Geçen hafta sonu gerçekleşen İstanbul ve Adalar gezimizi aradan fazla zaman geçmeden bloga aktarma zamanı. Yoksa araya aylar girebiliyor.
Adalar'ı sonbaharda serin serin gezmeyi epeydir istiyordum. Koskoca İstanbul'da iki güne ne sığdırabildiysek o kadar yazacağım yine.
Geçmişe anı olarak kaydedip sabitlemek üzere bilgiden çok fotoğraf ağırlıklı bir yazı olacak...
İstanbul'un ''Prens Adaları'' diye bilinen ve 5'inde yerleşim bulunan 9 adasından biri olan Heybeliada'ya Kabataş'tan başlayan ve yaklaşık 1 saat 45 dakika süren ''Boğaz Turu'' tadında harika bir deniz yolculuğu sonrası ulaştık.
Bir zamanlar bakır madeni çıkarılması nedeniyle eski adı “Bakır” anlamında “Halki” olan Heybeliada, İstanbul'un en yeşil ve en çok rağbet gören sayfiye yeri sayılıyormuş. Büyüklük olarak Büyükada'dan sonra İstanbul'un ikinci büyük adası, yani 2 numaralı prens oluyor kendileri:)
Heybeliada ismi ile ilgili farklı fikirler üretmiştim; ama bu isim adaya uzaktan bakıldığında yere bırakılmış bir heybeyi andırdığı için konmuş. Haydi o halde, kadim sakinleriyle sonbaharı karşılayan, mor çiçekleri sütlü kahveye dönüşmekte olan begonvilleri, faytonları ve asırlık konaklarıyla sonbahar sakinliğine bürünmüş sokaklarda Heybeliada turumuz başlasın. Mis gibi çam kokuları eşliğinde...
15 Temmuz sonrası alınan bir kararla kapatılan 4 askerî liseden biri olan ve Heybeliada’da bulunan Deniz Lisesi, önünde bulunduğumuz yerleşkenin hemen sağında, arka tarafta. Deniz Harp Okulu için öğrenci yetiştiren bu okulda yaklaşık bin öğrenci eğitim görüyormuş. İn-cin top atan bu görüntüler insanın içini dağlıyor doğrusu:(
Adalar'ı sonbaharda serin serin gezmeyi epeydir istiyordum. Koskoca İstanbul'da iki güne ne sığdırabildiysek o kadar yazacağım yine.
Geçmişe anı olarak kaydedip sabitlemek üzere bilgiden çok fotoğraf ağırlıklı bir yazı olacak...
İstanbul'un ''Prens Adaları'' diye bilinen ve 5'inde yerleşim bulunan 9 adasından biri olan Heybeliada'ya Kabataş'tan başlayan ve yaklaşık 1 saat 45 dakika süren ''Boğaz Turu'' tadında harika bir deniz yolculuğu sonrası ulaştık.
Bir zamanlar bakır madeni çıkarılması nedeniyle eski adı “Bakır” anlamında “Halki” olan Heybeliada, İstanbul'un en yeşil ve en çok rağbet gören sayfiye yeri sayılıyormuş. Büyüklük olarak Büyükada'dan sonra İstanbul'un ikinci büyük adası, yani 2 numaralı prens oluyor kendileri:)
Heybeliada ismi ile ilgili farklı fikirler üretmiştim; ama bu isim adaya uzaktan bakıldığında yere bırakılmış bir heybeyi andırdığı için konmuş. Haydi o halde, kadim sakinleriyle sonbaharı karşılayan, mor çiçekleri sütlü kahveye dönüşmekte olan begonvilleri, faytonları ve asırlık konaklarıyla sonbahar sakinliğine bürünmüş sokaklarda Heybeliada turumuz başlasın. Mis gibi çam kokuları eşliğinde...

