Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30/10/2023

Sergi: Diriliş'ten Kurtuluş'a Cumhuriyete Giden Yol

Cumhuriyetin kuruluş sürecini ve Türk halkının destansı mücadelesini yansıtan özel bir sergide, Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi'ndeyim. 

''Diriliş'ten Kurtuluş'a Cumhuriyete Giden Yol'' adlı sergi Cumhuriyetimizin 100. yıldönümü nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü ve Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nın katkılarıyla hazırlanmış. 

Özellikle gençlerin ve çocukların milli bilinçlerini güçlendirmeyi amaç edinen serginin küratörü Hisart Canlı Tarih Müzesi Kurucusu ve diorama* sanatçısı Nejat Çuhadaroğlu. 
Hisart Canlı Tarih Müzesi koleksiyonları ile hazırlanan, Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı dönemine ait tamamen orijinal eserlerin yer aldığı sergide Atamızın Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal ve Gazi Mareşal Mustafa Kemal iken giydiği orijinal üniformalar da sergileniyor. Anlatılmaz yaşanır türden duygularla tekrar tekrar gelip bariz bir heyecan içinde baktım bu canlandırmalara... 

Yine Miralay Mustafa Kemal’e ait subay kılıcı da 108 yıl sonra sergideydi. Nejat Çuhadaroğlu, sergiyi Çanakkale gibi kurtuluş mücadelesinin merkezlerinden birinde açmanın büyük bir onur olduğunu ifade ederken; ülke tarihinin eşsiz mirasını dünya çapında tanıtmayı amaçladıklarını, Selçuklu döneminden başlayarak Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan geniş bir döneme ait zengin bir envantere sahip olduklarını, dünya tarihine yön veren önemli savaşların dioramaları ile orijinal üniforma ve ekipmanlarla donatılmış yüzlerce manken ve canlandırma sergilediklerini de eklemiş.

28/10/2023

Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun!

Cumhuriyet, ulusumuzun binbir çeşit imkânsızlıkla vatan ve bayrak uğruna inanç içinde girdiği büyük bir varoluş mücadelesinin muazzam bir eseri, bağımsızlığımızdan vazgeçmeme kararlılığımızın benzersiz bir göstergesidir. 

Dolayısıyla, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamanın verdiği büyük gurur, aynı zamanda büyük bir sorumluluk duygusudur. Gün, Büyük Önderimiz Atatürk'ün bizlere armağan ettiği bu cennet vatana her zamankinden daha büyük bir sorumlulukla sahip çıkma, onu çok daha ileri seviyelere taşıma kararlığında olma günüdür.

27/10/2016

Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!

İlkokul yıllarımızdan beri ezberimizde olan Atamıza ait bu emir aynı zamanda askerlik tarihimizin en ünlü emri. Belki sırf bu yüzden, yepyeni bir girişime başlangıç aşamasında zihinlere nakşolduğu yerden çıkıp başarıyı teşvik edici bir komut olarak da kullanılır: ''Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!''

Emir, Atatürk tarafından Anadolu’yu işgal etmiş olan Yunanlıların 30 Ağustos 1922 tarihinde, Dumlupınar'da bozguna uğratılmasının ardından, 1 Eylül 1922'de verilmiş.

Bu emre kitaplardan heykellere, büstlere, askeri tesislere kadar pek çok yerde rastlarız. Yan görselde kullandığım ve Prof Dr Tankut Öktem tarafından yapılan Kırşehir'deki Atatürk heykeli sizi bilmem; ama benim her seferinde gözümün önüne geleni betimliyor. Atamız üniformalar içinde ve atının üzerinde. İşaret parmağıyla arkasındaki orduya emrediyor:
''Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!''

Oysa bu emir, altında ''Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal'' imzasıyla ''yazılı'' olarak verilmiş. Mustafa Kemal Paşa, emri Uşak yakınlarında, Garp Cephesi Kumandanı İsmet (İnönü), Kurmay Başkanı Asım (General Asım Gündüz) ve karargâh subaylarından Şükrü Ali Bey'le birlikte gölgesinde oturduğu (bugün koruma altında olan) bir meşe ağacının altında vermiş. Mustafa Kemal Paşa’nın Şükrü Ali Bey’e yazdırdığı ve “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” sözleri ile bitirerek imzaladığı bu tarihî emir sahra telefonlarıyla derhal birliklere iletilmiş. Yanda görülen yazılı emrin tam metnini dilerseniz nette bulup okuyabilirsiniz.

