blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16/02/2025

Bahardan, Yorumlardan, Oradan Buradan

Şubatın ortasında bugün çektiğim bahar çiçekleri ile çalakalem bir şeyler yazmak istedim. Sağdaki minik mavi çiçekleri gördüğümde içim farklı bir sevinçle dolar. Veronica persica güzelliğidir onlar. Bahar gelmiştir.
 Az önce blogu karıştırıp geçen yıl şubat ayının gayet ılıman geçtiğini okudum kendi yazdıklarımdan. Doğal gaza falan hiç ihtiyaç olmadığını, oda sıcaklığının 20-21 dereceden aşağı düşmediğini de yazmışım. Bu yıl da aynı şey olsaydı keşke. Hiç kar yağmamasına rağmen bu yıl şubat o kadar soğuk, o kadar soğuktu ki dışarıya çıkarken kışlık kaban haricinde kalın bir bere ve atkı da şarttı. Kazara eldivensiz çıkmışsanız elleriniz hissiyatını kaybederdi. Son 10 gündür özellikle geceleri kalorifer aralıksız yandı. Yalnızca bugün birazcık ısınmıştı hava. O zaman uzunca bir yürüyüş yapmanın vakti gelmişti. 🎈🎈

11/07/2024

Blog Yazmayı Aksatmamak Gerek

Son yazımın üzerinden bir haftadan fazla geçmiş. Aşırı sıcaklar da devreye girince yazma isteğim sıfıra inmiş. Yoo dostum, tehlikeli bir durum bu. Böyle devam ettiğin sürece her gün hatta her saat aleyhine işleyecek, iyice tembelleşip blogu kapatma kıvamına dahi geleceksin. Bunu iyi bilirsin.

Oysa yazmak en iyi terapiydi. Yazdığın sayfayı bitirip yayına verdiğinde jöle kıvamına geliyordun, hatırla. Üstelik bilimsel tescili olan bir terapi yöntemiydi yazmak. Eski tarihli yazılarında dolaşmak bile ilaç gibiydi. O nedenle, hemen şimdi silkelenip kaldığın yerden devam etmen gerek.

20/06/2021

Blog Yazmanın Detayları -5

Hiç merak ettiniz mi, internet dünyasının ilk kişisel sayfasını kim oluşturdu? Başka bir deyişle; dünyanın ilk blog yazarı kim? 

Dünyada ilk kez internet ortamında kişisel sayfa oluşturan o kişi Justin Hall
Bir Amerikalı olan Hall, 20 yaşında web ile haşır neşir, cin gibi bir üniversite öğrencisi iken 1994'te dünyanın ilk blogunu açmış. 

Justin Hall şu an California'da yaşayan bir gazeteci ve girişimci. Aynı zamanda Kültür ve İletişim Direktörü. New York Times Magazine, 2004 Aralık'ta kendisinden "kişisel blog yazarlığının kurucu babası" olarak söz etmiş. O halde Hall, bir anlamda pirimiz:) 

1997’de kullanılmaya başlamış bir tanım olan ''weblog''a gelirsek, John Barger’ın Robot Wisdom isimli platformundan gelme “Logging the web”in kısaltılmışı. 1999 yılı geldiğinde weblog artık blog olarak anılmaya başlamış. O yıl internet ortamında yalnızca 23 blog varmış. 2006 yılı geldiğinde ise internet ortamındaki blog sayısı 50 milyon olmuş. Artış hızı, özellikle de pandemi  göz önüne alındığında sizce bugün dünya genelindeki blog ve web sitesi sayısı ortalama olarak kaçtır?  Bu sayının ''2 milyardan daha fazla'' olarak tahmin edildiğini biliyor musunuz?😲😲

17/03/2021

Blog Yazmanın Detayları -4

İki hafta sonra blog yazarlığında 13 yılı bitirip 14'üncü yıla gireceğim. Buna inanamıyorum.

Dile kolay. İlk yazmaya başladığımda doğmuş bebekler kocaman birer delikanlı oldu. Misal, Tibet'in Annesi blogunun Tibet'i yakışıklı bir ergen şu an. Derya Kuzusu'nun kuzusu da öyle. İkisi de LGS'ye hazırlanıyor:) 

Bu blogda yorumları bulunan dört değerli arkadaşım hayatta değiller artık. Ama halen takipteler :( Bir taraftan da yazmaya yeni başlayanlar dahil oldular. Hüznün sevince karıştığı bir döngü. Hayatın ta kendisi...

