flanöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
flanöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13/02/2024

Şubatta Flanöz Hallerim

''Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?'' İşte burada o resim. Abidin'e gerek kalmadan kendi ellerimle çektim. Şunun güzelliğine bakın:)

Şaka falan değil, gerçekten beni çok mutlu eden bir resim oldu bu. Çarşı Caddesi'nin kimselere yüz vermeyen Sarman'ı beni görünce suratını asıp başka taraflara bakmaya ya da kaçmaya hiç niyet etmedi bu kez. ''Atla kucağıma'' işareti yapsam atlayacaktı neredeyse:)

Böylece onca zaman sonra onunla ilk kez göz göze gelmiş oldum. Gözlerini hiç ayırmadan bakıyordu. O an aklıma yine aynı şey geldi:
Sokak Kedisi Bob ile James Bowen

Madem aramızdaki buzlar çözüldü. Atlasa oradan o da benim boynuma, onlar gibi birlikte dolaşsak. Gitar çalmayı pek beceremesem de flanözlük yaparken eşlik eder bana işte ne güzel. Zaten o bakışlar uğur getirdi bana. Kısa bir süre sonra şahane bir keşif yaptım: Yazının sonunda bahsedeceğim Rhapsodos Mozaik

25/10/2023

Geçtiğimiz Haftaya Bakış

Son birkaç yıldır gelenek haline getirdiğim haftanın fotoğrafları içerikli yayınları genelde hafta sonu yayınlıyordum. Ancak bu kez ralli nedeniyle hafta ortasına sarktı. Bu yayınlara ''magazin ağırlıklı'' da diyebilirim sanırım. ''Magazin'' sözcüğü ''Halkın çoğunluğunu ilgilendirecek, çeşitli konulardan söz eden, bol resimli yayın,'' anlamında. Okurların çoğunluğunu ilgilendirdiği istatistiklerden belli olduğuna göre benim yaptığım da farklı bir şey değil sanki. O halde hemen başlayayım. 
Gitarı, mızıkası ve İngilizce parçalarıyla kordon ve çarşı caddesini şenlendiren müzisyen ve balık bolluğu yaşanan bir sezonda avdan keyifle dönen bir balıkçı teknesi kıyıya yanaşırken.

VIKING NEPTUNE gemisinin erkek rehberi ile bir başka geminin kırmızı şemsiyeyle yolcu toparlayan kadın rehberi. Şemsiye kapalı olunca geminin adı da kapalı.

02/12/2022

Kırmızı Küçük Dükkân ve Anılar

Şehrin merkezinde kim bilir kaç kez geçtiğim bir cadde. 67 yıldır orada olduğunu öğrendiğim dükkân arada biraz sıkışmış, biraz da geride sanki. Kalabalığın etkisiyle olsa gerek, o güne kadar gözümden kaçmış. Bu küçük kırmızı dükkânı gecikmiş bir farkındalıkla ilk kez görüyorum. Sanki masal dünyasından fırlamış gibi. Gözlerim parlıyor!
Ortasından çukurca bir çizgi geçtiği için gerektiğinde arkadaşımla bölüştüğüm çocukluğumun naneli Arap kızı sakızı da orada! Heyecan içindeyim resmen. Dalıyorum hemen içeri...

Doğa yürüyüşlerinin daha sağlıklı ve mutlu hissetmek gibi kendine has ödülleri var. Ancak, kökenleri kentsel ortamlarda yatan ve bu yıl en büyük ilgi alanlarımdan biri olan, kadınlar için ''flanöz'' teriminin kullanıldığı ''flanörlük'' gibi bir ''sanat'' da var. Konuyla ilgili zaman zaman okumaktan kendimi alamadığım kitaplar, makaleler ya da köşe yazıları... 
Geçen gün Paris'te dolaşırken bir fıstık dükkânıyla karşılaştığını anlatan bir gazeteci kadına rastladım. Serbest zamanını değerlendirdiği bir anında şehirde gezerken, bütünüyle Şam fıstığına adanmış bir dükkân keşfediyor. Bu durum onu o kadar mutlu ediyor ki insanların ''Deli mi?'' diye düşünüp şaşırma ihtimaline rağmen uzunca bir süre istemsizce sırıtmaktan kendini alamıyor:)

Bu yazıdaki fotoğrafları şaşkınlık yaşayan o gazeteci kadının yaşadığına çok benzeyen bir keşif anımda çektim ben de. Aman Allahım! Sanki bir rüyadaydım. Küçülüp de çocukluğuma inmiştim adeta...

