sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22/06/2026

Kolezyum'daki ''Troya ve Roma'' Sergisi 🏛️

İtalya’nın başkenti Roma’daki dünyaca ünlü Kolezyum Arkeoloji Parkı (Parco archeologico del Colosseo), 12 Haziran – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında, şimdiye kadar Troya üzerine yapılmış en kapsamlı uluslararası sergilerden birine ev sahipliği yapıyor. "Troya ve Roma. Eski Akdeniz'in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri" (Troia e Roma. Miti, leggende, storie del Mediterraneo antico) adını taşıyan bu görkemli sergi, Anadolu’nun kadim mirası Troya ile Roma İmparatorluğu arasındaki derin mitolojik ve kültürel bağları gözler önüne seriyor.

Eserlerin titizlikle taşınıp tasnif edilmesinin oldukça yoğun bir emek ve süreç gerektirdiği aşikâr.

29/12/2025

Aralık Ayının Son Günlerinden

Yıl bitmeden şuraya biraz çektiğim fotoğraflardan bırakayım. Azıcık da gevezelik edip açtığım arayı kapatayım. Yazmayalı neredeyse 10 gün olacak ve her uzayan arada olduğu gibi blog yazmaktan soğumaya başladım yine. Neyse, bu yazı yaklaşık 1 saat sonra listeye düşeceği için bu haliyle yayına vereyim de gerisini o arada tamamlayayım yine. Artık alıştım çünkü. Onarılamayan bir arıza bu ve ben fazla önemsememeyi öğrendim. O halde az sonra görüşmek üzere.

19/11/2025

Eğlenceli Kent Lügatı

Her kentin kendine has bir dili vardır. Sokakta, kahvede, pazarda, okulda duyulur; evde, sofrada, deniz kenarında şekillenir. Bu dil, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Bir bakışın, bir seslenişin, bir esprinin, bir lakabın içine siner. Çanakkale'nin insanı kelimelerle oynar, onları evirir çevirir, yerelden evrensele taşır. Burada bazen vapur beklerken kurulan cümle, bazen sahilde dostlarla edilen muhabbet, bazen de sokaktan geçen bir satıcının seslenişi yeni bir kelimeye dönüşür.

Sergi boyunca göreceğiniz kelimeler, sadece eğlenceli değil; aynı zamanda toplumsal belleği, kentin çok katmanlı yapısını, farklı kuşakların ortak mizahını ve kendine özgü yaşam tarzını yansıtıyor.

09/11/2025

Sergi: 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü

Kadınlar. Tüm toplumlarda çağlar boyunca erkek egemenliği altında kalıp ezilen kadınlar... 
Son dönem özellikle, kendi ülkemizdeki durum çok vahim. Kadın cinayetlerindeki artış azalacağına korkunç boyutlara girdi. Hangi haberi okusanız eşi ya da herhangi bir ''erkek'' tarafından öldürülen, hatta derisi yüzülen kişi bir kadın! Bir de, son birkaç yıldır yüksek katlı evlerin balkon ya da pencerelerinden düşerek(!) ölüyor kadınlar. Siz hiç iş kazaları haricinde balkondan kazara düşerek ölen erkek duydunuz mu? Erkek hegomonyasına boyun eğmeyen pek çok kadın can veriyor ülkemizde. Azımsanmayacak bir çoğunluk da dayanılmaz şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışarak cehennemi yaşıyor.

Azınlıkta kalsalar da tüm bu şartlara direnen kadınlar da var dünyada. Erkek hegomonyasına karşı gelen, fikrinden asla dönmeyen, yaktığı meşale sönmeyen kadınlar. Misal, kadın mağduriyetine karşı bir sembol haline gelen ve "Unutulmaz Kelebekler" olarak anılan Dominikli Mirabal Kardeşler var. 

Patria, Minerva ve Maria Teresa adlı bu üç kız kardeş popüler ve feminist direnişin simgesi olup şiirlerde, şarkılarda ve kitaplarda anıldılar. İnfazları, Julia Alvarez tarafından yazılan "Kelebekler Zamanında" adlı kurgusal öyküye ilham kaynağı oldu. Dikta rejimine karşı mücadele ettikleri için 25 Kasım 1960'da Dominik Cumhuriyeti diktatörlük polisleri tarafından bir cipin içinde vahşice öldürülüp kaza süsü vermek amaçlı uçurumdan atılan üç kız kardeşin kurduğu Clandestine Hareketi öldürülmelerinden bir yıl sonra diktatörlüğün yıkılmasındaki en büyük etken oldu.

