kasımpatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kasımpatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21/10/2019

Krizantemin Hikâyesi

Kışın başlangıcında bile neşe, sevinç ve güzellik olabileceği mesajını veren kasımpatıların kasım ayına doğru hızla çoğaldığı zamanlar...

Bu noktada, dil bilimcilerimizin ona en uygun adı bulduklarını düşünmeden edemiyor insan. Kasım ayında ''pat'' diye ortaya çıkan çiçek: Kasımpatı:)

Oysa kasımpatının (Chrysanthemum) bilimsel adı araştırıldığında daha şaşırtıcı bir sonuç çıkıyor ortaya. Yunanca ön ek olan "chrys" altın (orijinal rengi), "anthemum" çiçek anlamında: Krizantem, altın (renkli) çiçek

Dolgun bir papatya izlenimi veren bu güzel çiçeğe dünyanın her yerinde çok çeşitli anlamlar yüklenmiş. Asya'da yaşamı ve yeniden doğuşu işaret ederken, Avrupa'da sempati ifadesi olmuş. Amerikalar ise krizantemi saygı ve onuru betimleyen çiçek olarak görüyor. Krizantemin rengi, ardındaki anlamı da etkileyebiliyor tabii. Misal; birinden kırmızı bir krizantem alırsanız bu durum ''sevgi''yi sembolize ediyor. Sarı krizantem ''ihmal edilmiş sevgi veya üzüntü'' göstergesi olarak algılanırken, beyaz krizantem ''sonsuz aşk ve sadakat'' sembolü olarak görülebiliyor. Genel olarak bakıldığında ise krizantemlerin mutluluğu, uzun ömürlü sevgiyi ve neşeyi temsil ettiğine inanılıyor.
M.Ö. 15. yüzyıla dayanan bir geçmişe sahip olan krizantem mitolojisinde çok sayıda hikâye ve sembolizm var.
Aslında hikâyelerden biri oldukça ilgimi çektiği için fotoğraflar eşliğinde burada paylaşmaya karar verdim.

''Je T'aime, Je T'aime'' diye bağıran bir aşk hikâyesi bu. Krizantemin hikâyesi...
Fransa'daki köylerden birinde Crisan adında yakışıklı mı yakışıklı bir genç yaşarmış. Fakir bir genç olan Crisan, köyün en zengin adamının yanında çalışırken, kaçınılmaz son gerçekleşmiş ve adamın güzeller güzeli kızına âşık olmuş.

06/11/2016

Kasımpatı Zamanı

Tam kışa girdiğimizi zannederken, hatta bazı bölgelerde kar yağışı gerçekleştiğini bile duymuşken yazdan kalma, bol güneşli bir gün vardı bugün. Az önce öğrendiğime göre Libya'dan gelen ılık hava dalgasının armağanıymış meğer...

Doğanın terapi gücünden, sıcacık güneşten faydalanmanın, fotoğraf makinasını da kapıp kendini dışarı atmanın zamanıydı. Mevsimsel değişimlerde bitkileri, ağaçları, çiçekleri gözlemlemenin iyileştirici etkisini en iyi bilenlerdenim çünkü.

Sonbahar en sevdiğim mevsim. Doğadaki o muhteşem hareketlenme ve renk cümbüşü bir vedaymış gibi görülür, hüzün mevsimidir diye bilinir. Oysa olaya bir döngü, bir yenilenme süreci olarak bakmayı temel aldığında insan, yaşama dair çıkarılabilecek ne çok ders bulur. Ve nasıl iyi gelir...

