilinen bar türü bir oyun. 1936'da ''Ata barı'' (Atabarı) olarak değiştirilen bu ad oyunun eski adını unutturmakla kalmayıp aynı zamanda Artvin ilinin simgelerinden biri olmuş.
Ve işte Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a Çıkışının 100. Yılında; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve Türkiye Halk Oyuncular Birlik Platformu işbirliği ile gerçekleşen eş zamanlı proje Dünya Atabarı Oynuyor!
''Bahçesi var, bağı var / Ayvası var, narı var / Atamızdan yadigâr / Bizde ata barı var''
Opet Tarihe Saygı Projesi kapsamında 2008 yılında Eceabat'ta 2500 metrekarelik bir alanda hizmete giren ve Gelibolu Yarımadası'nı ziyaret edenlerin ilk durağı olan Tarihe Saygı Parkı.
Tarihe Saygı Anıtı Eceabat arabalı vapur iskelesinin hemen yan tarafındaki bu parkta sergilenmekte olan ve Çanakkale Savaşları'nın çeşitli tasvirlerle anlatıldığı 12 metre yüksekliğinde, 2,5 metre genişliğinde bir anıt. En son 2013'te ziyaret ettiğim parkı bu yıl eylül ve nisan aylarında iki kez daha görme fırsatım oldu.
Bir açık hava müzesi özelliği taşıyan parkta insanı derinden etkileyen son çalışmaları bugün burada toparlamaya karar verdim.
Tarihimizin en önemli savaşlarının geçtiği bölgenin bütünsel bir simgesi olarak Çanakkale Savaşı’nın tüm detaylarını gösterecek şekilde donatılan parkta Atatürk’ün anılarında bahsettiği “Bomba Sırtı Vakası” kompozisyonu ağırlıkta yer alıyor.
Anzak ve Türk askerlerine ait birebir boyutlarda 40 heykel figürünün 22 metre uzunluğundaki temsili siperlere yerleştirilmesiyle oluşturulan bu etkileyici kompozisyonun yapımı yaklaşık olarak dokuz ay sürmüş.
Tarihe Saygı Anıtı'nın hemen yanı başında, gerçeğe uygun biçimde yapılmış iki siperde, Türk ve Anzak askerlerinin
gerçek boyutlardaki heykelleri ve kullandıkları savaş malzemeleri görülüyor.
Milli Mücadele ve bağımsızlık meşalesinin ilk kıvılcımlarını yaktığımız tarihtir 19 Mayıs 1919...
Yüce Atamızın önderliği, Türk ulusunun azim ve kararlılığı sayesinde tüm zorlukların üstesinden gelinmiş, kadınıyla kızıyla, genciyle ve yaşlısıyla bir bütün olarak, tam bir Milli Mücadale halinde kazandığımız eşsiz bir zafere dönüşmüştür.
1881'de doğan ve 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkıp karanlıklara gark olmuş vatanı aydınlatan SONSUZ GÜNEŞİMİZin ışıkları halen üzerimizde...
Milli Mücadelemizin başlangıç tarihi olan ve Büyük Önderimiz Atatürk tarafından ''özgürlük, bağımsızlık, egemenlik ve Cumhuriyetin yılmaz bekçileri'' olarak nitelenen Türk Gençliğine armağan edilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla, sevgiyle, rahmet ve minnetle anıyorum.
SAMSUN'DAN ANADOLU'YA BİR GÜNEŞ DOĞDU - Kıraç
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ÇTSO) Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı projesi
olarak 2 milyon TL bütçeyle Çanakkale Boğazı'nda hayata geçirdiği Su Perdesi...
Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün komutanlığında yazılan ve yalnızca Anadolu için değil, dünya tarihinde de önemli bir dönüm noktası olan ''destansı'' Çanakkale Zaferimizin
102. yıldönümü bugün. Kutlu olsun.
''Yurtta sulh, cihanda sulh'' ilkesiyle hareket eden Atatürk, temeli Çanakkale'de atılmış barışa dayalı dış politika felsefesiyle yalnızca yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti'ne saygınlık kazandırmakla kalmadı. Bütün dünyaya örnek teşkil etti.
Bu bağlamda Atamızın, Anadolu'yu işgale gelip topraklarımızda can veren Anzak askerleri ve annelerine hitaben söylediği göz yaşartan, iç titreten sözlerini anımsatmak istiyorum öncelikle:
''Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.
Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.'' Atatürk, 1934