09/09/2025

Felix Nussbaum İle Yolda

Almanya'nın Osnabrück kenti Çanakkale ile 30 yıldır dost, 20 yıldır kardeş kent olarak yoluna devam ediyor. Yanı sıra her iki kent de ağır savaşların yıkıcı etkilerinden derin yaralar almalarına rağmen, hepsini tarihi bir ders olarak görüp insanlığın güzel özelliklerine yönelerek kendilerini ''Barışın Kenti'' olarak niteliyor. Hem Çanakkale hem Osnabrück kendini hoşgörüye, barışa ve örnek dünya kenti olmaya adadığından, kardeş kent olma yolunda da örnek teşkil ediyor.

Ressam Felix Nussbaum sağdaki erken dönem otoportresinde (1926) kendi Yahudi kimliğinin eleştirel sorgulamasıyla ilgilenmiş. Kendisini Yahudi cemaati kantoru ile birlikte Osnabrück sinagogunun iç mekânında tuval üzerine yağlıboya ile resmetmiş.

31/03/2025

Bir Mozaik Macerası

Mart ayının son günüydü bugün. 
Bileğimde tam 31 gündür takılı olan marteniçkanın da son günüydü. Leyleklerin güzergâhı olmayan bir bölgede yaşıyordum. Yani tek bir leylek bile göremeden yaşayıp gidiyordum:) Marteniçka geleneğine göre mart ayı boyunca leylek göremediysen martın en sonuncu günü bilekliğini çözüp bir akarsuya bırakman gerekiyordu.

Zaten ben de bayram demedim, seyran demedim, sabah erkenden yola çıkıp yine öyle yaptım. Doğruca Sarıçay Köprüsü'ne gidip bilekliğimi köprüden aşağıya bıraktım. Telefon ekranımı ayarlayıp bir de fotoğrafını çekeyim derken akarsuyun yüzeyinde hızla gözden kaybolmuştu bilekliğim. Dileğimin gerçekleşmesi de o kadar hızlı olur dilerim:)

''Yaz ya da kış, gece ya da gündüz hiç fark etmeden ve neredeyse her gün, hangi yana dönseniz mutlaka bir etkinlikle karşılaşırsınız bu kentte,'' demiştim geçenlerde. Dönüşte Troya Sergi Salonu'nda “Bir Mozaik Macerası” isimli kişisel bir mozaik sergisinin ziyarete açık olduğunu gördüm. Antik çağlardan kalma mozaik tablolara ayrı bir ilgim vardır. Bakalım günümüz mozaikçileri tabloları nasıl yapmışlardı? 

15/03/2025

Sergi: Troyalı Dokular Dokumalar

Boğazıyla, deniziyle, stratejik konumu ve Antik dönemlerden I. Dünya Savaşı'na kadar uzanan destanlar yazılmış görkemli tarihiyle, denizle harmanlanmış tarihi zenginliklerinin yanı sıra ziyaretçilerine doğal güzellikleriyle de eşsiz deneyimler sunan bu güzel kente âşığım ben.

Yaz ya da kış, gece ya da gündüz hiç fark etmeden ve neredeyse her gün hangi yana dönseniz mutlaka bir etkinlikle karşılaşırsınız bu kentte. Mesela Temmuz'da başlayan Özgürlük Parkı Açık Hava Sinema Geceleri, mesela festivaller, konserler, büyükler ya da çocuklar için workshoplar, mesela atölyeler, tiyatro gösterileri, keman, viyola ya da piyano resitalleri, sergiler...

12 Mart'ta Kent Müzesi'nin ev sahipliği yaptığı önemli bir sanat etkinliğinin daha açılışı yapıldı. 

Sanat yönetmeni, ressam ve dokuma sanatçısı Deniz Özen'in “Troyalı Dokular, Dokumalar” sergisi sanatseverlerle buluşmuş ve ben yine açılışı kaçırmıştım. Bir gün sonra ziyaret edebildim. 

Deniz Özen'in, Anadolu'nun kadim topraklarından ilham alarak Troya'nın görkemli mirasını günümüze taşıdığı kişisel sergisi oldukça etkileyiciydi. Keçe ve dokuma teknikleriyle Troya'nın kadim hikâyelerine ait izlerin öne çıktığı ve modern bir bakış açısıyla günümüze taşındığı sergi 7 Mayıs 2025 tarihine kadar (pazartesileri hariç) 09.00-17.00 saatleri arasında ziyarete açık.

