öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öneri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20/06/2021

Blog Yazmanın Detayları -5

Hiç merak ettiniz mi, internet dünyasının ilk kişisel sayfasını kim oluşturdu? Başka bir deyişle; dünyanın ilk blog yazarı kim? 

Dünyada ilk kez internet ortamında kişisel sayfa oluşturan o kişi Justin Hall
Bir Amerikalı olan Hall, 20 yaşında web ile haşır neşir, cin gibi bir üniversite öğrencisi iken 1994'te dünyanın ilk blogunu açmış. 

Justin Hall şu an California'da yaşayan bir gazeteci ve girişimci. Aynı zamanda Kültür ve İletişim Direktörü. New York Times Magazine, 2004 Aralık'ta kendisinden "kişisel blog yazarlığının kurucu babası" olarak söz etmiş. O halde Hall, bir anlamda pirimiz:) 

1997’de kullanılmaya başlamış bir tanım olan ''weblog''a gelirsek, John Barger’ın Robot Wisdom isimli platformundan gelme “Logging the web”in kısaltılmışı. 1999 yılı geldiğinde weblog artık blog olarak anılmaya başlamış. O yıl internet ortamında yalnızca 23 blog varmış. 2006 yılı geldiğinde ise internet ortamındaki blog sayısı 50 milyon olmuş. Artış hızı, özellikle de pandemi  göz önüne alındığında sizce bugün dünya genelindeki blog ve web sitesi sayısı ortalama olarak kaçtır?  Bu sayının ''2 milyardan daha fazla'' olarak tahmin edildiğini biliyor musunuz?😲😲

30/09/2016

Kızarmış Yeşil Domatesler

Sıradanmış gibi görünen konusuna rağmen güçlü bir olay örgüsüne sahip olan "Kızarmış Yeşil Domatesler" 1991'de hayli ses getiren ve Oscar'a aday gösterilen Amerikan yapımı bir film. Yaklaşık 2 saat 15 dk sürmesine karşın sıkılacak tek saniyesi bile olmayan, izleyiciyi hemencecik içine çeken, duygusal ağırlıkta ve kaliteli bir film. Orijinal adı ile aynı anlamda. ''Forrest Gump'' tadında olduğunu söyleyebilirim. Arşivinizde bulunması gereken filmlerden.

Hiçbir heyecanı kalmayan evliliği, yalnızlığı ve kilolarıyla mutsuz bir hayat süren Evelyn, bunalımdadır (Bildiğiniz desperate housewife). Evliliğini yoluna koymak için seminerlere katılsa da boşunadır.

Kendinden hoşlanmayan kayınvalidesini huzurevinde ziyareti esnasında 83 yaşındaki Ninny ile tanışır. Yaşlı kadın oldukça canayakın ve konuşkandır. Ona gençliğinde (yani 1920'lerde) tanık olduğu bir aşkı, siyah-beyaz çatışmasının yoğun olduğu o dönemi, Whistle Stop Cafe'deki renkli karakterler ve kasabada yaşananlar çerçevesinde kısım kısım anlatır.

Anlatılanlar ortak bir acı yaşamış olan Idgie ve Ruth'un hikâyesidir özünde. Pek çok zorluğa birlikte karşı koyan ve birbirine iyice yakınlaşan iki kadının hikâyesi. Bir ara evlenip kasabadan ayrılan Ruth, kocasından şiddet görmektedir. Durumu öğrenen Idgie, Ruth'a yardım eder ve onu evinden alıp kasabaya geri getirir. Birlikte bir kafe açarlar. Ancak başları dertten kurtulmaz.
Evelyn, Ninny'yi ziyaretleri esnasında dinlediği bu hikâyeye tüm benliğiyle adapte olur ve inanılmaz etkilenir. Kahramanlarıyla manevi bağlantılar kurar. Dostluğun sıcaklığını, içindeki gücü, sevgiyi ve umudu tekrar keşfeder. Uzun yıllar önce yaşanmış sıcacık ve gerçek dostluklar hayatına ışık tutmuştur. Evelyn'e esin kaynağı olan bu hikâyede Whistle Stop Cafe'de kızartılmış yeşil domatesler, sevgiyle ikram edilen kahveler ve leziz barbekülerin katkısı büyüktür.


Hikâyeyle birlikte Evelyn ve Ninny arasında güçlü bir bağ kurulmuştur. Dinlediği öyküdeki kadınlardan etkilenen Evelyn, yaşlı kadının da desteğiyle kendi sorunlarının üstesinden gelmeyi başarır ve hayata yeniden tutunur.
Büyük bir değişime imza atacaktır... ''Towandaaa!...'' 😊😊

Bu filmden sevgili Handan sayesinde haberim oldu. Kendisine teşekkür ederim. Zevkine güvendiğiniz bir dosttan ''Şiddetle tavsiye ederim'' önerisi geldiyse dinlemek gerek, öyle değil mi?

Bu arada yeşil domates kızartmasını da ilk kez duymuş oldum. Güney Amerika'ya özgü sevilen bir lezzetmiş. Filmin birkaç yerinde geçiyor. Idgie kafede kızarttığı yeşil domatesleri Ruth'a tattırıyor örneğin. Evelyn de Ninny'e doğum günü pastası niyetine yeşil domates kızartıp getiriyor ve yaşlı kadın inanılmaz şekilde sevinip büyük bir iştahla yiyor.

Tam da yeşil domates bulabileceğiniz günlerde böyle bir film izlenmişse, mümkün değil duramazsınız. Mutlaka sizin de kızartmanız gerek. Ben de duramadım tabii ve hemen 2 yeşil domates dilimleyip önce una, sonra yumurtaya ve galeta ununa batırdıktan sonra tavaya attım. Bir tabak dolusu kızartmam oldu. Tadı değişik ama ''Ay ne kadar güzelmiş, yine yapayım'' diyecek kadar değil. Belki sık yenirse alışılır, kim bilir...😊

Kalın sağlıcakla...