Aynalı Çarşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aynalı Çarşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13/08/2023

Havadan Sudan | Tariflerden

Üzümler koruk haldeyken koruk suyu yapılıyor burada. 5 yıl kadar önce ilk kez görmüş ve çok şaşırmıştım. Oysa özellikle Ege ve Marmara bölgesinde çok eskiden beri serinletici olarak yapılan ve çok sevilen yaygın bir içecekmiş. Günümüzde de devam ediyor. Misal, Tire'nin koruk suyu ve şerbeti de buradaki gibi çok ünlü.
Dün Aynalı Çarşı'nın çıkışındaki Aynalı Çayevi'nde gördüm koruk suyu afişlerini. Ayhan Usta oralardaydı. Fotoğraf çekmek için izin istedim yine. Sağ olsun çok ilgilendi. Koruk suyu doldurduğu bardakları soğuk bir yerde muhafaza ettiğini gördüm bu arada. Bardağı oradan alıp dolduruyor o meşhur buz gibi koruk suyunu. Bardak anında buğulanıyor. Taptaze, leziz, katkısız, şifalı. Koruk suyu bilinirliği ve tüketiminin Türkiye, Avrupa ülkeleri ve ABD'de arttığı söyleniyor. Katkı maddesiz ve sağlıklı doğal içecekler arasındaki yeri ilk sıralarda.

Dün Aynalı Çarşı çıkışı 
Tıklım tıklım ziyaretçi kaynıyor her taraf. Feribotlar haftalardır tepeleme dolup boşalmaya devam ediyor.

Hava sıcaklıkları biraz düştü; ama ara ara 46 dereceyi bulan yeni dalgalar yoldaymış. Bazıları fırsatı ganimet bilip işi korku senaryolarına dönüştürmeyi ne çok seviyor. Meteorologlar zaman zaman birbirine giriyor. Bırakın kardeşim, geleni durduracak halimiz mi var zaten :(

Biraz da deniz havası aldıktan sonra eve dönüş tam bir sevinç vesilesi bu sıcaklarda. Ev gibisi, evde bir şeylerle uğraşmak gibisi yok gerçekten. Kurtarmıyor...

Mozaik pastayı yanlış yapıyormuşum ben. Ocakta puding kıvamında pasta kreması hazırlıyor, parçaladığım bisküvileri onunla karıştırıyordum. Esas mozaik pasta, pişirme yapmadan hazırlanıyormuş meğer. Bir yaşıma daha girdim. 
Aşağıdaki tarifle yapacağınız mozaik pasta çikolatadan farksız, nefis bir şey oluyor. Hem de 10 dakika içinde. 
Malzemeler: 
1,5 paket (40 adet kadar) petibör bisküvi, 1 su bardağı süt, 3 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı, 3 yemek kaşığı kakao, 5 yemek kaşığı şeker, isteğe göre 1 su bardağı dövülmüş ceviz veya fındık. 
✔ Mozaik pasta için ilk iş; bisküvileri fazla ufalamamaya dikkat ederek parçalıyoruz. 
✔ Tereyağını bir tencerede eritiyoruz (Dileyen margarin de kullanabilir). 
✔ Bir kabın içinde eriyen yağı, şekeri ve kakaoyu iyice karıştırıyoruz. 
✔ En son sütü ekleyerek karıştırmaya devam ediyoruz. 
✔ Bu karışımın içine ufaladığımız bisküvileri döküyoruz.
✔ Bisküvileri hırpalamadan, dilersek Antep fıstığı, ceviz ya da fındık ilave ederek iyice karıştırdıktan sonra düzleştirdiğimiz bir streç folyoya döküp elimizle rulo şekli vererek sarıyoruz (İnce uzun bir kaba da yerleştirebiliriz).  
✔ Buzlukta en az 3-4 saat dinlenmeye bırakıyoruz.

Hafta sonu münasebetiyle bir de asla vazgeçemeyeceğiniz, yumuşacık, leziz ve kolay bir poğaça tarifi bırakayım buraya. Adanalı bir arkadaşımdan öğrenmiştim. Yıllardır başka poğaça tanımam. O patatesli yapıyor, ayçöreği şeklinde sarıyordu. Şahane bir şey oluyor. Hamur aynı hamur. Garantili. Yoğurur yoğurmaz istediğin şekli verebiliyorsun. Ben daha çok peynirli ve yuvarlak şekilli yapıyorum. Çünkü çabucak hazırlanıyor. Patates, soğan, karabiberli iç malzeme vakit alıyor.

Dün mini fırında yaptım
Malzemeler:
1 paket instant maya, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvı yağ, 1 çay bardağı eritilip soğutulmuş tereyağı, 1 yumurta (sarısı üzerine, beyazı hamurun içine), 1 çay kaşığı tuz, aldığı kadar un (3 su bardağı kadar).