08/03/2025

Boreas Kadın ve Sanat Derneği Kırkyama Sergisi

“ARMAĞAN EDİLEN ANILAR, YENİ UFUKLAR…”
''Evler'' adlı muhteşem kırkyama eseri
Ülkemizin farklı bölgelerinde yaşayan kırkyama öğreticilerinin ortak emeğiyle oluşturulmuş. 30 farklı ustanın hazırladığı ''EV'' temalı birbirinden farklı bloğun büyük bir titizlikle birleştirilmesiyle ortaya çıkan bu eşsiz eser sanatsal dayanışmanın, kültürel mirasın güçlü bir sembolü.

''Kuşlar''
Türkiye’nin dört bir yanındaki usta kırkyama hocalarının kolektif emeği. Boreas Kadın ve Sanat Derneği’ne armağan edilen bu değerli çalışma, derneğin en büyük hayallerinden biri olan Kırkyama Müzesi'ne değerli bir bağış niteliğinde. Her biri ustalıkla tasarlanarak işlenen rengârenk kuş figürleri özgürlük, sanat ve kadın dayanışmasını simgeliyor. Her karede bir ustanın imzası olan eser, bireysel yaratıcılığın ortak güce nasıl dönüşebileceğinin en güzel örneklerinden biri ve her dikişte bir öykü gizli. Eser kırkyama sanatının zarafetini, kültürel mirasını ve kadın emeğinin gücünü yansıtırken sanatın birleştirici ruhunu da gözler önüne seriyor.

22/10/2024

Hande Sümer Yıldırım - Bir Yüzüm Keçe

Cumartesi hem alışveriş yapmak hem yağışsız ve mis gibi serin geçen sonbaharın tablolara taş çıkaran manzaralarla bezeli son günlerinin keyfini biraz daha yaşamak amaçlı uzun bir yürüyüşe çıktım. Kordondan şehre deniz havası alarak yürürken karşı hatta bulunan Devlet Güzel Sanatlar Galeri'sinin dış duvarında asılı şu afişi görüp merak içinde o tarafa geçtim.

Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı Keçe Sanatçısı olan Hande Sümer Yıldırım'ın portre eserlerinden oluşan ilk kişisel sergisi "Bir Yüzüm Keçe"nin duyuru afişiydi gördüğüm. 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne Dekor ve Kostüm Bölümü mezunu Hande Hanım'ı 2023 Aralık ayında yine böyle bir tesadüf sonucu rastladığım karma sergisi ile tanımıştım. 

Hande Sanat Keçe Atölyesi öğrencileriyle birlikte iğneleme tekniği kullanarak keçe ile çalıştıkları portreler ve hayvan baskılı özgün çalışmalarını hayretle ve hayranlıkla incelerken keçeden yapılmış olduklarına inanamamıştım. Son derece hoş ve güler yüzlü bir hanım olan Hande Yıldırım’ın yetenekli ellerinden çıkan portre eserlerden oluşan "Bir Yüzüm Keçe" adlı sergisinin açılışını 1 gün farkla kaçırmıştım yine. Her bir portreyi uzun uzun inceleyip başından ayrılamadım. Keçeye adeta can veren inanılmaz bir sanattı bu. Bazı portrelerin canlı insan gibi görünmelerine çok az kalmıştı.

Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Belediye Başkanı Muharrem Erkek ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez tarafından gerçekleştirilen etkinliğin açılışında saten kurdele değil, kırmızı keçe ip kesilmesi fikri harikaydı:) Hande Sümer Yıldırım'ın ilk kişisel sergisi olan "Bir Yüzüm Keçe" 18 - 27 Ekim tarihleri arası Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde ziyaretçilerini bekliyor.
 
Sevgili Hande Hanım'a çekim için bir kez de buradan teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum:)

28/09/2024

Hafta Sona Ererken...

Geleneksel Çanakkale Seramikleri Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen ve özellikle dernek üyelerinin katılabileceği ''Çanakkale Seramikleri Çağdaş Yorumları- BULUŞMA'' adlı  sergiyi ziyaret ettim dün. 

Dernek, taşınmaz kültür mirası olarak kabul edilen 300 yıllık geleneksel Çanakkale seramiklerinin sürdürülebilirliğini sağlama amaçlı ulvi bir görev üstlenmişti. Serginin bir ''BULUŞMA'' olduğunu, Çanakkale ya da il dışında yaşayan alaylı veya mektepli tüm seramik sanatçılarının, tüm zanaatkârların bu sergiye katılabileceğini duyurmuştu.  

