2022/05/20

Göçmen Kültürlerinde Yöresel Giysiler Sergisi

Göçmen kültürlerine ait olan ve günümüze kadar devam edip halen giyilmekte olan asırlık yöresel giysilere ilgisi olanlar buraya lütfen. Belediyenin öncülüğünde ve bir eğitimcinin derlemesiyle oluşmuş, süresi yakında sona erecek olan bir koleksiyon sergi geliyor.

Kale-i Sultaniye`den Günümüze Halk Giysileri adlı bu sıra dışı sergi Çanakkale bölgesinde yaşamış ve halen yaşamakta olan Yörük, Türkmen ve Pomak göçmenlerinin kültürlerindeki çoğu en az 100 yıl önce köylerdeki terziler tarafından dikilmiş olan giysilerle, başlıklar ve takılardan oluşuyor. 31 Mayıs 2022 tarihine kadar devam edecek olan sergi hak ettiği ilgiyi fazlasıyla görüyor. Sandıklardaki gizli hazineler ortaya çıkmış bir anlamda. Bazı giysiler ise çöpe atılmaktan son anda kurtarılıp koruma altına alınmış. 

Bildiğimiz standart köylü giysisi tarzı değil üstelik. Pek çoğu parlak kumaşlardan özene bezene dikilmiş ve son derece şık. Özellikle bir mintan vardı ki, favorim oldu. Serginin küratörü, halk bilimi âşığı bir eğitimci. Parçaları toplayabilmek için seneler harcadığını, asıl amacın kaybolan değerlerin özünün ortaya çıkması olduğunu söylemiş. Bazı geleneksel giysilerin eskiciye iki tencere karşılığı satıldığını öğrenmek gibi üzücü durumlar da yaşamış. Dileğim sergiye ait parçaların artarak çoğalması.

Giysileri incelemeye başlamadan önce mor cepkenli Yörük giysisi giydirilmiş  bir mankene iliştirilmiş bilgiler dikkatimi çekti hemen. Şimdiye kadar hiç bilmediğim, duymadığım bir gelenekten ve haktan bahsediliyordu. ''Mor Cepken'' Yörük kadınlarına tanınmış öylesine gurur verici ve yüce bir hak ki, lütfen siz de okuyun.

MOR CEPKEN YÜRÜYÜŞÜ

Yörük kadını yaşlanıp iyice deneyim kazanınca Kezbence olur adı. O oymağın bilge kişisi, akıl danışılanıdır artık. Göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı yüce bir haktır mor cepken. Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır. 

"Mor Cepken" Karacaoğlan türkülerinde geçer. Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir. Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce "Mor Cepken" konur. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir. Yörük kızları sevdikleriyle evlenirlerdi. Başlık parası gibi alışkanlıkları yoktu. 

"Mor Cepken" evlilikte yeri, zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir boşanma özgürlüğünün simgesidir. Mor renk ihanete uğramış, aldatılmış aşkın rengidir. “Mor Çatı” adı oradan gelir. Bizler dünyaya Mor Cepken’i yeterince tanıtabilseydik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Mor Cepken Günü” olarak kutlardık. Evli Yörük kadını aldatılınca ya da kocası tarafından aşağılanıp dövülünce bir şekilde Mor Cepken'i giyip herkesin görebileceği bir yere otururdu. Bu ''Ben bu herifi boşadım'' demekti. O zaman akan sular durur, herkes işini gücünü bırakır. Masal anaları ile doğum ebeleri "MOR CEPKEN" giyen kadının çevresini alırlar. Boşadığı kocası ise evinden dışarı çıkamaz, kahveye gidemez, kimse yüzüne bakmaz. Büyük ödün verip de karısına MOR CEPKEN’i çıkarttıramazsa ömür ömüre dul kalacaktır. Kimse ona dul-şaşı kızını bile vermez. Göçebe yörüklüğünün kadınına tanıdığı hakka, özgürlüğe bakın! 

1800'lü yılların sonlarında Nazilli kasabasının Aydın dağlarında, dağa çıkarak kadın hakları için savaşan “Gizemli Kadın Efe” de bunlardan biridir. Ege yöresinin unutulmaz bir eridir. 

MOR CEPKEN Ege efelerinin giydiği bir giysidir. Buralarda efelik kadın erkek işi değil yürek işidir. Kybele, Artemis, Tahtacı Yörüklerinden bu yana kadın baş tacıdır bu topraklarda.



Yörük ve Pomak erkek kıyafetleri

Şimdi de Dünya folklor literatüründe de yerini almış bulunan ve özellikle Biga ilçesinde yaşayan Pomaklara ait yöresel giysilerde sıra. Bu giysiler halen günlük kullanımda olup yaşatılmakta olan bir gelenektir aynı zamanda.👇👇


Pomak kadınlar halen gerek tarlada gerekse evde, hayatın her alanında yaklaşık 150 yıllık yöresel kıyafetlerini kuşanmakta ve geleneksel kültürü sürdürmekteler. Köylerdeki dokuma tezgâhlarında üretilen yöresel giysileri tümüyle el emeği göz nuru ve en ufak parçasına kadar usta eller tarafından sabırla işlenmekte.
Kıyafetlerin temel ögesi iç entari ve dış entari, rengârenk ve pullu işlemeleriyle oldukça göz alıcı. Dış entarinin üzerine kuşak ve mendil takılıyor. Alta cepken (salta) giyilmesi, boncukların takılması, fesin giyilmesi, kollukların takılması, başörtü takılmasının ardından rengârenk çorapların giyilmesi ile elbise tamamlanıyor.







Soldaki giysi 1915'ten günümüze geldiği düşünülen bir don-entari.

Sarıcaeli veya çevresi köylerden bulunduğu, torunlarının çöpe atmayı düşündüğü kostüm. 

Serpil Şahin'e 2013 yılında ulaşmış. 2015 yılında teslim edilmiş. Siyah bordo çizgili pamuklu kumaştan yapılan, yerli köylerinde kullanılan sade bir kostüm. Dizilerde benzerlerine rastlamış gibiyim sanki.
Sağdaki ise Çanakkale Tahtacı Türkmenlerine ait şık bir kadın kıyafeti. Bilgiler genellikle giysilerin üzerine iğneyle tutturulmuş.


Çanakkale Gazisi Topal Ali'nin (Ali AYDOĞAN) torunu Keriman Yüce AYDOĞAN'a büyüklerinden kalan giysi. Sağdaki ise gelinin kına gecesi giydiği yeşil saten bal-kaymak ipekten yapılan 3'lü takım (şalvar-yelek-cepken).



Solda yine eski bir sandıktan çıkma don-entari türü, sağdaki cepkenli şık bir takım.


İşte favorilerim: Soldaki çok düğmeli kına gecesi elbisesi ve halı desenli dokuma bluz kombini ile sağdaki fotoğrafta görülen üst parça. Yani düğün ya da kına gecelerinde giyilen MİNTAN. 
Altındaki parça, 1915'ten günümüze geldiği düşünülen don-entari. Sarıcaeli veya çevre köylerden bulunduğu, torunların çöpe atmayı düşündüğü kostüm Serpil Şahin'e 2013 yılında ulaşıp saklanmış. 2015 yılında sergi için teslim edilmiş. Siyah bordo çizgili pamuk kumaştan yapılan ve yerli köylerinde kullanılan bir kostüm.

Mutlu, keyifli bir hafta sonu dileğiyle...