Dilerseniz mayayı biraz şeker ve ılık suyla kabarttıktan sonra da kullanabilirsiniz; ama malzemelerin tümünü bir kaba alıp azar azar un ekleyerek iyice yoğurunca da fark etmiyor. Hamur çok kısa sürede, neredeyse kendi kendine toparlanıp elastik bir hale geliyor. Ele yapışmayan bu yumuşak hamuru üzerini kapatıp 1 saat kadar beklemeye alıyoruz ki en az 2 misli büyüsün. Daha sonra tekrar yoğurup ceviz ya da mandalina büyüklüğünde parçalar koparıp istediğimiz şekli kolayca verdiğimizde iç malzemesini de koyup kapatıyor ve her bir poğaçanın üzerine yumurta sarısı sürüyoruz. 180 C fırında kontrollü olarak yarım saat kadar pişiriyor, üzerleri kızarınca fırından çıkarıp 10 dakika bekledikten sonra sıcak sıcak, afiyetle yiyoruz bu sıcakta:)

Eve dönerken üç katlı bir apartmanın bahçe giriş kısmındaki beton boşluğa sıralanmış 15 adet içleri toprakla dolu teneke görüp şaşırdım. Hepsine biber ekmişler. Bahçe vazifesi görüyor o tenekeler. Ve neredeyse tüm evlerin balkonlarındaki saksılarda biber ekili. Bir acı biber sevdalısı olarak bendenizin de yaz-kış biber saksısı vardır balkonda:)

İyi pazarlar diliyorum şimdiden...


09/10/2022

Cumartesiden Kalanlar

Can sıkıntısı ve yorgunluk atma amaçlı çalakalem bir pazar yazısı daha başlıyor. 

Dün havayı güneşli görüp flanözlük yaparken ayarı kaçırıp fazla gezmişim. Ayaklarıma karasular inmiş resmen. Oturduğum yerden kalkacak halim yok bugün. Neyse ki evde yapılacak fazla bir iş yok. Anlatılacak bir şeyler ve fotoğraflar var. Bundan sonraki konu başlıklarını da buraya not düşeyim ki bağlantı nedeni belli olsun. 

Musevi mezarlığından söz ettikten sonra peş peşe o kadar çok konu çıktı ki karşıma. Aynalı Çarşı mesela. Burada yaşayan ve halkın çok sevdiği Museviler, oturdukları evler, havraları, ekim ayı sonunda gerçekleşecek buluşmaları derken bir de baktım sokak sokak adres arıyorum. Evler, sokaklar, tabelalar derken Ermenilerin oturduğu mahalle girmiş devreye. Kendiliğinden. İki dakikaya kalmadan merak ettiğim bir kütüphanenin önündeyim. Alman arkeolog Prof. Dr. Manfred Osman Korfmann'ın kurmuş olduğu o ünlü kütüphane! Sevinçten çıldırmak üzereyim. Lâkin kısa bir süre içinde sevincim yerini öfkeye bırakıyor. Hepsi bundan sonraki yazılarda yerini alacak. Şimdi gelsin dünden kalanlar:

07/10/2022

Yaşayan Bir Tarih: Aynalı Çarşı

Bugün, ünlenmesine büyük katkı sağlayan Çanakkale Türküsü'nün ilk mısrasında adı geçen ve 133 yıldır yaşamakta olan kentin en eski alışveriş merkezi Aynalı Çarşı'dayız.

''Çanakkale içinde Aynalı Çarşı 
Ana ben gidiyom düşmana karsı 
Ooof, gençliğim eyvah!'' ...
diye başlayan bu türküyü bilmeyen var mı sahi? ''Türkü'' sözcüğü tam olarak anlamını karşılamıyor sanki. Kim bilir belki anlamsız ve acımasız bir savaşta ölen on binlerce insanın dramıdır bu. Belki de bir ağıt...

İlk kez, Çanakkale Savaşları'na katılmış Kastamonu yöresinden bir asker tarafından söylendiği ortaya çıkan bu türkünün ''Ölmeden mezara koydular beni''  kısmı özellikle ne acı. İşte bu yüzden kentin adını duyan her kim varsa aklına ilk gelen ya Çanakkale Savaşı'dır ya da Aynalı Çarşı. 

1889 yılında yani II. Abdülhamid Döneminde Çanakkale'nin ileri gelen Yahudi tüccarlarından İlya Halyo tarafından (Mısır Çarşısı'nın minyatürü olarak) inşa ettirilen Aynalı Çarşı'nın Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde adı geçtiği, dolayısıyla bu tarihten çok önce yapıldığı, ''onarımının'' İlya Halyo tarafından gerçekleştirildiği iddiası olsa da doğruluğu henüz kanıtlanamamış.

Aynalı Çarşı savaş yıllarına kadar önemli bir alışveriş merkezi, tabiri caizse o dönemin AVM'si imiş. Mart 1915'te İngiliz Queen Elizabeth gemisinden atılan bombalardan birinin isabet etmesiyle hasar görünce küçük onarımlardan geçirilip İngilizler tarafından 1918-1921 yılları arasında at ahırı olarak kullanılmış. İsminin ''Aynalı Çarşı'' olma nedeninin bu atlar için değişik malzemeler ve süs eşyaları imal eden dükkânlarda "ayna" denen "at gözlükleri" satılmasından kaynaklı olduğu söyleniyor. Bir de, çarşı iznine çıkan askerlerin cep aynası satın almaları ile bağlantılı olduğu.