Kentte yaşayan seramik sanatçılarının raku pişirim etkinliklerinde ve farklı sergi mekânlarında daha çok bir araya gelip kaynaşması, seramik sanatına birlik ve beraberlik içinde sahip çıkılması da hedeflenmişti özünde. Duygulanmamak elde değildi. Seramik sanatına hayran bir blog yazarı olarak Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde 30 Eylül'e kadar sürecek olan bu güzel sergideki göz kamaştırıcı eserleri iki tur dolaştım. Seramik Müzesinde ara sıra açılan seramik kurslarından birine katılma isteğim perçinlendi. Belki de gerçekleşir. 🏺😊

20/12/2023

Mucizevi Keçe İğneleme Tekniği

Pazartesi günü İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün önünden geçerken içeride bir sergi olduğunu fark ettim. Tamamen tesadüf eseri. Kültür ve Turizm Bakanlığı Keçe Sanatçısı Hande Sümer Yıldırım öncülüğünde gerçekleşen bir keçe sergisiydi bu. 

Keçe çocukluğum demekti benim için. Küçük bir çocukken arastadan geçerken keçe sanatına gönül vermiş yerel ustaları ve çalışma tarzlarını izlemeye bayılırdım. Hâlâ gözümün önündedir. Bugün aynı ustalardan son birkaçının mesleğe aynı tarz devam ettiğini de biliyordum.  

Hava buz gibiydi. Yetişmem gereken bir yer vardı. Ancak, bu sergiyi es geçmem mümkün değildi. Girdim hemen içeri. Aman Allahım, içerideki eserler tam bir sürpriz oldu benim için. Gözlerime inanamadım. Sergideki tüm eserlerin keçeden oluştuğu inanılacak gibi değildi. 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tasarım Bölümü mezunu Hande Sümer Yıldırım'ın, Hande Sanat Keçe Atölyesi öğrencileriyle birlikte iğneleme tekniği kullanarak keçe ile çalıştıkları portreler ve hayvan baskılı özgün çalışmaları geleneksel keçe sanatını aşmış, bambaşka bir boyuta girmişti. Hande hanım ve öğrencileri kelimenin tam manasıyla mucizeler yaratmışlar. Kendilerini bir de buradan kutluyorum. Ellerine sağlık her birinin...

30/10/2023

Sergi: Diriliş'ten Kurtuluş'a Cumhuriyete Giden Yol

Cumhuriyetin kuruluş sürecini ve Türk halkının destansı mücadelesini yansıtan özel bir sergide, Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi'ndeyim. 

''Diriliş'ten Kurtuluş'a Cumhuriyete Giden Yol'' adlı sergi Cumhuriyetimizin 100. yıldönümü nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nın katkılarıyla hazırlanmış. 

Özellikle gençlerin ve çocukların milli bilinçlerini güçlendirmeyi amaç edinen serginin küratörü Hisart Canlı Tarih Müzesi Kurucusu ve diorama* sanatçısı Nejat Çuhadaroğlu. 
Hisart Canlı Tarih Müzesi koleksiyonları ile hazırlanan, Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı dönemine ait tamamen orijinal eserlerin yer aldığı sergide Atamızın Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal ve Gazi Mareşal Mustafa Kemal iken giydiği orijinal üniformalar da sergileniyor. Anlatılmaz yaşanır türden duygularla tekrar tekrar gelip bariz bir heyecan içinde baktım bu canlandırmalara... 

Yine Miralay Mustafa Kemal’e ait subay kılıcı da 108 yıl sonra sergideydi. Nejat Çuhadaroğlu, sergiyi Çanakkale gibi kurtuluş mücadelesinin merkezlerinden birinde açmanın büyük bir onur olduğunu ifade ederken; ülke tarihinin eşsiz mirasını dünya çapında tanıtmayı amaçladıklarını, Selçuklu döneminden başlayarak Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan geniş bir döneme ait zengin bir envantere sahip olduklarını, dünya tarihine yön veren önemli savaşların dioramaları ile orijinal üniforma ve ekipmanlarla donatılmış yüzlerce manken ve canlandırma sergilediklerini de eklemiş.