12/11/2022

Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi

Ülkemizin sayılı arkeoloji uzmanlık kütüphanelerinden biri olan ve şehrin merkezinde bulunan Manfred Osman Korfmann Kütüphanesi'ndeyim. Bu kadar merkezi bir konumda olduğunu bilseydim şimdiye kadar çoktan ziyaret ederdim burayı. Aynalı Çarşı'ya giriş kapısının hemen karşısındaki Tıflı Cami'nin arkasındaki yoldaymış meğer. Arası 50 metre bile yok. Yukarıdaki iki fotoğrafı caminin Çarşı Caddesi'ne bakan yan kapısından girip arka kısmından çektim. Demem o ki şehre gelip de aklına burayı görmeyi yazmış olanlar için çok bilindik bir noktada. Kütüphane binası, içinde sema ayini izlediğimi ŞURADA anlattığım 1669 yapımı eski Ermeni kilisesinin yanına 1890-1910 yılları arasında inşa edilmiş ve Ermeni Sübyan Okulu olarak hizmet vermiş. 20. yüzyılla birlikte Ermeni cemaati şehri terk edince kullanılmaz olmuş. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Tekel İdaresi tarafından tütün deposu olarak yeniden işlev kazanmış. Tütün deposu da kapanınca yeniden kullanım dışı kalmış.

2006'da belediye tarafından satın alınan bina, Troya kazılarına 17 yıl başkanlık yapan Alman profesör Manfred Osman Korfmann tarafından 2004'te kurulan Çanakkale Tübingen Troia Vakfı’ndan kütüphane olarak kullanılmak üzere istek gelince kendilerine tahsis edilmiş ve 2007'de kütüphane olarak hizmete açılmış. 1970’li yıllardan 2005 yılındaki vefatına kadar ömrünü Anadolu'ya ve Troya arkeolojisine adamış olan Korfmann'ın amacı; Troya'ya ait değerleri korumak, dünyaya yaymak, bu alanda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel çalışmalara ev sahipliği yapmak tabii ki. Vakfın bünyesindeki kütüphane Korfmann'ın kitapları dışında arkeolojiye gönül verenlerin bağışlarıyla oluşturulmuş.

15/10/2022

Eski Kilisede Sema Ayini İzledim

Semazen ile gezegen sözcüklerinin hem fonetik hem anlam olarak birbirlerine ne çok benzediğini hiç düşündünüz mü? 

Konumuz elbette ki koreografisi Mevlâna tarafından geliştirilen ve yeryüzündeki en mistik dans olarak kabul gören sema ayini

Ney, rebab, kudüm, bendir, halile gibi çalgılar eşliğinde kolların yavaş yavaş göğüs hizasına kaldırılıp sağ elin avucunu yukarıya yani gökyüzüne, sol elin avucunu aşağı yani yeryüzüne çevirerek ''Hakk’tan aldığımı halka veririm'' anlamında yapılan mistik bir dans ya da ayin de diyebiliriz.
Dans esnasında semazenin başı 23-25 derece sağa eğiktir. Dünya ekseninin de aynı derecede eğik olması inanılmazdır. Bu sayede vücut dengesini sağlayan iç kulak kanalları eşit miktarda uyarıldığından semazenler dönüşleri esnasında baş dönmesi yaşamamaktadır. Ayrıca musiki eşliğinde dans edilmesi tam bir meditasyondur. 