Doğa Ana tüm yaşanmışlıklarıyla bilge bir anadır artık. Belirli bir bekleme sürecinden sonra yepyeni bir doğumu muştulayacaktır.
Kasım ayı kasımpatı demek sanki. Asıl adı ''krizantem'' olmasına rağmen en canlı renkleriyle açtığı ayın adıyla özdeşleşmiş dilimizde. Bugün çektiğim fotoğrafların içinde en çok kasımpatı var. Çünkü özellikle arayıp buldum. Neredeyse tüm çiçekler solduğunda inadına açıyor rengarenk, tüm canlılığıyla. Melankolinin ve hüznün çiçeği bir taraftan. Ve hepimizin bildiği gibi kasımpatı demek 10 Kasım demek. Ulu Önderimiz Atatürk'ün kasımpatı gördüğünde nasıl mutlu olduğunu Bilkent Üniversitesi'ne ait ŞU sayfadan okuyun lütfen. Etkilenmemek mümkün değil gerçekten.

Kasımpatının 30'a yakın türü var ve papatyagiller familyasından. Benziyor sahiden. Öyle birkaç gün içinde açıp solan çiçeklerden değil, uzun yaşıyor. Dekoratif kullanım çiçeği genellikle. Çelenk süslemelerinde kullanılıyor çoğunlukla.


Bir taraftan da renklerine göre anlamları var. Kırmızı kasımpatı ''sessiz istek'' ifadesiymiş örneğin.
Mor renkli olanlar burukluğu, sarı renkliler karşılıksız sevgiyi, beyazlar ise sadakati temsil ediyormuş.



Kasımpatı bazı Avrupa ülkelerinde ve Japonya'da ölümü sembolize ediyor ve sadece cenaze törenlerinde vb kullanılıyormuş. ABD'de ise olumlu duyguların ve neşenin çiçeği.

Bu türü ilk kez gördüm. Biraz salkım saçak ama hoş. Bence dikbaşlılığı temsil eden harika bir tür :)




Ve... Kasımpatı ile ilgili öyle güzel ve motive edici bir şiire rastladım ki buraya eklemeliyim.
Kimin yazdığı bilinmiyor. Yani anonim. Bilen, bulan varsa yazmasını rica ediyorum...

Hiç umutlarınızın bittiğini sandığınız
“Tamam, hiç daha kötüsü olmamıştı”
dediğiniz zamanlarınız oldu mu?
Ya da “Bittim, mahvoldum” dediğiniz?

Damağınızda acımsı bir tadın hiç geçmediğini;
yüreğinizdeki o mengenenin de
canınızı sıktıkça sıktığını hiç hissettiniz mi?

Yalnızsınızdır.
Savunmasızsınızdır.
Yorgunsunuzdur.

Anlatamaz, anlayamazsınız da.
Gözünüzde bir damla yaş, her an hazırdır akmaya.
Sebepli ya da sebepsiz…

Soğuktur elleriniz, belki ısıtacak bir elin olmamasından.
Çirkinsinizdir kendinizce. Aynalara da küs…

Gözlerinizdeki pırıltılar yok oldu, yok olacak gibidir…
Çaresizsinizdir. Sebep çoktur.

Ya parasızsınızdır, ya terkedilmiş, ya hasta.
Aslında yüzlerce ''ya da''dır sizi bu hale getiren.
Ne zaman geçecek bilmezsiniz.

“Umut garibin ekmeği” umar da umarsınız.
Ya çaba?

Oysa hiç gördünüz mü, kim bilir kaç gün olmuş
dalından koparılmış kasımpatlarını?
Hâlâ dimdik, hâlâ ayakta, hâlâ pırıl pırıl.
Koparılmaya inat solmamaya kararlı.

Oysa; aklımız hep güllerdedir, hep lalelerde…
Solmak, kurumak çok kolay.
Oysa dimdik ayakta durabilmek önemli olan.
Yılmamak zorluklardan…

Hayallerden, umutlardan vazgeçmemek asıl olan.

Ne dersiniz denemeye var mısınız kasımpatı olmayı?
Her şeye rağmen, her şeye inat…


Kalın sağlıcakla...



*  *  *

https://anfaengerwriter.blogspot.com/2019/10/krizantemin-hikayesi.html