Blog yazısı yazmak araba kullanmaya benziyor biraz. Otobanla ilgili her türlü bilgi üzerinde aylarca çalışabilir veya bir blog yazısının nasıl yazılacağını anlatan sayısız makale okuyabiliriz. Ancak hiçbir şey bizi direksiyona geçip açık yola çıkmak gerçeğine hazırlayamaz, öyle değil mi? Onca yıldır yazmaya devam eden blog yazarlarına istikrarın sırrı soruluyor genelde. ''Yaşayarak'' öğrendiklerimi bir süre önce ''Blog Yazmanın Detayları'' başlığıyla yazı haline getirip paylaştığım üç bölümlük mini seride anlatmaya çalıştım. Aynı başlık altında benzer yazılar yazıp tüyolar vermeye devam etmek yeni arkadaşlara destek anlamında yararlı olacak sanırım.

31/01/2021

Blog Yazmanın Detayları -3

Blog yazmanın rahatlatıcı ve heyecan verici bir uğraş olduğundan bahsederek başlamıştım bu diziye. Ancak, yazma eylemi öyle ekranın başına her geçişte tıkır tıkır işlemiyor. İnsanız sonuçta. Bir de bakmışsınız bir şeyler olmuş, yazma isteğiniz körelivermiş. Ne yapsanız nafile! 

Yazma isteksizliğini etkileyen en büyük neden ilham eksikliği. Pandemi nedeniyle bu duyguyu fazlasıyla yaşadığımıza göre blog yazmanın ilk kuralıyla, ilham konusuyla başlamalıydık aslında.

''Writer's Block'' denen bu durum çoğu yazarın başına geliyor, öncelikle bunu bilelim. Mühim olan girdiğimiz bu psikolojiden kalıcı etkiye uğramadan, bloke olmadan çıkabilmek. 

Bir ara yabancı bir yazarın ara ara kendisinin de yaşadığını söylediği yazma isteksizliğinin nasıl aşılabileceğiyle ilgili önerilerine rastlamıştım. Uyguladığınızda bazı maddeler gerçekten işe yarıyor ve çözülüyor insan. Yazma isteği geri geliyor. Sonuçta Blogger sayfanızı açıp ''Yeni Yayın'' butonunu tıklayınca açılan sayfanın önünde ''Ne yazsam?'' diye düşünüp durmak ya da bir-iki satır yazıp silerek o boş sayfayı izleme döngüsüne girmek kâbus gibidir, değil mi? Üstelik tam da ''yazarak'' terapi etkisi almamız gereken böyle bir dönemdeyken.

15/01/2021

Blog Yazmanın Detayları -2

Blog yazmakla ilgili deneyimlenmiş görüşlerimi paylaştığım serinin ikinci bölümüne ancak sıra gelebildi. Hal böyle olunca, aklıma gelen ilk detay; blog yazma sıklığı ya da yazma aralığı.

Blog sözcüğü köken olarak İngilizcede web+blog birleşimi olan weblog'dan türemiş. Tam çevirisi olmasa da ''kişisel günlük'', ''ağ günlüğü'', ''günce'' benzeri anlamlar taşıyor. 

Günlük deyince her gün yazılacak diye bir kural yok tabii. Her hafta, haftada iki kez gibi şartlarınızın elverdiği ölçüde oluşan yazma aralığınıza, okurları alıştırdığınız biçimde devam edin. 

Her gün blog yazısı giren bir blogger bu periyoda devam etmeli. Yazma aralığı ne olursa olsun, olağan dışı bir durum yaşayan bir blog yazarı bir müddet yazamayacağını ya da artık yazmayacağını okurlara bildirmeli. Birdenbire ortadan kaybolup ''meçhule giden bir gemi'' misali yok olursanız, merak içinde bıraktığınız okurların bu tavrı olumlu karşılayacağı pek söylenemez: 
Mola dönemlerinizi haber verin
Pandemi dönemini saymazsak, yazma rutinim onca yıldır haftada - on beş günde 1 kez aralığında seyretti. Sık yazan bir blogger değilim. Özel hayatımı da yazmadığım için her gün yazmak bana göre değildi. Bu dönem daha sık yazıyorum.

11/01/2021

Blog Yazmanın Detayları -1

Epey zamandır blog yazma konusunda görüş ve önerilerimin merak edildiği, özellikle ''istikrar'' konusunda sorular bulunan iletiler alıyorum. 