12. yüzyılda doğan Mevlâna’nın; dünyanın dönmesinin kabul edilişinden 400 yıl önce, dünyanın dönüşüne bu kadar benzeyen bir dönüş tarzı oluşturması ne kadar gizemli. ''Sema''nın anlamının ''gökyüzü'' olması tesadüf olabilir mi? Sema ayini yapanlara semazen denmesinin neredeyse gezegen ile eş anlamlı oluşu peki? Dünyanın döndüğünün bilinmediği bir dönemde semahane'nin dairesel oluşu, kainat’ı temsil edişi, hepsi, her şey... 
Giysiler ve anlamları ona keza. Beyaz renkli tennure (semazen elbisesi) saflığı ve nefse ait kefeni, sikke (dervişin başına taktığı keçeden yapılmış uzun ve bal rengi başlık) nefsin mezar taşı ile tevhidi (Allah'ın varlığı ve tek oluşu), siyah hırka nefsi ve kabri sembolize ediyor. Sikkenin kulakları kapaması da dünyadaki seslerin duyulmayıp Allah’a olan yolculuğun başladığının ifadesi...

09/10/2022

Cumartesiden Kalanlar

Can sıkıntısı ve yorgunluk atma amaçlı çalakalem bir pazar yazısı daha başlıyor. 

Dün havayı güneşli görüp flanözlük yaparken ayarı kaçırıp fazla gezmişim. Ayaklarıma karasular inmiş resmen. Oturduğum yerden kalkacak halim yok bugün. Neyse ki evde yapılacak fazla bir iş yok. Anlatılacak bir şeyler ve fotoğraflar var. Bundan sonraki konu başlıklarını da buraya not düşeyim ki bağlantı nedeni belli olsun. 

Musevi mezarlığından söz ettikten sonra peş peşe o kadar çok konu çıktı ki karşıma. Aynalı Çarşı mesela. Burada yaşayan ve halkın çok sevdiği Museviler, oturdukları evler, havraları, ekim ayı sonunda gerçekleşecek buluşmaları derken bir de baktım sokak sokak adres arıyorum. Evler, sokaklar, tabelalar derken Ermenilerin oturduğu mahalle girmiş devreye. Kendiliğinden. İki dakikaya kalmadan merak ettiğim bir kütüphanenin önündeyim. Alman arkeolog Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann'ın kurmuş olduğu o ünlü kütüphane! Sevinçten çıldırmak üzereyim. Lâkin kısa bir süre içinde sevincim yerini öfkeye bırakıyor. Hepsi bundan sonraki yazılarda yerini alacak. Şimdi gelsin dünden kalanlar:

20/01/2022

Oradan, Buradan Flanöz Haller

Şehrin saat kulesinin hemen arkasındaki sokaktan geçerken bir lokantanın içerisinde kaç yıldır sürekli gördüğüm bu yazı öyle hoşuma gidiyordu ki. ''Lokantanın sahibi ne kadar hayırsever ve babacan biri demek ki,'' diyordum. Belki de kendi çocukları okurken gittikleri şehirlerde yemek sıkıntısı çekmişlerdi. O yüzden aynı sıkıntıyı hiçbir öğrenci çeksin istemiyordu. 

Hep bu iki ihtimal üzerinde duruyordum; ama bambaşka bir uygulama çıktı karşıma. TV haberleri ve gazetelerden aşina olduğumuz askıda ekmek benzeri bir projeymiş meğer. Esnaf ve isminin bilinmesini istemeyen hayırsever vatandaşların el birliği ile gerçekleşen yaygın bir yardımlaşma imiş. Hani alışveriş yapan müşterilerin, fazladan ödeme yaparak maddi durumu olmayanlara dolaylı yoldan destek olması. Bir nevi ''askıda yemek'' projesi. 

Benim gördüğüm; bu lokantaya asılan yazı ile parası yetişmeyen öğrencilere destek olunuyor, karnı doymayan öğrencilerin ilave yemek alabileceği gayet insani biçimde belirtiliyor.
Demek ki öğrencilerin şehirdeki bu uygulamayı bilmeme ihtimaline karşı önünden geçerken rahatça görebilsinler diye duvara da yazmak istediler. Uygulama şu son ekonomik krizle falan ortaya çıkmış da değil. Kaç yıldır süregeliyor. Sözün özü; insanlığa dair sıcacık duyguların yaşanmasına neden olan; güzel yürekli insanların varlığının kanıtı bu muhteşem oluşumda emeği geçenleri yürekten kutlarım...