20/05/2022

Göçmen Kültürlerinde Yöresel Giysiler Sergisi

Göçmen kültürlerine ait olan ve günümüze kadar devam edip halen giyilmekte olan asırlık yöresel giysilere ilgisi olanlar buraya lütfen. Belediyenin öncülüğünde ve bir eğitimcinin derlemesiyle oluşmuş, süresi yakında sona erecek olan bir koleksiyon sergi geliyor.

Kale-i Sultaniye`den Günümüze Halk Giysileri adlı bu sıra dışı sergi Çanakkale bölgesinde yaşamış ve halen yaşamakta olan Yörük, Türkmen ve Pomak göçmenlerinin kültürlerindeki çoğu en az 100 yıl önce köylerdeki terziler tarafından dikilmiş olan giysilerle, başlıklar ve takılardan oluşuyor. 31 Mayıs 2022 tarihine kadar devam edecek olan sergi hak ettiği ilgiyi fazlasıyla görüyor. Sandıklardaki gizli hazineler ortaya çıkmış bir anlamda. Bazı giysiler ise çöpe atılmaktan son anda kurtarılıp koruma altına alınmış. 

Bildiğimiz standart köylü giysisi tarzı değil üstelik. Pek çoğu parlak kumaşlardan özene bezene dikilmiş ve son derece şık. Özellikle bir mintan vardı ki, favorim oldu. Serginin küratörü, halk bilimi âşığı bir eğitimci. Parçaları toplayabilmek için seneler harcadığını, asıl amacın kaybolan değerlerin özünün ortaya çıkması olduğunu söylemiş. Bazı geleneksel giysilerin eskiciye iki tencere karşılığı satıldığını öğrenmek gibi üzücü durumlar da yaşamış. Dileğim sergiye ait parçaların artarak çoğalması.

12/08/2020

Gündemimden...

"Göğe Bakalım" dedik bir kere. Bugün gündüz gözüyle göğe bakıp da masmavi gökyüzünde arzı endam eden Ay'ı gördüğümde saat tam olarak 11.10'du. Gökyüzüyle fazlaca haşır neşir olduğum bu dönem, neredeyse öğlen vakti gördüğüm bu muhteşem tablo şaşırtıcı oldu benim için. Beyaz ve mavinin uyumu müthişti.

Aklıma uzunca bir zamandır ilgilenmediğim blogum geldi bu bahaneyle. Bir şeyler yazdıkça yazası geliyor insanın değil mi? Arayı uzatınca da tek kelam edesi gelmiyor. Özellikle de pandemi döneminde özene bezene yazılmış bir yazı çıkarmak pek mümkün olamıyor. Oysa yazmak terapiydi. Bundan emindik hani?

Neyse, fazla irdelememek lazım kanımca. En son çektiğim fotoğraflardan yola çıkarak bir şeyler karalamaya çalışayım ben en iyisi. Yazdıkça açılıyor insan. Kalem oynamaya görsün bir kere.

Geçen hafta Çanakkale Kent Müzesi'ni ilk kez ziyaret etme fırsatım oldu.
Tabii ki sosyal mesafe kuralı dahilinde ve maskeli olarak. İçeriye üç kişiden fazlası alınmıyordu.
2019 yılında Dr. Mithat Atabay'ın kaleme aldığı ''Çanakkale'nin Evlatları- Çanakkale'ye Kimler Geldi, Kimler Geçti'' adlı kitabından yola çıkarak Çanakkale'de doğmuş ve burada iz bırakmış kimselere yer verilen bu sergide, Reşat Nuri Güntekin'den Teoman Alpay'a, Tevfik Rüştü Aras'tan Saniye Can'a edebiyat, spor, müzik alanlarından ve artık hayatta olmayan 17 isim konu ediliyordu.

05/01/2020

Paris and The Bear İllüstrasyon Sergisi

Dün, tüketim çılgınlığı ve doğa talanına tepki olsun diye, mukavva tabakalara resmedilmiş çalışmalardan oluşmuş sıra dışı bir sergiyi ziyaret ettim. Öyle ki, sanatçı atık kâğıtlardan bizzat imal ettiği ''geri dönüşüm'' tabakalar üzerine yapmıştı çalışmalarını. Üstelik, illüstrasyonlar alışılagelmiş şekilde ne şövale üzerindeydi ne de duvarda asılıydı. Eserler, tepkinin devamı niteliğinde, budanmış çam ağaçlarının dalları üzerinde sergilenmekteydi.