İlk sıraya yerleşecek naçizane görüş ya da önerilerim neler olabilir, bloga bakılınca anlaşılıyor bence. Aslında tam üç hafta önce bloglardan birinde bu konuyla ilgili bir ara blogumda yazacağımı söylemiştim. 

Öyle uzun ve sıkıcı bir yazı olsun istemiyorum. O nedenle; kısa ve net, anlaşılır türden birkaç yazıdan oluşsun. Blog yazmakla ilgili bir mini seri başlatmış olayım böylece... 

Bloggerlar olarak bizler, blog yazarak paylaşan ve olağanüstü duygular yaşayan kişileriz. Çevrimiçi (İng. online) yazmaktayız ki ''Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma hali'' bu. Yazdığımız kelimelerin, yayınladığımız bir görselin dünyanın herhangi bir yerinde anında görülebilirlik kazanması, görüşlerimizin o an okunup yorumlanabilir nitelikte oluşu paha biçilemez detaylar. Her biri son derece heyecan verici. Psikologların önerdiği müthiş rahatlatıcı bir uğraş özelliği de taşıyor. ''Blog Yazma'' adıyla bazı üniversitelerde ders olarak okutuluyor aynı zamanda. O konuya başka bir yazıda değineceğim. 

Öncelikle; hepimizin blog dünyasında birer nokta olduğunu söylemek istiyorum. Neden mi? Bundan sekiz yıl önce ''Türkiye’nin dört bir yanından kaliteli içerik üreten blog ve web sitesini bir araya getiren'' bir dijital yayıncılık ağına üye olan blog sayısı ne kadardı biliyor musunuz? Tam 22 bin blog üyeydi o ağa. Üye olmayanlar da eklenseydi toplamda kaç blog olurdu varın siz düşünün. Emin olacağımız bir şey varsa; bugün blog yazanların sayısı en az 50 bine ulaşmıştır. Öncelikli önerim; siz, siz olun, kimseyi bu çaptaki bir dünyanın başına kral, kraliçe olarak getirmeyin. Ha, kendi kral /kraliçeniz ilan edersiniz o ayrı...

06/04/2015

Blogunuzun Kıymetini Bilin!

Sosyal medyaya bağlı yayın servislerinden Twitter ve video barındırma websitelerinden Youtube bugün saat 12:00 itibariyle çökmüş durumda ve halen herhangi bir kıpırtı yok. Sırada Facebook ve Instagram da olabilir. Kullanıcıları için hiç ummadıkları bir anda onlar da çökebilir ya da kapanabilir.

Geçici bir teknik arızadır ya da yasak getirilmiştir, bunu bilemiyoruz. Gördüğümüz ve bildiğimiz şu ki; her biri farklı kurucular tarafından hizmete sunulmuş olan ve yönetimine dair üzerinde hiçbir söz hakkına sahip olmadığımız bu servislerin kalıcılıklarının da, ne zaman ne olacaklarının da garantisi yok.
Onlar şu an anasayfaları yerine, milyonlarca kişinin yıllar boyu biriktirdiği her türlü paylaşımın nasıl da birdenbire yok olduğunu gösteren can sıkıcı sayfalarıyla karşımızdalar.

Böylece blog yazarak fikir üretmenin ve paylaşmanın, anıları eksiksiz biçimde biriktirmenin ne denli iyi bir seçim olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyoruz.

Diyeceksiniz ki Blogger çökmez mi?
Böyle bir durum yaşansa bile, panelinizdeki blogunuzu içe/dışa aktarma seçeneklerini kullandığınız takdirde tüm yayınlarınızı yorumlarıyla birlikte başka bir alana taşıma olanağınız her zaman mevcut.
Anılarınızı biriktirmeye blogunuzla devam edin. Bu mecranın kıymetini bilin ve asla vazgeçmeyin.

İyi bloglamalar dileğiyle, sevgiler…


24/12/2013

Yazma İsteksizliği İle Mücadele

Blog yazmanın -kendimiz dahil- pek çok bloggerda zaman zaman isteksizlik yarattığını, bu durumun bazılarında geçici, bazılarında ise kalıcı etki yaptığını görüyor ve tabii ki üzülüyoruz.