Peki,''Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!'' komutasına rağmen Türk Ordusu neden Ege'ye gitmişti? Harp akademisi mezunu araştırmacı yazar İbrahim Artuç, bunun nedenini ''Yeniden Doğuş/Türk Kurtuluş Savaşı'' adlı kitabında şöyle açıklıyor:
''Yunanlılar Akdeniz'in bu kısmına 'Ege Denizi' adını takmışlar, bölgedeki Yunan egemenliğini ve haklarını belirtmek maksadıyla ısrarla 'Ege Denizi' deyimini kullanmaya başlamışlardı. Mustafa Kemal Paşa özellikle bu adı kabul etmediğini belirtmek için 'Akdeniz' deyimini kullanmıştı.''
Sözün özü:
Bu komutadan sonra o devirde ''Akdeniz'' denen Ege’ye doğru ilerleyen ordularımız kaçmakta olan Yunan Ordusunu darmadağın etmiş ve zafer ''9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu'' ile noktalanmıştı.

Konuyla ilgili birkaç hafta önce öğrendiğim son derece hoş ve şaşırtıcı bir örnek var. Buraya eklemeden olmaz.

İlk duyduğumda inanamamıştım. Ancak Google Maps'ten bizzat aradığımda işte böyle teyit ettim.
Anıtkabir'in bulunduğu ANITTEPE...
Aslanlıyol'un tam karşısında bulunan Akdeniz Caddesi'ne bakın! Hemen paralelinde Ata Sokak...
Ve o kısma açılan diğer sokakların adları...
“Ordular”, “İlk”, “Hedef”, “İleri”...
Ortada Atamız, Akdeniz'i işaret ediyor!

Evet, Anıtkabir’in bu bölümünde bulunan cadde ve sokak adları birleştiğinde
Atamızın Büyük Taarruz’un başında verdiği o komut:
''Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!'' ortaya çıkıyor.
Ne kadar anlamlı, ne kadar etkileyici...


09/10/2015

Prof. Dr. Aziz Sancar'a Teşekkürlerimle

Son dönem neredeyse tüm yorumlarımda hissedilen umutsuzluk, karamsarlık ve enerji yoksunluğunun üzerine bir çizik atıyor, bugün burada, üzerimize çökmüş karanlık bulutları aralayan ve ortalığı bilimin aydınlığıyla ışıtan tıpkı adı gibi ''aziz'' bir güneş doğsun istiyorum. Toplum olarak, birey olarak bozulan kimyamıza da deva olsun. Baktıkça, hatırladıkça umut olsun, ışık olsun...

Aziz Hocam; ülkemiz adına ne büyük bir gurur kaynağı oldunuz bilseniz! Siz yalnızca DNA onarımı ve kanseri önleme adına yaptığınız üstün çalışmalarınız ve buluşunuzla değil, ''insanlık adına'', gönlümüzün de Nobel'ini aldınız.

Bizler, Mardin'de dünyaya gelen bir çocuğun başarı öyküsü ve bilim dünyasında zirve yapışının verdiği gururun yanı sıra altın değerindeki sözleriyle de şifa bulduk. Siz yalnızca kanser hastalarına umut olmadınız hocam. Üzerimize yapışan ve gırtlağımıza kadar dayanan o kötücül sarmalı da söküp aldınız. Siz birileri gibi ülkenize çamur atmadan da Nobel alınabileceğini kanıtladınız. Egonuzu değil, insanlığınızı, adamlığınızı konuşturdunuz. Dediniz ki:
''Ben bu ödülü memleketime ve Cumhuriyet devrinin başlattığı eğitime borçluyum. Bana bu temeli veren Türkiye’deki eğitimdi.'' Ve dediniz ki: "Mardin'den Kars'a, Edirne'ye kadar bütün çocuklarımıza bilim alanında eğitim öğretim vermemiz lazım. Özellikle kızlarımızı okutmak lazım. Kızlarımızı okutmazsak insan gücümüzün yarısını kaybetmiş oluyoruz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki kardeşlerimizden kız çocuklarını okula göndermelerini tekrar tekrar rica ediyorum.''

28/10/2014

Cumhuriyetimiz 91 Yaşında


Cumhuriyet ruhundan aldığımız büyük güçle yolumuza yılmadan ve azimle devam ediyoruz.

Miras bıraktığın bütün değerler onurumuz, gelecek nesillere aktarmak en büyük görevimizdir.
İzindeyiz! Sımsıkı sarıldığımız devrimlerinin sonsuza kadar bekçileriyiz!


Uygarlık yolundaki rehberimiz Cumhuriyetimizin 91.yıldönümünde,
bize bu cennet vatanı bahşeden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını
sevgi, saygı, şükran ve rahmetle anıyorum...



10/11/2009

Hiç Bu Kadar Çok Özlememiştik Seni!


Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devlet lideri!
Ulu önderimiz, eşsiz komutan, Cumhuriyetimiz'in kurucusu!

Seni çok özlüyor,
sonsuz bir sevgi, saygı ve şükranla anıyoruz...



15/04/2009

Sevgi Seli (Milli Ruh)



Ey aslını inkar edip özgürce yaşadığı bu güzel ülkedeki toprakların her zerresini, aldığı her nefesi ''O'' na borçlu olduğunu unutan zavallılar!

Cumhuriyet kurulduğundan beri süregelmiş varlığınızı sinsice yürütme çabalarınız had safhaya geldi, ona olan düşmanlığınız şahlandı..

Niçin hedefiniz Atatürk?

Çünkü ''O'' Demokratik ve LAİK Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu. Çünkü ''O'' din ve devlet işlerini birbirinden ayıran saygın bir lider. Çünkü ''O'' bağımsızlığımızın tek sembolü, bir ulusun yoktan var oluşunun mimarı, bütün ulusların önünde saygıyla eğilip örnek aldığı gerçek bir kahraman..



BİR ULUSU DİRİLTİP KENDİNE GETİREN VE YAŞATAN
''CAN SUYU'' NA OLAN İHTİYAÇ GİBİDİR MİLLİ RUH !

Şimdi birlik olmak zamanı..

''Milli Ruh''a en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman..

Yok olup gitmesine izin vermeyelim!

* * * * *

(İçimizde her daim var olan Atatürk sevgisinin, bu milli duyguların ve endişelerin bloglarda birleşip yansıtılması fikrinden hareketle...)

29/10/2008

Cumhuriyet ve Atamız


Mustafa Kemal Atatürk 1923’de “Cumhuriyet”i tanımlarken:
“Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet biçimi demektir. Demokrasi ilkesinin en modern, en mantıklı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir! Cumhuriyet, yüksek ahlak değerlerine ve niteliklerine dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir.Cumhuriyet yönetimi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Ulusal istenç, kararlılık ve bilincin seçkin eseri olan değerli Türkiye Cumhuriyeti, her anlamda büyük Türk ulusunun öz ve değerli malıdır. Değerli çocuklarının elinde sürekli yükselecek ve sonsuza kadar yaşayacaktır” sözleriyle; 

10.Yıl Söylevi'nde bulunan “Temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Cumhuriyet” tanımıyla; 
6 Şubat 1933 Bursa konuşmasındaki “Cumhuriyet; düşünce, bilim, teknik ve beden yönünden güçlü, yüksek karakterli koruyucular ister” ikazıyla; her türlü tehlikeye ve oyuna karşı uyanık olmamızı vurgulamaktaydı.


Cumhuriyet sonrası yapılacak olanlar için:
"Bizim, açık ve uygulamaya olanaklı gördüğümüz siyasal görüş, milli siyasettir. Milli siyaset dediğim zaman, amaçladığım anlam ve içerik şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce, kendi gücümüze dayanarak, varlığımızı korumak, ulusun ve vatanın gerçek mutluluğuna ve kalkınmasına çalışmak. Uygar dünyadan, uygarca insanlık davranışını ve karşılıklı dostluğu beklemektir,”  diyordu.

Daha sonraki yıllarda her fırsatta dile getirilen 
“Yurtta Barış, Dünyada Barış” özdeyişi bu görüşün temel noktasıydı...


Şimdi, 85 yıl sonra neredeyiz? 
Atatürk ve silâh arkadaşları tarafından kurulan “Cumhuriyet” ne durumda? 
O’nun “Uygar Dünya''dan beklediğini söylediği, “uygarca insanlık davranışı ve karşılıklı dostluk” alınabildi mi?


“Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözüne ne kadar uyabildik? 
Bizler için koyduğu ilkeleri ne kadar koruyabildik ? 
“Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce, kendi gücümüze dayanarak, varlığımızı korumak, ulusun ve vatanın gerçek mutluluğuna ve kalkınmasına çalışmak” idi ilkemiz. 
Bizler ne yaptık?
Ne diyordun Atam ? 
“Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları; yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz!” 
Ne kadar da çabuk yorulduk ? 
Kör olduk ,sağır ve dilsiz olduk üstelik...
Sen gidince her şey büyük bir hızla değişti ! 
Sen gittin hızımız kesildi.
Sen gittin adın ve Gençliğe Hitab'ın kitaplardan çıkarıldı.
Bizler sadece birbirimize düştük. 
Bağımsızlığımıza,demokrasimize kara kara gölgeler düştü ! 
İnsan Hakları'na ihlal derecesinde yasaklarla boğuşur olduk!


Ne yazık..Çok yazık :(