''Dünyaya gelmesi bir yıkım ve yok oluşa neden olacağına inanılan bebek, bu bebeğin öldürmeye kıyamayan bir avcı veya çoban tarafından ormana bırakılması, bebeğin ölmeyip vahşi bir hayvan tarafından sahiplenilmesi, emzirilip büyütülmesi, bu şekilde büyüyen çocuğun zamanı gelip ailesine bir şekilde geri dönmesi, genellikle de bir kahramana dönüşmesi'' temasına mitolojik hikâyelerde sık rastlarız hani. Antik Yunan Edebiyatı'na konu olmuş ünlü Troya savaşının en bilindik karakterlerinden olan Paris'in hikâyesi de bu tema üzerine kurulu. Ziyaret ettiğim sergi ise adından anlaşılacağı üzere Paris ve onu büyüten dişi ayı ile ilgili hikâye üzerine bir illüstrasyon sergisi.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden 1997 yılında mezun olan 1972 doğumlu ressam Hüseyin Tarık Akkuş'un Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesindeki Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan “Paris and the Bear” isimli illüstrasyon sergisi gerçekten de ezber bozan cinsten. Troya’nın iflah olmaz prensi Paris’in varlığı ile ilgili bir kehanetin ortaya atılması üzerine şehrin felaket yaşamaması için bir çoban tarafından İda Dağı’na bırakılması, bir dişi

02/06/2015

Barış Petekleri

Dağı, taşı, toprağından tutun da, denizinden ve hatta ağaçlarından bile buram buram barış kokusu yayılan, barış çağrısı yapılmakta olan bir kent Çanakkale.

Kesinlikle içlerinde Atamız'ın ''Onlar bizim evlatlarımız olmuşlardır!'' söylemindeki sevgi-merhamet-hoşgörü üçlemini barındırdığına inandığım ve halen savaşmakta olan dünyaya atfedilmiş pırıl pırıl nice barış mesajı...

İşte Barışın Kenti Çanakkale’nin merkezinde bulunan Halk Bahçesi’nde, yemyeşil ağaçlar arasında dikkati çeken, son derece anlamlı, çok renkli ve ahenkli bir çalışma.

Konusu ne mi? Elbette ki ''BARIŞ''.

Söz konusu olan bu kez bal petekleri konseptinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir açık hava sergisi.
Çalışma; karma bir sergi, ancak kalıcı olması nedeniyle aynı zamanda bir anıt...
Ressam Gülsen Zengin'in projelendirip küratörlüğünü yaptığı ve Çanakkale Belediyesi'nin destek verdiği "Barış Petekleri" adlı çalışma, dünya genelinde yapılan çağrılar doğrultusunda katılan 24 ülke ile Türkiye'nin çeşitli kentlerinden başvuran akademisyenler ve profesyonel sanatçılara ait toplam 656 eserin kapsadığı bir anıtsal sergi konumunda.

Sergiye katılan sanatçılar dünya barışı adına örgütlenme yoluyla ve ürettikleriyle 40x40 cm ebadındaki peteklere, tıpkı birer arı gibi dokunup can vermiş, kolektif olmaya dayalı bu anlayışla farkındalık yaratmanın, barışın sağlanması kadar muhafaza edilmesinin ve sürekli kılınmasının da ne denli önemli olduğunu ortaya koymuşlar.
Anıtsal sergide sanatçılara ait ülke bayrakları ile Atatürk'ün "Yurtta Dünyada Barış" söylemine de yer verilmiş.

Günümüzde ''Ortadoğu'' denen bir gerçek var.
Hiçbir şekilde ders alınamamış bir dram olan Irak gerçeğinden sonra sınırlarımızdan içeri girmiş olan Suriye ateşi…
Gitgide şiddetlenerek Orta Çağ’ı bile gölgede bırakan savaşların akıl almaz vahşetlerle devam ettiği gerçeği…
En ilkel kabilelerin bile aklından geçmemiş zulümler, kıyımlar eşliğinde kadınlar, çocuklar, yaşlılar katlediliyor!
Ağızlardan salyalar saçılarak uçurulan kellelerin görüntüleri tüm dünyaya yayılırken insanlık can çekişiyor...

Zaman oturduğu yerde barış dileyerek çözüm umma zamanı değil.
''Bana dokunmayan yılan bin yaşasın,'' ya da ''Nasıl olsa birileri düzeltir,'' safsatası hiç değil...

''Yeni binyılın savaşlarının getireceği evrensel yok oluşu dikkate alarak
barışı bir düş olmaktan çıkarmayı başarmak zorundayız.''
-Ü.Yaşar Gözüm-