Yazar Margot Atwell'in pek çok yazarın yaşadığı, bir yazar-blogger ve kitap eleştirmeni olarak kendisinin de kimi zaman yaşadığını söylediği ''yazamama psikolojisi'' (Writer’s Block) ve nasıl yenilebileceğine dair bazı önerilerine rastladım. Ve yararlı olabileceği düşüncesiyle paylaşmaya karar verdim.

Çeviri için kusuruma rastlarsanız şimdiden affola...

Atwell yazmayı engelleyen iki sebep olduğunu söylüyor: İlham eksikliği ve korku
İlham gelmeyen bir yazar olmanın korkunç bir duygu olduğunu, bilgisayarda boş bir Word sayfası açıp izlemenin, yarım satır yazıp silmenin birçok yazarın en büyük kâbusu olduğunu belirtiyor.
Yazar, bu durumla mücadele edebilmek için beş temel yöntem sıralamış:

Elle yazmak
Bazı insanlar bilgisayarda 2.000 kelime yazmayla ilgili bir sorun yaşamaz.
Fakat ilk müsveddemi klavyeyle yazmak benim yaratıcılığımı her zaman sekteye uğratır. Ama bana bir kağıt, bir de kalem verirseniz, kendimi o kağıdın üzerinde boş yer kalmayana kadar karalarken bulur, sonra da kağıdın diğer yüzüne geçerim. Herkes geleneksel yollarla ilham bulamayabilir, bu yüzden siz kendi yolunuzu bulmalısınız. Bazı insanlar, elle yazdıkları zaman kendilerini yazdıkları şeyle daha fazla bağlantılı hisseder. Elle yazmak işkence gibi görünüyor olsa bile bunu deneyin. Zaten yazamama psikolojisi yaşıyorsanız kaybedecek ne var?


Zihin dağıtmak
Yürümek, bisiklete binmek, koşu yapmak gibi fiziksel bir aktivite sayesinde zihninizi rahatlatabilirsiniz. Bu aktiviteler zihninizi dağıtarak yeni bağlantılar kurmanızı sağlayacak ve sizi daha yaratıcı yapacak. Bazen radyonun düğmesini çevirmem bile zihnimi rahatlatmama ve aklıma önemli fikirlerin gelmesine yardım eder. Ancak bu tür fiziksel aktiviteleri gerçekleştirdiğiniz sırada fikir bulmaya çalışırsanız hiçbir işinize yaramaz.
Kendinizi özgür bırakın, bekleyin fikirler sizi bulacak.

Farklı şeyler okumak
Bazı yazarlar, kitap yazarken başka şeyler okumaktan hoşlanmazlar. Bense okumadan geçecek bir ya da iki günü hayal bile edemem. Şayet okuyacağınız şeylerin sizi etkilemesinden korkuyorsanız farklı türde kitaplar okuyun. Eğer roman yazıyorsanız, tarih ya da şiir kitapları okumayı deneyin. Eğer bir kitabın nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir şeyler yazıyorsanız, klasik romanlar ya da bestseller gerilim romanları okuyun. Diğer insanların nasıl yazdığını görmek, size kendi yazma deneyiminizle ilgili fikirler verebilir ya da nelerden sakınmanız gerektiğini gösterebilir.

Seyahat etmek
Çok uzak olmasa dahi yeni bir yere gitmek çok büyük bir ilham kaynağı olabilir. Birçok insan günlük monoton yaşamına adapte olur, aynı marketten alışveriş yapar, aynı insanlarla görüşür, aynı ofiste çalışır. Eğer siz bir hafta sonunu ya da yalnızca bir gününüzü bir seyahate ayırıp yeni yerler görürseniz, bu çalıştığınız projeye hemen başlama azmi verebilir.

Yeni bulduğunuz fikirleri not almak
En iyi fikirleri genelde uykuya dalacağım zaman ya da uykuyla uyanıklık arasında, uyanıkken kuramadığım bağlantıları kurmaya başladığımda bulurum. Ayrıca duşta da çok iyi fikirler bulmuşumdur. Bir fikri bulmak için en uygunsuz zaman genelde en iyi fikri bulduğum zamandır. Yani yatağınızın yanında, cüzdanınızda, arabanızın torpido gözünde bir not defteri ya da zarf bulundurmaya çalışın. Çünkü böyle bir fikir aklınıza geldiğinde onu kağıda dökmek için büyük bir gayret gösterirsiniz.

Bu yöntemleri kullandığınızda, yazamama psikolojiniz şansını kaybedecek.



Görseller: Pinterest